Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol

Samimiyetin dili yoktur. O,gözlerden anlaşılır... Mustafa Kemal Atatürk
Sitenize Ekleyin

Usulsüz tebligat - Tebligat evrakının bulunamaması halinde



Kanun:7201    Madde:21

Davacı vekili gecikmiş itiraz hukuki nitelendirmesi ile itirazda bulunmuş ise de hukuki nitelendirmeler hakimliğimize ait olup "Sivas'ta bulunduğu tebligat adresinde mukim komşu ve işyerlerinde malumdur" beyanın aynı zamanda şikayet niteliğinde de olmakla yapılan inceleme de; 

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2013/29969 karar sayılı ilamı şu şekildedir : " ..Şikayetçiye gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi tebligatının kaybolması nedeniyle tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetiminin PTT Genel Müdürlüğü'nün 13.05.2011 tarihli yazısı üzerinden yapıldığı görülmektedir. Tebligat parçasının kaybolması durumunda tebligatın usulüne uygun yapıldığının ispatı tebligatı çıkaran tarafa aittir. PTT Genel Müdürlüğü yazısına göre muhatabın adreste tanınımadığı, ancak muhtarlıkta kaydı bulunduğundan evrakın mahalle muhtarlığına tebliğ edildiği görülmektedir. Bu şekliyle tebligat usulüne uygun tebliğ edilmemiş olup aksi de alacaklı tarfından ispatlanamamıştır."

Dava konusu olayımızda da tebligat parçası bulunamamıştır. PTT'nin cevabı yazısında "tevziat saatinde dışarıda bulunduğu" gerekçesiyle tebligatın yapılmış olduğu anlaşılmıştır.

Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin birinci fıkrasında; “Muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.” hükmü öngörülmüştür.
Burada Tüzüğün 28.maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hâkim tarafından denetlenebilir.
Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak; maddede sayılan kişilerden birisine, imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. 

Bu haliyle borçluya yapılan tebligat usulsüzdür. 

H Ü K Ü M :
Ayrıntıların yukarıda açıklandığı üzere;
1-Şikayetçinin usulsüz tebligat itirazının KABULÜ ile ıttıla tarihinin 05.10.2915 olarak TESPİTİNE,
2-Harç peşin alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının yapmış olduğu belgelenen X TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile 
4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap ve takdir edilen 300 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,


Taner Erdoğan




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim