Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Yargıtay 9. ceza dairesi e:2015/4000, k:2017/646


Özet:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 28.04.2015 tarih, 2014/462 esas ve 2015/135 sayılı kararında da belirtildiği üzere, CMK'nın 139. maddesinin 4 ve 5. fıkralarındaki açık hükümler karşısında; gizli soruşturmacının ancak suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, TCK'nın 220. maddesinde tanımlanan suç) ve suç işlemek için kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmeleri şartıyla sadece aynı maddenin yedinci fıkrasında sayılan suçlar için görevlendirilebileceği, olayımızda ise sanıkların eylemlerinin örgüt faaliyeti kapsamında olmayıp bireysel olarak uyuşturucu madde satma niteliğinde olduğu, ancak kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel görevi kapsamında, suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmek amacıyla kimliklerini gizleyerek alıcı rolüne girip sanıklardan uyuşturucu madde almalarının mümkün olduğu, bu şekilde faaliyette bulunan kolluk görevlilerini kimliğini gizleyen alıcı görevli olarak kabul etmek gerektiği ve elde edilen delillerin hukuka uygun bulunduğu,...

Somut olaya gelince; asıl amaçları uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak olmayıp suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmekten ibaret olan kolluk görevlilerinin sanıklardan ilk defa uyuşturucu madde almaları üzerine esasen tek bir alım olayı ile satmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ve failinin belirlendiği, delillerinin elde edildiği, ancak böyle bir durumda kolluk görevlilerinin aldıkları uyuşturucu maddeyi devralma ve mal edinme iradeleri bulunmadığından gerçek anlamda bir alım-satım ilişkisinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla ilk alımdan sonra kolluk görevlilerinin sanıklardan yeniden uyuşturucu madde almaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinin delil elde etme faaliyeti kapsamında olduğu, sanıkların sonraki alımlara konu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi önceki alımlardan sonra temin ettiklerine ilişkin delil bulunmadığından satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmanın temadi ettiği ve sonraki alımların TCK'nın 43. maddesi anlamında ayrı bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden sanıklar hakkında yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayini, ...

Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar ..., ... ve ... hakkında adli para cezalarının 80 TL adli para cezasına indirilmesi ve ayrıca sanıklar .... ve ...... .... hakkındaki...

aa) Sanığın birden fazla gizli soruşturmacıya satım yapmasının zincirleme suç oluşturmayacağı da gözetilerek, sanıktan 28.04.2010 tarihinde ele geçirilen maddeye ilişkin uzmanlık raporunun dosyada bulunmadığı anlaşılmakla, varsa 28.04.2010 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu maddeye ilişkin uzmanlık raporunun aslı veya onaylı örneği getirtilerek dosyaya konulması yoksa buna ilişkin uzmanlık raporu alınarak sonucuna göre sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,...


T.C.
Yargıtay
9. Ceza Dairesi


Esas No:2015/4000
Karar No:2017/646
K. Tarihi:20.3.2017

Mahkemesi :Ağır Ceza
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede ;
Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp, sanıkların suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... bakımından;
Temel ceza belirlenirken alt sınırdan ceza tayin edileceğinin belirtilmesine karşın adli para cezasının tayininde alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılması
suretiyle fazla ceza tayini,
b)Sanıklar ..., ..., ... ve ... bakımından;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 28.04.2015 tarih, 2014/462 esas ve 2015/135 sayılı kararında da belirtildiği üzere, CMK'nın 139. maddesinin 4 ve 5. fıkralarındaki açık hükümler karşısında; gizli soruşturmacının ancak suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, TCK'nın 220. maddesinde tanımlanan suç) ve suç işlemek için kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmeleri şartıyla sadece aynı maddenin yedinci fıkrasında sayılan suçlar için görevlendirilebileceği, olayımızda ise sanıkların eylemlerinin örgüt faaliyeti kapsamında olmayıp bireysel olarak uyuşturucu madde satma niteliğinde olduğu, ancak kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel görevi kapsamında, suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmek amacıyla kimliklerini gizleyerek alıcı rolüne girip sanıklardan uyuşturucu madde almalarının mümkün olduğu, bu şekilde faaliyette bulunan kolluk görevlilerini kimliğini gizleyen alıcı görevli olarak kabul etmek gerektiği ve elde edilen delillerin hukuka uygun bulunduğu,
Somut olaya gelince; asıl amaçları uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak olmayıp suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmekten ibaret olan kolluk görevlilerinin sanıklardan ilk defa uyuşturucu madde almaları üzerine esasen tek bir alım olayı ile satmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ve failinin belirlendiği, delillerinin elde edildiği, ancak böyle bir durumda kolluk görevlilerinin aldıkları uyuşturucu maddeyi devralma ve mal edinme iradeleri bulunmadığından gerçek anlamda bir alım-satım ilişkisinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla ilk alımdan sonra kolluk görevlilerinin sanıklardan yeniden uyuşturucu madde almaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinin delil elde etme faaliyeti kapsamında olduğu, sanıkların sonraki alımlara konu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi önceki alımlardan sonra temin ettiklerine ilişkin delil bulunmadığından satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmanın temadi ettiği ve sonraki alımların TCK'nın 43. maddesi anlamında ayrı bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden sanıklar hakkında yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar ..., ... ve ... hakkında adli para cezalarının 80 TL adli para cezasına indirilmesi ve ayrıca sanıklar .... ve ...... .... hakkındaki
TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkralarından çıkartılarak, sonuç cezanın 4 yıl 2 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına indirilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesine gelince;
a) Sanık ... bakımından;
aa) Sanığın birden fazla gizli soruşturmacıya satım yapmasının zincirleme suç oluşturmayacağı da gözetilerek, sanıktan 28.04.2010 tarihinde ele geçirilen maddeye ilişkin uzmanlık raporunun dosyada bulunmadığı anlaşılmakla, varsa 28.04.2010 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu maddeye ilişkin uzmanlık raporunun aslı veya onaylı örneği getirtilerek dosyaya konulması yoksa buna ilişkin uzmanlık raporu alınarak sonucuna göre sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
ab) Uygulamaya göre de; temel ceza belirlenirken alt sınırdan ceza tayin edileceğinin belirtilmesine karşın adli para cezasının tayininde alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
b) Sanık ... bakımından;
UYAP sisteminden alınan ve dosya içerisine konulan nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde öldüğüne ilişkin kayıt araştırılarak TCK'nın 64/1. maddesi gereğince hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... bakımından diğer yönleri incelenmeyen, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.












Ekleme Tarihi: 4.1.2018 03:21:49.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim