Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin



0 oy

İhale fesih, istinaf , temyiz

İhale fesih davasında ( dosya 4 adet gayrimenkulden oluşuyor) yerel mahkeme dava işin esasına girmeden reddetti, davacılar istinafa gitti , şu an dosya istinafta hukuk dairesinde,istinaf kararından sonra davacılar temyize başvurabilirler mi yoksa istinaf kararı kesin hükümmüdür, çevremdeki av arkadaslarla görüştüm ama net bilgi alamadım , bilgilendirirseniz sevinirim


Cevaplar


T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu


Esas No:2014/824
Karar No:2016/221
K. Tarihi:2.3.2016 

Taraflar arasındaki “şikayet” isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kısmen kabulüne dair verilen 14.02.2012 gün ve 2011/1530 E. - 2012/366 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 29.01.2013 gün ve 2012/26941 E. - 2013/2776 K. sayılı ilamı ile; 
“... 1- İcra vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İcra mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK.nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan mahkeme kararları kesindir. Yargıtay’ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin (REDDİNE), 
2 -Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; 
Mahkemece borçlu lehine şikayetin kısmen kabulüne karar verildiğine göre, kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılan borçlu taraf yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizdir…”
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Şikayetçi borçlu vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Talep, icra memur işlemini şikayet istemine ilişkindir. 
Yerel mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile icra müdürünün 09.08.2011 tarihli işlemi ile bu işlem doğrultusunda düzenlenen muhtıranın vekalet ücreti yönünden 10.876,26-TL olarak tahsil harcı ile birlikte toplam 17.761,17-TL olarak düzeltilmesine, şikayetin niteliği itibariyle yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, şikayetçi borçlu vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece, ilk kararındaki gerekçelerle direnme kararı verilmiş, direnme kararını şikayetçi borçlu vekili temyize getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, esasa girilmeden önce, direnme kararına karşı miktar itibariyle temyiz yasa yolunun açık olup olmadığı, önsorun olarak incelenmiştir. 
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 363. maddesinde kanun yollarına başvurma koşulları düzenlenmiş olup, 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile değiştirilmesinden önceki madde metninde, icra mahkemesinin vereceği kararlardan hangilerine karşı kanun yoluna başvurma imkanı olduğu tahdidi olarak belirlenmiştir. 

Anılan madde;
“İcra mahkemesinin vereceği kararlardan:
1. İlamın icrasının geri bırakılması hakkında vukubulan talebin kabul veya reddine ve paradan gayrı ilamların infazı suretine veya 40 ıncı maddeye göre icranın iadesi talebinin kabul veya reddine;
2. Göreve ve yetkisizliğe;
3. Ödeme veya tahliye emirlerine veya bunların tebliğ şekline ve 71 inci maddeye müsteniden takibin iptali veya taliki talebinin ret veya kabulüne;
4. Gerek bu kanuna ve gerek diğer kanun hükümlerine dayanarak bir malın haczi caiz olup olmadığına;
5. Maaş veya ücretlerin haczinde miktara veya bunun artırılması veya eksiltilmesi taleplerine;
6. Üçüncü şahıslardaki mal ve alacağın haczinden doğan ihtilaflara;
7. İstihkak davalarına ve istihkak davalarına ilişkin takibin taliki kararlarına;
8. İştirak taleplerinin ret veya kabulüne;
9. (Değişik bent: 06/06/1985 - 3222/45 md.) Taşınır ve taşınmaz malların ihale kararlarının feshine veya fesih talebinin reddine;
10. Sıraya dair şikayet ve itirazın ret veya kabulüne;
11. İhtiyati haciz kararlarının kalkıp kalkmadığına,
12. (Mülga bend: 17/07/2003 - 4949 S.K./103. md.)
13. Fevkalade mühlet talebinin ret veya kabulüne;
14. Fevkalade mühletin uzatılması talebinin ret veya kabulüne;
15. 356 ncı madde mucibince maaş ve mallardan tazmin suretiyle yapılacak tahsilat hakkında vukubulan şikayetlerin ret veya kabulüne;
16. Yedieminden tazminat hakkındaki taleplerin ret veya kabulüne;
17. (Ek bent: 16/07/1981 - 2494/38 md.) 223 üncü maddenin ikinci fıkrasının ikinci bendine göre iflası idare edenlerin ücretleriyle masrafları da dahil olmak üzere hesap pusulalarının tasdikine;
18. (Ek bent: 09/11/1988 - 3494/60 md.) Takip tarihinden sonra işleyen faiz, masraf ve sair alacak kalemlerinin hesabına dair şikayetlerin kabul veya reddine;
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/60 md.) İlişkin kararlarla bu Kanunda temyiz kabiliyeti kabul edilen kararlar tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki, 1, 2, 3 ve 5 inci bentlerde takip konusu alacakta ihtilaflı kalan değer veya miktarın; 4, 6, 7, 8, 9, 11, 15, 16 ve 17 nci bentlerde merci kararının taalluk ettiği malın veya hakkın değerinin; 10 uncu bentte sırası itiraza uğrayan alacağın tutarının ve 18 inci bentte de yanlışlığı öne sürülen alacak miktarının ikimilyar lirayı geçmesi şarttır.


İcra kararlarının, muameleleri uzatmak gibi kötü niyetle temyiz edildiği anlaşılırsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 422 nci maddesi hükmü uygulanır.
Temyizi kabil olmayan bir kararı kötü niyetle temyiz edenler hakkında dahi bu fıkra hükmü tatbik olunur.”


Şeklinde olup, belirlenen parasal sınırlar 4949 sayılı Kanun’un Ek Madde 1/1. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında arttırılmaktadır.


İİK’nın 363. maddesinin, 02.03.2005 tarihinde değiştirilmesinden sonraki değişik madde metninde de hangi kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı açıklanmış olup, bunlar; 

icra mahkemesince 85 inci maddenin uygulanma biçimi, 
icra dairesi tarafından hesaplanan vekâlet ücreti, 
103 üncü maddenin uygulanma biçimi ve bu maddede düzenlenen davetiyenin içeriği, 
yediemin ücreti, yediemin değiştirilmesi,
hacizli taşınır malların muhafaza şekli, 
kıymet takdirine ilişkin şikâyet, 
ihaleye katılabilmek için teminat yatırılması ve teminatın miktarı, 
satışın durdurulması, 
satış ilânının iptali, 
süresinde satış istenmemesi nedeniyle satışın düşürülmesi, 
263 üncü maddenin uygulanma biçimi, iflâs idaresinin oluşturulması, 
icra mahkemesinin iflâs idaresinin işlemleri hakkında şikâyet üzerine verdiği kararlara karşı, 
iflâs idare memurunun ücret ve masrafları hakkındaki hesap pusulası ve 
36 ncı maddeye göre icranın geri bırakılmasına ilişkin kararları dışındaki kararlarına karşı, ait olduğu alacak, hak veya malın değer veya miktarının bin lirayı geçmesi şartıyla istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.


Açıklanan İİK’nın 363. maddesinin 18 inci bent hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere, yanlışlığı öne sürülen alacak miktarının iki milyar lirayı geçmemesi halinde icra mahkemelerince verilen bu tür kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurma imkânı yoktur.

Bu aşamada belirtilmelidir ki, 02.03.2005 gün ve 5311 sayılı Kanunun 29. maddesiyle İİK’na eklenen Geçici 7. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce (20.07.2016 tarihinden önce)  verilen kararlar hakkında İİK’nun, 5311 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinin uygulanması gereklidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; direnme kararına konu uyuşmazlık kendisini vekille temsil ettiren şikayetçi borçlu taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmakta olup; temyize konu edilen de bu husustur.

Bu haliyle dava konusu 440.00-TL’den ibarettir.
Direnme kararının verildiği 24.12.2013 tarihinde, İİK’nın 363. maddesi kapsamında temyiz (kesinlik) sınırı 5.240,00-TL olmakla; 440.00-TL açık biçimde temyiz edilebilirlik sınırı altında olduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna gidilmesi miktar itibariyle mümkün değildir.
Hal böyle olunca, şikayetçi borçlu vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetçi borçlu vekilinin temyiz isteminin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa 5311 sayılı Kanunun 29.maddesi ile eklenen "Geçici Madde 7" atfıyla uygulanmakta olan aynı Kanunun 363. maddesi uyarınca REDDİNE, 02.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

Cevapla

İKİNCİ BÖLÜM

Temyiz

 

Temyiz edilebilen kararlar (1)(2)

MADDE 361- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (1)

(2) Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.



Temyiz edilemeyen kararlar (3)(4)

MADDE 362- (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:

a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar. (1)

b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar. (4)

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.

ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.

d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar.

e) Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar.

f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.

(2) Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir. (3)

____________

(1)  20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “bir ay” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.

(2)  Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak Kanunun sonundaki  “İşlemeyen hükümler” bölümünde yer alan 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesine bakınız.

(3)  24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 42 nci maddesi ile bu maddenin  birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrasında yer alan “yirmibeşbin” ibareleri “kırk bin” şeklinde değiştirilmiştir.

(4)  20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin başına “Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere” ibaresi eklenmiştir.

Cevapla

Adı Soyadı

Beni gizle




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim