Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Yargıtay 17. hukuk dairesi e:2015/5794, k:2017/11238



Bu içtihat henüz tasnif edilmemiştir.

T.C.
Yargıtay
17. Hukuk Dairesi


Esas No:2015/5794
Karar No:2017/11238
K. Tarihi:4.12.2017

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracı sevk ve idare eden davacıların eşi/ babası ... yaptığı tek taraflı kazada öldüğünü, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını ve davalının zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 08.09.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, toplam taleplerini 175.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacılar murisinin tam kusurlu olması nedeniyle davacıların tazminat talep hakları bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte poliçe limitiyle sınırlı olarak zarardan sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile davacı ... için 157.221,86 TL. ve ... için 17.778,14 TL. tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tazminatların dava dilekçesinde talep edilen kısımlarına dava ve bakiye kısımlarına ıslah tarihinden faiz işletilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle, davacıların talebinin doğrudan
kendileri üzerinde doğan destekten yoksunluk zararına ilişkin olması, bu zararın oluşumundaki desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, sürücü desteğin tam kusurlu olmasının, onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine ilişkin HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca, davalının tazminattan sorumluluğuna hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; HGK'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652 E, 2001/705 K. sayılı ilamı- HGK'nun 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E, 2015/1495 K. sayılı ilamı- HGK'nun 16.09.2015 gün, 2014/17-116 E, 2015/1771 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, ölenin tam kusuruyla sebep olduğu kaza yönünden de ceza zamanaşımının uygulanabilecek olmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, ölenin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira, asgari geçim indirimi (AGİ), ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez.
Somut olayda; mahkemenin hükme esas aldığı 08.07.2014 tarihli hesap bilirkişi raporunda, davacılar desteğinin tazminata esas gelirinin asgari ücret olarak kabul edildiği; hesabın asgari ücretten yapıldığı gerekçesiyle aktif ve pasif dönem ayrımı yapılmadan, desteğin muhtemel bakiye ömür süresine göre tazminatın belirlendiği görülmektedir. Oysa ki, Dairemiz'in yerleşik uygulaması gereği, desteğin 60 yaşına kadar olan muhtemel yaşam süresinin aktif devre ve 60 yaşından sonraki muhtemel ömür süresinin pasif devre olarak belirlenmesinden sonra, pasif devre için ... dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle rapor hatalı olup eksik inceleme ile karar verilmiştir.
3-Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesi ile bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda, öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede, destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin, baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.
Davacı ..., desteğin eşi ve davacı ... da oğludur. Mahkemenin hükme esas aldığı raporda, her iki davacının da destek tazminatı alacağı dönem için, desteğin davacı eş ... % 45 ve davacı çocuk ... % 15 pay ayıracağı kabulü ile hesaplama yapıldığı görülmektedir. Dairemiz'in yerleşik uygulamaları gereğince, evli ve 1 çocuklu olarak vefat eden desteğin pay esasına göre, 2 payı kendisine ayıracağı, 2 payı eşine ve 1 payı çocuğuna ayıracağı kabulü ile hesaplama yapılması gerekmektedir. Zira, gelir elde eden ve davacı eş ile çocuğuna bakan desteğin, kendisine ayıracağı paydan daha fazla bir payı eşine ayıracağının kabulü, hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Hükme esas alınan rapor, bu yönüyle de hatalı olduğundan, eksik inceleme ile karar verildiği açıktır.
Bu durumda mahkemece; Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle, davacı eş ... talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi; ayrıca, pasif döneme ilişkin hesaplamanın, ... dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden yapılması konusunda, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle,
davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 04/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Ekleme Tarihi: 7.7.2018 22:39:00.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim