Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Hâkim ve savcılara kanunla düzenlenmeyen hiçbir resmi ve özel görevin verilemeyeceği


Özet:

Anayasa ve anılan Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; hâkim ve savcıların görevlerinin kanun ile belirleneceği, hâkim ve savcılara, kanunla düzenlenmeyen hiçbir resmi ve özel görevin verilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Hâkim ve savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olduğu açık olmakla birlikte, söz konusu bu idari görevlerin de kanunla düzenlenmiş olması gerekmektedir. Nitekim davalı idarenin de savunma dilekçesinde belirttiği gibi yukarıda anılan 5275 sayılı Kanun, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nda Cumhuriyet savcılarına verilen idari görevler bulunmakla birlikte, tüm bu görevlerin ortak noktası, kanunla düzenlenmiş olmalarıdır.


Dava konusu işlem ile Cumhuriyet başsavcılarına verilen görev, 2802 sayılı Kanun'un 48. maddesinde yer alan başka iş ve görevler arasında sayılmadığı gibi, niteliği itibarıyla sayılması da mümkün değildir. 


Öte yandan, savcıların, Cumhuriyet başsavcısı sıfatı ile toplantılara katılacak olması göz önüne alındığında, Cumhuriyet başsavcısının idari hiyerarşik yapılanma içinde kalacağı, bunun da savcıların idari yapılanma karşısındaki Anayasal ve yasal konumuna aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, terörle mücadele amacıyla oluşturulan il ve ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezlerinde Cumhuriyet başsavcılarına kanun ile verilmiş bir görev bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü işlemi ile il ve ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezlerinde, Cumhuriyet başsavcılarının görev alması yönünde yapılan düzenlemede yasalara uygunluk bulunmamaktadır.

Fıkra:Tümü-0

T.C.
Danıştay
10. Daire


Esas No:2017/4212
Karar No:0/0
K. Tarihi:22.1.2018

İstemin_Özeti: İllerde vali, ilçelerde kaymakamın başkanlığında toplanacak olan il ve ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezlerinde Cumhuriyet başsavcılarının da yer almasını öngören Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 05/08/2015 tarih ve 8453 sayılı işleminin 6. paragrafında yer alan "Cumhuriyet başsavcısı" ibarelerinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 140. maddesinin 5. fıkrasında belirtildiği üzere hâkimler ve savcıların kanunda belirtilenden başka resmi ve özel hiçbir görev alamayacakları, ayrıca idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı oldukları, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 16. vd. maddelerinde Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcılarına böyle bir yetki ve görevin verilmediği; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, Cumhuriyet savcısının görevinin bir suçun işlendiği anda başlayacağı, suçun işlenmesini önleme görevinin ise valilik ve kaymakamlık gözetiminde faaliyet gösteren idari kolluğun alanına girdiği; idari teşkilat yapılanmasından bağımsız faaliyet gösteren ve bu hiyerarşik yapılanma içerisinde yer almayan Cumhuriyet savcılığı makamının, Kanun'da böyle bir görev kendisine verilmediğinden, ilgili işlem ile öngörülen idari faaliyete katılmasının mümkün olmadığı, Anayasa ve yasalarda açıkça düzenlenmeyen bu görevin yargı bağımsızlığını zedeleyeceği, bu düzenlemenin Anayasa ve ilgili mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.


Savunmanın Özeti: Anayasa ve kanunla verilen görev ve yetkilerin yerine getirildiği, il ve ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezlerinin terörle mücadelede etkili bir iş birliği ve eş güdüm tesisi amacıyla oluşturulduğu, kamu düzeni ve huzuru ile temel hak ve hürriyetlere kasteden terörizme karşı çok boyutlu mücadelenin en önemli unsurlarından birinin de Cumhuriyet savcılıklarının görevlerinin bir gereği olarak bu mücadelede aktif olarak yer almaları olduğu, ilgili merkezlerin icrai değil istişari nitelikte yapılar olduğu, bu nedenle Cumhuriyet savcılıklarının bu yapılar içerisinde yer almalarının idari hiyerarşi içinde yer aldıkları ve başka bir resmi görev üstlendikleri şeklinde yorumlanamayacağı, Adli Kolluk Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, adli kolluğun suçun işlenmesini önleme görevi kapsamında, adli kolluğu yönlendiren makam olarak Cumhuriyet savcılıklarının bu merkezlerde yer almalarının görevlerinin doğal bir parçası olduğu, Anayasa, 2802 sayılı Kanun ve 5235 sayılı Kanun'da böyle bir görev ve yetkinin sayılmamış olmasının, başka kanunlarla ve idari düzenlemelerle salt yargısal nitelikte olmayan idari görev ve sorumlulukların Cumhuriyet başsavcılıklarına verilmesine engel olmadığı, 5235 sayılı Kanun'un 17. maddesinde "...Kanunla verilen diğer görevleri yapmak..." ifadesine yer verilerek, görevlerinin sadece bu Kanunlar ile sınırlı olmadığının ortaya konulduğu, 2802 sayılı Kanun'un 48. maddesinde hâkimler ve savcılar hakkında, başka iş ve görevlerden bahsedildiği, açıkça bu görevin düzenlenmesinin beklenemeyeceği, 5018 sayılı Kanun kapsamında harcama yetkilisi, 5275 sayılı Kanun ve 1512 sayılı Kanun'da verilen görevler olduğu, başka kanunlar ile Cumhuriyet savcılarına idari görevler verilebildiğini, Anayasa'nın 140. maddesinin 6. fıkrasında, "...Hâkimler ve savcılar idari yönden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar..." hükmüne bağlı olarak, 2802 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 3. fıkrasında, "Adalet Bakanı yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin görevler hariç olmak üzere hâkim ve savcılar üzerinde gözetim hakkını haizdir.", 4. fıkrasında, "Hâkim ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar." hükümlerine yer verilerek Adalet Bakanlığına bu konuda açık bir yetki verildiği, nitekim Adalet Bakanlığının 07/08/2015 tarihli yazısının da bu kapsamda düşünülmesi gerektiği belirtilerek dava konusu işlemin 6. paragrafında yer alan "Cumhuriyet başsavcısı" ibarelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.


Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: Yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. 


TÜRK MİLLETİ ADINA 


Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/01/2017 tarih ve YD İtiraz No:2016/1316 sayılı kararı üzerine, yürütmenin durdurulması istemi incelendi, gereği görüşüldü:


Dava, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 05/08/2015 tarih ve 8453 sayılı işleminin 6. paragrafında yer alan "Cumhuriyet başsavcısı" ibarelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır.


Dava dosyasının incelenmesinden; Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 05/08/2015 tarih ve 8453 sayılı işlemi ile terör olayları ile ilgili alınacak tedbirleri, uygulamaları ve bu kapsamdaki ilgili diğer konuları değerlendirerek yapılacak müdahalelerin etkinliğini artırmak, kurumlar arası iş birliği ve eş güdümü sağlamak üzere Başbakanlık Müsteşarlığının başkanlığında ilgili kurumların temsilcilerinin katılımı ile Başbakanlık Koordinasyon Merkezi kurulduğu; bu çerçevede il ve ilçe uygulamalarını izlemek ve değerlendirmek üzere başkan ve üyeleri Başbakanlık Müsteşarınca belirlenecek Başbakanlık Takip Merkezi oluşturulduğu; 


Başbakanlık Koordinasyon Merkezi ile Başbakanlık Takip Merkezinin sekreterya hizmetlerinin Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünce yürütüleceği; aynı kapsamda illerde valilerin başkanlığında garnizon komutanı, Cumhuriyet başsavcısı, jandarma komutanı, il emniyet müdürü, MİT temsilcisi ve valinin gerek göreceği diğer ilgililerden oluşan il güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezi, ilçelerde ise kaymakamın başkanlığında garnizon komutanı, Cumhuriyet başsavcısı, ilçe jandarma komutanı, ilçe emniyet müdürü ve kaymakamın gerek göreceği diğer ilgililerden oluşan ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezi kurulacağı; bu merkezlerin her hafta düzenli bir biçimde toplanacağı, il bazında yapılan değerlendirme, planlama ve uygulamaların valilikler tarafından haftalık olarak Başbakanlık Takip Merkezine ulaştırılacağının düzenlendiği, bu işlemin Adalet Bakanlığına gönderilmesi üzerine, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığının 07/08/2015 tarih ve 1491 sayılı yazısı ile dava konusu işlemin Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosunun 09/09/2015 tarih ve 3013 sayılı yazısı ile mülhakat Cumhuriyet başsavcılıklarına Adalet Bakanlığı Müsteşarlığının yazısı gönderilerek, ilçede görevli kıdemli Cumhuriyet savcılarının anılan toplantılara iştirakı ve uygulamada aksaklığa yol açılmaması hususunun gereğinin bildirildiği, bu yazıların dönemin Avanos kıdemli Cumhuriyet savcısı olan davacı tarafından 10/09/2015 tarihinde tebellüğ edilmesi üzerine dava konusu işlemin 6. paragrafında yer alan "Cumhuriyet başsavcısı" ibarelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemi ile 08/10/2015 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.


2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "C. Hâkimlik ve savcılık mesleği" başlıklı 140. maddesinin 5. fıkrasında; "Hakimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, Resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.", 6. fıkrasında; "Hakimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar." ve 7. fıkrasında; "Hakim ve savcı olup da adalet hizmetindeki idari görevlerde çalışanlar, hakimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tabidirler. Bunlar, hakimler ve savcılara ait esaslar dairesinde sınıflandırılır ve derecelendirilirler, hakimlere ve savcılara tanınan her türlü haklardan yararlanırlar." hükümleri yer almıştır.


2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Gözetim ve denetim hakkı" başlıklı 5. maddesinde; "...Adalet Bakanı, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin görevler hariç olmak üzere hakim ve savcılar üzerinde gözetim hakkını haizdir. Hakim ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar..." hükmü yer almış ve "Başka iş ve görevler" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasında; "Hâkim ve savcılar, bilimsel araştırma ve yayınlarda bulunabilirler. Davet edildikleri veya yetkili makamlarınca görevlendirildikleri, ulusal ve uluslararası kurul, kongre, konferans ve benzeri bilimsel toplantılarla meslekleri ile ilgili diğer toplantılara, görevlerini aksatmamak koşulu ile katılabilirler. Mesai gün ve saatlerinde bu tür toplantılara katılmak izne tâbidir.

" hükmüne yer verilmiştir.


5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Cumhuriyet Başsavcılığı" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 16. vd. maddelerinde de Cumhuriyet başsavcılığının, Cumhuriyet başsavcısının, Cumhuriyet başsavcıvekilinin ve Cumhuriyet savcısının görevleri sayılmıştır.


3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un "Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü" başlıklı 9. maddesinde anılan müdürlüğün görevleri sayılmış (a) bendinde; "Devlet Teşkilatının düzenli bir şekilde işlemesini sağlayıcı prensipleri tespit etmek, direktifler vermek, önlemler almak ve koordinasyonu sağlamak" hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Düzenleme görev ve yetkisi" başlıklı 33. maddesinde; "Başbakanlık, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelgelerle düzenlemekle görevli ve yetkilidir." hükmü yer almıştır.


Terörle mücadele konusunda tüm kamu görevlilerinin, yasal sınırları içerisinde görevlerini yerine getirmeleri ve dava konusu işlemde de belirtildiği gibi terör olaylarında son zamanlarda artış yaşanması nedeniyle terörle mücadelenin sürdürülebilmesi için tüm kamu kurum ve kuruluşlarının etkili bir iş birliği ve eş güdüm içinde hareket etmesi gerektiği kuşkusuzdur. Yine aynı şekilde, terörle mücadele kapsamında alınacak tedbirler doğrultusunda yapılacak düzenlemelerin yasal dayanaklarının bulunması gerektiği de çok açıktır. Kamu kurum ve kuruluşları kanunla ve ilgili mevzuatla kendilerine verilen görev ve yetki çerçevesinde, düzenlemeler yaparken, düzenleme kapsamına aldığı kamu görevlilerinin yasal mevzuatını da göz önünde bulundurması gerekmektedir.

Bakılan uyuşmazlığın çözümünde, davalı idare tarafından tesis edilen işlem ile kurulan il ve ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezlerinin oluşumunda yer alan Cumhuriyet başsavcılarının, bu merkezlerde görev almasının hukuka ve mevzuata uygun olup olmadığının tespiti gerekmektedir.


Anayasa ve anılan Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; hâkim ve savcıların görevlerinin kanun ile belirleneceği, hâkim ve savcılara, kanunla düzenlenmeyen hiçbir resmi ve özel görevin verilemeyeceği anlaşılmaktadır.


Hâkim ve savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olduğu açık olmakla birlikte, söz konusu bu idari görevlerin de kanunla düzenlenmiş olması gerekmektedir. Nitekim davalı idarenin de savunma dilekçesinde belirttiği gibi yukarıda anılan 5275 sayılı Kanun, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nda Cumhuriyet savcılarına verilen idari görevler bulunmakla birlikte, tüm bu görevlerin ortak noktası, kanunla düzenlenmiş olmalarıdır.


Dava konusu işlem ile Cumhuriyet başsavcılarına verilen görev, 2802 sayılı Kanun'un 48. maddesinde yer alan başka iş ve görevler arasında sayılmadığı gibi, niteliği itibarıyla sayılması da mümkün değildir. 


Öte yandan, savcıların, Cumhuriyet başsavcısı sıfatı ile toplantılara katılacak olması göz önüne alındığında, Cumhuriyet başsavcısının idari hiyerarşik yapılanma içinde kalacağı, bunun da savcıların idari yapılanma karşısındaki Anayasal ve yasal konumuna aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılmaktadır.


Bu durumda, terörle mücadele amacıyla oluşturulan il ve ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezlerinde Cumhuriyet başsavcılarına kanun ile verilmiş bir görev bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü işlemi ile il ve ilçe güvenlik ve asayiş koordinasyon merkezlerinde, Cumhuriyet başsavcılarının görev alması yönünde yapılan düzenlemede yasalara uygunluk bulunmamaktadır.


Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen ve yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için aranılan koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 05/08/2015 tarih ve 8453 sayılı işleminin 6. paragrafında yer alan "Cumhuriyet başsavcısı" ibarelerinin yürütmesinin durdurulmasına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda itiraz edilebileceğinin taraflara bildirilmesine, 22/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ekleme Tarihi: 14.4.2018 18:46:09.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim