Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

İcra hukuku açısından yetki sözleşmesi Koleksiyonu




İsmail Coşkun
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
16.01.2016 / 15


Yetki sözleşmesinde aksi yazılmamış ise genel yetkili icra müdürlüklerinde takip yapılamaz

Özet:

taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa takibin yetki sözleşmesinde belirlenen yerde başlatılması gerekir. Dayanak bonoda yetkili yer olarak Antakya (Hatay) İcra Müdürlüğü belirlendiğine (ve kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili icra dairelerinin de yetkisini devam ettirmek istedikleri yönünde bir ibare de bulunmadığına göre) alacaklının Hatay İcra Müdürlüğü’nde takip başlatmasında yasal zorunluluk vardır.


Kanun No:6100   Madde No:17   Fıkra:Tümü
Kavram: İcra-İflas Hukuku


T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/9073
Karar No:2015/20672

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. D. G.tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borçlu şirket vekilinin yetkiye ve takip konusu senetlerin kambiyo vasfı ile senetlerdeki imzalara itiraz ettiği, mahkemece 26.03.2013 tarihli celsede yetki itirazının reddine karar verildikten sonra devam eden yargılamanın ardından 18.11.2014 tarihli celsede, davanın takip edilmemesi sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmektedir.
Borçlunun yetkiye itirazı ya da kambiyo vasfına ilişkin şikayetinde, geçerli bir mazeret bildirmemiş ve duruşmaya gelmemiş olması, HMK'nun 150/1. maddesine göre dosyanın işlemden kaldırılmasını ve sonuçta aynı Kanun'un 320/4. maddesi uyarınca da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini gerektirmez; taraflar gelmese bile davaya devam edilerek karar verilmesi gerekir. Mahkemece öncelikle borçlunun yetki itirazının incelenmesi ve bu itiraz hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Şayet yetki itirazının kabul edilecek ise borçlu tarafın sair itirazlarına bakılmayacaktır. 
Hukuk Genel Kurulu'nun 15.01.2014 tarih ve 2013/12-476 esas 2014/5 karar sayılı kararında, ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin bulunduğu yer icra dairesinde takip yapılabileceğine ilişkin İİK'nun 50. maddesi yollaması ile kıyasen uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nun 12. maddesinin, 6100 sayılı HMK'da karşılığı olan bir düzenleme bulunmadığı ve bu nedenle, ihtiyati haciz kararının uygulanmasından sonra bu kararı veren mahkemenin bulunduğu yer icra dairesinin, salt o yer mahkemesince ihtiyati haciz kararı verilmesi nedeniyle yetkili hale gelmeyeceğinin kabul edilmesi üzerine, Dairemizce, anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilerek, ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin bulunduğu yer icra dairesinin, icra takibi için yetkili olamayacağı sonucuna varılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.

6102 Sayılı TTK.nun 136. maddesi ve aynı kanunun ikinci kitap dördüncü kısmının 329 vd. maddelerinde düzenlenen Anonim Şirketler ile 6. kısım 573. vd. maddelerinde düzenlenen Limited Şirketler ticari şirketler olup tacir sıfatını haizdir. Bu durumda, bir ticari şirket türü olan Anonim ve limited şirketler de tacirdir ve yetki sözleşmesi yapabilir.
 

Somut olayda, alacaklı ve borçlunun 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir sayılan anonim ve limited şirketler olduğu ve takibe konu bonolarda Antakya İcra Dairelerinin yetkisinin kabul edildiği görülmektedir. Sözkonusu bonodaki yetki şartı geçerlidir ve tarafları bağlar. Yukarıda açıklandığı gibi, taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa takibin yetki sözleşmesinde belirlenen yerde başlatılması gerekir. Dayanak bonoda yetkili yer olarak Antakya (Hatay) İcra Müdürlüğü belirlendiğine (ve kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili icra dairelerinin de yetkisini devam ettirmek istedikleri yönünde bir ibare de bulunmadığına göre) alacaklının Hatay İcra Müdürlüğü’nde takip başlatmasında yasal zorunluluk vardır. Öte yandan takibin diğer borçlusuna da Hatay adresinde ödeme emri tebliğ edilmiş olup, muteriz borçlu yönünden kesinleşmiş bir yetki de bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, borçlu şirketin yetki itirazının kabulüne karar verilerek muteriz borçlu yönünden dosyanın tefrik edilerek yetkili Hatay İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin bulunduğu yer icra dairesinin yetkili olduğu gerekçesi ile istemin reddine karar vermesi ve yargılamaya devam edilerek taraflar gelmeseler dahi karar verilebilecek şikayet sebebi bulunduğu halde davanın açılmamış sayılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
iki tarafi tacir olan senette yetki sözleşmesi   yetki sözleşmesi   icra  

Yorumlar


T.C.

YARGITAY

12. Hukuk Dairesi T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

  Y A R G I T A Y   İ L A M I


ESAS NO : 2015/28858 

KARAR NO : 2015/29314

Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; takibe konu 12 adet bonoda keşidecinin K....Ltd.Şti olup, muteriz borçlu B....in murisi F....'in de avalist olduğu, 20.06.2014 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başlandığı, takip tarihi itibariyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 17. maddesi uyarınca, muteriz borçlunun tacir olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre, bonodaki yetki şartı muteriz borçlu yönünden sonuç doğurmaz.

Bu durumda, mahkemece, borçlunun yetki itirazının kabulü ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde icra dosyasının muteriz borçlu yönünden tefrik edilerek yetkili Sarıkamış İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmesi yerine, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup,

Cevapla

(12. Hukuk Dairesi bu görüşten vazgeçmiştir)


     T.C.

YARGITAY

12. Hukuk Dairesi

  T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L A M I

ESAS NO : 2013/32071 

KARAR NO : 2013/38962

Somut olayda, takip dayanağı bonoda  keşideci ve lehtar tacir olup takip tarihi itibari ile yürürlükte olan 6100 Sayılı HMK'nun 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesi geçerlidir. 6102 Sayılı T.T.K.nun 702. (6762 Sayılı TTK.nun 614) maddesi hükmüne göre, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi senetteki borçtan sorumlu olan avalist de yetki sözleşmesiyle bağlıdır. 

    O halde mahkemece, borçlu avalistler Y...yönünden de yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. 

Cevapla

T.C.

YARGITAY

12. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2016/1252 

KARAR NO : 2016/14870


...


Somut olayda, takip dayanağı bonoda borçlu konumunda olan avalist O.  gerçek kişi olup, dosyada tacir olduğuna ilişkin belge bulunmadığına göre İstanbul (icra dairelerinin) mahkemelerinin yetkili kılındığına dair  senettte yer alan yetki kaydı geçersizdir. 

Öte yandan, HMK'nun 19/2. maddesine göre yetki itirazında bulunanın,  yetkili icra dairesini doğru olarak göstermesi gerekir. Aksi halde geçerli bir yetki itirazının varlığından söz edilemez. 

  Her ne kadar bononun tanzim yeri ve borçlu O'un ikametgah adresi olduğu anlaşılan Gebze/Kocaeli    icra müdürlüklerinin yetkili olduğu kabul edilebilir ise de; borçlu vekilinin itiraz dilekçesinde yetkili yeri HMK'nun 19/2.maddesi uyarınca doğru olarak göstermemiş olması sebebi ile itirazı dikkate alınamaz.

O halde mahkemece, yetki itirazının açıklanan nedenlerle reddi gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle yetki itirazının   kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.  

SONUÇ  : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,  26.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Cevapla





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim