Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Tüzel kişilik perdesinin aralanması Koleksiyonu


Tüzel kişilik perdesinin aralanması (Disregard of the legal entity veya Lifting the Corparete Weil) teorisinin amacı tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanılarak hukuki sorumluluktan kaçınmayı önlemek, hakkaniyet sağlamaktır. Perdeyi aralamak teorisiyle tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin ya da ana ortaklıkta yavru ortakların özdeş kılınarak sorumlu tutulmasına olanak sağlanmaktadır. ( Coşkun Koçak, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması 1. Uluslararası Ticaret Sempozyumu 02 Şubat 2008 Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını s.h. 58)

Tüzel kişilik, oluşturulacak kişiliğin kendine özgü amaç birliği içinde ve bağımsız bir varlık olarak ortaya konabilir. Tüzel kişiliğin malları, onu kuran gerçek kişilerden ayrılır. İşte tüzel kişilik perdesinin ortadan kaldırılması ile gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilebilir. ( Antalya, Gökhan; "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi, Tebliğ Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ( MÜHF ), İstanbul 2008, sh 146 )

 

İkinci şekli ise, "Çapraz perdeyi kaldırma"dır. Aynı şirketler topluluğu İçinde yer alan kardeş şirketler arasında perdenin kaldırılmasıdır. ( Öztek, Selçuk/Memiş, Tekin "Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklarının Hakim Ortağa Karşı Korunması" ( Tebliğ ) MÜHF, İstanbul 2008, sh 208 )

 

Tüzel kişiliğin özellikle sorumluluk konusunda bir koruma yaptığı gerçektir. Tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarm birbirine karışması, yetersiz sermaye ve özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli olarak üçüncü kişileri zarara uğratılması tüzel kişilik perdesinin ortadan kaldırılması nedenlerindendir. ( Öztek/Memiş: sh 197 vd )

 

Başka bir anlatımla bu davalar borçlunun alacaklarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarrufların hileli, muvazaalı işlemlerin borçlunun alacaklısına karşı hükümsüz hale gelmesi yaptırımını hedefleyen hakim hukuku biçiminde bir son çaredir. ( Yıldırım, Kamil; "Maddi Hukuk icra Hukuku İlişkisi ve İptal Davalarından Perdeyi Kaldırma Teorisine Hukuki Korunma Sağlayan Enstrümanlar," Tebliğ, MÜHF, İstanbul 2008, sh 193 )

 

"Organik Bağ" tüzel kişiye karşı olan alacakların takip edilmesinde, bu takibin asıl borçlu şirket ile birlikte onunla belirli bir düzeyde hukuki ilişkiye ve bağa sahip olan şirkete karşı yapılabilmesini sağlayan bir hukuki yoldur. Bu halde iktisadi bütünlük aranmaz.


Mahmut Asrağ
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
1.2.2016 / 52


Müflis ile dava dışı şirketin aynı şirketler olduğu iddiası -perdenin aralanması

Özet:



Fıkra:Tümü


T.C.
Yargıtay
23. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/9400
Karar No:2014/1242



Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı müflis şirketin dağıtım yan kuruluşu olan dava dışı M... A.Ş.'ye mal almadan sipariş karşılığı keşide edilip verilen 3 adet çekin ödeme günü geldiği halde, dava dışı şirketin malları teslim etmediği gibi çekleri de davalı müflis şirkete ciro ettiğini, çeklerin bankaya ibrazı sonucunda, müvekkilinin mal almadığı halde bu çek bedellerini ödemek zorunda kaldığını, ödenen çek bedellerinin dava dışı M...A.Ş.'den tahsil edilemediğini ve 25.222,00 TL alacak için aciz vesikası alındığını, çek bedellerini haksız olarak tahsil eden ciranta konumundaki davalı müflis şirkete müracaat hakları bulunduğundan alacaklarının iflas masasına kayıt ve kabulü için yaptıkları başvurunun davalı iflas idaresince haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek, 25.222,00 TL'nin iflas masasına kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idare memurları, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekler dolayısıyla M... Marketing A.Ş.'den alacaklı olduğu anlaşılan davacının bu alacağını, çeklerin keşidecisi olarak ciro silsilesinde kendisinden sonra gelen ciranta konumundaki davacıdan talep etmesinin mümkün olmadığı, davacının akdi ilişkisi M... A.Ş. ile olup, mahkeme kararı da bu şirket aleyhine verildiği için davacının alacağını bu şirketten talep etmesi gerektiği, tüm aramalara rağmen müflis davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamadığı, davacı tarafça, davalı müflis şirket ile M... A.Ş.'nin gerçekte aynı şirketler olduğu, her iki şirketin tek bir iş ve üretim organizasyonu altında faaliyet yürüttüğü iddia edilerek tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi uyarınca alacak kaydı yapılması istenmiş ise de, her iki şirketin sicil adreslerinin farklı olduğu, tek bir iş ve üretim organizasyonu altında faaliyet yürüttükleri, gerçekte iki şirketin aynı şirket olduğu yönünde bir kanaate ulaşılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Gerekçeli karar başlığında müştereken yetkili oldukları anlaşılan iflas idare memurlarının tamamının isminin yazılmamış olması, HMK'nın 297/1-b maddesi hükmüne aykırı olmuş ise de, HMK'nın 304. maddesi uyarınca tarafların başvurusu üzerine veya re'sen düzeltilmesi mümkün maddi hata niteliğinde olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.

Yorumlar


Yargı, bu ilkeye soğuk gibi... 

Oysa bizim ülkede adaletsizliğe yuva olan birçok kilidi açacak adil bir teori.

Cevapla

İş mahkemeleri ve  İcra Mahkemelerinde   fiilen uygulanıyor  bence

.

Cevapla





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim