Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

İcra İstihkak Davasında Organik Bağ Koleksiyonu




Yeliz Uslu
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
29.01.2016 / 45


Davacı üçüncü kişi, borçtan önce kurulmuş, faturalar borçtan sonrasına ait ve 2 hacizde borçlunun huzurunda yapılmış ise

Özet:

Davacı üçüncü kişi, borçtan önce kurulmuş, faturalar borçtan sonrasına ait ve 2 hacizde borçlunun huzurunda yapılmış ise :

Dava konusu haciz, davacı üçüncü kişi şirketin 01.04.2010’dan beri faaliyet gösterdiği ‘...No: 8 adresinde borçlu şirket yetkilisi K.’nun huzurunda yapılmıştır. Bu şahıs üçüncü kişi şirket yetkilisinin kardeşidir. Diğer yandan, aynı yerde yapılan 20.09.2011 tarihli (başka) hacizde de hazır bulunmuştur.

İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi, borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. İspat yükü altında olan üçüncü kişinin sunduğu faturalar borcun doğum tarihinden sonra düzenlenmiştir.

Davacı ve borçlu şirketler; haciz adresinde iç içe girmiş tek şirket gibi faaliyet gösteriyorsa ya da davacı, borçludan iş yerini borcun doğum tarihinden sonra devralmışsasunulan faturaların istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olduğu kabul edilemez

Bu koşullarda muvazaa olgusu ile İİK’nun 44. ve 818 sayılı BK’nun 179. (6098 sayılı TBK’nun 202.) maddesinin uygulanma koşullarının tartışılıp değerlendirilmesi gerekir.

Ne var ki, bunların tespiti için kolluk aracılığı ile mahallinde inceleme yaptırılması ve iki şirketin vergi tarh dosyalarının getirtilerek karşılaştırılması, hatta iki şirketin ticari kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması icap eder.


Kanun No:2004   Madde No:99   Fıkra:Tümü
Kavram: Zilyetlik Hukuku, Miras Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, İcra Mahkemelerinin genel hükümler çerçevesinde gördüğü istihkak davaları, Mahcuz mala istihkak davaları


T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/7633
Karar No:2013/17238

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2067 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Antalya 6. İcra Müdürlüğü’nün 2010/1205 sayılı Talimat dosyasında yapılan 04.03.2011 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait faturalı eşyalar olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

Davalı alacaklı vekili, davacı ve borçlu şirketlerin yetkililerinin kardeş olduğunu, hileli işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece toplanan delillere göre: Haciz adresinde borçlunun faaliyet gösterdiğine dair bir belgenin ele geçmediği, ticaret sicil kayıtlarına ve vergi dairesinden gelen yazı cevaplarına göre burada üçüncü kişinin faaliyet gösterdiği, borçlu hakkında re’sen terk işleminin yapıldığı, davacının daha sonra çalışmaya başladığı, mahcuzların tamamının ticari kayıtlarda yer aldığının bilirkişi incelemesi ile belirlendiği; ancak, iki adet mahcuza ilişkin sunulan faturanın hacizden sonra düzenlendiği, dava değeri olarak alacak miktarının dikkate alınması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.

Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.

Dava konusu haciz, davaüçüncü kişi şirketin 01.04.2010’dan beri faaliyet gösterdiği ‘...No: 8 adresinde borçlu şirket yetkilisi K.’nun huzurunda yapılmıştır. Bu şahıs üçüncü kişi şirket yetkilisinin kardeşidir. Diğer yandan, aynı yerde yapılan 20.09.2011 tarihli (başka) hacizde de hazır bulunmuştur.

İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi, borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. İspat yükü altında olan üçüncü kişinin sunduğu faturalar borcun doğum tarihinden sonra düzenlenmiştir.

Davacı ve borçlu şirketler; haciz adresinde iç içe girmiş tek şirket gibi faaliyet gösteriyorsa ya da davacı, borçludan iş yerini borcun doğum tarihinden sonra devralmışsa, sunulan faturaların istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olduğu kabul edilemez.

Bu koşullarda muvazaa olgusu ile İİK’nun 44. ve 818 sayılı BK’nun 179. (6098 sayılı TBK’nun 202.) maddesinin uygulanma koşullarının tartışılıp değerlendirilmesi gerekir.

Ne var ki, bunların tespiti için kolluk aracılığı ile mahallinde inceleme yaptırılması ve iki şirketin vergi tarh dosyalarının getirtilerek karşılaştırılması, hatta iki şirketin ticari kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması icap eder.

Davacı ve borçlu arasında bu şekilde bir organik bağ belirlenemezse, davacı şirketin borcun doğum tarihinden önce kurulmuş olması da dikkate alınarak bu kez sunulan faturalar kapsamında kalan mahcuzlar yönünden davanın kabulü ile diğerleri yönünden reddine karar verilmelidir.

Diğer yandan, icra dosyası içeriğinden takibe dayanak çeklerle ilgili İİK’nun 33/a maddesi gereğince icranın geri bırakılması kararının alınıp alınmadığı, alınmışsa bununla ilgili davalı alacaklının, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat için 7 gün içinde genel mahkemelerde dava açıp açmadığı denetlenememektedir. Mahkemece doğrudan istihkak davasının şartlarına etki edecek bu hususlarda gerekli incelemelerin yapılmaması dahi isabetli değildir. 

Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 352,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Ticareti terk edenler:  Madde 44 – (Değişik: 18/2/1965-538/22 md.)  Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete'de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mütat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemiyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.  Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.  Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.  Üçüncü şahısların zilyedlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır. Ancak karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasında bulunulamaz.  


F. Malvarlığının veya işletmenin devralınması MADDE 202- Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.  G

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.

Yorumlar






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim