Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Makaleler
0 Yorum

MİRASIN REDDİ TAZMİNAT İSTEMİNE ENGEL DEĞİLDİR





MİRASIN REDDİ TAZMİNAT İSTEMİNE ENGEL DEĞİLDİR

 

Davacının mirası reddetmiş olması maddi tazminat isteğinin kabulüne engel olmaz.
Borçlar Kanununun 45. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmüne göre, ölüm neticesi olarak diğer kimseler ölenin yardımından yoksun kaldıkları takdirde kendilerine maddi tazminat verilmesi gerekir. Ölüm neticesinde ölenin yardımını kaybedenlerin haklarını tanzim eden bu maddede de, yardımdan maksat, bir kimseye hatta kanunen mecbur olmasa bile muntazaman yardımda bulunan kimseyi anlamak gerekir. Davacının mirası reddetmiş olması maddi tazminat isteğinin kabulüne engel olmaz. Mahkemece yukarıda anılan madde hükmünden yalnız ölenin mirasçılarının faydalanabileceği esasından hareketle ve mirasın reddedilmiş bulunması nedenine dayanılarak maddi tazminata ilişkin isteğin red edilmesi kanunu aykırıdır.
4.HD.18.10.1973, E.1973/10302 K. 1973/8845

Davacıların terekesinin borca batık olması nedeni ile ölenin mirasını reddetmiş olmaları destek tazminatı istemelerine engel değildir.
Dava, ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar ölenin eşi ve çocuklarıdır. Davacıların terekesinin borca batık olması nedeni ile ölenin mirasını reddetmiş olmaları bu davanın incelenip hasıl olacak sonuç uyarınca esasına karar verilmesine engel yasal bir neden değildir. Mahkemenin buna rağmen davacıların desteklerinin mirasını reddetmiş olmalarından dolayı davayı reddetmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4.HD. 21.05.1992 E.1991/3944 K.1992/6778

Destekten yoksun kalma tazminatı niteliği itibari ile bağımsız bir hak olduğundan, mirasın reddedilmiş olması bu tazminatın talep edilmesine engel değildir.
Davacı, eşinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemiş, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiştir. Davacı veraset ilamı ibraz ederek talepte bulunmuş ise de, mirası reddettiğinin belirlenmesi üzerine, yeni veraset belgesi düzenlendiği daha sonra anlaşılmıştır. Şu durumda davacı mirası reddettiğine göre, ölen eşinden dolayı destekten yoksun kalma tazminatı istemi MK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır. O halde davacının destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebinin reddi gerekir. Bu nedenle davalıların bu yöndeki karar düzeltme istemlerinin kabulü gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi, manevi ve destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davalılar vekili, aynı zamanda tıp doktoru olan davacının, ölen eşinin desteğine ihtiyaç duymayacak ölçüde gelire sahip bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin, davanın kablüne ilişkin kararı, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş, Yerel Mahkemece “destekten yoksun kalma tazminatının bağımsız bir hak olup, doğrudan doğruya desteğini yitirenlerin kişiliğinden doğduğu, mirasçılık niteliğine bağlı bulunmadığı ve bu itibarla mirasın reddinin de destekten yoksun kalma tazminatını etkilemeyeceği” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Açıklanan maddi olgu, bozma ve direnme kararlarının kapsamları itibariyle uyuşmazlık; destekten yoksun kalma tazminatının, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olup olmadığı; dolayısıyla davacının, ölen eşinin mirasını reddetmiş olmasının, destekten yoksun kalma tazminatı verilmesine engel yasal bir neden oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin yasal düzenleme ve bu tazminatın hukuki niteliğinin üzerinde durulmasında yarar vardır.
Destekten yoksun kalma tazminatı 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45/2 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir” şeklinde hükme bağlanmıştır.

Bu maddede, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık İçinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.
Yasa metninden de anlaşıldığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş söyleyişle amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Şu hale göre; “destek” sayılabilmek için, yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterlidir. Destek kavramının dayanağı hukuksal bir ilişki değil, eylemli bir durum olduğundan, akrabalığa ve yasanın nafaka ile miras ilişkisi hakkındaki hükümlerine dayanmaz.
Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde; “Destekten Yoksun Kalma Tazminatı eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” vurgulanmıştır.
Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 1979/4-1528 E., 412 K. sayılı karannda; “BK'nın 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür” ilkesi benimsenmiştir.
O halde, destekten yoksun kalma tazminatı ölüm ile ortaya çıkmasına rağmen, miras bırakanın şahsından doğan ve mirasçılara geçen bir hak değil, doğrudan bu kimselerin kendisinden doğan bağımsız bir haktır.
Diğer bir ifadeyle, destekten yoksun kalma tazminatı niteliği itibariyle; üçüncü kişilere, desteğin gelir ve yardımından yoksun kalmaları nedeniyle tanınmış bağımsız bir hak olup, mirasçılık sıfatı ve miras hukuku ile ilgisi yoktur. Çünkü bu hak, mirasçılık sıfatından değil, eylemli olarak destek olanın ölümü nedeniyle, onun gelir ve yardımından yoksun kalma ya da farazi destek olma olgusundan kaynaklanmaktadır (YHGK 25.05.1984 gün, E: 1982/9-301, K: 1984/619).
Bu itibarla, Borçlar Kanunu'nun 45/2. maddesinde desteğin yardımından yoksun kalan “diğer kimseler” tabirinden, ölenle aralarında yakın ilişki bulunan anası, babası, eşi, çocukları, kardeşleri, nişanlısı, hatta evlilik dışı birlikte yaşadığı kimsenin anlaşılması gerektiği; miras hukuku ile ilgili olmadığı için de, mirasçı olmak veya ölen yönünden nafaka borçlusu bulunmak zorunluluğunun bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır (Turgut Uygur, Açıklamalı İçtihatlı Borçlar Kanunu, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Ankara 2003, 2. Cilt, s: 2062). Bu haliyle maddenin ikinci fıkrasında, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek kimseler yönünden herhangi bir sınırlama yapılmadığı ve müteveffanın yardımından mahrum kalma esasının kabul edildiği kuşkusuzdur.
Sonuç olarak, destekten yoksun kalma tazminatı nitelik itibariyle bağımsız bir hak olup; ölen kimse ile davacı arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmediğinden; mirasın reddedilmiş olması, destekten yoksun kalma davasının açılmasına ve incelenip hasıl olacak sonuç uyarınca esasına ilişkin karar verilmesine engel, yasal bir neden değildir.
Somut olayda; davacı İlgen, trafik kazasında ölen Hüseyin'in eşidir. Baştan beri yapılan açıklamalar ve değinilen ilkeler itibariyle, ölenin yakını olan davacının, ölen eşin mirasını reddetmiş olması, eş söyleyişle mirasçı sıfatını taşımaması destekten yoksunluk talebinde bulunmasına engel değildir.
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, mirası reddeden davacı İlgen'in destekten yoksun kalma davasının incelenip, esasına ilişkin karar verilmesi gerektiği yönündeki direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir.
Ne var ki, hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı yönünden işin esası incelenmediğinden, bu yönden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
HGK.18.04.2007, E. 2007/4-222 - K. 2007/222

Davacıların mirası reddetmiş olmaları, destekten yoksun kalma tazminatı istemelerine engel değildir.
Dava, ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar ölenin eşi ve çocuklarıdır. Davacıların terekesinin borca batık olması nedeni ile ölenin mirasını reddetmiş olmaları bu davanın incelenip hasıl olacak sonuç uyarınca esasına karar verilmesine engel yasal bir neden değildir.
Dava, ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar ölenin eşi ve çocuklarıdır. Davacıların terekesinin borca batık olması nedenyle ölenin mirasını reddetmiş olmaları bu davanın incelenip hasıl olacak sonuç uyarınca esasına karar verilmesine engel yasal bir neden değildir. Mahkemenin buna rağmen davacıların desteklerinin mirasını reddetmiş olmalarından dolayı davayı reddetmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4.HD.21.05.1992, E.1991/3944 - K.1992/6778

Davacının mirası reddetmiş olması maddi tazminat isteğinin kabulüne engel olmaz.
Borçlar Kanununun 45. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmüne göre, ölüm neticesi olarak diğer kimseler ölenin yardımından yoksun kaldıkları takdirde kendilerine maddi tazminat verilmesi gerekir. Ölüm neticesinde ölenin yardımını kaybedenlerin haklarını tanzim eden bu maddede de, yardımdan maksat, bir kimseye hatta kanunen mecbur olmasa bile muntazaman yardımda bulunan kimseyi anlamak gerekir. Davacının mirası reddetmiş olması maddi tazminat isteğinin kabulüne engel olmaz. Mahkemece yukarıda anılan madde hükmünden yalnız ölenin mirasçılarının faydalanabileceği esasından hareketle ve mirasın reddedilmiş bulunması nedenine dayanılarak maddi tazminata ilişkin isteğin red edilmesi kanunu aykırıdır.
4.HD.18.10.1973, E.1973/10302 - K.1973

Kaynak link : http://www.tazminathukuku.com/yargitay-kararlari/mirasin-reddi-tazminat-istemine-engel-degildir.htm

  
7.12.2015 12:02:15

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim