Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Yargıtay 18. ceza dairesi e:2016/650, k:2016/9353



Bu içtihat henüz tasnif edilmemiştir.

T.C.
Yargıtay
18. Ceza Dairesi


Esas No:2016/650
Karar No:2016/9353
K. Tarihi:

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
KARAR
Hakaret suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/2. maddesi yollaması ile 125/1, 62/1 ve 52/2-3. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası le cezalandırılmasına. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/07/2015 tarihli ve 2014/202 esas, 2015/422 sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulü ile Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/07/2015 tarihli ve 2014/202 esas, 2015/422 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine ilişkin Mersin 4 Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/535 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2016 gün ve 411700 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “1- Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesince verilen karara karşı katılan vekili tarafından 06/07/2015 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş olmasına karşın, itiraz konusu hakkında karar verilmemesinde,
2- Sanık tarafından 04/06/2014 tarihli celsede hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istemediğine ilişkin beyanda bulunulmasını müteakip, 02/07/2015 tarihli karar celsesinde gerek sanık gerekse müdafiisince önceki beyanlarından vazgeçilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yönelik talepte bulunulduğu ve söz konusu beyanda bulunmaya yönelik yasal bir engel bulunmadığının anlaşılması karşısında, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
- Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
- Suçun CMK'nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re'sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.
Görüldüğü gibi CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için mahkemece CMK'nın 231. maddesinin resen değerlendirilmesi, sanıktan da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rızası olup olmadığının yine resen sorulması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hakaret suçundan adli para cezası verildiği, sanığın suç tarihi itibariyle adli sicil kaydının bulunmadığı, hakaret suçunun somut zarar suçu olmadığı anlaşılmaktadır. Sanık 04.06.2014 tarihli duruşmada hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini talep etmediğini bildirmesine karşın 02.07.2015 tarihli son duruşmada sanık ve müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rızalarının olduğunu ifade ettikleri, mahkeme tarafından da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına önce rıza göstermeyip, hüküm kurulmadan önce bu hususta daha önceki iradesinden dönerek rıza açıklamasına engel yasal bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu itibarla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif şartlarının oluşması karşısında, mercii tarafından, “sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını kabul etmediği şeklindeki gerekçe ile itirazı kabul etmesi hukuka aykırıdır.
Ayrıca mercii tarafından itiraz incelemesi yapılırken yalnızca sanık müdafiinin itirazının değerlendirildiği, katılan vekilinin itirazı hususunda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından mercii kararı bu bakımdan da hukuka uygun görülmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görüldüğünden,
1- Mersin 4 Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/535 değişik iş sayılı 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-b fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 02/05/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.






Ekleme Tarihi: 7.7.2018 22:49:22.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim