Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Hacizde evrak araştırması Koleksiyonu


Hacizde evrak araştırması, işyerine haciz nasıl yapılır, işyerine haciz kalktımı, işyerine haciz gelirmi, icra memurunun evrak arama yetkisi, işyerine haciz varmı, iik 80 işyeri haczi 2016, icra memurunun yetkileri, İcra memurunun işyerinde evrak araştırması yapması


Taner Erdoğan
Koleksiyoner
Koleksiyon Tarihi ve Numarası :
30.4.2016 / 114


Haciz mahallinde evrak araştırması- istihkak davası- faturaların aidiyeti kanıtlamaya yetirli belgelerden olmadığı

Özet:

Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı gibi, haciz sırasında yapılan evrak araştırmasında da borçlu şirket yetkilisi adına düzenlenmiş su faturası ve bu kişi adına gönderilmiş kargo evrakı bulunmuştur. Ayrıca, gerek dava konusu 07.12.2012 tarihli, gerekse bu hacizden önce tutulmuş 20.03.2012 tarihli haciz tutanağına yansıyan bilgilere göre, binanın yan duvarında ve adres girişinde borçlu şirketin unvanının yazılı olduğu anlaşılmıştır. Takip dosyasına ve dava dilekçesi ekinde yargılama dosyasına sunulan vergi levhasındaki işe başlama tarihi ile, hacizler sırasında hazır bulunan davacı 3. kişinin işe başlama tarihi konusundaki beyanları da çelişkilidir. Öte yandan, dosyada bulunan ticaret sicil bilgilerine göre, davalı borçlu şirketin 27.05.2009 tarihinde adresini değiştirdiği ve değişiklikten önceki adresinin de haciz adresi olduğu ve bu tarihin de borcun doğum tarihine yakın bir tarih olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında, somut olayda, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.


Kanun No:2004   Madde No:96   Fıkra:Tümü


T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/12505
Karar No:2015/16149



Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili, Bursa 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/930 Esas sayılı dosyasından müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını, müvekkilinin davalı borçlu şirket ile yasal ve ticari hiçbir bağının bulunmadığını, haczin gerçekleştiği adresin müvekkilinin işyeri adresi olduğunu, vergi levhasından da işyerinin müvekkili H.. Ş..'e ait olduğunun anlaşılacağını, müvekkiline ait işyerindeki borçluya ait tabelanın sökülme imkanının olmadığını, halen aynı yerde durduğunu, su aboneliğinin davalı borçluya ait olması ile kapıya bırakılan reklam broşürünün menkullerin mülkiyetinin borçluya ait olduğunu ispata yaramayacağını, yapılan haczin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinde borçlunun ünvanının yazılı olduğunu, ayrıca haciz mahallinde borçluya ait su faturası bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haciz adresinde önceden kiracı olduğu anlaşılan davalı borçluya ait su aboneliğinin devam etmesi ve bu yerde su faturası bulunması ile sökülme imkanı olmadığı için haciz adresinde borçluya ait tabelanın bulunmasının başlı başına haczedilen menkullerin mülkiyetinin borçluya ait olduğunu ispatlamadığı, bu nedenle gerek dinlenen tanık beyanları, gerekse davacı tarafından sunulan vergi levhası, fatura, Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının cevabi yazısı gibi delillerden davacı ile davalı borçlu arasında organik bağ bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK'nun 96 vd maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasıdır.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı gibi, haciz sırasında yapılan evrak araştırmasında da borçlu şirket yetkilisi adına düzenlenmiş su faturası ve bu kişi adına gönderilmiş kargo evrakı bulunmuştur. Ayrıca, gerek dava konusu 07.12.2012 tarihli, gerekse bu hacizden önce tutulmuş 20.03.2012 tarihli haciz tutanağına yansıyan bilgilere göre, binanın yan duvarında ve adres girişinde borçlu şirketin unvanının yazılı olduğu anlaşılmıştır. Takip dosyasına ve dava dilekçesi ekinde yargılama dosyasına sunulan vergi levhasındaki işe başlama tarihi ile, hacizler sırasında hazır bulunan davacı 3. kişinin işe başlama tarihi konusundaki beyanları da çelişkilidir. Öte yandan, dosyada bulunan ticaret sicil bilgilerine göre, davalı borçlu şirketin 27.05.2009 tarihinde adresini değiştirdiği ve değişiklikten önceki adresinin de haciz adresi olduğu ve bu tarihin de borcun doğum tarihine yakın bir tarih olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında, somut olayda, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı ve ayırt edici özellikleri olmayan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Sunulan kira sözleşmesi adi yazılı olup, borcun doğumundan sonra düzenlendiği gibi, vergi levhası ise beyan üzerine düzenlenmiş olup karinenin aksini ispata yeterli değildir.
Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan üçüncü kişi tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve Yasa'ya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 257,20 TL peşin harcın istek halinde davalı .. Tic. A.Ş'ye iadesine
10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
hacizde evrak arama   haciz evrakları   haciz evrak arama   Hacizde evrak araştırması Koleksiyonu

Yorumlar


ADALET BAKANLIĞI 

Personel Genel Müdürlüğü 




Sayı :82084579/2315/14.2                                                                                      29/03/2016 

Konu :Haciz Mahallinde Evrak Araştınlması 



İNEGÖL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA


 

İlgi : 15/01/2016 tarih ve B.M. 2016/84 sayılı yazınız. 



Borçlunun menkul mallarının haczinin talep edildiği mahalde borçlunun bulunmaması durumunda, adresin ve adreste bulunan menkul malların borçluya ait olup olmadığı konusunda tereddütler oluştuğu, bu gibi durumlarda alacaklı vekillerince evrak araştırması yapılmasının talep edildiği, talep gereğince mahalde bulunan bilgisayarlar, çekmeceler, klasörler içerisinde borçluya ait evrak araştırıldığı ve bulıınınası halinde evrak aslının veya bir örneğinin cebren dosya içerisine alındığı, uygulamada sıkıntılara yol açan bu uygulamanın usul ve yasaya uygun olup olmadığı, tarafça açılacak olası bir istihkak davasında delil olmak üzere icra memurunun haciz mahallinde evrak araştırma yetkisinin bulunup bulunmadığı konusunda görü, bildirilmesi ilgi yazı ile istenilmiştir.



2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun "Haciz yapan memurun yetkisi" başlıklı 80 inci maddesi  “İcra memuru haczi kendi yapabileceği gibi yardımcı veya katiplerinden birinede yaptırabilir.


Borçlu haciz sırasında malın bulunduğu yerde bulunmaz ve hemen bulundurulması mümkün olmazsa haciz, gıyabında yapılır.


Talep vukuunda borçlu kilitli yerleri ve dolapları açmağa vesair eşyayı göstermeğe mecburdur. Bu yerler icabında zorla açtırılır.


(Değişik: 18/2/1965 - 538/45 md.) Haczi yapan memur, borçlunun üzerinde para, kıymetli evrak, altın veya gümüş veya diğer kıymetli şeyleri sakladığını anlar ve borçlu bunları vermekten kaçınırsa, borçlunun şahsına karşı kuvvet istimal edilebilir." hükmünü, 



Aynı Kanunun "Taşınır ve taşınmaz malların haczi" başlıklı 85 inci maddesinin birinci, ikinci ve altıncı fıkrası "Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur.


(Değişik fıkra: 9/11/1988 - 3494/8 md.) Borçlu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıslar, taşınır mal üzerinde üçüncü bir şahsın mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakkının bulunması veya taşınır malın üçüncü şahıs tarafından haczedilmiş olması halinde bu hususu haciz yapan memura beyan etmek ve beyanının haciz tutanağına geçerilmesini talep etmek, haczi yapan memur da borçluyu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahısları bu beyana davet etmek zorundadır. Bu tür mallar ile üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır.(1)


Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.” hükmünü amirdir.


Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, alacaklı  tarafından borçluya ait menkul malların haczi talep edildiğinde, icra memuru, haciz işlemi yapılması talep edilen adreste borçlunun borca yeter miktarda mallarının haczini gerçekleştirmek, haczedilen mala ilişkin olarak alacaklı, borçlu ve üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülen istihkak iddialarını tutananağa geçirmek ve bu işlemlerin ifası sırasında alacaklı ve borçlunun menfaatlerini gözetmekle görevlidir. İcra memurunun bu görevini ifa edebilmesi için kendisine Kanun tarafindan bir takım yetkiler tanınmıştır. İcra ve Iflas Kanununun 80 inci maddesi gereğince, kötü niyetli borçluların haciz sırasında haczi kabil mallannı gizlemeleri veya kaçıırmaları ihtimaline binaen, icra memurunun kapalı dolapları ve kilitli yerleri zorla açtırma yetkisi bulunmaktadır. Ancak icra memuruna tanınan bu yetki, haczedilmesi mümkün olup da borçlu tarafından gizlenmek suretiyle haciz dışında bırakılmak istenen malların haczinin sağlanmasına yöneliktir. Gelinen adresin veya haczi talep edilen malın borçluya ait olduğu konusunda tereddüt yoksa veya mahalde bu hususlarda beyan verebilecek kimseler bulunup beyanlan haciz tutanağına geçirilmişse, mahaldeki haczi kabil malların tespitine yönelik araştırma dışında söz konusu yetkiye dayanılarak evrak ve belge araştırması yapılamayacağı değerlendirilmektedir. 


Bu itibarla, İcra ve İflas Kanunıınun 80 inci maddesindeki yetkinin, haciz sırasında ileri sürülen istihkak iddialarının ispatına yarayacak evrak ve belge araştırmasını kapsamadığı, ancak adresin kapalı olması nedeniyle çilingir marifetiyle adrese girilerek haciz  işlemi yapılması halinde veya haciz mahallinde adresin borçluya ait olup olmadığı hususunda beyan verebilecek kimsenin bulunmadığı durumlarda, gelinen adresin ve haczi talep edilen malların borçluya ait olup olmadığını tespit amaçlı icra memuru tarafindan mahalde evrak araştırması yapabileceği, konunun yargıya intikal etmesi halinde ise ilgili mahkeme kararının esas alınması gerektiği düşünülmektedir. Bilgi edinilmesi ile keyfiyetin İnegöl 2 nci icra Dairesine bildirilmesini rica ederim. 




Ahmet KAR 

Hâkim 

Bakan Adına

Cevapla





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim