Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Yargıtay 6. ceza dairesi e:2015/4695, k:2017/3132



Bu içtihat henüz tasnif edilmemiştir.

T.C.
Yargıtay
6. Ceza Dairesi


Esas No:2015/4695
Karar No:2017/3132
K. Tarihi:

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs, suç örgütü kurma ve yönetme, yardım etmek, suç örgütüne üye olma, kişi hürriyetinden yoksun kılma, silahla kasten yaralama, 6136 sayılı kanuna aykırılık, uyuşturucu ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkumiyet


Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... tarafından temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Gerekçeli karar başlığında karar tarihinin 07.11.2013 olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüş, sanık ... savunmanı 11.02.2014 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçmesi nedeniyle temyiz dışı bırakılmıştır.

I-)13/05/2014 tarihli dilekçesinin içeriğine, 09/03/2009 tarihli mahkumiyet hükümlerini temyiz eden sanık ... ve sanık ... savunmanının temyiz istemlerinin incelemesinde;

Sanık ... hakkında kurulan hüküm bulunmadığından, sanık ... ise, 1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden, aynı kanunun 317. maddesi uyarınca, temyiz istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE, II-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç örgütüne üye olma, Sanık ... ...'ün ... ve ...'a karşı işlediği nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma, sanık ...'nin... oğlu ...'e karşı işlediği nitelikli yağma ve silahla kasten yaralama, ... oğlu ... ve ...'e karşı işlediği silahla kasten yaralama, uyuşturucu ticareti yapma, sanık ... ...'ın... oğlu ...... oğlu ... ve ...'e karşı işlediği silahla kasten yaralama, sanık ...'ın ...'a karşı işlediği nitelikli yağma, sanık ... . hakkında uyuşturucu ticareti yapma suçlarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık ... ...'ın ... ve ...'a karşı işlediği nitelikli yağma eylemini gece vakti, konutta ve silahla işlediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c-f-g) bendleri yanında (a-d-h) bendleri ile de uygulama yapılmaması ve sanık ... ile... oğlu ..., ... oğlu ... ve ...'e karşı işledikleri silahla kasten yaralama suçunda; Mağdurların hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı anlaşılmakla, TCK.nın 87/1-d-son maddesi uyarınca her iki sanık hakkında belirlenen cezanın 5 yıldan az olamayacağı gözetilmeden 3 yıl olarak belirlenmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,

TCK'nın 53. maddesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, bu hususun infazda gözetilmesi olanaklı görülmüştür.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, Sanıklar ...,..., ..., ... ve ... savunmanı ile sanık ... ve savunmanının temyiz itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme kısmen uygun olarak ONANMASINA,

III-Sanıklar ... hakkında suç örgütüne üye olma, ...'e karşı işlediği silahla kasten yaralama, ..., ..., ... ve ...'e karşı işlediği nitelikli yağma, Mevlüt oğlu ...'e karşı işlediği nitelikli yağma ve silahla kasten yaralama,... oğlu ... ve ...'e karşı işlediği silahla kasten yaralama, sanık ... hakkında suç örgütü kurma ve yönetme, ... ve ...'a karşı işlediği nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma, ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e karşı işlediği nitelikli yağma, ... oğlu ... ile ...'e karşı işlediği nitelikli yağmaya teşebbüs, ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ...'e karşı işlediği silahla kasten yaralama ve sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükmü suçlarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre TCK.nın 53. madde uygulamasının infazda gözetilmesi olanaklı görülmüştür.

Sanıklar ... ve ...'ın ... ve ...'a karşı işlediği nitelikli yağma eylemini gece vakti, konutta ve silahla işlediklerinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c-f-g) bendleri yanında (a-d-h) bendleri ile de uygulama yapılmaması ve aynı sanıkların Mevlüt oğlu ...... oğlu ... ve ...'e karşı işledikleri silahla kasten yaralama suçunda; mağdurların hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı anlaşılmakla, TCK.nın 87/1-d-son maddesi uyarınca her iki sanık hakkında belirlenen cezanın 5 yıldan az olamayacağı gözetilmeden 3 yıl olarak belirlenmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanık ... hakkında Karaman Sulh Ceza Mahkemesinin 05.12.2003 tarih, 1315-1144 e.k. sayılı kararı ile sanık ... hakkında Karaman Sulh Ceza Mahkemesinin 09.07.2004 tarih, 2004/687-481 E.K. sayılı ilamı ile verilen önceki mahkumiyet hükümlerinin ceza kararnamesi ile verilmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,

2- 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6545 sayılı yasanın 81.maddesiyle 5275 sayılı yasanın 106.maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan hükmedilen adli para cezasını ödememesi halinde bu cezasının hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,

3-Sanık ...'nın yakınan ...'e karşı işlediği kasten yaralama suçunun, suç örgütü faaliyeti çerçevesinde olmayıp ferdi nitelikte olduğu anlaşıldığından, uygulama imkanı bulunmayan TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar ... ve ... yönünden anılan suçlara ilişkin kurulan mahkumiyet hükümlerindeki TCK'nın 58/6-9. hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımlar ile sanık ... hakkında ...'e karşı işlediği kasten yaralama suçuna ilişkin hüküm fıkrasından TCK'nın 58/9. hükmünün uygulanmasına ilişkin kısım ve sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan hüküm fıkrasından “ödenmeyen

adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin bölümlerin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme kısmen uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

IV-Sanık ... ve hakkında suç örgütüne yardım etme, ...'a yönelik nitelikli yağma; Sanık ... hakkında suç örgütüne üye olma ve uyuşturucu madde ticareti yapma; Sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık; Sanıklar ..., ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma; Sanıklar ... ve ... hakkında suç örgütüne üye olma, ... ve ...'a karşı işledikleri nitelikli yağma ve kişi hürriyetinden yoksun kılma, Sanık ... hakkında aynı mahkemenin 08/11/2013 tarihli ek kararı ile yakınan ...'a karşı işlediği nitelikli yağma suçlarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1-Yakınan ...'ın aşamalardaki istikrarlı beyanları, iletişim tespit tutanakları, sanık savunması ve dosya kapsamından; sanık ...'ın olay tarihinden önce yakınana 800.-TL borç para verdiği, vadesinde ödenmemesi üzerine sanık ...'tan tahsil etmesini istediği, sanık ...'ın da hakkında hüküm kesinleşen sanıklar Muhammed Mustafa Konyalı ve ...'ı yakınan'ın işyerine gönderip tehdit etmek suretiyle 150.-TL para aldıkları olayda; oluşa uygun kabule göre sanık ...'ın alacağını tahsil etmek amacıyla diğer sanıklar aracılığı ile yakınanı tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 150/1. maddesi göndermesiyle 106/2-c-d maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeksizin, kanıtların takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde yağma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

2-Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 85. maddesi ile 6459 sayılı kanunun 11. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nın 220/7. maddesinde yapılan değişiklikler karşısında sanık ...'ın suç örgütüne yardım etmek suçundan hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

3-Başka bir olaydan alınan ihbar üzerine 07.02.2006 tarihinde kolluk tarafından yakalanan sanık ...'nın üstünden çıkan ve ekspertiz raporuna göre 6136 sayılı yasanın 4/1. maddesine göre yasak niteliğe haiz olan bıçak ile 01.04.2006 tarihinde ihbar üzerine ikametinde yapılan aramada ele geçen ve yine ekspertiz raporuna göre yasak nitelikteki bir adet ruhsatsız tabanca, bu tabancaya ait bir adet şarjör ve 4 adet mermi bulundurması şeklinde tarif edilen sanığın temadi eden eylemi için; tek suçun oluştuğu ve en ağır olan 6136 sayılı yasanın 13/3. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

4-28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6545 sayılı yasanın 81. maddesiyle 5275 sayılı yasanın 106. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu cezasının hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,

5-UYAP sisteminden alınarak dosyaya konulan 18.09.2017 tarihli nüfus kayıt örneğine göre, sanık ...'ın hüküm tarihinden önce 31.12.2011 tarihinde ölmüş olması nedeniyle, adı geçen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi gereğince yasal değerlendirme yapılıp sonucuna göre kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

6-Sanık ... hakkında Karaman Sulh Ceza Mahkemesinin 05.12.2003 tarih, 1315-1144 esas karar sayılı kararı ve sanık ... hakkında Karaman Sulh Ceza Mahkemesinin 09.07.2004 tarih, 2004/687-481 e.k. sayılı ilamı ile verilen önceki mahkumiyet hükümlerinin ceza kararnamesi ile verilmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,

7-Sanıklar ... ve ...'nın 01.04.2006, 18.04.2006, 11.04.2006 ve 27.06.2006 tarihleri ile anılan sanıklarla birlikte sanık ...'ın ise 11.04.2006 ve 27.06.2006 tarihli örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu ticareti yapma eylemlerinin zincirleme olarak gerçekleştirdiklerinin anlaşılmasına karşısında; haklarında TCK'nın 188. maddesinin 3. ve 5. fıkraları uyarınca bir kez ceza tayin olunarak, belirlenecek cezanın TCK'nın 43. maddesi ile artırılması ile yetinilmesi yerine her bir eylemin ayrı suç oluşturduğu kabul edilerek sanık ... Hakkında iki kez, sanıklar ... ve ... hakkında dört kez mahkûmiyet kararı verilmesi,

8- Sanıklar ... ve ...'ın yakınanlar ... ve ...'a karşı işlenen nitelikli yağma ve hürriyeti tahdit eylemlerinde; mağdurlar ile sanıkların mahkeme huzurunda yüzleştirilmek suretiyle teşhislerinin yaptırılması, mümkün olmaması halinde ise suç tarihinde veya bu tarihe yakın tarihlerde çektirilmiş sanıklara ait fotoğrafların temin edilip, yine sanıkların değişik cephelerden çektirilecek teşhise elverişli boydan fotoğraflarının yakınanlara gösterilmesi, diğer taraftan sanık ...'ın olay yerine geldiğini beyan ettiği araç ile katılanların olay sonrasında şehir dışına çıkartıldığı aracın sahibinin, plaka numarası ile sorgulanmak suretiyle sanık ... Verenyıllara ait olup olmadığı ve delillerin bir bütün halinde tartışıldıktan sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

9-Sanıklar ... ve ... hakkında suç örgütüne üye olma suçu yönünden 8 numaralı bozmanın sonucuna göre hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

10-Mahkeme tarafından karar verilip dosyadan el çekildikten sonra, dosyanın yeniden ele alınarak sanık ...'ın ...'a yönelik nitelikli yağma suçuna ilişkin esas kararda hüküm verilmediği gerekçesiyle ek karar ile hakkında mahkumiyet hükmü kurulamayacağının gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları, sanıklar ... ve ... savunmanı ile sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş
olduğundan, 2, 5, 9 ve 10 numaralı bentler yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenler ile isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, üye ...'un genel usule ilişkin muhalefetiyle, 20.09.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 105/6. maddesi ile yürürlükten kaldırılan; ancak, aynı Kanunun geçici 2/4. maddesi uyarınca, bu mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bakmakla görevlendirilen, CMK'nın yürürlükten kaldırılan 250/1. maddesine göre görevli mahkemeler, 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da, anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtay'ın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur. hükmü konulmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin, konumu gereği; başta terör olmak üzere, örgütlü suçlarla mücadele edebilmesi için; Kanun Koyucunun özel yetkili mahkemeleri kaldırırken; kaldırma gerekçesinde ortaya koyduğu sakıncaları taşımayan; evrensel hukuk kurallarına uygun; yetki ve görev sınırları iyi çizilmiş; alt yapısı iyi oluşturulmuş; ihtisas mahkemelerine ihtiyaç olduğu, inancını taşıyorum.

Düşüncem bu olmakla birlikte, benim muhalefetim; bu mahkemeler kaldırılırken; dosyası henüz sonuçlanmamış sanıklarla; dosyası karara bağlanıp, Yargıtay'a gönderilmiş olan sanıklar arasında ayrım yapan yukarıda açıklandığı şekilde bir hükme yer verilmesinin, kaldırma nedenleriyle örtüşmediği ve çeliştiği noktasına ilişkindir. Çünkü;

5271 sayılı Kanunun ...maddesi kovuşturma: iddianamenin kabulü ile başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder, şeklinde tanımlanmış olup, bu tanıma göre, temyiz aşamasındaki dosyalar kovuşturması devam eden derdest dosyalardır. Bu tanım karşısında, henüz kovuşturma süreci tamamlanmamış dosyalardan; özel yetkili mahkemelerce karar verilmemiş olanların genel (normal) ağır ceza mahkemelerine gönderilmesi; temyiz aşamasındakilerin ise Yargıtay tarafından incelenmesi yolunda düzenleme yapılmak suretiyle ayrıma gidilmesinin doğru bir çözüm şekli olmadığını düşünüyorum. Sebeblerini aşağıda açıklayacağım üzere, bu Kanun hükmüne rağmen; Yargıtay'da bulunan dosyalarında, aynen, karar verilmemiş dosyalarda olduğu gibi; hiçbir incelemeye tâbi tutulmadan salt, söz konusu mahkemelerin kaldırıldığı gerekçesi ile genel bir kanun bozması yapılıp, mahalline iade edilmeleri ve muhakemelerinin; genel (normal) mahkemelerde yapılmasının sağlanması
. görüşündeyim. Aksi bir çözüm, yani esasa girilerek bu dosyaların inceleneceği kuralına uyulması 10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine ve 4 Kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olur.

Şöyle ki;

1- Özel Yetkili Mahkemeler, Adil Yargılanma Hakkı ve Ağır Ceza Mahkemeleri arasındaki ayrıma son vermek amacıyla kaldırılmış olup, bu husus anılan Kanunun genel ve sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; böylece, bütün Ağır Ceza Mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması sağlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda baktığımızda; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında ve Yargıtay'ın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunacağına ilişkin düzenlenme yapılması; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 10. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerine uygun düşmez.

Zira, Kanun Koyucu, bizzat kendisi, özel yetkili mahkemeleri adil yargılanma hakkını temin etmek amacıyla kaldırıldığını, Kanun gerekçesinde yer vermesine ve bu mahkemelerin normal ağır ceza mahkemelerine göre, daha güvencesiz olduğunu kabul etmesine rağmen; bu mahkemelerce kurulan hükümlerin, normal ağır ceza mahkemelerinden verilen kararlar gibi incelenmesini öngörmesi; kaldırma gerekçesi ve amacıyla çelişen bir sonuç yaratır.

2-Mahkemeler, bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar. 6526 sayılı Kanunla delil toplama yöntemleri değiştirilmiş; önceden CMK'nın 250. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli ve sanıklar yönünden kısıtlayıcı hükümler kaldırılarak, hukukî güvenlik ile yargılama eşitliği sağlanmıştır. Ancak Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması sonucu, bu mahkemelerce karara bağlanmayan ve diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıkları ile; kararları Yargıtay'da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında ayrım yapılarak, fark yaratılması; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 7. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, sözleşmede yer alan hak ve özgürlüklerden ayrım gözetilmeksizin
herkesin yararlanmasını hüküm altına alan 14. maddesine ve iç hukukumuz yönünden de, Anayasamızın Kanun önünde eşitlik başlıklı 10; Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36; Kanunî Hâkim Güvencesi başlıklı 37; Suç ve Cezalar başlıklı 38. maddelerine aykırılık oluşturur.
.
Görüldüğü üzere;

Söz konusu Kanunî düzenleme, bu hâliyle, hem Anayasamıza aykırıdır, hemde tarafı olduğumuz ve usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalarla çatışmaktadır.

Şimdi, burada sorun, Anayasamıza ve yukarıda açıkladığımız milletlerarası antlaşmalara aykırılık oluşturan, anılan Kanun hükmünü aşıp aşamayacağımız; aşabilecek isek, bunu nasıl yapabileceğimiz noktasında toplanmaktadır.

Aslında, bu konu, bir sorun iken, Anayasamızın 90/5. maddesinde 07.05.2014 tarih ve 5170 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, milletlerarası antlaşma hükümlerine üstünlük tanınarak, temelinden çözülmüş olup, bu gün için tartışma kalmamıştır.
Şöyle ki;

Anayasamızın 90/5. maddesi ile; bir kanun hükmüyle usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen bir antlaşma kuralının çatışması hâlinde, antlaşma hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir.

Bu hükümden hareketle somut olayımızı değerlendirecek olursak, 6526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrası son cümlesinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalar ile çeliştiği açıkça görülmekte olup, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yukarıda açıklanan hükümlerine üstünlük tanınması suretiyle sorunun çözülmesi ve özel yetkili mahkemelerce verilen hükümlerin; başka yönleri incelenmeksizin, kanun önünde eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkı gereğince, bütünüyle bozularak, genel (normal) ağır ceza mahkemelerinde; muhakemelerinin yapılması ve sonucuna göre, hüküm kurulması için bozulması gerekmektedir. Aksi bir düşüncenin kabul edilmesi; kanun koyucunun bu mahkemeleri kaldırma gerekçesi ve amacıyla çelişen sonuçlar doğuracağı gibi hukukun; adalet, yerindelik ve hukukî güvenlik başlıkları altında toplanabilecek temel değerlerine de aykırı olur, kanaatindeyim.

Bu nedenlerle söz konusu dosyada; yüksek çoğunluğun esasa girerek inceleme yapma görüşüne ve bu görüşe bağlı olarak verdiği karara katılmıyorum.





Ekleme Tarihi: 4.1.2018 03:21:22.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim