Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Tebligat - Nerede olduğunun araştırılmaması



Kanun:7201    Madde:21

Yargıtay  12. Hukuk Dairesi  2012/23845 sayılı içtihadı şu şekildedir : " 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin birinci fıkrasında; “Muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir” hükmü öngörülmüştür.

Burada Tüzüğün 28. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir.
Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti halinde ise Tüzüğün 28. maddesinin 2., 3., 4. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır.

Bu itibarla; Tüzüğün 28. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır.
21. maddeye göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır (HGK'nun 25.01.2006 tarih ve 2005/2-772/17 sayılı kararı).
Somut olayda borçluya örnek 7 nolu ödeme emri "Muhatabın adresinin kapalı olduğu, komşu Kenan ... nerede olduğunu bilmediği sözlü ... anlaşıldığından, tebliğ evrakı TK. 21. maddesi gereğince Cevizli mahallesi muhtarına teslim edilmiş olup, 2 nolu ... muhatabın kapısına yapıştırılmış ve en yakın komşu Kenan Ayışık'a haber verilmiştir. İmzadan imtina" şerhi ile 13.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Tebligatta, adreste bulunamayan muhatabın nerede olduğunu bilmesi muhtemel kişilerden araştırılıp, tahkikatın mazbataya yazılmadığı görülmüştür. Bir başka anlatımla; "muhatabın adreste bulunmama sebebi" açık ve tereddütsüz bir biçimde tespit edilmemiş olup, tebliğ işlemi bu hali ile 7201 Sayılı Kanun'un 21. maddesi ile Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesi hükümlerine uygun yapılmamış olmakla usulsüzdür."

Dava konusu olayımızda da davacı muhataba çıkartılan tebligatın "nerede olduğu bilinmediği" şerhi ile iade edilmiş olup bu nedenlerle şikayetçinin usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Ayrıntıların yukarıda açıklandığı üzere;
1-Şikayetçinin usulsüz tebligat itirazının KABULÜ ile ıttıla tarihinin 16.10.2015  olarak TESPİTİNE,
2-Harç peşin alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının yapmış olduğu belgelenen X TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile 
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap ve takdir edilen 300 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- İlamsız takip yapılmış olduğundan, süresinde yapılacak itiraz ile takip kendiliğinden duracağı, aksi halde kesinleşeceği, bu hususların icra müdürlüğünce takdir edileceğinden borca itiraz ve takibin durdurulması konusunda karar verilmesine yer olmadığına,

Taner Erdoğan




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim