Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Başlıksız içtihat




T.C.
Danıştay
7. Daire


Esas No:1992/8205
Karar No:1994/0
K. Tarihi:

" Temyiz İsteminde Bulunan : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü

Karşı Taraf : ...

İstemin Özeti : Velayet altında bulunan yükümlüye, pay sahibi olduğu anonim şirketin hisselerinin alımı sırasında babası tarafından yapılan nakit ödemenin gerçekte ivazsız intikal olduğundan bahisle salınan veraset ve intikal vergisi ile kesilen usulsüzlük cezasını; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1. maddesinden bahsederek, aynı kanunun 2. maddesinin (d) bendinde, ivazsız intikal tabirinin, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiğinin açıklandığı, yasa gerekçesinde, ivazsız intikal tabirinin. Borçlar Kanununun 234 ve müteakip maddeleri uyarınca yapılan bağışlamaları ve mukabil ödemede bulunulmadan iktisap edilen her türlü hukuk ve menafi ile piyango ve kura keşidesinden kazanılan menkul ve gayrimenkul ikramiyeleri kapsamına aldığının belirtildiği, Borçlar Kanununun 234. maddesinde de bağışlama, hayatta olan kimseler arasında bir tasarruftur ki, onunla bir kimse mukabilinde bir ivaz taahhüt edilmeksizin malıma tamamını veya bir kısmını diğer bir kimseye temlik etmektedir şeklinde tarif edildiği, aynı kanunun 12. maddesinde, kanunen yazılı şekil şartına bağlı bir akdin değiştirilmesinin de yazılı şekil şartına bağlı olduğunun. 18. maddesinde ise akdin şekil ve şartlarının tayininde, iki tarafın gerek sehven, gerek akitten maksadı hakikiyi gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramanın lazım olduğunun hükme bağlandığı, olayda, yükümlüyü temsilen babası tarafından ileri sürülen, hisse devri nedeniyle yapılan nakit ödemelerin karşılıksız olmayıp, oğlunu (yükümlüyü) kendisine borçlandırmak suretiyle yapıldığı yolundaki iddiaların araştırılması amacıyla mahkemelerinin E:1990/1854 sayılı dosyası için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda: yükümlüye babası tarafından yapılan nakit ödemelerin bedelsiz değil, oğlunu kendisine borçlandırmak suretiyle yapıldığının saptandığı, bu sonucun mahkemelerince de uygun görüldüğü gerekçesiyle kaldıran Gaziantep Vergi Mahkemesinin 18.12.1991 gün ve E:1991/298, K:1991/1498 sayılı kararının: yükümlünün olay tarihinde 9 aylık bebek olduğu. Medeni Kanunun 271. maddesi uyarınca, velayet altında bulunan çocuk ile ana-baba veya ana-baba yararına 3. kişilerle yapılacak herhangi bir tasarrufla çocuğun borç altına girmiş olması halinde, bu işlemlere hem bir kayyımın katılması hem de hakimin onayının alınması gerektiği, olayda bu şartlara riayet edilmediğinden, ortada ivazsız bir intikalin bulunduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi Kurtuluş Beyribey'in Düşüncesi: 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1. maddesinde belirtildiği üzere, verginin konusunu (maddede belirtilen şartlarda gerçekleştirilen) ivazsız intikaller oluşturmaktadır.

Olayda, velayet altında bulunan yükümlü adına babası tarafından alınan hisse senetlerinin bedelinin, yükümlüyü kendisine borçlandırmak suretiyle yine babası tarafından verildiği tartışmasızdır.

Ancak Medeni Kanunun 271. maddesi uyarınca, velayet altında bulunan çocuk ile baba arasında yapılacak herhangi bir tasarrufla çocuğun borç altına girmesi halinde, bu işleme bir kayyımın katılması ve hakimin onayının alınması gerekir.

Bu durumda, velayet altında bulunan yükümlünün hisse devri nedeniyle babasına karşı borçlandırılması isteminin Nedeni Kanunun öngördüğü şekilde gerçekleştirilmemesi karşısında, ortada ivazsız bir intikalin bulunduğu sonucuna varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle aksi yöndeki vergi mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Gülsen Mutlu'nun Düşüncesi : Babanın oğlu adına aldığı hisse senetlerinin parasının, yine baba tarafından ödendiği tespit edildiğinden ivazsız intikal bulunduğu nedeniyle yapılan veraset ve intikal vergisi tarhiyatını terkin eden vergi mahkemesi kararının bozulması istenmektedir.

Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu kurala bağlanmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (B) bendinde de vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiştir.

Uyuşmazlıkta ise adına hisse senedi alınan küçük. 9 aylık bebek olup hisse senedinin parasının baba tarafından ödendiği tartışmalı değildir.

Baba bu parayı oğluna borç olarak verdiğim, faiz almayacağım, oğlu reşit olunca, bu parayı kendisine geri vereceğini ifade etmiş bulunmaktadır.

Olay aile içinde dedeye ait hisse senetlerinin toruna geçmesi şeklinde gerçekleşmiş olup dokuz aylık bebeğin reşit olduğunda bu senetlerin bedelini babasına ödeyeceği hususu ise müeyyidesiz kalmaya mahkum bir edim durumundadır.

Bu bakımdan ortada ivazsız intikal söz konusudur.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle vergi mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlık, pay sahibi bulunduğu anonim şirketteki hisselerinin alımı için gerekli paranın borçlandırılmak suretiyle babası tarafından verildiği, ancak yükümlünün olay tarihinde 9 aylık bebek olması karşısında ortada ivazsız bir intikalin bulunduğu ileri sürülerek tarhiyat yapılmasından doğmuştur.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Borçlar Kanununun 18. maddesinin 1. fıkrasında ise Bir akdin şekil ve şartlarını tayinde, iki tarafın gerek sehven, gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır denilmek suretiyle akitlerin yorumunda asıl ilkenin tarafların gerçek irade beyanlarını tespit olduğu açıklanmıştır.

Diğer taraftan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinde de vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas alınacağı belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, hisse senetlerinin, velayet altında bulunan yükümlüyü kendisine borçlandırmak suretiyle babası tarafından satın alındığı ve borçlandırma işleminde, borç olarak verilen 2.325.000.000.- lirayı yükümlünün reşit olduğunda ödeyeceğinin, bu bedele herhangi bir faiz tahakkuk ettirilmeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözüm noktasını, borç verme işleminin ivazsız olup olmadığı hususunun tespiti oluşturmaktadır.

Velayet. 743 sayılı Türk Medeni Kanununun Aile Hukuku kitabının hısımlar başlıklı ikinci kısmın beşinci faslında düzenlenmiştir. Söz konusu faslın 262. maddesi ile küçüğün velayeti ana ve babasına verilmiş. 264. ve devamı maddelerinde ise velayet hakkının kapsamı belirtilmiştir. Kanun koyucu velayet hakkının kapsamını belirlerken, küçüğün hak ve menfaatlerini velayet hakkına sahip ana ve babaya karşı da korumak istemiş ve bu amaç doğrultusunda kanunun 271.maddesinde, çocuk ile baba veya ana arasında, yahut ana ve babanın yararına olarak çocuk ile üçüncü şahıslar arasında yapılacak herhangi bir tasarrufla çocuk borç altına girmiş olursa, bu muameleye bir kayyımın iştirakini ve hakimin onayını şart kılmıştır.

Olayda, velayet altında bulunan yükümlünün hisse devri nedeniyle babasına karşı borçlandırılmasına karşın, bu muameleye bir kayyımın iştirak etmediği ve hakim onayına da sunulmadığı hususları ihtilafsız olduğu gibi, Borçlar Kanununun yukarıda anılan 18. maddesi uyarınca yapılan yorumla, hisse devri nedeniyle borçlanılan meblağın, olay tarihinde henüz dokuz aylık bebek olan yükümlü tarafından, reşit olduğu tarihte babasına, ödeneceğine ve söz konusu meblağa her hangi bir faiz hesaplanmayacağına ilişkin muameleden beklenilen amacın, sırf veraset ve intikal vergisinden kaçınmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında borçlandırma işleminin gerçek mahiyetinin, vergiden kaçınma amacına yönelik ivazsız bir intikal olduğu sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, yükümlü adına yapılan tarhiyatın onaması gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile kaldırılmasında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına, 6.10.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Ekleme Tarihi: 15.9.2017 19:24:22.
Bu karar

Yorumlar


www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.


Okunacaklara Ekle





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim