Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Yargıtay 14. ceza dairesi e:2016/684, k:2016/4340



Bu içtihat henüz tasnif edilmemiştir.

T.C.
Yargıtay
14. Ceza Dairesi


Esas No:2016/684
Karar No:2016/4340
K. Tarihi:28.4.2016

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, eziyet, kasten yaralama, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit
HÜKÜM : Tehdit suçundan karar verilmesine yer olmadığı, diğer atılı suçlardan mahkûmiyet

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
O Yer Cumhuriyet Savcısının temyizinin sadece tehdit suçuna yönelik olduğu anlaşılmakla, mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan dava açılmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, iddianamede sanığın mağdureye karşı ...boşanma davası açmayacaksın, açarsan annene sana yaptığım işkenceleri yaparak öldürürüm şeklindeki sözlerle tehdit suçunu işlediği belirtilerek tehdit suçundan kamu davası açıldığı dikkate alınarak sanık hakkında tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre, tehdit suçundan hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Hükümlerden sonra 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık ile müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın mağdureye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarına ilişkin temel cezalar belirlenirken 5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesinde yedi bend halinde sayılan hususlar ile aynı Kanunun 3/1. maddesinde yer alan Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. şeklindeki kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar değerlendirildiğinde, mahkemece hakkaniyet ve orantılılık ilkesi gözetilip anılan suçlar için kanun maddelerinde gösterilen alt sınırlardan uygun bir miktar uzaklaşılmak suretiyle cezaların belirlenmesi gerekirken, dosya içeriğiyle uyuşmayacak şekilde alt sınırlardan hükümler kurulması,
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçunu silahla ve değişik zamanlarda birden fazla işleyen sanık hakkında TCK'nın 102/3-d ve 43/1. maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile TCK'nın 134. maddesinde yapılan değişiklik dikkate alınarak, TCK'nın 7/2. maddesi gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm tesisi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK'nın 134. maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hükümlerden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sanığın suçta kullandığı kelepçe ile anahtarı mağdureye ait olduğundan, mağdureye iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ile müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.







Ekleme Tarihi: 7.7.2018 22:49:16.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim