Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Temerrüt Faizi - BK 88 ve 120 maddeler Koleksiyonu




Mehmet Korkmaz
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
18.10.2016 / 187


Kredi sözleşmesi - temerrüt faizi, bk 88 ve 120. maddeler

Özet:

Aynı Kanunun 9. maddesinde, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun hükmünde sözü edilen ilgili mevzuatın, 3095 sayılı Kanun hükümleri olduğunun ve 6102 sayılı TTK.nun 8. ve 9. maddeleri, ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan, ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerektiğinin, başka bir anlatımla 6098 sayılı TBK.nun 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekir.



Kanun No:6098   Madde No:88   Fıkra:Tümü


T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/21466
Karar No:2015/27787

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/03/2015
NUMARASI : 2014/476-2015/105

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :


1- İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından alacaklının bu yoldaki isteğinin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:


2- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;


İİK.'nun 150/ı maddesine göre, krediyi kullandıran taraf, borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter marifetiyle borçluya (krediyi kullanan tarafa), kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ettiği takdirde, icra müdürlüğünce borçluya icra emri gönderilir. Bunun için ipotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmesi şart değildir. Aynı maddeye göre, krediyi kullanan borçlu, noter aracılığı ile 8 gün içinde hesap özetine itiraz ettiğini ispat ettiği takdirde, hesap kat ihtarnamesinde talep edilen borç miktarına şikayet yoluyla karşı koyma hakkı kazanır. Bu durumda ise alacaklının, alacağını İİK. nun 68/b maddesi çerçevesinde diğer belgelerle ispatlaması gerekir.
Öte yandan, HGK. nun 02.05.2007 tarih ve 2007/12-24 Esas, 239 sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay İçtihatları ile alacaklı bankanın, nakdi kredi alacağının tahsili amacıyla usulüne uygun olarak başlattığı ipotekli takipte, gayrinakdi kredi bedellerinin depo edilmesini de isteyebileceği kabul edilmiştir.


Diğer taraftan, 6101 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre, 6098 sayılı TBK. nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. maddesi görülmekte olan davalara da uygulanır. Bununla birlikte 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK. nun 8/1. maddesinde, ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği hükme bağlanmış, aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş olup, başkaca bir istisna getirilmemiştir.


Aynı Kanunun 9. maddesinde, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun hükmünde sözü edilen ilgili mevzuatın, 3095 sayılı Kanun hükümleri olduğunun ve 6102 sayılı TTK.nun 8. ve 9. maddeleri, ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan, ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerektiğinin, başka bir anlatımla 6098 sayılı TBK.nun 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekir.


Somut olayda, hesap kat ihtarının borçlu şirkete 13.12.2013 tarihinde, borçlu Cüneyt'e ise 24.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların da yasal sekiz günlük süre içerisinde Kayseri 7. Noterliği'nin 17.12.2014 tarih 41672 yevmiye numaralı ve Ankara 24. Noterliği'nin 31.12.2013 tarih 26832 yevmiye numaralı ihtarnameleri ile itiraz ettikleri anlaşılmıştır. İhtarnameye süresi içinde itiraz edilmesi, borçlulara icra emri gönderilmesine engel teşkil etmez. Ancak borçlu şirket, hesap özetine 8 günlük süre içerisinde itiraz ettiğine göre, hesap kat ihtarında bildirilen alacak ve faiz miktarı kesinleşmemiştir. Bu durumda, alacaklı bankadan İİK'nun 68/b maddesinde yazılı belgeler istenip, bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.


Öte yandan, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak hakkında da 6098 sayılı TBK. nun 88. ve 120. maddelerinin uygulanması mümkün olmadığından, akdi ve temerrüt faizi oranlarının da taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmeleri hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.


Her ne kadar mahkemece, İİK'nun 150/ı maddesi hükmüne uygun olarak aynı Kanunun 68/b. maddesine göre değerlendirme yapılmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ise de, hükme esas alınan 14.10.2014 tarihli ve 10.02.2015 tarihli bilirkişi raporlarında, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda akdi faiz ve temerrüt faizi oranları belirlenerek hesaplama yapılmadığı ve gayrinakdi kredi bedellerinin depo edilmesine ilişkin olarak da çelişkili tespitlerde bulunulduğu, bu haliyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığı görülmüştür.


O halde; mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, takibin dayanağını oluşturan kredi hesapları ile ilgili olarak, kredinin kullandırıldığı banka şubesindeki kayıt, defter ve tüm belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, alacaklının İİK'nun 68/b maddesi çerçevesinde alacağını diğer belgelerle ispat edip edemediği, Yargıtay incelemesine imkan tanıyacak şekilde tespit edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Başkan
E. UZUNER
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
M. USLU
Üye
A. DOĞAN
Üye
G. HEYBET






GB

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
temerrüt faiz oranı 2016   ticari işlerde faiz   hukuk medeniyeti içtihat koleksiyonları   Temerrüt Faizi   BK 88. madde   BK120. madde  

Yorumlar


BORÇLAR KANUNU’NDAKİ FAİZ SERBESTİSİNİ SINIRLAYAN HÜKÜMLERİN UYGULAMA ALANI: HUKUK, EKONOMİ VE DAVRANIŞSAL EKONOMİ PERSPEKTİFİNDEN BİR İNCELEME

THE SCOPE OF APPLICATION OF THE INTEREST RATE CAPS IN THE CODE OF OBLIGATIONS: AN ANALYSES FROM THE LAW AND ECONOMICS AND BEHAVIOURAL ECONOMICS PERSPECTIVE



ÖZET

Bu çalışmanın amacı, 2012 yılında yürürlüğe giren Borçlar Kanunu’nun 88 ve 120. maddelerinde düzenlenmiş olan anapara ve temerrüt faizi sınırlamalarının uygulama alanını saptamaktır. Yasa Koyucunun, bu düzenlemelerin Ticaret Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Bankacılık Kanunu ile ilişkisini kurmamış olması öğreti ve yargıda yoğun tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada amaçlanan, özellikle hukuk ve ekonomi ile davranışsal ekonomi öğretilerinin sözleşme özgürlüğünün sınırlandırılma ihtiyacı konusundaki tespitlerini kullanarak azami bir faiz haddi belirlemenin ne zaman gerekli olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu şekilde faiz sınırlamalarının ekonomik refahı azaltacak şekilde uygulanmasını ve sözleşme özgürlüğüne gereksiz müdahaleleri engellemek amaçlanmıştır. Varılan sonuç, Borçlar Kanunu’nda yer alan sınırlamaların tacirler arası işlemler açısından uygulama bulmayacağı, buna karşılık tacir-tüketici işlemleri için kural olarak geçerli bir sınır oluşturduğudur. Ancak Borçlar Kanunu’ndaki sınırlamaların özel sözleşme türleri açısından bir ayırım yapmaması nedeniyle Bankacılık mevzuatına tâbi bazı tüketici sözleşmelerinde özel düzenlemelerin öncelikli uygulanması kabul edilmelidir. Yasa Koyucunun bu alandaki belirsizliği giderici bir düzenleme yapmasında büyük fayda görülmektedir. Bu düzenleme yapılırken özellikle tüketici-tacir işlemleri açısından da anapara faizinin, kredi kartı ve kredili mevduat hesabı gibi bazı özel sözleşme türleri dışında, genel bir sınırlamaya ihtiyaç doğurmadığı dikkate alınmalıdır.

http://d.barobirlik.org.tr/2016/20160816_yargitayebulten.pdf

Cevapla





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim