Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

İcra suçları ve uzlaşma - uzlaştırma Koleksiyonu




Taner Erdoğan
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
13.4.2017 / 216


İcra ve iflas suçları uzlaşmaya tabi midir?

Özet:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca  24/11/2016 tarihli ve 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmış olup, bu Kanunun 34. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın uzlaşma ile ilgili bazı hükümleri değiştirilmiştir. Bu yasa ile 5271 sayılı Yasanın 253-(3) fıkrasındaki değişiklik nedeniyle artık icra ve iflas suçlarının uzlaşmaya tabi olduğu görüşüyle dairenin mahkumiyet kararını onama ilamına itiraz edilmiş, dairece itiraz yerinde görülmemekle itiraz Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sevk edilmiştir.


Kanun No:2004   Madde No:331   Fıkra:Tümü


T.C.
Yargıtay
19. Ceza Dairesi

Esas No:2016/16221
Karar No:2017/35


2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, İstanbul 17. İcra Ceza Mahkemesinin 24/03/2016 tarih, 2014/579 Esas, 2016/111 Karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 21/12/2016 gün ve 2016/12572 Esas, 2016/23757 sayılı kararıyla;


Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:


Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.


Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, oyçokluğuyla karar verilmiştir.


İTİRAZ NEDENLERİ
Uzlaşma usulü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 253, 254 ve 255. maddelerinde düzenlenmiş olup, 253. maddedeki ilgili hükümler 6763 sayılı yasa ile yapılan değişiklik öncesi şu şekildedir.
Uzlaşma
Madde 253 - (Değişik madde: 06/12/2006 - 5560 S.K.24.md)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/06/2009-5918 S.K./8.mad) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.


Sanığın mahkumiyetine yönelik olarak İstanbul 17. İcra Ceza Mahkemesince verilmiş 24/03/2016 tarihli karardan sonra ve fakat temyiz incelemesinden önce, 24/11/2016 tarihli ve 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmış olup, bu Kanunun 34. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın uzlaşma ile ilgili bazı hükümleri değiştirilmiştir. Bu yasa ile 5271 sayılı Yasanın 253-(3) fıkrasındaki "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresi madde metninden çıkarılmış olup, buna göre anılan fıkra, " Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/06/2009-5918 S.K./8.mad) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir.



Yukarıda bahsedilen, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısındaki genel gerekçenin ilgili bölümlerinin incelenmesinde;
"Kovuşturmanın mecburiliği ilkesini takdirilik ilkesiyle yumuşatan fail-mağdur uzlaştırması, önödeme ve kamu davasının veya duruşmanın açılmasının ertelenmesi gibi farklı türdeki alternatif kurumlar, belirli bir ciddiyet eşiğinin altında bulunan suçları işleyen kişilerin, ceza infaz kurumlarının etkilerinden uzak tutulması, Devletin infaz külfetinden ve mahkemelerin iş yoğunluğundan kurtarılması amaçlarının yanı sıra cezanın genel ve özel önleme amaçlarını da gerçekleştirecek etkili birer ceza politikası aracı olarak bütün Avrupa ülkelerinde geniş ölçekte uygulanmaktadır.
Yeni Türk ceza adaleti sisteminin on yıllık uygulama sonuçları, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına ilişkin sistemin aksayan yönleri ile bu doğrultuda alınması gereken tedbirleri görünür hale getirmiştir. 2005 yılından 2015 yılına, yıl içinde yeni gelen soruşturma dosyası sayısı %40 oranında artmıştır. Bununla birlikte, geleneksel muhakeme usulüne alternatif yöntemlerin iş yükünün azaltılmasında beklenen etkiyi sağlamakta yetersiz kaldığı görülmektedir. Önödemenin kapsamının oldukça dar olduğu ve uzlaşmanın sisteme katkısının sınırlı kaldığı uygulamacılar tarafından sıklıkla ifade edilmektedir.


2015 yılında ülke genelinde toplam 7.115.323 ayrı eylem sebebiyle toplam 3.542.108 soruşturma dosyası açılmış, yapılan soruşturmalar neticesinde 3.219.415 ayrı eylem sebebiyle toplam 1.469.410 dava dosyası ceza mahkemelerinin önüne gelmiştir. Sözü edilen bu soruşturma ve kovuşturmalar sürecinde özellikle önödeme ve uzlaşma sebebiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sayıları oldukça düşük bir seyir göstermiştir. Diğer bir ifadeyle, bu alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin ceza adalet sisteminin iş yükü üzerinde etkisi çok sınırlı seviyede kalmıştır. 2015 yılında, önödeme kapsamında kalan suçların toplam suç sayısına oranı binde bir düzeyinde olup, sadece 1.167 dosya önödeme nedeniyle sistem dışına çıkartılmıştır. 2015 yılında uzlaşmayla sonuçlanan dosya sayısı 8.485 olup, bu rakam soruşturma sayısına oranlandığında oldukça düşük bir orana isabet etmektedir. İstatistiklerdeki bu düşük seyir, bir taraftan sözü edilen kuramların kapsamı içinde bulunan suç türlerinin sayıca az olmasından, diğer taraftan bu kuramların uygulanmasını kısıtlayan ya da etkinliğini azaltan usul hükümlerinden kaynaklanmaktadır.
Tasarıyla, yukarıda özetlenen tablo, uygulamadan gelen talep ve öneriler ile günümüz çağdaş ceza adaleti sistemlerinin genel yönelimi dikkate alınarak, hukukumuzdaki önödeme ve uzlaşma kurumları, bu kuramlardan beklenen hukuki ve sosyal faydayı sağlama amacıyla yeniden ele alınmaktadır. Bu çerçevede, cezasızlık sonucunu engelleyici usuli güvenceler gözetilerek kapsam genişletilmekte, bu kuramların etkinliğini azaltan veya uygulama başarısını düşüren bazı usul hükümleri yeniden düzenlenmektedir. Örneğin, tarafların uzlaştırılması fırsatlarının, iş yükü baskısı altındaki Cumhuriyet savcılarınca doğal olarak yeterince değerlendirilemediği mevcut uygulama sonuçları dikkate alınmak suretiyle, usulün uygulanacağı dosyaların, savcılıklarda bu işle ilgili olarak kurulacak birimlerce sonuçlandırılması öngörülerek, iş yükü baskısından kaynaklandığı değerlendirilen uygulamadaki isteksizliğin giderilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, kapsam bakımından, yetişkinlerle çocuklar arasındaki mevcut eşitliğin adil sonuçlar doğurmadığı gözetilerek, Tasarıyla bu eşitlik çocuklar lehine bozulmakta ve uzlaşma kurumunun kapsamı suça sürüklenen çocuklar için genişletilmektedir.”


Madde gerekçesinde ise;
"Madde ile, çağdaş ceza adaleti sistemlerinde en etkili onarıcı adalet uygulamalarından biri olarak kabul edilen uzlaşma, on yıllık uygulama sonuçları dikkate alınarak yeniden düzenlenmekte, kapsam ve yöntemi bakımından önemli değişiklikler getirilmektedir.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçların yanı sıra şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma yoluna gidilebilecek suçların sayısının artırılması ve etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin sınırlamanın kaldırılması suretiyle uzlaştırma kurumunun uygulanma alanı genişletilmektedir.


Bununla birlikte, şüphelinin çocuk olması durumunda, kapsamdaki suçlara ilave olarak üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlar bakımından da uzlaştırma yoluna gidilebileceği öngörülmektedir. Bu halde, mağdur veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması gerekmektedir. Mağduru belirli bir kişi olmayan suçlar bakımından uzlaştırma yoluna gidilemeyeceği açıklığa kavuşturulmak suretiyle uygulayıcılarda oluşması muhtemel tereddütün giderilmesi amaçlanmaktadır.


Kapsamın geniş tutulmasıyla, şüphelilerin doğrudan kamu davası ve cezai yaptırımlar yerine, ceza muhakemesinin onarıcı adalete dayanan kuramlarıyla karşılaşmaları amaçlanmaktadır. Böylelikle, suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzen, taraflar arasında sağlanan barış yoluyla yeniden tesis edilmektedir. Ayrıca, uyuşmazlıkların alternatif usuller uygulanarak mağdur odaklı bir yaklaşımla giderilmesi, geleneksel muhakeme yoluna nazaran yargı sistemini rahatlatan ekonomik faydalar da sağlamaktadır.”


Şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir.


Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın üzerine atılı bulunan "sermaye şirketinin iflasını istememek" suçu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. babında ve 345/a maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre; " İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179 uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. "


Diğer yandan, özel bir etkin pişmanlık hükmü olan aynı yasanın 354. maddesinde, " Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer." düzenlemesi getirilmiştir.


24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanunla değişik 5271 sayılı Yasanın 253. maddesi uyarınca uzlaştırma, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar hariç olmak üzere, şikayete bağlı bulunan ve suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi bulunan tüm suçlar açısından geçerli olup, maddede başkaca bir ek koşul veya sınırlandırıcı herhangi bir husus yer almamaktadır. 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle, özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 345/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaşmanın, soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık ... hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nun 253 ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu nedeniyle bozma kararı verilmesi gerekirken, onama kararı verilmesi nedeniyle karara itiraz edilmesi gerektiği düşünülmüştür.


SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; I-Sanık ... hakkındaki Dairenizin 21/12/2016 tarihli ve 2016/12572 (E) ve 2016/23757 (K) sayılı "ONAMA" kararının KALDIRILMASI ile İstanbul 17. İcra Ceza Mahkemesinin 24/03/2016 tarih ve 2014/579 Esas, 2016/111 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA karar verilmesi,


II-İtiraz yerinde görülmediği takdirde, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na TEVDİİ,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR:
Dairemizin 21/12/2016 tarih ve 2016/12572 Esas, 2016/23757 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09/01/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 345/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaşmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu nedeniyle hükmün bozulması görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz. 09.01.2017

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.

Yorumlar


                      T.C.

             GAZİANTEP

 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 

        11. CEZA DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR


Esas No : 2017/768 

Karar No : 2017/764 


İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İcra Ceza Mahkemesi

TARİHİ : 22/02/2017

NUMARASI : 2016/330 (E) ve 2017/251 (K)


SUÇ : Alacakliyi zarara ugratmak için,mevcudu eksiltmek

KARAR TARİHİ : 22/02/2017

HÜKÜM : Beraat, Red

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA 

BULUNAN


İlk derece mahkemesi tarafından verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun niteliği, süresi, hükmün türü ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Yargılama sürecinde toplanan bilgi ve belgeler, gerekçe ve tüm dosya içeriğine göre dosya incelendi.

Sanığın üzerine atılı alacaklısını zarara uğratmak kastı ile mevcudunu eksiltmek suçundan ilk derece mahkemesince beraat ve red kararı verilmiş ise de; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanununun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer veren suçlar" ibaresinin çıkartılması nedeni ile özel bir etkin pişmanlık hükmü olan İİK'nun 354. maddesinin İİK 331. maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi, bir uzlaştırmacının girişimi ile kısa zamanda tarafların özgür iradeleri ile, adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaşmanın, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İİK'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında sanık hakkında 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK'nun 253 ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğunun gerekçeli kararda tartışılmaması ve sonucuna göre karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan açıklanan bilgiler ışığında hükmün CMK 289/1-g, 230/1-b, 280/1-b maddeleri gereğince BOZULMASINA, 

Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

Dair  kesin olmak üzere 24/04/2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


BAŞKAN 35042                             ÜYE 35041                                  ÜYE 40770

            Dr. C. ÜMİT                   H.PALTA                      M.TEKMEN


Cevapla





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim