Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Başlıksız içtihat




T.C.
Danıştay
15. Daire


Esas No:2015/10269
Karar No:2016/145
K. Tarihi:

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONBEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/10269
Karar No : 2016/1454

Temyiz Eden (Davacılar) : 1-
2-
3-
4-
5-
Vekili :
Karşı Taraf (Davalı) :
Vekili :
İstemin Özeti : İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 14/09/2015 tarih ve E:2015/1426; K:2015/1624 sayılı kararının, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti :Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Tetkik Hakimi Düşüncesi :Temyiz konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; F..... Y.....'ın 08/03/2006 tarihinde geçirdiği ameliyatı esnasında meydana gelen, major damar yaralanması sonucu 09/03/2006 tarihinde ölümü nedeniyle davacılar nezdinde oluşan maddi manevi zararlarının tespiti ve tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; F..... Y........'ın geçirdiği ameliyat nedeniyle 09/03/2006 tarihinde vefat ettiği, olayla ilgili doktor hakkında ilgili savcılık tarafından 2006/5271 sayılı dosya ile soruşturma başlatıldığı , 2011 yılında soruşturma izni verildiği, 2012 yılında adli yargıda dava açıldığı, 2015 yılında da adli yargı tarafından ilgililer hakkında verilen karar üzerine davacı tarafından idareye yapılan başvurular sonucu iş bu davanın açıldığı anlaşılmış olup olayda; davacının 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi hükmü gereği idarenin haksız eylemini yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekli iken 2006 yılında olan olay nedeniyle idareye 2015 yılında başvuru yapıldığının görüldüğü, davacının yasada öngörülen başvuru süresini geçirdiği sonucuna ulaşıldığından, davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça; usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; F..... Y.......'IN geçirdiği ameliyat nedeniyle 09/03/2006 tarihinde vefat ettiği, olayla ilgili doktor hakkında ilgili savcılık tarafından 2006/5271 sayılı dosya ile soruşturma başlatıldığı, 2011 yılında soruşturma izni verildiği, 2012 yılında adli yargıda dava açıldığı, 2015 yılında da adli yargı tarafından ilgililer hakkında verilen karar üzerine davacı tarafından idareye yapılan başvurular sonucu idari yargıda davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda her ne kadar Mahkeme tarafından ölüm olayının meydana geldiği 2006 yılı itibariyle zararın ortaya çıktığı, bu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde idareye başvuru yapılıp dava açılmadığı gerekçesiyle süre yönünden davanın reddine karar verilmişse de, davacı tarafından ölüm olayının meydana geldiği yıl savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma sonucu adli yargıda hekimler aleyhine görevi kötüye kullanma suçundan ceza davası açıldığı, yürütülen ceza yargılaması sırasında Yüksek Sağlık Şurası raporuyla hekimlerin kusurlu bulunduğu, ve bu raporun davacıya 05.03.2015 tarihinde tebliğiyle eylemin idarilik vasfının öğrenildiği ve bunun üzerine 06.04.2015 tarihinde idareye tazminat talepli başvurunun yapıldığı görülmüştür.
Bu durumda; idari hizmetten kaynaklanan tam yargı davalarında sürelerin eylemin idariliğinin öğrenilmesi üzerine başlayacağı, idarilik kavramının bazen somut olaya göre olayın oluş anında, bazen yapılan ceza yargılaması neticesinde ortaya çıkacağı, dava konusu olayda eylemin idarilik vasfının ceza yargılaması neticesinde alınan raporun tebliği üzerine 2015 yılı itibariyle ortaya çıktığı ve süresinde (06.04.2015 tarihinde) yapılan başvuru üzerine açılan dava süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, eksik inceleme sonucu davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin 14/09/2015 tarih ve E:2015/1426; K:2015/1624 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan Vekili

Üye

Üye

Üye

Üye









www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Ekleme Tarihi: 13.9.2017 13:12:04.
Bu karar

Yorumlar


www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.


Okunacaklara Ekle





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim