Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Adli Tatil Koleksiyonu




Mehmet Korkmaz
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
1.9.2016 / 177


Adli tatil • uzayan süreler adli tatil içinde işleyen süreler

Özet:

Adli tatil içinde başlayıp da adli tatil bittikten sonra sona eren sürelerde, adli tatil içinde biten süreler için öngörülen yasal uzatma süresinin uzatılması mümkün değildir.




T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu

Esas No:2012/99
Karar No:2012/201

HGK'ca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR: HGK'ndaki görüşme sırasında, esasa girilmeden önce, HGKkararına karşı karar düzeltme isteminin süresinde olup olmadığı, ön sorun olarak incelenmiştir.


Dava, tazminat istemli olup, yazılı yargılama usulüne tabidir ve adli tatilde görülebilen davalardan değildir. Asliye hukuk mahkemesi kararların temyizi üzerine verilen kararlara karşı karar düzeltme süresi tebliğ tarihinden itibaren 15 gündür.


HGK kararı karar düzeltme isteyene adli tatil içinde 24.08.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup; yasal 15 günlük süre tatile rastlamayan 08.09.2011 günü sona ermesine karşın, karar düzeltme istemli dilekçe bu tarihten sonra 09.09.2011 tarihinde ibraz edilmiştir.


Bilindiği üzere; adli tatil içinde başlayıp da adli tatil bittikten sonra sona eren sürelerde, adli tatil içinde biten süreler için öngörülen yasal uzatma süresinin uygulaması olanaklı değildir.


Açıklanan sebeple süresi geçtikten sonra verilen karar düzeltme dilekçesinin reddi gerekir.


SONUÇ


Yukarıda açıklanan sebeple davacılar vekilinin karar düzeltme dilekçesinin REDDİNE.

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
adli tatilde temyiz süresi   adli tatilde bilirkişi raporuna itiraz süresi   adli tatilde dava açılabilir mi   adli tatilde anlaşmalı boşanma   adli tatilde kesinleşme   adli tatilde görülemeyecek işler   adli tatilde kesinleşen davalar   hukuk medeniyeti içtihat koleksiyonları   adli tatil   Adli Tatil Koleksiyonu

Yorumlar


T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2003/17-161

K. 2003/162

T. 27.5.2003


ÖZET : Sanığın cezalandırılmasına ilişkin İcra Ceza Mahkemesince verilen hüküm adli tatil süresi içerisinde tebliğ edilmiş olup, CYUY.nın 423. maddesi uyarınca ancak, acele sayılan işlerde adli tatil içerisinde süreler işlemektedir. Adli tatil içerisinde yapılan tebliğ geçerli ise de, süre adli tatil bitiminde başlayacağından, sanığın temyiz istemi yasal süresindedir. 


Ancak, İİY.nın 337. maddesinde düzenlenen mal beyanında bulunmama suçu, maddede yazılı cezanın üst sınırı itibariyle TCY.nın 102/6. maddesi gereğince altı aylık zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Yasanın 105/2. maddesi uyarınca bir yıl içinde mahkumiyet kararı verilmesi zorunlu olup, 29.3.1939 gün ve 22/31 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, suç tarihinden itibaren işlemeye başlayacak bir senelik zamanaşımı süresinin başlangıç veya sonlarında verildiğine bakılmaksızın karar verilmekle zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacaktır. 


DAVA : Mal bildiriminde bulunmama suçundan sanık Güllü C.'ın İİY' nın 337. maddesi uyarınca 10 gün hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 13. İcra Ceza Hakimliğince 02.07.2002 gün ve 1856-3661 sayı ile verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 08.04.2003 gün ve 3009-2923 sayı ile; 


"Sanık temyiz dilekçesini süresi içinde vermediğinden temyiz isteğinin CMUK.nun 317. ve İİK.nun 365. maddeleri gereğince reddine" karar verilmiştir. 


Yargıtay C. Başsavcılığı 12.05.2003 gün ve 163419 sayı ile; 


"İcra suçlarından dolayı icra ceza mahkemelerinde yargılamanın nasıl yapılacağı İİK.nun 346, 349, 350, 351, 352, 352/a, 353, 354, 366. maddelerinde düzenlenmiştir. Maddeler incelendiğinde yasa koyucunun farklı bir yargılama usulü getirmeye çalıştığı, şikayetçinin duruşmada bizzat hazır bulunmak veya kendisini bir vekili ile temsil ettirmek zorunluluğu ile CMUK'nun 344. ve devamı maddelerinde düzenlenen şahsi davaya benzer yargılama usulünün kabul edildiği görülmektedir. İİK.nun 18. maddesinde ise tetkik mercilerinde görülen hukuk davalarında uygulanan yargılama usulünden bahsedilmektedir. Yasa metni içerisinde cezai hükümlerin ayrı bir bap içinde düzenlenmesi takip hukukuna ilişkin davalar ile icra ceza davalarının birbirinden ayrı usullere tabi tutulmak istendiğini açıkça göstermektedir. 


İİK.nun yargılama usulü hakkında açıkça düzenleme yapmadığı konularda CMUK' nun İİK'na aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Örnek olarak sanığa gönderilen duruşma davetiyelerinin üzerinde duruşmaya gelmediği takdirde CMUK' nun 225. maddesine göre duruşmaya gıyabında devam edileceği ihtarının yazılması gerekmektedir. Yasada boşluk olan hususlarda CMUK' nun uygulanacağına dair İİD' nin 10.10.1972 T. 10230/9442, 5.12.1963 T. 12325/12853 sayılı kararları da bu yöndedir. 


Adli tatil sırasında icra ceza davalarının görülüp görülemeyeceğine ilişkin İİK'nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu suçların çok kısa bir zamanaşımına tabi olması nedeniyle adli tatil sırasında da icra ceza davalarının görüleceği düşünülebilirse de; İİK.nun 364/3. maddesi buna izin vermemektedir. Madde metnine göre; takip hukukuna ilişkin temyizin HUMK'daki şartlar dairesinde yapılacağı belirtildiğinden, metnin zıt anlamından icra ceza davalarına ilişkin temyizin CMUK'a tabi olduğu sonucu çıkmaktadır. HUMK.nun 176/11. maddesi ise tamamen icra tetkik mercilerinde görülen hukuk davalarıyla ilgilidir. Yüksek Yargıtay'ın uygulamaları da adli tatil sırasında icra ceza davalarının görülemeyeceği yönündedir. 


İİK' nda yer alan suçların yargılanmasında İİK' na aykırı olmamak kaydıyla CMUK.nu uygulanabiliyorsa ve bu suçlara ilişkin yargılama adli tatil içinde yapılmıyorsa icra ceza davalarında CMUK.nun 423. maddesinin uygulanması gerekir. Madde metnine göre adli tatilde ancak tutuklu ve suçüstü hükümlerine tabi suçların yargılaması yapılabilir. CMUK.nun 423. maddesi ve 14.2.1934 tarih 47/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca adli tatilde yapılan tebligatlar geçerlidir, ancak süreler işlemez. Tatilin bittiği günden itibaren işlemeye başlar. 


Somut olayımızda ise gerekçeli karar sanığa 25.7.2002 tarihinde yani adli tatil içerisinde tebliğ edilmiştir. Temyiz süresi 5 Eylülden itibaren başlamalıdır. Sanık tarafından 2.9.2002 tarihinde yapılan temyiz başvurusu süresi içindedir. Temyiz davası süresinde kabul edilerek hüküm tarihinden itibaren de inceleme tarihine kadar 29.3.1939 tarih ve 22/31 sayılı İçtihadı Birleştirme kurulu kararı ve TCK'nun 102/6. maddesinde müsnet suç için öngörülen 6 aylık asli zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına, CMUK.nun 322/1. maddesi gereğince davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir." gerekçesi ile itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire red kararının kaldırılıp, Yerel mahkeme hükmünün bozulması ve zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması isteminde bulunmuştur. 


Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü: 


KARAR : Ankara 13. İcra Ceza Hakimliğinin 13.5.2002 günlü kararı ile sanık, mal bildiriminde bulunmama suçundan İİY'nın 337. maddesi uyarınca 10 gün hafif hapis cezası ile cezalandırılmış, gıyabında verilen bu karar sanığa 25.07.2002 tarihinde tebliğ edilmiş ve sanık 02.09.2002 tarihinde hükmü temyiz etmiştir. Özel Dairece, süresinden sonra başvuruda bulunulduğu gerekçesiyle sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmiş, Yargıtay C. Başsavcılığı ise, tebligatın adli tatil içerisinde yapıldığı ve temyiz süresinin adli tatilin bitiminden sonra başlayacağı nazara alınarak temyizin süresinde olduğundan bahisle itiraz yasa yoluna başvurmuştur. 


Görüldüğü üzere Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın temyiz başvurusunun süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. 


Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi bakımından, konuya ilişkin yasal düzenlemeleri incelediğimizde; 


İcra ve İflas Yasasının "Cezai Hükümler" başlıklı onaltıncı babında, suç oluşturan icra iflas suçları ile bu suçlarda uygulanacak yargılama yöntemine ilişkin hükümlere yer verildiği görülmektedir. Anılan Yasanın 352/a maddesi, bu yasa uyarınca hükmolunan cezaların ertelenemeyeceği, para cezası veya yasada öngörülen önlemlere çevrilemeyeceği ve failler hakkında TCY.nın önödemeye ilişkin 119.maddesinin uygulanmayacağı; 


353. maddesinin 1. fıkrası, tetkik merciinin kararlarının, tefhim veya tebliğ tarihinden yedi gün içinde sanık veya şikayetçi veya C. Savcısı tarafından temyiz olunabileceği, 


364. maddenin 1. fıkrası, bu Kanuna göre temyiz edilen takip hukukuna müteallik kararlarla tetkik mercilerinin cezaya müteallik hükümlerinin teşkil edilecek Yargıtay İcra ve İflas Dairesinde tetkik edileceği, 


2. fıkrada ise, takip hukukuna müteallik temyizlerin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki şartlar dairesinde yapılacağı hükümlerini taşımaktadır. 


Yine, İİY.nın 363. maddesinde, Tetkik Merciinin verecekleri kararlardan temyizi olanaklı olanlar 18 bent halinde belirtildikten sonra, temyizi olanaklı kararların tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz olunabileceği, temyiz edilebilirlik koşullarının ise, ihtilaflı kalan değer veya miktar, merci kararına konu malın veya hakkın değeri, itiraza uğrayan alacağın tutarı veya yanlışlığı öne sürülen alacak miktarına göre belirleneceği, 3. fıkrasında kötü niyetle temyiz halinde HUMK.nun 422. maddesinin uygulanacağı, 4. fıkrasında ise temyizi olanaklı olmayan bir hükmün kötü niyetle temyizi halinde de 3. fıkra hükmünün uygulanacağı öngörülmüş; 


Yasanın 366. maddesinin 3, 4 ve 5. fıkralarında ise; "Yargıtay İcra ve İflas Dairesinin hukuk ve ceza kararlarına karşı genel hükümlere göre ısrar olunabilir. Bu dairenin hukuka müteallik kararları aleyhine on gün içinde karar tashihi yoluna gidilebilir. Cezaya ait kararlar hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 inci maddesi uygulanır. 


Israr kararları hukuk ve ceza genel kurullarında acele işlerden sayılır. Bu halde Ceza Genel Kuruluna İcra ve İflas Dairesi de katılır. 


Yargıtay İcra ve İflas Dairesinin ceza hükümlerine müteallik kararları aleyhine Yargıtay C. Başsavcılığınca itiraz olunabilir. Bu itiraz, Ceza Genel Kurulunda İcra ve İflas Dairesinin de iştiraki ile tetkik olunur." hükümlerine yer verilmiştir. 


Bu hükümlerden de açıkça anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Yasasında bir düzenleme yer almadığı taktirde, takip hukukuna ilişkin temyiz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki; ceza yargılamasına ilişkin temyiz ise Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki koşullar dairesinde yapılacaktır. 


CYUY.nın 310. maddesinde temyiz isteminin, hükmün tefhim tarihinden itibaren bir hafta içinde yapılacağı, tefhimin sanığın yokluğunda olması halinde ise bu sürenin tebliğ ile başlayacağı; 


423. maddesinde ise, ceza işlerini gören makam ve mahkemelerin her sene Temmuzun yirmisinden Eylülün beşine kadar tatil olunacağı, hazırlık tahkikatı ile tutuklu işlere ait duruşmaların ve acele sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yapılacağının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirleneceği; 


Tatil zamanında Yargıtay'ın yalnız tutuklu ve meşhut suçların Muhakeme Usulüne Dair Kanuna göre görülen işlerin tetkikatını icra edeceği; 


Tatil zamanına tesadüf eden mühletlerin işlemeyeceği, bu mühletlerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı hükümleri yer almaktadır. 14.2.1934 gün ve 47-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da; "ceza işlerinde mahkemelerin tatilinden önce yürümeğe başlamış olan sürelerin tatilde sona ermesi halinde tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılacağı, tatilde yapılan tebliğ geçerli olmakla beraber, sürenin tatilin bittiği günden itibaren başlayacağı" kabul edilmiştir. 


İnceleme konusu somut olayda; sanığın cezalandırılmasına ilişkin İcra Ceza Mahkemesince verilen hüküm adli tatil süresi içerisinde 25.07.2002 tarihinde tebliğ edilmiş olup, CYUY.nın 423. maddesi uyarınca ancak, acele sayılan işlerde adli tatil içerisinde süreler işlemektedir. Adli tatil içerisinde yapılan tebliğ geçerli ise de, süre adli tatil bitiminde başlayacağından, sanığın 02.09.2002 günlü temyiz istemi yasal süresindedir. 


Ancak, İİY.nın 337. maddesinde düzenlenen mal beyanında bulunmama suçu, maddede yazılı cezanın üst sınırı itibariyle TCY.nın 102/6. maddesi gereğince altı aylık zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Yasanın 105/2. maddesi uyarınca bir yıl içinde mahkumiyet kararı verilmesi zorunlu olup, 9.3.1939 gün ve 22/31 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, suç tarihinden itibaren işlemeye başlayacak bir senelik zamanaşımı süresinin başlangıç veya sonlarında verildiğine bakılmaksızın karar verilmekle zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacaktır. 


Somut olayda, sanığın mal bildiriminde bulunmamak suçundan Yerel Mahkemece 02.07.2002 tarihinde cezalandırılmasına karar verilmekle zamanaşımı kesilmiş ve bu tarihten itibaren altı aylık asli zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamıştır. Ceza Genel Kurulunca incelemenin yapıldığı 27.05.2003 tarihinde altı aylık asli zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. 


Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile, sanığın temyiz isteminin reddine ilişkin Özel Daire kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir. 


SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 


1-Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile, 17. Hukuk Dairesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 08.04.2003 gün ve 3009-2923 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 


2-Yerel Mahkeme hükmünün zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak davanın zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, 


Dosyanın yerine gönderilmek üzere, Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 27.05.2003 günü oybirliğiyle karar verildi. 

Cevapla





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim