Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin



0 oy

Tapusuz, sözleşmeli dairelerin alım satımı nasıl olour?

Tapusuz ev alımında sözleşmelerin şartları nelerdir? Sözleşmenin süresi dolmadan zarara uğranırsa neler yapılabilir? Tapusuz ev alım satımında sözleşme aüresi ayarlanabilir mi? Yoksa süresi 100 yıl olarak netleştirilmiş midir? İyi kötü yanları nelerdir? Sözleşmeyi yapan sözleşmeyle satım işlemi yapabilir mi?



Cevaplar


20. Hukuk Dairesi         2016/837 E.  ,  2016/1913 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, ... köyü, ... ... mevkiinde sınırlarını dava dilekçesinde belirttiği yaklaşık 50 dekarlık tapusuz taşınmazı davacının babası ... ... 1977 yılında, o zamanki malik ve zilyedi ... ... köy senedi ile satın alarak 21 yıl nizasız fasılasız malik sıfatıyla kısmen tarla kısmen de meyve bahçesi olarak kullandığını, 12 yıl kadar öncetaşınmazı davacının da içinde olduğu evlatları arasında paylaştırdığını ve evlatlarının da aynı şekilde taşınmazı malik sıfatıyla nizasız fasılasız kullandıklarını, 5 yıl kadar öncesinde ise davacının dava konusu taşınmazdaki diğer kardeşlerinin hak ve hisselerini devir ve temlik alarak o zamandan beri taşınmazın tamamını nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullandığını, ancak yörede birkaç yıl önce yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın orman niteliği ile tesbiti yapılan 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içine alındığını ileri sürerek, yapılan tesbitin iptali ile taşınmazın davacı adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın ... Genel Müdürlüğü yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, ... ... yönünden kabulü ile 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 12.9.2013 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 21575,91 m2 ve (B) harfi ile gösterilen 7469,90 m2 yüzölçümündeki dava konusu taşınmazların ... köyü, ... mevkii 28535519.68 m2 yüzölçümündeki davalı ... adına kayıtlı 101 ada 1 parsel sayılı orman parseli yüzölçümünden düşülerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle cevizlik ve meyve bahçesi vasfıyla davacı adına, kalan kısmın orman vasfıyla davalı ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 2007 yılında 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanuna göre yapılan orman ve arazi kadastrosu bulunmaktadır.
Dairemiz arşivinde yapılan taramada, dava konusu taşınmaza ilişkin ... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin ... sayılı dosyasının temyiz incelemesinin Dairemizin .../... sayılı dosyasında yapıldığı, taşınmazın ... Kadastro Mahkemesinin ..,...ve ... sayılı dosyalarında da davalı olduğu anlaşıldığından, davaların HUMK'nın 45. maddesi uyarınca birleştirilerek görülmesi gerektiğine değinilerek 11.02.2014 günlü karar ile bozulduğu tespit edilmiştir.
Kadastro Mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için sözkonusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, Kadastro Mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Tutanak kesinleştikten sonra Kadastro Mahkemesinin görevi sona erer. Ancak, davanın varlığı tutanağın kesinleşmesini önleyecektir. 
Taşınmazın kadastro tutanağı, dava tarihinde kesinleşmemiş olduğuna göre, görevli mahkeme, genel mahkeme olmayıp Kadastro Mahkemesidir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Belirlenen bu duruma göre mahkemece görevsizlik kararı verilip, dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ... 17/02/2016 günü oy birliği ile karar verildi.

Cevapla

20. Hukuk Dairesi         2015/9726 E.  ,  2016/181 K.
"İçtihat Metni"


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/01/2014
NUMARASI : 2009/28 - 2014/26
DAVACI : İ.. D..
DAVALILAR : Hazine - Yazırlı K.TK
DAHİLİ DAVALI : Orman Yönetimi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 21/01/2014 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili Av. A.. Ü.. tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.06.2014 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden İ.. D.. vekili Av. A.. Ü.. ile diğer taraftan Hazine vekili Av. F.. T.. ve Orman Yönetimi vekili Av. Ö.. S.. B.. geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Yazırlı köyü, Aktaş Mezarlığı mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 1983 yılında A.. C..'dan satın alındığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının vekil edeni yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre vekil edeni adına tescilini istemiştir. 
Mahkemece, 20 yıla uzanan zilyetliğin ispatlanmadığı ve taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde bulunduğundan zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 6831 sayılı Kanuna göre 1968 yılında Yellice-Karap seri Devlet Ormanlarına ilişkin olarak seri usûlde orman kadastrosu yapılmış, Orman Yönetiminin itirazı üzerine Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 22.11.1972 gün 1969/369 - 778 sayılı kararı ile 29.01.1974 tarihinde kesinleşmiş seri usûl orman kadastrosu bulunmaktadır. 
Taşınmazın bulunduğu yerde bu güne kadar genel arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.11.1972 gün ve 1969/369 - 778 sayılı kararının davacı Orman Yönetimi ile davalı Yazırlı Köyü Tüzel kişiliği arasında görülen dava sonucu verilmiş olması nedeniyle eldeki dosyanın tarafları arasında kesin hüküm niteliğinin bulunmadığı ve çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklığı niteliğinde olduğu, 15.07.2007 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu bulunduğu, HGK'nın 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034, 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039, 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-581 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceğine göre, (HGK 30.02.2001 gün 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 03.12.2008 gün 2008/7-717-722 S.K.) davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması nedeniyle 1.100,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazine ve Orman Yönetimine verilmesine, taraflarca 6100 sayılı HMK'nın 297/1-ç ve aynı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilâmının tebliğinden itibaren ilâma karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 12/01/2016 günü oy birliği ile karar verildi.

Cevapla

20. Hukuk Dairesi         2015/8358 E.  ,  2016/183 K.
"İçtihat Metni"


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bozyazı (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/03/2012
NUMARASI : 2011/49-2012/94
DAVACI : H.. T..
DAVALILAR : Hazine - Orman Yönetimi - T.. B..

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı H.. T.. ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı H.. T.., dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği; Tekmen beldesi, Doğancılar mahallesinde bulunan yaklaşık 18 dönüm yüzölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.
Davalı Orman Yönetimi ve Hazine davanın reddine istemiş, Hazine ayrıca Medenî Kanunun 713/6. maddesi uyarınca adına tescilini talep etmiştir. 
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüne, 20/02/2012 tarihli fen bilirkişi ek rapor ve krokisinde (B) harfiyle işaretli 8500 m²'lik bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı raporda (A) harfiyle işaretli 6260 m²'lik bölümün orman niteliğiyle, (C) harfiyle işaretli 1075 m²'lik bölümün taşlık ve çalılık niteliğiyle, (D) harfiyle işaretli 4800 m²'lik bölümün bahçe niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafında (A, C ve D) harfleriyle işaretli bölümlere, davalı Hazine tarafından (B) harfiyle işaretli bölüme ve davalı Orman Yönetimince ise tüm taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz edilmiştir. 
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1953 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle işaretli bölümünün orman tahdidi içinde orman sayılan yerlerden olduğu; (B, C ve D) harfleriyle işaretli bölümlerin ise orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına; ziraat bilirkişi tarafından (C) harfiyle işaretli bölümün taşlık ve çalılık olduğu içinde toprağa gömülü vaziyette kayalıkların bulunduğu, imar ve ihyasının tamamlanmadığının bildirilmiş olmasına ve (B) harfiyle işaretli bölümün davacı tarafından 1999 yılında 8500 m² yüzölçümüyle satın alındığı, yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının eklemeli olarak oluştuğu, (D) harfiyle işaretli bölüm üzerinde ise zilyetliğinin 1999 yılında başladığı dava tarihine kadar Kanunda öngörülen 20 yıllık sürenin dolmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 
aşağıda yazılı onama harcının davacı gerçek kişiye ve davalı Orman Yönetimine ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 12/01/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.

Cevapla

20. Hukuk Dairesi         2014/6288 E.  ,  2014/10566 K.


    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 05/12/2013
    NUMARASI : 2006/272-2013/688

    Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi ile müdahil G.. Ö.. vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, müdahil G.. Ö..'ün duruşma isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı vekili, 20/07/2006 tarihli dilekçesinde özetle, sınırlarını bildirdiği ... Köyü'nde bulunan iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre davacı adına tescili istemiyle dava açmış, G.. Ö.. ve O.. T.. ise, taşınmazın kendilerine ait olduğu iddiasıyla davaya katılmışlardır. 
    Mahkemece, müdahillerin davasının ispatlanamadığından reddine, davacının davasının kabulü ile 26/11/2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (A1 ve A2) ile işaretli toplam 2973 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi ve müdahil G.. Ö.. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ile 1987 yılında kesinleşen sınırlama dışı kalmış ormanların kadastrosu ve 2896 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
    1) Müdahil G.. Ö.. vekilinin temyiz itirazları bakımından; satın almaya dayalı bir kullanım ispatlanamadığından temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 
    2) Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazları bakımından; uzman bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı, 1972 tarihli memleket haritası ve 1960 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olmadığı, (A1) ve (A2) ile işaretli bölümlerde davacı yararına kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. 
     Şöyle ki; davacının kullanımında olan (A1), (A2), (A3) ve (A4) ile işaretli toplam 3229,23 m2 taşınmazdan 17.03.1998, 22.06.2001 tarihli zilyedlik devir senedi kapsamında olan (A1) ve (A2) bölümü hakkında davacı adına tescil hükmü kurulmuş, diğer bölümlerin senet kapsamı dışında olduğu kabul edilmiştir. Ancak;taşınmazların genel arazi kadastrosu sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı araştırılmamış, komşu 106-108 parsellere ve kuzeydeki 2/B alanında kullanım kadastrosu yolu ile oluşan komşu parsellere ait ilk kadastro tespit tutanakları, kullanım kadastrosu sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmemiş, ziraat uzmanı bilirkişi ve yerel bilirkişiler, taşınmazların geçmişte bahçe olarak kullanılırken son yıllarda kullanılmadığını açıkladıkları halde, dava tarihinden 20 yıl önceki tarihlerdeki kullanım durumunu ve tasarruf sınırlarını göstermek üzere 1980' li yıllara ait memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinden araştırma yapılmamış, buna göre zilyedlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmamış, (A3) ve (A4) bölümü ile (A1) ve (A2) bölümlerinin güneyinde sarı renkle gösterilen, ancak, numara verilmeksizin 978,38 m2 olarak ölçülen yerlerle ilgili olarak, Hazinenin 15.01.2010 tarihli dilekçe ile tescil talebi bulunduğu halde olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. 
    3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek, hayvan otlatmak, ağaç kesmek imar - ihya olarak kabul edilemez) ve imar - ihyanın tamamlandığı tarihten, davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritalarının incelenip taşınmazların niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun kesin olarak belirlenmesi zorunludur.
    O halde; mahkemece bir fen elemanı, bir ziraat uzmanı, bir orman bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, tüm komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları, sonradan kullanım kadastrosu yolu ile oluşanların güncel tapu kayıtları, davalı olanların dava dosyaları getirtilmeli ve çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri; arazi kadastrosunda tespit harici bırakılma sebebi araştırılmalı, en eski memleket haritaları ve hava fotoğrafları ile 1980'li yıllara ait memleket haritası ve hava fotoğrafları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp, taşınmazın komşu çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettiriliptaşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, zilyedliğe konu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı, 1987 yılına ait orman kadastro tutanaklarında ne şekilde gösterildiği belirlenmeli, ziraat uzmanından zilyedlikle kazanılacak yer olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınmalı, davacı adına tescile konu olamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler bakamından Hazinenin tescil talebi değerlendirilerek hali hazır niteliğiyle Hazine adına tescile karar verilmelidir. 
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; müdahil G.. Ö.. vekilinin temyiz itirazlarının reddine; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 16.12.2014 günü oy birliğiyle karar verildi.


    Cevapla

    Adı Soyadı

    Beni gizle




    Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim