Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin



0 oy

Senet geçersiz iade etmiyor nasıl bir dava olmalı

Merhaba 

Öncelikle ilginiz ve değerli cevaplarınız için şimdiden çok teşekkür ederim. 

Bir kira sözleşmesi yazılı yapılıyor ve kiraya veren ayrıca bir yıllık kira bedeli kadar senet aliyor. 

Daha sonra ödenen kira için bir senet alınmıyor ve ödemedesorun çıkıp kalan ay kiralari ödenmiyor .mal sahibi de senetleri kullanmayip yazılı olan kira sözleşmesi ile icra dairesinde alacak ve tahliye davası acıyor. 

Mal sahibi yazılı kira sözleşmesi  ile alacakdavası  açtığına göre senetler hükümsüz kalıyor çünkü kira bedeli için bu senetlerin verildiği sözleşmeye yazıldı. 

Bu durumda mal sahibi senetleri iade etmemiş art niyetle kullanacak ciro edecektir. 

Nasıl bir dilekçe nasıl bir dava açılmalı?

Yardımcı olursanız sevinirim. 

Saygılarımla 



Cevaplar


MENFİ TESBİT VE İSTİRDAT DAVALARI:

(Değişik madde: 18/02/1965 - 538/43 md.)


Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.


İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.


İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.


(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmiden" aşağı tayin edilemez.


(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmisinden" aşağı olamaz.


Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.


Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.


Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.

Cevapla

T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu


Esas No:2005/-469
Karar No:2005/567
K. Tarihi: 


Mahkemesi



:



İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesi



Günü



:



24.2.2004



Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 03.04.2002 gün ve 2001/1733-2002/457 sayılı kararın incelenmesi Davacı/borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 21.10.2003 gün ve 2002/6348-2003/10269 sayılı ilamı ile ;


(...Uyuşmazlık konusu bonoların keşidecisi davacı R. L.., lehdarı A.U.., ilk ciranta E. G.. ikinci ciranta ve hamil ise davalı İ. Ç..tir. Hamil İ. Ç..’in bononun lehdarı A. U..’ın sahibi olduğu ....Madeni Eşya San. Şti.nin elemanı olduğu dosya içerisinde mevcut Cumhuriyet Savcılığının hazırlık evrakından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davalı hamilin dava konusu bonoların bedelsiz kaldığını bile bile davacının zararına kötüniyetli olarak iktisap edip etmediği yönünden bir araştırma yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değildir...)


Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


 TEMYİZ EDEN: Davacı/borçlu vekili 


HUKUK GENEL KURULU KARARI


Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


1-Hukuk Genel Kurulunun “direnme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına” ilişkin kararına karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemi:


Öncelikle; Hukuk Genel Kurulunun “direnme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına” ilişkin kararına karşı davacı vekilinin karar düzeltme istemi incelenmiştir.


Bu cümleden olarak;


Direnme kararı 28.09.2004 tarihinde davacı vekilince temyiz edilmiş; ancak, posta ve tebligat giderleri yetersiz olduğundan mahkemece gönderilen ve davacı vekiline usulünce 25.10.2004 tarihinde tebliğ edilen muhtıra ile 22.000.000 TL posta pulunun ikmali istenmiş; dosyadaki belgelerin HGK.nun karar tarihindeki durumuna göre bu giderlerin muhtırada öngörülen 7 günlük süreden sonra 12.11.2004 tarihinde ikmal edildiğinin anlaşılması üzerine,Hukuk Genel Kurulu’nun 16.02.2005 gün ve 2005/19-8 Esas 2005/53 sayılı kararıyla;


(“ Bilindiği üzere, HUMK. nun 434/3. fıkrasında, “temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunlar eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa; kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir”hükmü yer almıştır.


Somut olayda, davacı taraf, her ne kadar direnme kararını, tebliğini takiben yasal sürede harç ve masrafını vererek temyiz etmiş ise de, giderler eksik yatırılmış ve eksik kalan kısım için usulüne uygun biçimde, tebliğden itibaren 7 gün içinde giderlerin tamamlanması, aksi halde kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceği, meşruhatını içeren muhtıra tebliğ edilmiştir.


Bu husus, bir yerde uyulması zorunlu usul kuralının gereği olup, davaların sürüncemede kalmadan bir disiplin altında sonuca ulaşmasını sağlama amacına yöneliktir.


Direnme kararı, temyiz eden davacıya 25.10.2004 tarihinde tebliğ edilmiş; ancak eksik posta giderlerinin tamamlanması için gönderilen ve yine 25.10.2004 tarihinde tebliğ edilen muhtırada öngörülen 7 günlük süre geçirildikten sonra 12.11.2004 tarihinde giderler tamamlanmak suretiyle temyiz yoluna başvurulmuştur.


Bu durumda mahkemece usulün 434/son fıkrası uyarınca kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekir.”


gerekçesiyle, “yerel mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına” karar verilmiştir.


Bu kararın 29.04.2005 tarihinde tebliği üzerine; davacı vekili, Uşak Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.05.2005 tarihli havalesiyle gönderdiği İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.05.2005 havale tarihli karar düzeltme istemli dilekçesiyle ;


“Dosyanın temyizi için ilgili yerel mahkeme yazı işleri müdürlüğü ile görüşülerek ne kadar masraf yatırmamız gerektiği sorulmuş,karar tarafımıza tebliğ edilmeden önce 28.09.2004 tarihinde temyiz harcı yatırılarak karar temyiz edilmiş ve dilekçemiz ekinde 10.500.000 TL’lik posta pulu gönderilmiştir.Daha sonra 25.10.2004 tarihinde yerel mahkemenin kararı tarafımıza tebliğ edilmiş,yine aynı tarihte 22.000.000 TL’lik temyiz posta pulunu 7 gün içersinde mahkemeye göndermemize dair muhtıra tebliğ olunmuş, muhtıranın tarafımıza tebliğ olduğu 25.10.2904 tarihinde 22.000.000 TL posta pulu Uşak Sulh Hukuk Mahkemesi’ne verilen dilekçe ekinde ilgili İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Yasal süre içersinde gerekli temyiz masrafı yatırılmıştır. Dilekçemizin 25.10.2004 tarihinde verildiği hakim havalesi ile sabit olup,iş bu dilekçemiz ekinde de fotokopisi gönderilmiştir.Tahminen Yargıtay H.G.K. bizim dilekçeyi ve dolayısıyla temyiz masrafını verdiğimiz Uşak Sulh Hukuk Mahkemesinin havale tarihini dikkate almayıp,yerel İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesine ulaştığı,dolayısıyla bu mahkeme hakiminin havale tarihini esas alarak eksik inceleme ile yanlış karar vermiştir.” İfadelerine yer vererek sonuçta ;”İzah olunduğu üzere,eksik inceleme ile verilen Yargıtay H.G.K.’nun 16.02.2005 tarih ve 2005/19-8 E. 2005/53 K. s. İlamının düzeltilerek temyiz istemimizin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini”


istemiş, dilekçe ekinde “22.000.000.-TL Posta Pulu ve 25.10.2004 havale tarihli masrafın gönderildiğine dair dilekçe fotokopisinin ekli olduğunu” bildirmiş, anılan dilekçe fotokopisini dilekçesine eklemiştir.


Karar düzeltme dilekçesine fotokopisi ekli bu dilekçenin İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesinde bulunan aslı da dosyaya eklenmiş ve mahkemece herhangi bir üst yazıya bağlanmadan ve yine dizi pusulası düzenlenmeden form ekinde dosya gönderilmiştir.


Bu dilekçe aslı kapsamına göre; Davacı vekilinin İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere Uşak Sulh Hukuk Mahkemesine verdiği 25.10.2004 tarihli ekinde 22.000.000 TL gönderildiğine ilişkin dilekçenin 25.10.2004 tarihinde havale edildiği , dilekçenin İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimince de 04.11.2004 tarihinde havale edildiği, dilekçe altına Yazı işleri Müdürünce aynı tarihte masraf dökümü yapıldığı ,


Tahsilat makbuzunun ise 12.11.2004 tarihinde düzenlendiği,


HGK kararının ise karar tarihindeki duruma göre 12.11.2004 tarihli makbuza dayandığı karar içeriğinden anlaşılmaktadır.


Hukuk Genel Kurulunun “temyiz edilmemiş sayılma kararı” nın bu yeni belge karşısında yerindeliği incelenmiş; anılan belge kapsamına göre muhtırada öngörülen sürede temyiz giderlerinin yatırılmış olduğu anlaşılmakla bu usule ilişkin karara yönelik karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.


Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Hukuk Genel Kurulunun 16.02.2005 gün ve 2005/19-8 Esas 2005/53 sayılı “ temyiz edilmemiş sayılma” kararının kaldırılmasına ve davacı/borçlu vekilinin temyiz isteminin incelenmesine geçilmiştir.


2- Davacı/borçlu vekilinin temyiz isteminin incelenmesi:


Davacı/borçlu vekilinin temyiz istemlerine gelince;


Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesine dayalı menfi tespit (borçlu olmadığının tespiti) istemine ilişkindir.


Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı hamilin, dava konusu bonoları bedelsiz kaldıklarını bile bile davacının zararına kötü niyetli olarak iktisap edip etmediğinin araştırılmasının gerekip gerekmediği, noktasında toplanmaktadır.


A- Davacı İstemi:


Davacı/borçlu vekili İzmir 9.Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 09.08.1999 tarihli dava dilekçesinde ve aşamalardaki dilekçelerinde; Davalı/alacaklının kambiyo senedine dayalı takibe giriştiğini, takip dayanağı olan 15.11.1994 tarih ve 30.07.1996 vade tarihli 56.000.000 TL bedelli iki adet senedin, müvekkili R.. L.’in dava dışı A. U.’a ait ...Madeni Eşya Sanayi Hizmet Organisazyonu Uşak Bölge Müdürlüğü ile 15.11.1994 tarihinde yaptığı iki adet sözleşme ile taksitle Uşak ....Set tabir edilen tencere seti alımına ilişkin olarak teminat için verildiğini, sözleşmenin alt kısmında, sözleşme ile bir bütün şeklinde aynı yaprakta olup taksit tutarlarının da senetlerdeki miktarlarla aynı olduğunu, yine sözleşme tarihleri ile senetlerin tanzim tarihinin aynı olduğunu, tüm bunların senetlerin teminat olarak verildiğinin ve alındığının açık kanıtı olduğunu, ... Madeni Eşya Sanayi Hizmet Organizasyonu Uşak Bölge Müdürlüğünün 16.02.1995 tarihli 14.000.000 TL, 23.05.1995 tarihli 25.000.000 TL, 01.03.1996 tarihli 70.000.000 TL lik para tahsil makbuzlarından anlaşılacağı gibi her iki taksit sözleşmesinde belirtilen miktarların 112.000.000 TL olarak davacı tarafından ödendiğinden borcunun kalmadığını, ayrıca ... Madeni Eşya Sanayi Hizmet Organizasyonu Uşak Bölge Müdürlüğünün 04.08.1999 tarihli hesap ekstresinden de müvekkilinin borcunun olmadığının ve ödemelerin tahsil makbuzlarında belirtilen tarihlerde yapıldığının açıkça görüldüğünü, davacının borcu bitirdikten sonra senetlerin kendisine verilmesini istemesine karşın iade edilmemesi üzerine Uşak ....Noterliğinden 12.12.1997 tarih ve 25723 yevmiye nolu ihtarnameyi göndererek takip dayanağı olan ve teminat olarak verilen senetlerin iadesini istediğini, iade edilmediğini, borç ödendiği için senetlerin imha ve iptal edildiği düşüncesiyle noterden çekilen ihtarnameden sonra herhangi bir girişimde bulunmadığını, teminat olarak verilen bu senetlerin, borç bittiği halde A. U.. tarafından iade edilmeyerek boş yerleri doldurulup sipariş ve anlaşma formunun altından kesilerek, senetleri ciro etmeyeceğine dair teminat verip belge de imzalamasına rağmen, kendisi icra takibine geçtiği zaman ileri sürebileceği iddia ve def’ileri önlemek amacıyla kötü niyetli olarak senetleri yanında fabrika müdürü olarak çalışan ve gelişmelerden haberdar olan davalıya müstakil bir senet gibi ciro ettiğini, davalının da hiçbir ihtar veya ihbar yapmadan davacı müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini, .. Madeni Eşya Sanayi Sahibi A.. U..’ın kötü niyetli olarak aynı yolla birçok kişiden para almaya çalıştığını, buna benzer olayların basına dahi yansıdığını, icra takibine konu borcu ödedikleri takdirde davayı kazansalar bile ödedikleri parayı geri alamayacaklarını, telafisi olanaksız zararlar oluşacağını,ifadeyle, teminat karşılığı vezneye giren paranın davalılara ödenmemesi ve takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %40 tazminata mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.


B- Davalı Tarafın Cevabı:


Davalı/alacaklı vekili 06.04.2001 havale tarihli cevap dilekçesinde;Takibe konu senetlerin müvekkiline alacağından dolayı ciro yoluyla geçtiğini, dava dilekçesinde anlatılan ve davaya dayanak yapılan olayların ve iddiaların müvekkili ile hiçbir ilgisi olmadığı gibi, dava dışı tutulan senet alacaklısına ilişkin iddialar olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü şahıs olup, bu hususları bilmesinin mümkün olmadığını, alacağına istinaden bu senetleri aldığını, davacı tarafın ancak senet metninden görülebilen def’i ve itirazları müvekkiline karşı ileri sürme hakkı bulunduğunu, bunun dışındaki tüm iddia ve itirazların müvekkilini bağlamadığını, davacı tarafça müvekkilinin kötü niyetli olduğu ileri sürülmüşse de bu senetlerin alacağa karşılık alındığını, davacı yanın kötü niyet iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davalının iyi niyetli üçüncü şahıs olduğunu, taraflar arasındaki alışverişi ve olayları bilmesinin mümkün olmadığını, ifadeyle, davanın reddini savunmuş; %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.


C- Yerel Mahkeme Kararının Özeti:


Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve kesinleşen görevsizlik kararı üzerine dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gelmiş ve yapılan yargılama sonucunda Yerel Sulh Hukuk Mahkemesi:


“Takip R.L..ve A.U..a karşı 2 adet bonoya dayalı olarak yapılmış ve kesinleşmiştir.


Dava İİK. 72. Maddesine dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.


Takip dayanağı senetler Ahu organizasyonu ile yapılan satış sözleşmesi gereği A.U.. lehine davacı tarafından düzenlenmiş, davalıya ciro edilmiştir. 16.2.1995, 23.5.1995, 1.3.1996 tarihli makbuzlarla ... Madeni Eşya Uşak Bölge Müdürlüğü’ne ödenmiş olmakla birlikte davalının ödemeyi bilerek kötü niyetle senedi devraldığı ispatlanmamış, tanık beyanları iddiayı kabule yeterli bulunmamış, davacı bu konuda yemin teklif etme hakkını kullanmamıştır.


Lehtar ve hamil ile diğer kişiler hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından verilen takipsizlik kararı Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesince kaldırılarak 31.7.2000 tarihinde dava açılmış ise de sonuçlanmamıştır.


TTK 599. Maddesinde yazılı koşullar gerçekleşmediğinden ödeme def’i hamile karşı ileri sürülemez. Davanın bu nedenle reddi gerekir.”


Gerekçesiyle davanın reddine, karar vermiştir.


D-Temyiz Evresi, Bozma Ve Direnme:


Mahkemece verilen redde ilişkin karar davacı/borçlu vekilinin temyizi üzerine Yüksek Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde aynen alınan gerekçelerle bozulmuş ve mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


Direnme kararını davacı vekili temyize getirmektedir.


E- Gerekçe:


İlkin yukarıda ayrıntısı aktarılan maddi olayın kısaca ortaya konulmasında ve buna göre dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesinde yarar vardır.


İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 1999/5986 esas sayılı dosyasında; Davalı/alacaklı İ.Ç. vekili tarafından 23.07.1999 tarihli Örn 48 takip talebi ile, Davacı/borçlu R.. ve dava dışı A.. U.. aleyhine 30.07.1996- 56.000.000 TL , 30.07.1996 -56.000.000 TL iki adet bonoya dayanılarak toplam 378.836.164 TL alacağın takip tarihinden itibaren %80 reeskont faizi, icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili istemiyle takibe girişilmesi üzerine, Davacı/borçlu tarafından 09.08.1999 tarihinde eldeki borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) davası açılmış; akabinde de icra dosyasına 17.08.1999 tarihinde 426.500.000 TL ödemede bulunulmuştur.


Takip borçlularından senet keşidecisi R.. tarafından 09.08.1999 tarihinde açılan eldeki davada “senetlerin diğer borçluya müstakil olarak verilmediği, satış sözleşmesi altında birleşik olarak teminat maksadıyla verilmiş ve satış sözleşmesi imzalandığı düşüncesiyle imzalandığı, bedelinin ödendiği, alacaklının bir alacağı olmayıp kötü niyetle icraya konulduğu, lehdara karşı ileri sürülecek def’ilerden kurtulma gayesi taşıdığı, takip alacaklısının lehdar ve diğer takip borçlusu A..U. yanında çalıştığı, bu şekilde bir çok ödenmiş senedin yeniden tahsiline çalıştıkları, haklarında dolandırıcılık ve ödenmiş senetleri tahsile koymak suçlarından ceza davası açıldığı” iddia edilmektedir.


Davalı/ takip alacaklısı vekili ise davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, senetlerin kendisine ciro yoluyla geçtiğini, davacı iddialarının dinlenemeyeceğini savunmakta, başka delil bildirmemektedir.


Mahkemece davanın reddine karar verilip bu karar davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece “….davalı hamilin dava konusu bonoların bedelsiz kaldığını bile bile davacının zararına kötüniyetli olarak iktisapedip etmediği yönünden bir araştırma yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi” ifade olunarak araştırmaya yönelik olarak bozulmuş ve mahkeme redde ilişkin kararında direnmiş ise de direnme kararı da bozma kapsamı da dosya kapsamına uygun düşmemektedir.


Zira, dava menfi tespit istemli olup, uyuşmazlık ; davalı hamilin dava konusu bonoları, bedelsiz kaldığını bile bile, davacının zararına, kötüniyetli olarak iktisap edip etmediğinde düğümlenmektedir.


Davalı/alacaklının kötü niyetini ispat yükü, davacı/borçluya düşmektedir.


Davacı tarafça, davalı alacaklının, dava dışı diğer borçlu tarafından sipariş formuna ekli olarak teminat senedi olarak alındığı, borç ödenmesine karşın iade edilmeyerek, ilişkiyi bilen davalıya ciro yoluyla takibe konulduğu, alacaklı/davalının kötüniyetli olup, takibe konu alacağın ise gerçekte bulunmadığı iddialarını kanıtlamaya yönelik olarak; senetlerin ayrıldığı sözleşmelerin kendilerinde kalan suretleri ve sözleşmede yer alan taksitlerin ödendiğine ilişkin makbuzlar ile sözleşmenin tarafı olan .. Madeni Eşya Sanayi Hizmet Organisazyonu Uşak Bölge Müdürlüğünün hesap ekstreleri, konuyla ilgili olarak açılan diğer hukuk ve ceza davalarında alınan beyanları ve yapılan araştırmalar delil olarak gösterilmiş ve dosya içerisinde bulunmaktadır.


Takibe konu senetlerin, örneği ibraz edilen sipariş ve anlaşma formu başlıklı matbu sözleşmelerin altında yer alan ve vade tarihi bulunmayan, kısmen elle doldurulmuş taksitli toplam borç miktarını ve borçlu/davacının imzasını taşıyan senetlerle aynı oldukları; sözleşmeden koparılarak boş kısımlarının doldurulduğunun da belirgin olduğu, açıkça görülmektedir.


Mahkemece Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. den getirilen davalı İ.. Ç. ile dava dışı A. U..’un hesap ekstrelerinde her ikisine Uşak’tan yapılan ödemeler ve İ. Ç.. hesabında ayrıca A. U. .namına hesap hareketi bulunduğu; yine, Uşak C.Başsavcılığının 1999/4172 ve 2000/4032 Hz.Nolu dosyalarının fotokopileri arasında yer alan ... Madeni Eşya Sanayi Hizmet Organisazyonunun Uşak Bölge Müdürü olan H...  İ... İ’ in 28.09.1999 tarihli ve davalı/alacaklı İ.Ç. nin 27.11.2000 tarihli beyanlarından, davalı/alacaklı ile dava dışı A... arasında iş ilişkisi olup, davalının bu işyerinde müdür olarak 14 yıl süreyle görev yaptığı anlaşılmaktadır.


Ayrıca, davacı ve diğer mağdur olduğunu iddia eden dava dışı şahısların şikayeti sonucu; .. Madeni Eşya Sanayinin sahibi dava dışı A. U. ., aynı şirketin müdürü olan davalı/alacaklı İ.Ç. ve yine aynı şirket çalışanı dava dışı M. B.. Haklarında, bedelsiz kalmış bir çok senedin ciro yoluyla elde edilerek el ve iş birliği içinde icra takiplerine konu ederek yeniden tahsile çalışmaları nedeniyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla dava açılıp, Uşak 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/784 Esas sayılı dosyasında görülmekte olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.


Şu durumda; Davaya konu senetlerde ciranta durumundaki davalı/alacaklının, gerçekte çalıştığı şirketçe daha önce “sipariş ve anlaşma formu başlıklı” belgeye bitişik olmak üzere borçludan alınıp, karşılığı taksitler halinde sözleşmede belirlenen zaman ve miktarlarda tahsil edilmiş senetler olduğu ibraz edilen kayıt ve belgelerle kanıtlanmış bulunan senetleri ayrı bir borca ilişkinmiş gibi takibe konu ettiği, borçlu ile arasında gerçek bir alacak-borç ilişkisi bulunmadığı, davacının iddialarını dosyada mevcut delillerle kanıtladığı ve davalı/alacaklıya borçlu olmadığı belirgindir.


Bu nedenledir ki, davalı hamilin dava konusu bonoların bedelsiz kaldığını bile bile davacının zararına kötü niyetli olarak iktisap ettiği açıkça anlaşılmış olmasına göre bu yönün araştırılmasına gerek bulunmadığından mevcut deliller karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken redde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.


S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle;


1- Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Hukuk Genel Kurulunun 16.02.2005 gün ve 2005/19-8 Esas 2005/53 sayılı “ temyiz edilmemiş sayılma” kararının kaldırılmasına


2-Davacı/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 12.10.2005 gününde, oybirliğiyle karar verildi.

Cevapla

Adı Soyadı

Beni gizle




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim