Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Maaş hacizlerinin sıraya konulmasının hukuki niteliği


Özet:

Dava, muvazaa nedenine dayalı olarak sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. İİK'nın 140/1. maddesinde İcra Müdürlüğünce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı            gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis  edildiği  tarihlere  ve  dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir. 

Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK'nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar İcra Müdürlüğünce sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında, İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine İl Müftülüğü’nce bu madde hükmü uyarınca düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamayı İİK'nın 140/1. maddesinde  tanımlanan   sıra  cetveli  niteliğinde  olduğundan söz edilemez.

Fıkra:Tümü-0

T.C.
Yargıtay
23. Hukuk Dairesi


Esas No:2015/9022
Karar No:2018/2033
K. Tarihi:


MAHKEMESİ : Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 26/03/2015

NUMARASI : 2014/514-2015/95

DAVACI : Akbank T.A.Ş. Vek. Av. Utkan Eser

DAVALILAR : 1-İsmail Şekercioğlu vek. Av. Halil Uluay 2-Harun Güven


Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı İ. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 


- K A R A R -

Davacı vekili, davalılardan H.aleyhine  müvekkili banka tarafından Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/6983 E. 2014/6986, 2014/6980 ve 2014/6984 E. sayılı  icra takibi açıldığını, davalının borçlarını ödememek, sürüncemede bırakmak amacıyla  diğer davalı İ. ile  muvazalı bir şekilde borçlandırma oluşturup  kendisi hakkında Kastamonu 3. İcra Müdürlüğünün 2014/2326 E. sayılı icra takibi başlattırarak maaşına haciz koydurduğunu,  bu nedenle  Kastamonu 3. İcra Maüdürlüğü’nün 2014/2326 E. sayılı icra dosyasının sırasının iptali ile müvekkili bankaya ait dosyaların sıraya alınmasına ve karar tarihinden itibaren haciz kesintilerinin bu sıraya göre ödenmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı H., diğer davalı İ.’nun arkadaşı olduğunu ve ondan borç alırken uzun süreli senet imzaladığını, borcunu ödeyemeyeince davalı i.in takip başlattığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı, İ., davalı H.un arkadaşı olduğunu kendinden 35.000 TL borç istemesi üzerine kendisine verdiğini ve aralarında senet düzenlediklerini, yakın arkadaşı olduğundan hemen takibe koymadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ispat yükünün davalı tarafta olduğu, taraflarca her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono tek başına alacağın  varlığını ispatlamaya yeterli olmadığı, İcra dosyasının incelenmesinde ise icra takibinin kesinleşmesinden sonra borçlu H.'in maaşına haciz konmasına muvafakat ettiği, alacaklı İ.'inde aynı gün haciz konması talebinde bulunduğu, maaş haczi dışında başka herhangi bir haciz işleminin yapılmadığı, davalı alacaklının diğer davalıdan alacaklı olduğunu birbirine doğrulayan ve takipten önce düzenleşmiş delillerle ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı İ. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, muvazaa nedenine dayalı olarak sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. İİK'nın 140/1. maddesinde İcra Müdürlüğünce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı            gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis  edildiği  tarihlere  ve  dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir.

Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK'nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar İcra Müdürlüğünce sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında, İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine İl Müftülüğü’nce bu madde hükmü uyarınca düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamayı İİK'nın 140/1. maddesinde  tanımlanan   sıra  cetveli  niteliğinde  olduğundan söz edilemez.


Bu durumda mahkemenin, İl Müftülüğü’nce yapılan bu sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesi uyarınca İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetveli niteliğinde olduğu kabul ederek aynı Kanun'un 142/1. maddesi uyarınca açılan muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında olduğu gibi ispat yükünün davalıda olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu ilkelere göre çözümlenmesi doğru olmamıştır.


04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26,30 ve 33. (HUMK'nın 74,75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu durumda mahkemece, davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 19.(818 sayılı BK'nın 18) maddesinde düzenlenmiş muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun kabulü ile ispat yükü yönünden genel ilkelere uygun olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, davanın tavsifinde yanılgıya düşülerek ve ispat yükü davalıya yüklenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı İ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı İ. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı İ.'na iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.


Ekleme Tarihi: 12.9.2018 14:35:36.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim