Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin



0 oy

KKTC HAKKINDA

Bir hırsızlık suçu gerçekleşiyor, sanık sarhoş olduğunu ve emareyi telefon sanıp aldığını sonra korkup attığını söylüyor, yapılan aramalarda emarenin satışına/varlığına dair bir şey bulunmuyor, sanık öğrenci durumundadır pişmandır. Şikayeti geri çekmiyolar ama cihazın parasını ödeyeceğini sanık bildiriyor. Böyle bir durumda Adalet Bakanlığını bile bulunmayan KKTC mahkemelerinden çıkacak ceza hakkında bilgisi olan var mı?



Cevaplar


Ceza İstinaf No.17/75

(Dava No.140/75; Girne)


YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.


Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Ahmet İzzet ve Şakir S. İlkay.


İstinaf eden: Mehmet Osman, Lâpta

(Sanık)

ile

Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü

a r a s ı n d a.


İstinaf eden namına: Vedat R. Derviş.

Aleyhine istinaf edilen namına: Argun Korkut.


Hırsızlık olduğunu bilerek bir malı tasarrufuna alma


İstinaf - Ceza aleyhine istinaf - İlk Mahkemede öne sürülmeyen suçun

işleniş tarzı ile bazı bilgilerin istinafta Mahkemenin huzuruna getirilmesi - Bu hususların Sanık lehine olması ve İstinaf Mahkemesinin bunları tezekkür ederek Sanığın cezasını düşürmesi.


Ceza Usulû - İddia Makamı - İddia Makamının Sanık aleyhine olduğu gibi

Sanık lehine olan tüm önemli hususları Mahkeme huzuruna getirmekle yükümlü olması.


İddia Makamının Sanığın lehine ve aleyhine tûm hususları Mshkemenin bilgisine getirme yûkümlülüğü


OLAY: Sanık K.T.F.D.'ne ait muhtelif araba parçalarını hırsızlık

olduğunu bildiği halde tasarrufuna geçirdi.

İlk Mahkeme, suçunu kabul eden Sanığa ceza keserken hırsızlık suçundan bahsederek onu 4 ay hapse mahkûm etti.

Sanık cezanın aşikâr surette fahiş olduğunu ileri sürerek hükmü istinaf etti.

İstinafın duruşmasında İddia Makamı İlk Mahkemenin önünde olmayan suçun işleniş tarzı ile bazı bilgileri Mahkemeye sundu.



SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Sanığın suçunu kabul ettiği davalarda İddia

Makamının Sanık aleyhine olduğu kadar lehine olan hususları da İlk Mahkemenin bilgisine getirmek zorunda olduğunu belirtti. Bu davada Sanığın gönüllü ifadesinde araba parçalarını kendisine tahsis edilen evde bulduğunu öne sürdüğünü, Iddia Makamının bu hususu İlk Mahkemenin bilgisine getirmemekle hata ettiğini belirten Yüksek Mahkeme Sanığa verilen 4 ay hapis cezasının fahiş olduğu kanaatine vararak bu cezayı 31 güne indirdi.


________________


H Ü K Ü M


Ülfet Emin:


İstinaf eden 14 Ekim 1974 tarihinde Girne'de Kıbrıs Türk Federe Devletine ait İthamnamede belirtilen K.L.192.450 mil kıymetinde muhtelif araba parçalarını, hırsızlık olduğunu bildiği halde tasarrufuna geçirdiğinden Girne Kaza Mahkemesi tarafından 7 Mayıs 1975 de kabahatlı bulunarak 4 ay hapse mahkûm edildi.

İstinaf eden Bidayet Mahkemesinde İthamnamedeki suçu kabul

ettı.

İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin kestiği cezanın aşikâr surette fahiş olduğunu ileri sürerek ceza aleyhine istinaf etti. Istinaf ederıin Bidayet Mahkemesinde kabul ettiği suç hırsızlık olduğunu bildiği halde tasarrufuna eşya almak suçu olmakla beraber, Bidayet Mahkemesi cezayı keserken istinaf edenin işbu eşyaları sirkat ettiğinden bahsetmiştir. Bidayet Mahkemesinin hükmüne bakıldığında daima sirkattan bahsetmiş olduğu görülür. İstinafın duruşması esnasında İddia Makamı namına bulunan Savcılık suçun işleniş tarzı ile bazı bilgileri İstinaf Mahkemesine vermiştir. Bu bilgilere göre suçun işlendiği gün 14 Ekim 1974'de sanığa dava tebliğ olundu ve sanık cevap olarak yazılı bir ifade verâi. Bu ifadede sanık eşyaları kendisine Lâptada tahsis edilen evde buldüğunu ve kendi arabalarını tamir etmek maksadı ile Lefkoşaya götürdüğünü söylemiştir. Dava konusu eşyalar istinaf edenin arabasında bulunmuştur. Yine Savcılığın İstinaf Mahkemesine verdiği bilgiye göre dava ilk önce Kolordu Askeri Mahkemesi huzuruna götürüldü. Askeri Mahkeme ise duruşmanın bir safhasında görevsizlik kararı beyan ederek dava Kaza Mahkemesine havale edildi. Bugün İstinaf Mahkemesinin bilgisine Savcılık tarafından getirilen yukarıda belirttiğimiz hususlar maalesef Bidayet Mahkemesinde İddia Makamı tarafından Bidayet Mahkemesinin bilgisine getirilmiş değildir. Bidayet Mahkemelerinde Savcılık görevi ifa eden Iddia Makamı sanık aleyhine olan tüm önemli hususları Bidayet Mahkemesinin bilgisine getirmeğe görevli olduğu gibi sanık leyhine olan önemli hususları da, bilhassa sanığın avukatsız bulunduğu hallerde, Bidayet Mahkemesinin bilgisine getirmekle görevlidir. Savcılığın bugün İstinaf Mahkemesine belırttiği hususlar Bidayet Mahkemesinin bilgisine getirilmiş olsaydı Bidayet Mahkemesi bu hususları nazarı itibara alarak kestiği cezadan âaha az keseceği kanaatındayız.


Yukarıda belirttiğimiz tüm hususları ve bilhassa suçun işleniş tarzını nazarı itibara alarak Bidayet Mahkemesinin kestiği 4 ay hapislik cezasının aşikâr surette fahiş olduğu kanaatındayız. Tüm hususları ve dava dosyasında sanık leyhinde söylenenleri de nazarı itibara alarak istinaf edenin bugün serbest bırakılmasını sağlamak amacı ile kesilen 4 ay hapislik cezası 31 güne indirilir.


Netiçe olarak istinaf kabul edilir. 4 ay hapislik cezasr 31 güne indirilir.




(Ülfet Emin) (Ahmet İzzet) (Şakir S. İlkay)

Hâkim. Hâkim. Hâkim


6 Haziran, 1975

Cevapla

 

D.5/90                                                                         Yargıtay/Ceza No: 5/90

(Ağır Ceza Dava No: 8589/89; Mağusa)

 

 

Yüksek Mahkeme Huzurunda

Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Aziz Altay, Taner Erginel.

 

İstinaf eden: Fikri Yıldırım, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.

                                    -ile-

Aleyhine istinaf edilen: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcılığı

                                                                                            A r a s ı n d a.

 

 

İstinaf eden şahsen hazır.

Aleyhine istinaf edilen namına: Aşkan İlgen.

 

 

 

 

Hırsızlık – Fasıl 154 Ceza Yasasının 291 ve 292(a) maddelerine aykırı sirkat maksadı ile ikametgaha kırıp girme.

 

Hırsızlık – Fasıl 154 Ceza Yasasının 255 ve 266(b) maddelerine aykırı sirkat suçu.

 

Ceza takdiri – Bir lokantada çalışan Sanığın kız arkadaşı ile bir gazinoya giderek eğlendikten sonra hesabı ödeyememesi – Çalıştığı lokantaya giden Sanığın arkadaşının cebindeki parayı ve lokantanın anahtarını alarak lokantanın kasasından para çalması – Sanığın lokantada çalışmaya devam etmesi – Suçunu kabul eden Sanığa Ağır Ceza Mahkemesinin en ağırı 6 ay olan hapis cezalarını birlikte çekilmek üzere vermesi – Yargıtayın çoğunluk kararında ağır ve yaygın suçlarda kamu yararının dikkate alınması gerektiği görüşü ve istinafın reddedilmesi – Azınlık kararının Sanığın aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiğinin ve işverenin suçu ciddiye almadığını dikkate alması – Azınlık kararının cezanın indirilmesi gerektiği görüşünü benimsemesi.

 

 

 

H Ü K Ü M

 

N. Ergin Salâhi: Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanan sanık, Fasıl 154 Ceza Yasasının 291 ve 292(a) maddelerine aykırı 15.4.1989 tarihinde Gazi Mağusa’da “Gaziantep Kebap Salonu” diye bilinen ve Yaşar Akkent’e ait işyerinin arkasında bulunan müşteki Veysel Güneş’in ikametgâh olarak kullandığı bir odayı sirkat maksadı ile kırıp girme ve yine Fasıl 154 Ceza Yasasının 255. ve 266(b) maddelerine aykırı bu yerden 305.000.-TL para sirkat etme suçları ile itham edilmiştir. Keza sanık Fasıl 154 Ceza Yasasının 291 ve 294(a) maddelerine aykırı 1. davada belirtilen tarih ve yerde müşteki Yaşar Akkent’e ait “Gaziantep Kebap Salonu” diye bilinen işyerini bir cürüm işlemek maksadı ile kırıp girme ve ayni yerden Ceza Yasasının 255 ve 268. maddelerine aykırı 150.000.-TL para sirkat etme suçları ile itham edilmiştir.

 

            Sanık itham edildiği suçları kabul etmiş ve neticede olguları ve sanık lehine alınabilecek hafifletici sebepleri dikkate alan Ağır Ceza Mahkemesi sanığı, birlikte çekilmek üzere, 1. davadan 6 ay, 2. davadan 4 ay, 3. davadan  6 ay ve 4. davadan da 6 ay hapse mahkûm etmiştir.

 

            İstinaf ceza aleyhine yapılmıştır. İstinafta avukatsız olarak bulunan sanık, bu suçu ne sebeple ve nasıl işlediğine değinmiştir. Sanık aslen Türkiyeli olup, çalışmak maksadı ile Kıbrıs’a gelmiş ve olay tarihinde sirkata konu yerde çalışmakta idi. Sirkattan sonra ise işverenin hoşgörüsü ile bir süre daha burada çalışmağa devam etmiştir. Sanık evli olmadığını, ancak Türkiye’de bakmakla mükellef olduğu yaşlı baba ve annesi ile 8 kardeşinin bulunduğunu, işlemiş olduğu suçlardan pişmanlık duyduğunu belirterek Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kendisine takdir edilen cezaların aşikâr surette fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

 

            İddia makamı tarafından bulunan savcı ise sanığın işlemiş olduğu suçların son derece vahim ve yaygın suçlar olduğunu, Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinin sanığın lehine olabilecek tüm hafifletici sebepleri dikkate aldığını ve bu nedenle sanığa oldukça hafif sayılabilecek cezalar verdiğini bu olgular ışığında sanığa verilen hapis cezalarının aşikâr surette az olmadığını ileri sürmüştür.

 

            Olgulara göz attığımızda sanık çalışmakta olduğu restorant kapandıktan sonra 14.4.1989 tarihinde beraber kalmakta olduğu Veysel Güneş’i, ondan para borçlanmak için aramış ancak onu bulamamış, daha sonra giyinerek Mağusa’da Çakıl Gazinosu diye bilinen Gazinoya eğlenmek maksadı ile gitmiştir. Öyle anlaşılıyor ki bütçesinin çok üstünde para harcamış ve 235,000.-TL bir masrafla karşılaşmıştır. Cebindeki para ise 100,000.-TL idi. Kendisine sunulan hesabın 135.000T.L.’ni ödeyememiş ve borçlu kalmıştır. Bunun üzerine sanık Veysel Güneş’in odasına giderek onun uyuduğu bir esnada pantolonunun cebini karıştırarak 305,000.-TL sirkat etmiştir. Bu arada Veysel’in cebinde restorantın kasasına ait anahtarı görerek almış ve oradan ayrılarak elindeki anahtarla restorant içerisindeki kasayı açmış ve kasada bulunan 150,000.-TL’yi de bu şekilde sirkat ettikten sonra anahtarı tekrar Veysel’in cebine koyarak olay yerinden ayrılıp tekrar gazinoya giderek borcunu ödemiştir. Bu arada uykudan uyanan Veysel cebindeki paranın eksildiğini fark ederek sirkat edildiğinden şüphelenmiş ve durumu işvereni Yaşar Akkent’e bildirmiştir. Beraberce yapılan araştırmada kasadan paranın çalındığının da öğrenilmesi üzerine konu polise intikal ettirilmiş, yapılan aramada sanık Sakarya Bölgesinde bir otelde bir pavyon kızı ile birlikte bulunmuştur. Polis karakoluna celbedilen sanık suçunu itiraf ederek gönüllü bir ifade vermiş ve olayı ayrıntıları ile anlatarak bu suçu içki tesiri altında olduğu bir sırada işlediğini iddia etmiştir.

 

            Görülebileceği gibi sanık Çakıl Gazinosunda eğlendikten ve kabarık bir fatura ile karşılaştıktan sonra bu masrafın altından kalkamamış ve cebindeki para yetmeyince izah edildiği şekilde arkadaşının cebinden 305.000.-TL para sirkat etmiştir. Arkadaşının cebinden sirkat ettiği para meblağı eksilmiş olduğu 135.000.-TL’yi fazlası ile karşılamakta idi. Sanık bununla da yetinmemiş, gözüne çarpan kasa anahtarını alarak çalışmakta olduğu işyerinin kasasını da soymaya kalkmıştır ve neticede bu kasayı izah edildiği şekilde açarak içinde bulunan tüm parayı sirkat etme yönüne gitmiştir.

 

            Sanığın içkili olduğu ve işlemiş olduğu suçların vehametini suçu işlediği anda lâyıkı ile idrak edemediği bir dereceye kadar lehine hafifletici sebep olarak alınabilir. Keza polis tarafından ilk bulunduğu andan itibaren suçunu kabul edip polise yardımcı olduğu da lehine alınabilecek hususlardır. Ailevi durumu ile çarptırıldığı cezayı vatanından uzakta Kıbrıs’ta çekeceği hususu da yine lehine alınabilir. İlk Mahkeme kararını tetkik ettiğimizde sanığın lehine alınabilecek hususları dikkate aldığı gibi suçun vehameti ile bu tip suçların yaygın ve vahim suçlar olup 10 ve 7 sene gibi uzun hapis cezalarını müstelzim olduğu, leyhte ve aleyhte alınması gereken bütün hususların dikkate alındığı görülmektedir. İlk Mahkeme sanığa istinaf konusu cezaları takdir ederken aşağıdaki görüşe yer vermiştir:

 

            “Sanık kendi ikrarı ile, mahkemeye sunulan olgular ve ibraz edilen emareler ışığında suçlu bulunup mahkûm edilir.

 

            Sanığın işlemiş olduğu suçlar ciddi suçlardır. Ceza takdir ederken Yüksek Mahkemenin bir çok içtihat kararlarını etraflıca tezekkür ettik. Ev ve dükkân açma suçları maalesef hayli yaygın olduğu mahkeme huzuruna getirilen dava sayılarından da gözlemlenmektedir. Bu tür suçlar toplumu tedirgin ve huzursuz etmektedir. Bu nedenle sanığa verilecek cezanın sanığı caydırıcı ve başkalarına ibret verici olması gerekir.

 

            Sanığa ceza takdir ederken suçun vehameti ile orantılı olması prensibini de göz önünde bulundurduk. Sanığın mahkûm olduğu ev açma suçu 10 sene, dükkân açma 7 sene ve müstahdem tarafından sirkat suçu ise 7 sene hapislik cezası taşımaktadır. Sanık, birkaç saatlik zevk ve eğlencesi için çalıştığı işyerine giderek işverenin kasasından bir günlük hasılatını çalmağa  tevessül etmesi affedilemeyecek bir suçtur. Yukarıda söylenenleri, yaşını, sabıkasız birisi olduğunu, avukatı tarafından leyhine söylenenleri ve tüm ahval ve şeraiti göz önünde bulundurduktan sonra sanığa verilecek en uygun cezanın hapislik cezası olması gerekir.”

 

            Görülebileceği gibi sanığın leyhine alınabilecek tüm hafifletici sebepler dikkate alınmıştır. Ancak sanığın işlemiş olduğu suçlar son derece vahim ve yaygın suçlardır. Keza sanık arkadaşının cebinden çaldığı gazino masraflarını ödemeye yeterli para ile yetinmeyerek, ikinci kez suç işlemeğe yönelmiş ve eline geçen anahtarlarla çalıştığı işyerinin kasasını da soymuştur. Bu husus kanaatımca durumu daha da ağırlaştırmaktadır. Tüm bu hususları göz önünde bulundurdu-ğumda sanığa verilen hapislik cezalarının oldukça dengeli ve hatta bu ortamda az bile sayılabilecek düzeyde olup kesinlikle müdahalemizi gerektirecek şekilde fahiş olmadığı görüşündeyim. Bu karara varırken bu denli ağır ve yaygın suçlarda kamu menfaatının ağır basması gerektiğini de be tekrar vurgulamak isterim.

 

            Bu nedenlerle istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.

 

 

Aziz Altay: Daha önce okuma fırsatını bulduğum Sayın N. Ergin Salâhi’nin hükmünde belirttiği görüşlere ve vardığı sonuca katılırım.

 

Taner Erginel: Sanık, ceza yasamızda en ciddi suçlar arasında yer alan dört suçu işlemekle itham edildi. Bunlar sırasıyla geceleyin ikâmetgâh açma, ikâmetgâhtan sirkat, dükkân açma ve müstahdem tarafından sirkat suçlarıdır.

 

            Sanığın Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhine getirilen davaları kabul etmesinden sonra Ağır Ceza Mahkemesi Sanığı birlikte çekilmek üzere en ağırı 6 ay olan hapis cezalarına mahkûm etti. Suçların nasıl işlendiği Sayın N. Ergin Salâhi’nin kararında özetlendiği için burada tekrarlamayı gereksiz buluyorum.

 

            Sanık verilen 6 ay hapis cezasına karşı önümüzdeki istinafı dosyalamış bulunmaktadır ve verilen cezanın fazla ağır olduğunu idddia etmektedir. İstinafın duruşmasında savunmasını şahsen yapan Sanık, suçları içki etkisi altında işlediğini, kötü niyeti olmadığını, sabıkası olmadığını ve Kıbrıs’ta kimsesi bulun- madığını söyleyerek cezasının indirilmesini talep etmiştir.

 

            Sanığın itham olunduğu suçlar o denli ağırdır ki ilk bakışta 6 ay hapis cezasının yeterli olmadığı akla gelmektedir. Bu suçların azami cezası 10 veya 7 yıl hapsi bulmaktadır. Ne var ki suçlara verilecek cezaların en ağır sınırını tesbit eden Ceza Yasamız en hafif sınırı tespit etmemiştir. Yani bu suçlara para cezası veya ihtar cezası vermek ve dolayısıyle sanığı hiç cezalandırmamak dahi mümkündür. Diğer bir deyişle Ceza yasamız Mahkemelerimize ceza takdirinde çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Ceza Yasamız bu hakkı her suçun kendine özgü koşulları Mahkemelerimiz tarafından daha kolay değerlendirilebilsin ve her sanığa verilecek en doğru ceza daha isabetli bir şekilde tesbit edilebilsin diye tanımıştır. Ceza tespitinde geniş takdir hakkı olan Mahkemeler her suça o suçun ağırlığı ile orantılı bir ceza tespit etmek zorundadır. Suçun ağırlığı ise suçun işleniş şekli ile suça etki eden tüm faktörlerin dikkate alınması ile belirlenebilir. Suçun işleniş şeklini incelerken veya suça etki eden faktörleri araştırırken kast (mens rea) unsurunun önemini gözden uzak tutmamak gerekir. Bazan yüzeysel olarak hafif görünen bir suçun kast unsuru incelendiği zaman hiç de hafif bir suç olmadığı anlaşılır. Bazan ise bunun tüm tersi olur. Yani yüzeysel olarak çok ciddi görünen bir suçun kast unsuru göz önünde bulundurulduğu zaman ciddi bir suç olmadığı  anlaşılır. Suç işleme  kastı diğer bir ifadeyle Sanığın suç işlerken kafasından geçen düşünceler Sanığın suçu işlemeden önce yaptığı hazırlıktan anlaşılabileceği gibi suçu işledikten sonra yaptığı hareketlerden veya diğer olaylardan anlaşılabilir. Bu davada kast unsurunun hafif olduğunu ve suçun ilk bakışta göründüğü kadar ağır bir suç olmadığını gösteren belirtiler bulunduğu görüşündeyim.

 

a) Davada dikkati çeken en önemli özellik Sanığın hırsızlık yaptığı ve kasasını soyduğu işverenin yanında çalışmaya devam etmesidir. Gerçi Sanığın suçu işledikten sonra borcunu ödemek için aynı işyerinde çalıştırıldığı şeklinde bir açıklama vardır. Ancak Sanığın işvereninden ve iş arkadaşından çaldığı para toplam olarak 455.000.-TL idi. Sanığın üzerinde bulunup iade edilen miktar ise 287.000.-TL idi. Dolayısıyle Sanığın şikâyetçilere ödemesi gereken 168.000.-TL’yi geçmiyordu. Sanığın bu borcu bir iki ay içerisinde ödeyebilmesi gerekirken Sanık suçun işlenmesinden 10 ay sonra yani Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp hapse gönderildiği zamana kadar aynı işyerinde çalışmaya devam etmiştir. Muhtemelen hapisten çıktıktan sonra aynı işyerinde çalışacaktır. Bir işyerinin geceleyin kasasını soyan kişiyi kolay kolay aynı işyerinde çalıştırmaması gerekir. Eğer çalıştırıyorsa bu durum Sanıktaki suç işleme kastının hafif olduğunu ve işverenin de suçu ciddiye almadığını gösterir.

 

            b) Suçun işleniş şeklinde dikkati çeken diğer olay Sanığın çaldığı parayı önce şikâyetçilerden biri olan iş arkadaşından borç olarak istemesi ve kendisine borç olarak vermeyince çalma yönüne gitmesidir. Hırsızlık suçu kötü niyetle işlenen bir suçtur ve bu suçu işleyen kişi genellikle kendisini gizlemeye çalışır. Halbuki burada Sanık, parayı çalmadan önce şikâyetçilerden birinden borç olarak istemiş yani kendisini ortaya koymuştur. Bu durum da tipik bir hırsızlık suçu ile karşı karşıya olmadığımızı göstermektedir.

 

            c) Suç içki etkisi altında işlenmiştir. Sanık kız arkadaşı ile bir gazinoya gitti ve sarhoş oldu. Kendisine getirilen hesabı ödeyemeyince ve gazino sahibi paranın derhal ödenmesinde ısrar edince içkili bir kafa içinde sorununa çözüm bulmaya çalıştı. Önce borç para bulmaya  teşebbüs etti. İş arkadaşının kendisine borç vermeyi reddetmesi üzerine çalma yönüne gitti. Bu davada çaresizlik içinde olan Sanığın içki etkisiyle doğru düşünemediği için suç işlediği görünümü bulunmaktadır.

 

            d) Sanığın suçun işlenmesinden sonraki davranışları Sanığın niyetini ortaya çıkarma açısından önem arzedebilirdi. Bu suçtaki olaylar Sanığın ertesi gün ayılınca durumu gizlemiyeceği ve çaldığı parayı iade etme yönüne gideceği izlenimini vermektedir. Ne var ki Sanık ertesi gün daha yataktan kalkıp kendisine gelmeden tutuklanmış ve böylece suç sonrası davranışları aydınlığa kavuşamamıştır.

 

            Kanımca bu dava derinliğine incelendiği ve kast unsuruna gereken önem verildiği zaman ilk bakışta sanıldığı kadar ağır bir suçla karşı karşıya bulunmadığımız anlaşılır. Sanığın suç işleme kastı hem çok hafiftir hem de hırsızlık suçlarında görülen tipik suç işleme kastına benzememektedir. Bu nedenle sabıkası bulunmayan Sanığa kısa süreli bir hapislik cezası vermenin daha uygun olacağı görüşündeyim. Yukarıdaki nedenlerle Sanığa verilmiş 6 ay hapis cezasının değiştirilmesine ve Sanığa 3 ay hapis cezası verilmesine taraftarım.

 

N. Ergin Salâhi: Sonuç olarak, istinaf oy çokluğu ile reddolunur.

 

 

(N. Ergin Salâhi)                      (Aziz Altay)                         (Taner Erginel)

        Yargıç                                   Yargıç                                   Yargıç

 

15 Mayıs 1990

 



↓ Download

Cevapla

Yalnız sanık emarenin hırsızlık icin oldugunu bilmiyor, post cihazını telefonu sanıp cebine koyuyor, ceza da bir değişme olur mu? Hapis cezası kesin mi?

Cevapla

Avukatı hapis cezası cıkmaz diyor bilgisi olan var mı?

Cevapla

Adı Soyadı

Beni gizle




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim