Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Yargıtay 7. hukuk dairesi e:2016/2311, k:2016/10578



Bu içtihat henüz tasnif edilmemiştir.

T.C.
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi


Esas No:2016/2311
Karar No:2016/10578
K. Tarihi:




Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava Türü : İşe iade

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, 31.10.2009 tarihinden beri asıl işverenin Yedaş olduğu arıza bakım onarım işinde en son davalı şirket işçisi olarak çalıştığını, iş akdinin .... Noterliği kanalıyla gönderilen 20.04.2015 tarihli fesih ihbarnamesi ile mesai arkadaşlarına hakaret ettiği, üzerlerinde baskı kurduğu ve mesai arkadaşlarının e-devlet şifrelerini alarak resmi makamlara işveren ve .... aleyhinde şikayette bulunduğu gerekçesiyle feshedilmişse de iddiaların yersiz olduğunu, haklı feshe konu davranışı bulunmadığını, fesihten sonra arkadaşlarının işverene imzalı dilekçe vererek davacının yeniden işe alınmasını talep ettiklerini çalıştığı süre boyunca başarılı bir eleman olduğunu belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, Yedaş tarafından müvekkili şirkete gönderilen 09.04.2015 tarihli yazı ile davacının diğer personel ile iş alışverişi sırasında hakarete varan kelimeler kullanarak tartıştığı, bu durum nedeniyle işçiler üzerinde baskı oluşturduğu, aynı yerde çalışan diğer personelin e-devlet şifrelerini onlara haber vermeden kullanarak gerek Yedaş ve gerekse şirket hakkında başkaları adına şikayette bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacının iş akdine son verilmesinin talep edildiğini, şirket tarafından da işçiler ... ve ...'ın bu husustaki bilgisi sorularak davacının savunmasının alındığını davacının savunmasında iddiaları kabul etmediğini ancak... Dağıtım Hizmetleri Uzmanı ... şirket elemanlarına baskı yaptığı gerekçesiyle ...'e şikayet ettiğini doğruladığını, disiplin soruşturması sonucunda davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu 25/II-d ve 25/II-e maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının diğer çalışanlar üzerinde baskı kurduğu, hakaretlerde bulunduğunun ispat edilemediği, sadece bir işçi ile tartışma yaşayıp ona yönelik sövme teşkil edecek söz söylediğine ilişkin tanık beyanları bulunduğu, tek bir söz sebebiyle iş aktine son vermenin eyleme göre ağır yaptırım teşkil ettiği, davacının başkalarının e-devlet şifresini kullanarak şikayette bulunduğu iddia edilmişse de, tüm tanık beyanlarında şifrelerin rıza dahilinde davacıya verildiğinin bildirildiği, bahsedilen şikayetlerin rıza dışında yapıldığına ilişkin delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, İşçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
4857 sayılı İş Kanununun 25& inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene haklı fesih imkânı tanımaktadır.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
İş Kanunu'nun 25'inci maddesinin II'nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26'ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir.
İş Kanunu'nun 25'inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.
Somut olayda, dosyadaki tutanak ve tanık beyanlarına göre davacının mesai arkadaşları ...'e ..sktr git buradan, seni işten kovarım şeklinde argo konuştuğunun tanığın kendisi ve diğer tanıklar ... ve ..., ... tarafından doğrulandığı, ...'a da sktr git kafanı gözünü kırarım şeklinde küfürlü konuştuğunun da dile getirildiği ancak bu hususlarda davacı hakkında fesih öncesinde işverene yapılmış şikayet bulunmadığından haklı feshe konu edileyemeyeği, davacının feshe konu eylemleri hakkında davacı tanığı ...; davacıyı aynı işyerinde bir dönem beraber çalışmamız nedeniyle tanırım, ... iş mühendislikte arıza bakım-onarımda elektrik teknisyeni olarak çalışırım, davacı tekniker olarak çalışmaktaydı, davalı ile yaklaşık 1,5 yıl kadar birlikte çalıştık, mesai arkadaşlarına hakaret ettiğine, baskı kurduğuna ben şahit oldum, ... isimli arkadaşımız işe geldiğinde sakalları hafif uzun olması nedeni ile siktir git burdan yarın işe gelme seni burdan kovarım dedi, ...'i görür görmez bu şekilde sözlerle diğer çalışanların yanında hakarette bulundu, ben bizzat yanında olduğum için söylenilenlere şahit oldum ayrıca ...'a da hakaret etmiş ancak bunu ben iş yerinde konuşulması nedeni ile biliyorum kendim görmedim, davacının bana yönelik benzer hareketi olmamıştır, sendika için e-devlet şifrelerini bazı işçiler verdi ancak ben vermedim, iki kişinin e-devlet şifresi ile ...'ın ....'e (Başbakanlık İletişim Merkezi) şikayet ettiğini duyduk hatta şifresi kullanılan arkadaşlar e-devlet ekranından şikayet dilekçesini bize de gösterdiler, iş yerinde e-devlet şifreleri davacıda toplanmıştı, başkasının e-devlet şifresini bilip kullanma ihtimali yoktur, şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacının haklı fesih boyutundaki asıl eylemi ... isimli işçinin e-devlet şifresiyle ...'ı ...' e şikayet etmesidir. Davacıya sendikal örgütlenme sırasında üyelik başvurusu için işçilerin rızasıyla verdikleri e-devlet şifreleri sendika üyeliği dışında başka amaçla kullanılmıştır. Davacı eğer kendi şifresiyle bu eylemi gerçekleştirse idi eylem yasal hakların kullanılması kapsamında sayılabilirdi. Ancak kendi şikayet etmeyip sanki diğer işçi tarafından şikayet yapılmış gibi ve bu kişinin de rızası ve onayı olmaksızın işveren aleyhine ...'e başvurması nedeniyle doğruluk ve bağlılığa aykırı eylem sabit olmuştur. Davacı hakkında güven sorunu oluşmuştur. İşveren feshinin haklı nedene dayandığı bu nedenle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve dairemizce aşağıda yazılı hükmün kurulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Dava adli müzaharet talepli açıldığından 27,70 başvuru harcı ve alınması gereken 29,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 190,70 TL'nın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
6.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11/05/2016 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Ekleme Tarihi: 7.7.2018 22:47:32.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim