Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Yargıtay 2.hukuk dairesi e:2017/4158 k:2017/10899


Özet:

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakaların reddi ve ziynet alacağının reddedilen kısmı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:...

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 141. Maddesi " (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise, ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır" şeklindedir. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına tanıtlardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir (YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 esas 2016/522 karar sayılı ilamı). Bu durumda, dava dilekçesinin davalıya 12.12.2012 tarihinde usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinden sonra süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden, süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacı kadına kusur yüklenmesi doğru görülmemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen, eşiyle aynı yatağı paylaşmayan, fiziksel şiddet uygulayan, eşinin telefonunu alarak ailesiyle görüşmesini engelleyen, eşyalara zarar veren erkek tamamen kusurludur. Hal böyle iken, mahkemece davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi ile davalı erkeğin manevi tazminat talebinin kabulu doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir....

3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir....

4-Davacı kadın, erkek tarafından el konulduğunu belirterek ziynet eşyalarının aynen veya bedelinin iadesini talep etmiş, davalı erkek ise bileziklerin kadın tarafından götürüldüğünü, diğer ziynet eşyalarının ise ev ihtiyaçları için bozdurulduğunu beyan etmiştir. Davacının rızasıyla da olsa bunları geri istememek üzere erkeğe verildiği ispat edilmedikçe davalı erkek bunları geri vermek borcu altındadır. Davalı erkek tarafından ziynet eşyalarının bir kısmına el konulduğu bir kısmının ise ev ihtiyaçları için harcandığı ispatlandığına göre, davacı kadın tarafından talep edilen ziynet eşyalarından bilirkişi tarafından belirlenenlerin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir....

Fıkra:Tümü-0

T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi


Esas No:2017/4158
Karar No:2017/10899
K. Tarihi:


MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakaların reddi ve ziynet alacağının reddedilen kısmı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı erkeğe, dava dilekçesinin tebliğinin 12.12.2012 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından cevap dilekçesinin ise yasal süresinden sonra mahkemeye sunulduğu anlaşılmaktadır.
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 141. Maddesi " (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise, ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır" şeklindedir. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına tanıtlardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir (YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 esas 2016/522 karar sayılı ilamı). Bu durumda, dava dilekçesinin davalıya 12.12.2012 tarihinde usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinden sonra süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden, süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacı kadına kusur yüklenmesi doğru görülmemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen, eşiyle aynı yatağı paylaşmayan, fiziksel şiddet uygulayan, eşinin telefonunu alarak ailesiyle görüşmesini engelleyen, eşyalara zarar veren erkek tamamen kusurludur. Hal böyle iken, mahkemece davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi ile davalı erkeğin manevi tazminat talebinin kabulu doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.
4-Davacı kadın, erkek tarafından el konulduğunu belirterek ziynet eşyalarının aynen veya bedelinin iadesini talep etmiş, davalı erkek ise bileziklerin kadın tarafından götürüldüğünü, diğer ziynet eşyalarının ise ev ihtiyaçları için bozdurulduğunu beyan etmiştir. Davacının rızasıyla da olsa bunları geri istememek üzere erkeğe verildiği ispat edilmedikçe davalı erkek bunları geri vermek borcu altındadır. Davalı erkek tarafından ziynet eşyalarının bir kısmına el konulduğu bir kısmının ise ev ihtiyaçları için harcandığı ispatlandığına göre, davacı kadın tarafından talep edilen ziynet eşyalarından bilirkişi tarafından belirlenenlerin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Ekleme Tarihi: 16.12.2017 10:06:24.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim