Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol

Bildiklerinin arkasında ol, bilmediklerini söylemekten kaçınma... Confucius
Sitenize Ekleyin

Bilirkişi raporu tebliğ edilmeden karar verilmesi Koleksiyonu




Taner Erdoğan
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
14.12.2016 / 197


Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeden ve kanuni itiraz süresi beklenmeden davanın karara bağlanmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır

Özet:

Anılan kanun kuralı ile yollamada bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 282. maddesinde ise aynen "Ehlivukuf raporunu mahkeme kalemine verir. Verildiği tarihi yazı işleri müdürü rapora işaret eder ve muhakemeden evvel suretlerini iki tarafa tebliğ eder" denilmektedir. Aynı kanunun 283. maddesinde de davanın iki tarafının da noksan ve açık olmayan konular hakkında bilirkişiden izahat alınmasını raporun kendilerine tebliği gününden bir hafta içerisinde hakimden yazılı olarak isteyebilecekleri kuralı yer almıştır.


Yukarıda metni açıklanan kanun kurallarının birlikte incelenmesinden, bilirkişi raporunun taraflara tebliğinin zorunlu olduğu, tarafların da tebliğden itibaren bir hafta içerisinde rapora itiraz edebilecekleri anlaşılmaktadır.


Olayda, mahkemece davacının ne miktarda ayrılma tazminatına hak kazandığının saptanması amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmeksizin ve taraflara itiraz haklarını kullanma olanağı tanınmaksızın işin karara bağlandığı temyiz dosyasından anlaşıldığı cihetle kanunun emredici kuralına açıkça aykırılık oluşmuştur.



Kanun No:6100   Madde No:280   Fıkra:Tümü


T.C.
Danıştay
8. Dairesi

Esas No:1995/3742
Karar No:1997/2289

KARAR METNİ :

Temyiz İsteminde Bulunanlar: 1- ... Ticaret Odası Başkanlığı


Vekili: Av. .... Av. ... 2- ...


Vekili: Av. ...


Karşı Taraf : 1- ...


2- ... Ticaret Odası Başkanlığı


İstemin Özeti : ... Ticaret Odasında 1.4.1981-30.8.1987 tarihleri arasında genel sekreter yardımcısı olarak çalışıp ... Ticaret Odasına naklen atanan davacının emekli olması sebebiyle .... Ticaret Odasında çalıştığı süreye ait 67.100.356- TL. tutarındaki ayrılma tazminatının vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte tazmini istemiyle açılan davada, davalı idarenin süre itirazının yerinde görülmediği, Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları Personel Yönetmeliğinin 32. maddesinde emeklilik suretiyle işten ayrılanlara ayrılma tazminatı ödeneceği ve odada geçen her tam hizmet yılının ayrılma tazminatına esas alınacağı hükümü yer aldığından, davacının ... Ticaret Odasında çalıştığı hizmet süresi karşılığının ayrılma tazminatı olarak kendisine ödenmesi gerektiği, mahkemelerince davacının 1981 ve 1987 yılları arasında çalıştığı süreye karşılık ayrılma tazminatı tutarının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ayrılma tazminatı tutarının ... Ticaret Odasından aldığı son brüt aylık tutarı esas alınarak 1.758.952-lira olarak belirlendiği, bu sebeple tazminat olarak istenilen 67.100.356- liranın 1.758.952-liralık kısmının kabulüne, kalan kısmının ise reddine, kabul edilen kısım için Borçlar Kanununu hükümlerine göre kanuni faiz işletilmesine karar veren Konya İdare Mahkemesinin 24.3.1996 tarih ve 375 s. kararının; davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediği ve kabul edilen 1.758.952- liralık kısmı ile ilgili faizin hangi tarihte başlayacağına açıklık getirilmediği, davacı tarafından ise.-bilirkişi raporu tebliğ edilmeksizin karar verildiği, anılan raporda hesaplanan miktarın gerçekleri yansıtmadığı, mevzuat hükümlerine göre son aylık üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği öne sürülerek 2577 s. İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.


Savunmanın Özeti : Davalı idare tarafından davacının temyize cevap ve temyiz etme süresini geçirdiği bu sebeple dilekçenin reddi gerektiği, davacı tarafından ise davanın süresinde açıldığı savunulmuştur.


Danıştay Tetkik Hakimi  Düşüncesi: Bilirkişi raporunu taraflara tebliğ etmeksizin karar veren idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.


Danıştay Savcısı  Düşüncesi: Dava, ... Ticaret Odasında yaklaşık altı yıl çalıştıktan sonra ... Ticaret Odasına naklen geçen davacının emekli olması sebebiyle ... Ticaret Odasında çalıştığı süreye ait 67.100.356 TL. ayrılma tazminatının ödenmesine hükmedilmesi dileğiyle açılmış, idare mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesine dayanılarak davacının ayrılma tazminatı alacağının 1.758.952 TL. olduğu gerekçesiyle bu miktarın kabulüne fazlaya ait kısmının ise reddine karar verilmiş, idare mahkemesi kararının kabul edilen miktara ait kısmı davalı idarece, redde ait kısmı da davacı tarafından temyiz edilmiştir.


2577 s. İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde bu yasada hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının uygulanacağı haller sayılmış, bunlar arasında bilirkişi incelemesi de yer almıştır.


Anılan kanun kuralı ile yollamada bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 282. maddesinde ise aynen "Ehlivukuf raporunu mahkeme kalemine verir. Verildiği tarihi yazı işleri müdürü rapora işaret eder ve muhakemeden evvel suretlerini iki tarafa tebliğ eder" denilmektedir. Aynı kanunun 283. maddesinde de davanın iki tarafının da noksan ve açık olmayan konular hakkında bilirkişiden izahat alınmasını raporun kendilerine tebliği gününden bir hafta içerisinde hakimden yazılı olarak isteyebilecekleri kuralı yer almıştır.


Yukarıda metni açıklanan kanun kurallarının birlikte incelenmesinden, bilirkişi raporunun taraflara tebliğinin zorunlu olduğu, tarafların da tebliğden itibaren bir hafta içerisinde rapora itiraz edebilecekleri anlaşılmaktadır.


Olayda, mahkemece davacının ne miktarda ayrılma tazminatına hak kazandığının saptanması amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmeksizin ve taraflara itiraz haklarını kullanma olanağı tanınmaksızın işin karara bağlandığı temyiz dosyasından anlaşıldığı cihetle kanunun emredici kuralına açıkça aykırılık oluşmuştur.


Açıklanan sebeplerle davacının temyiz isteminin kabulü ile usul ve kanuna aykırı idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.


TÜRK MİLLETİ ADINA


Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:


Uyuşmazlık, davacının ... Ticaret Odasında 1.4.1981-30.8.1987 tarihleri arasında çalıştığı sürelere ait 67.100.356-lira ayrılma tazminatının kanuni faiziyle birlikte ödenmesi isteminden doğmuştur.


2577 s. İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin bilirkişi incelemesi konusunda yollamada bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 282 ve 283. maddelerinde, bilirkişinin raporunu mahkeme kalemine vereceği, yazı işleri müdürünce verildiği tarihin rapora işaret edileceği ve yargılamadan önce rapor örneklerinin taraflara tebliğ edileceği, tarafların noksan ve açık olmayan konularda bilirkişiden açıklama alınmasını raporun kendilerine tebliği gününden itibaren bir hafta içerisinde hakiminden yazılı olarak isteyebilecekleri kuralı yer almıştır.


Dava konusu olayda, davacının 1981 ve 1987 yılları arasında ... Ticaret Odasında çalıştığı sürelere ait ayrılma tazminatının hesaplanması amacıyla talimat yoluyla Zonguldak İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 28.2.1995 günlü bilirkişi raporunun, Zonguldak İdare Mahkemesi Başkanlığının 1.3.1995 tarih ve 1995/1 Talimat sayısı ile Konya İdare Mahkemesine gönderilmesine rağmen, mahkemece anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeksizin, davanın 24.3.1995 gününde karara bağlandığı anlaşılmaktadır.


Bu durumda, 2577 s. Kanunun 31. maddesinin atıfta bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası hükümleri uyarınca bilirkişi raporunun taraflara tebliği ile tebliğden itibaren bir haftalık itiraz süresi verilmesi gerekli bulunduğundan, aksi yöndeki mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.


Açıklanan nedenlerle, Konya İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye iadesine 25.6.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.

Yorumlar


HUMK


MADDE 282 - Ehlivukuf raporunu mahkeme kalemine verir. Verildiği tarihi başkâtip rapora işaret eder ve mahkemeden evvel suretlerini iki tarafa tebliğ eder.

MADDE 283 - Hâkim raporda noksan ve müphem gördüğü cihetleri itmam ve izah için ehlivukufa yeni sualler tertip edebilir. İki taraf dahi noksan ve müphem cihetler hakkında ehlivukuftan izahat alınmasını raporun kendilerine tebliği tarihinden bir hafta zarfında hâkimden tahriren talep edebilirler.


HMK

Ön inceleme duruşmasına davet

MADDE 139- (1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi

tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine

ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin

gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer

tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir.


Tarafların duruşmaya daveti

MADDE 147- (1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir.

(2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları

takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir.


Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması

MADDE 150- (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip

etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine,

yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya

gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

.....


Uygulanacak hükümler

MADDE 322- (1) Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı

yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır

ve taşınmaz malların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır.


Bilirkişi raporunun verilmesi

MADDE 280- (1) Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı

olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.

Cevapla

Raporun taraflara tebliği usûlü konusunda ise, öncelikle ifade edilebilecek olan husus, hukukî dinlenilme hakkının gerçekleştirilebilmesi bakımından, bilirkişinin raporu tartışma imkânının sağlanmasının, raporun vakit geçirmeksizin taraflara tebliğ edilmesine bağlı olduğudur.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 280. maddesi, tebligatın duruşma gününden önce yapılmasını öngörmektedir. Bunun nedeni ise, hiç şüphe yok ki, tarafların duruşmada rapora ilişkin görüşlerini sunmaları, bu itibarla, yargılamanın yok yere bir celse daha uzamasının önüne geçmektir. Bu hükmün varlığına karşın, bilirkişi raporu tarafların davet edildiği celsede elden verilmesi hâlinde, ifade ettiğimiz amaç gerçekleştirilemeyecektir.

Raporun tebliğinin öğretide dile getirilen bir işlevi, zamanaşımına etkisi noktasındadır. Nitekim raporun tebliği bir mahkeme usûl işlemi olduğundan, davalıya tebliğ edilmiş olması, alacak zamanaşımının kesilip yeniden başlaması sonucunu doğurmaktadır


Diğer taraftan raporun tebliğine ilişkin hususların, sadece mahkeme tarafından tayin edilen bilirkişiler değil, taraflarca sunulan uzman görüşleri (m. 293) bakımından da, kural olarak, geçerli olması gerektiği düşüncesindeyiz. Uzmanlar tarafından yerine getirilen inceleme ve sunulan görüşlerin ispat gücünün, mahkeme tarafından tayin  edilen bilirkişiler tarafından yerine getirilenler ile bir tutulmaması  bunların karşı tarafa usûlünce tebliğ edilmesinden veya HMK m. 293 hükmü gereği, hâkimin söz konusu uzmanı duruşmada dinlemesinden farklı bir konudur. Nitekim, taraflardan biri yahut vekili tarafından mahkeme yazı işleri müdürlüğüne bahsedilen içerikte bir görüşün sunulması hâlinde, kanımızca bu görüşün de, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 280. maddesinin uygulanması yoluyla duruşmadan önce karşı tarafa tebliği gerekmektedir. 


MEDENÎ USÛL HUKUKUNDA BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ Barış TORAMAN DOKTORA TEZİ

Cevapla





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim