Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Sözleşmenin uyarlanması - Ekonomik Kriz Koleksiyonu


sözleşmenin uyarlanması davası

eser sözleşmesinde uyarlama

aşırı ifa güçlüğü yargıtay kararları

uyarlama davası açma süresi

tbk 138

hakimin sözleşmeye müdahalesi

sözleşmeye bağlılık ilkesi


Taner Erdoğan
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
10.8.2018 / 271


Sözleşmenin uyarlanması - uyarlama koşulları - işlem temelinin çökmesi - olağanüstü durumlar - kredi sözleşmesi - ekonomik kriz - kur farkı - fazla ödeme - uzun vadeli - konut kredisi

Özet:


Taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü....

Davacılar, davalı banka ile kredi sözleşmesi imzaladıklarını, taraflar arasındaki sözleşmenin İsviçre Frangına bağlı uzun vadeli dövizli kredi olduğunu, 07.06.2007 tarihinden günümüze kadar kredi ödemelerini aksatmadan borçlarını ifa ettiklerini, ancak 2008 yılında başlayan ve bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz neticesinde ödediği İsviçre Frangı döviz kuru üzerindeki ciddi nitelikte ve beklenmeyen artış yaşandığını, 2002-2008 yılı arası İsviçre Frangı paritesindeki artış %22,3 iken, 2008 den günümüze bu artışın %109,1 olduğunu, bu durumun mağdur olmalarına ve ödemelerinde çok zorlanmasına yol açtığını, şu anda ödedikleri taksit miktarının başlangıçta ödedikleri miktarın oldukça üzerinde olduğunu, taraflar arasındaki edimi dengesinin kendileri açısından bozulduğunu, karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin olağanüstü bozulması, borcun ifasını güçlendirmesi durumunda işlem temelinin çökmesinin gündeme geldiğini ileri sürerek itilaf konusu kredi sözleşmesinin, ödeme tablosunun, değişen ekonomik koşullara göre uyarlanarak sözleşme imzalandığı tarihteki kur esas alınarak Türk Lirası para birimi üzerinden sabitlenmesine ve kur farkı sebebiyle yapmış oldukları fazla ödemelerin genel borçtan mahsubuna karar verilmesini istemişlerdir....

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının dava tarihinden itibaren borcunun 139.444,57 TL olarak tespiti ile, ödemelerin sabit taksitli kredi şeklinde aylık 2.178,82 TL (64 aylı) olarak davalı bankaya ödenmesine, buna göre davacıdan fazla alınan paranın toplam borç ve taksitlerden mahsubuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir....

Davacıların, davalı bankadan 07.06.2007 tarihinde 120.000 İsviçre Frangı tutarında aylık 1.158,73 İsviçre frangı tutarında taksitle 120 ay vadeli konut kredisi kullandıkları ve ilk taksitin 07.07.2007 tarihinde başladığı hususları tartışmasız olup, davacılar İsviçre Frangı'nın TL karşısında aşırı değer kazandığını ve bu suretle işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek uyarlama talebinde bulunmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmeye bağlılık esas olup, sözleşmenin uyarlanması ise uyarlama koşullarının varlığı halinde başvurulması gereken istisnai bir durumdur. Her şeyden önce sözleşmenin imzalanmasından sonra beklenmeyen olağanüstü durumların gerçekleşmesi, sözleşmenin uzun süreli olması, beklenmeyen olağanüstü durumların herkes için geçerli, objektif ve önceden belirlenemeyecek nitelikte bulunması, değişen koşulların sözleşmeyi çekilemeyecek hale getirmesi, bu suretle işlem temelinin çökmesi zorunludur. Dava konusu olayda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı, bir başka deyişle serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği anlaşılmaktadır. Öte yandan ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, eldeki dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten üç yıl sonra açılmış olup, bu durumda davacıların sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir....

Fıkra:Tümü


T.C.
Yargıtay
13. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/13642
Karar No:2015/7195



MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, davalı banka ile kredi sözleşmesi imzaladıklarını, taraflar arasındaki sözleşmenin İsviçre Frangına bağlı uzun vadeli dövizli kredi olduğunu, 07.06.2007 tarihinden günümüze kadar kredi ödemelerini aksatmadan borçlarını ifa ettiklerini, ancak 2008 yılında başlayan ve bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz neticesinde ödediği İsviçre Frangı döviz kuru üzerindeki ciddi nitelikte ve beklenmeyen artış yaşandığını, 2002-2008 yılı arası İsviçre Frangı paritesindeki artış %22,3 iken, 2008 den günümüze bu artışın %109,1 olduğunu, bu durumun mağdur olmalarına ve ödemelerinde çok zorlanmasına yol açtığını, şu anda ödedikleri taksit miktarının başlangıçta ödedikleri miktarın oldukça üzerinde olduğunu, taraflar arasındaki edimi dengesinin kendileri açısından bozulduğunu, karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin olağanüstü bozulması, borcun ifasını güçlendirmesi durumunda işlem temelinin çökmesinin gündeme geldiğini ileri sürerek itilaf konusu kredi sözleşmesinin, ödeme tablosunun, değişen ekonomik koşullara göre uyarlanarak sözleşme imzalandığı tarihteki kur esas alınarak Türk Lirası para birimi üzerinden sabitlenmesine ve kur farkı sebebiyle yapmış oldukları fazla ödemelerin genel borçtan mahsubuna karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının dava tarihinden itibaren borcunun 139.444,57 TL olarak tespiti ile, ödemelerin sabit taksitli kredi şeklinde aylık 2.178,82 TL (64 aylı) olarak davalı bankaya ödenmesine, buna göre davacıdan fazla alınan paranın toplam borç ve taksitlerden mahsubuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacıların, davalı bankadan 07.06.2007 tarihinde 120.000 İsviçre Frangı tutarında aylık 1.158,73 İsviçre frangı tutarında taksitle 120 ay vadeli konut kredisi kullandıkları ve ilk taksitin 07.07.2007 tarihinde başladığı hususları tartışmasız olup, davacılar İsviçre Frangı'nın TL karşısında aşırı değer kazandığını ve bu suretle işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek uyarlama talebinde bulunmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmeye bağlılık esas olup, sözleşmenin uyarlanması ise uyarlama koşullarının varlığı halinde başvurulması gereken istisnai bir durumdur. Her şeyden önce sözleşmenin imzalanmasından sonra beklenmeyen olağanüstü durumların gerçekleşmesi, sözleşmenin uzun süreli olması, beklenmeyen olağanüstü durumların herkes için geçerli, objektif ve önceden belirlenemeyecek nitelikte bulunması, değişen koşulların sözleşmeyi çekilemeyecek hale getirmesi, bu suretle işlem temelinin çökmesi zorunludur. Dava konusu olayda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı, bir başka deyişle serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği anlaşılmaktadır. Öte yandan ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, eldeki dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten üç yıl sonra açılmış olup, bu durumda davacıların sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Koleksiyona Katkılar
Sözleşmenin uyarlanması - Ekonomik Kriz Koleksiyonu

Yorumlar






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim