Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Geçerli nedenle fesihte feshin biçimsel ve içerik bakımından haklı veya geçerli nedene dayandığının işverence kanıtlanması gereği


Özet:

4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (04.04.2008 gün ve 2007/29752 Esas, 2008/7448 Karar sayılı ilamımız).

Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta ispat yükü kendisinde olan davalı işveren davacı işçinin iş sözleşmesini haklı veya geçerli nedenle feshettiğini kanıtlayamamıştır. Her ne kadar davacı feshin sendikal nedene dayandığını iddia etmişse de, feshin sendikal nedene dayandığı hususunun somut ve inandırıcı delillerle de kanıtlanmadığı anlaşıldığından 

Fıkra:Tümü-0

T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi


Esas No:2016/31715
Karar No:2016/18645
K. Tarihi:

9. Hukuk Dairesi         2016/31715 E.  ,  2016/18645 K.

"İçtihat Metni"



MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ


DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. 

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I 


A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; 07/01/2008 tarihinden itibaren davalı şirkete ait işyerinde bakım elemanı olarak çalışan müvekkilinin iş sözleşmesinin 21/07/2015 tarihinde cep telefonuna gönderilen SMS ile feshedildiğini; davalı işveren tarafından gönderilen SMS mesajında "...Hukuka aykırı olarak 02-03-04-05 Temmuz 2015 tarihlerinde üretimin durdurulması ve işyeri işgal hareketlerini başlatma, geliştirme, diğer çalışanlara baskı yaparak organize edip yönlendirme faaliyetlerinizi öğrenmiş bulunduğumuzdan gerek 6356 Sayılı Kanunun 70. Maddesine gerek 4857 Sayılı İş Kanunun 25/2-e Maddesine göre iş sözleşmeniz tazminatsız olarak 21/07/2015 tarihi itibariyle fesih edilmiştir." ibarelerine yer verildiğini; davalı işverenin fesih gerekçesinde belirtilen hususların gerçekle alakası olmadığını; davalı işyerinde uzun yıllar ... Sendikası'nın faaliyet gösterdiğini ve adı geçen sendikanın davalı işveren ile Toplu İş Sözleşmesi akdeddiğini; içinde müvekkilin de bulunduğu davalı işyeri çalışanı yaklaşık 400 kadar işçinin ... Sendikası'nın kendi çıkar ve menfaatlerini korumadığı gerekçesi ile Anayasal haklarını kullanarak çeşitli tarihlerde sendika üyeliğinden istifa ettiklerini; müvekkilinin de Türk Metal Sendikası'nda ki üyeliğini 27/06/2015 tarihinde sonlandırdığını; davalı işverenin anlaşılmayan nedenlerle ilgili sendikadan yapılan toplu istifalar nedeniyle istifa eden işçilere karşı sert önlemler almaya başladığını; daha sonra davalı işyerinde 02/07/2015 tarihinde müvekkilinin içinde olmadığı bir grup işçinin işverenlikle toplantı düzenlenmesi istemiyle ilgili işyerinde hazır bir şekilde bulunduğunu; müvekkilinin bu gruba dahil olmadığını; mesai saatine zamanında başlayıp fesih gerekçesinde belirtildiğinin aksine mesai bitimi olan saat 17;00 da kartını basarak işyerini terk ettiğini; 03/07/2015 cuma günü davalı işverenin müvekkilinin cep telefonuna idari izin konulu SMS atarak müvekkiline idari izin verdiğini; işyerinde toplantı talebinde bulunan işçilerin bekleyişinin devam ettiğini ancak müvekkilinin 03/07/2015 tarihinde davalı işyeri içerisinde bulunmadığı gibi hiçbir yasa dışı olaya da katılmadığını; 04/07/2015 tarihinde davalı işveren tarafından cep telefonuna atılan SMS ile 04/07/2015 günü işçilerin izinli olduğunun bildirildiğini; müvekkilinin idari izinli olarak o günü ailesi ile geçirdiğini; 05/07/2015 pazar günü hafta sonu olması nedeniyle pazar günü dinlenerek geçirdiğini; aynı gün davalı işverenlik içerisinde bekleyen işçilerin emniyet güçleri vasıtasıyla davalı işverenlik insan kaynakları personellerinin talebi doğrultusunda işyerinden tahliye edildiğini; müvekkilinin fesih bildiriminde belirtilen tarihlerde hiçbir olaya katılmadığını; müvekkilinin 06/07/2015 tarihinden 20/07/2015 tarihleri arasında yıllık izin belgesini davalı işyerinden alarak yıllık iznini kullandığını; müvekkilinin yıllık izindeyken cep telefonuna atılan SMS ile iş akdinin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde feshedildiğini; yapılan feshin süresinde olmadığını; feshin 6 iş günü geçtikten sonra kullanıldığını; gerçekte müvekkilinin iş akdinin davalı işveren tarafından sendikal nedenlerle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine; işe iade kararına uyulduğu ya da uyulmadığı durumlarda müvekkilinin fesihten itibaren boşta geçen süreye ilişkin olarak 4 aylık brüt ücret ödenmesi; 6356 Sayılı Kanunun 25. Maddesinin 5. Fıkrasına göre fesih nedeninin müvekkilinin nitelikleri, almış olduğu eğitim, kıdem, tecrübesi ve davalı işverenin hukuka, usule ve somut gerçeğe aykırı keyfi fesih iradesi ve benzeri olgular göz önünde bulundurularak en az 1 yıllık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminatın tespitine karar verilmesini talep ederek iş bu işe iade davasını açtığı anlaşılmıştır.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili; iş bu davanın Metal İş Kolunda faaliyette bulunan başka ilde ki bazı şirketlerde başlayan ve müvekkili şirkete de sirayet eden yasa dışı eylemlerden kaynaklandığını; yasa dışı eyleme katılan ve destek veren işçilerin işyerinde ki üretimin durmasına, işyeri işgaline, işyerinde ki güvenliğin ve iş başının sebep olduklarını; müvekkili işverenin bir çok sözlü-yazılı uyarıya rağmen yasa dışı eyleme devam eden bu eylemi içerden ve dışarıdan destek vererek işçileri hukuka aykırı eylem için teşvik eden bazı çalışanların iş akitlerinin haklı nedenle feshine karar verildiğini; esasen müvekkili ....A.Ş.de 02.07.2015 tarihinde başlayan yasa dışı eylemin asıl kaynağının, ilk başlangıç yeri ve sebeplerinin müvekkili ile ilgili olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine, işçiler tarafından başlatılan eylemin ne ... Grubu, ne ... Grubu şirketleri ne de ... Grubu şirketleri ile ortaklığı bulunan Müvekkil Şirket ile bir ilgisi olmadığını, basına yansıyan haberlerden de bilindiği üzere, MESS'e bağlı işverenlerden biri olan ... işçilerinin sendika değişikliği nedeniyle toplu iş sözleşmesini imzalamaları gecikmiş ve nihayetinde 13 Nisan 2015 tarihinde Türk Metal Sendikası ile MESS arasında Bosch işçileri için yürütülen toplu iş sözleşmesi müzakerelerinde mutabakata varıldığını, buna göre, ... çalışanlarının saat ücretlerinde artış yapıldığını, bunun üzerine metal-iş kolunda çalışan bazı işçilerin, kendi ücretlerinin Bosch çalışanlarının ücretlerine göre daha düşük kaldığı ve kendilerinin de Bosch’taki sözleşmelerle aynı statüye getirilmeleri talebiyle bağlı bulundukları Türk Metal Sendikasına karşı ayaklanmaya başladığını, bu çerçevede, Mayıs 2015 başlarında olayların ilk başladığı yer olan Renault-Bursa’da otomotiv işçilerinin “ücret zammı” talebiyle iş bırakma eylemi başlattıklarını; bu eylemlerin giderek büyüyerek, metal iş kolunda faaliyet gösteren ve metal sendikasına bağlı birçok işyerine sirayet ettiğini, müvekkili işyerinde Türk Metal ile MESS arasında imzalanan grup toplu sözleşmesinin 01/09/2014 tarihi itibariyle sona erip 01/09/2014-31/08/2017 tarih aralığını kapsayan 3 yıllık grup toplu iş sözleşmesinin 15/12/2014 tarihinde imza altına alındığını; aynı iş kolunda yer alan ... fabrikalarında ise 4 sene boyunca Toplu İş Sözleşmesi imzalanamayıp yetki uyuşmazlığı çözüldükten sonra 13/04/2015 tarihinde Türk Metal Sendikası ile MESS arasında Toplu İş Sözleşmesi imzalandığını; müvekkili şirkette ise düzenli ve sorumsuz olarak toplu iş sözleşmesi imzalandığını; imza aşamasında işçilerin herhangi bir itirazının da olmadığını;.... fabrikasında yıllarca süren uyuşmazlık sonrasında gelişen nedenlerin müvekkili şirkete de yansıdığını; Mayıs ayının başında başlayan iş bırakma eylemlerinin işçilerin bağlı olduğu Türk Metal Sendikası tarafından desteklenmediğini; işçilerin sendikasız bir şekilde büyük çapta bir eylem başlattıklarını; söz konusu eylemler 02.07.2015 tarihinde müvekkili Arçelik-LG Klima fabrikasına da sirayet ettiğini, müvekkili işveren ile işçiler arasında o güne kadar herhangi bir sorun bulunmaz iken, ayrıca ücret ya da diğer sosyal haklar konusunda da müvekkil işyerinde bugüne kadar herhangi bir işçi tarafından yöneltilmiş bir şikayet-talep bulunmaz iken, bazı işçilerin kışkırtması sonucunda müvekkil şirkette de sendikadan istifalar başlandığını, işçilerin işi bıraktığını ve üretimin durduğunu, diğer şirketlerde gerçekleşen bu eylemleri destekleyen bir kısım Müvekkil Şirket çalışanlarının kendi içlerinde belirlediği sözcüleri şirket yönetimine, Türk Metal Sendikasının fabrikadan çıkartılmasını, kendi sözcülerinin bir protokol ile tanınmasını istediklerini, bu taleplerinin, 01.09.2014-31.08.2017 tarihleri arasında yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesi nedeniyle yasal olarak mümkün olmadığının iletilmesi üzerine de Türk Metal Sendikasının temsilcilerinin odasının kaldırılması, sendika temsilcilerinin de diğer işçiler gibi çalışmasını, kendi sözcülerinin bir protokol ile tanınarak oda ve boş zaman verilmesi gibi yasal olarak karşılanması mümkün olmayan taleplerde bulunulduğunu, daha sonraları bu taleplerine ilave olarak Müvekkil Şirket yöneticileri ile yaptıkları görüşmelerde diğer şirketlerin verdiği parasal hakları da talep ettiklerini belirttiklerini, bu esnada işyerinde gerek bu eylemleri destekleyenlerin baskısı ile gerek kendi istekleri ile Türk Metal Sendikasından istifaların sürdüğünü, ancak bu nedenle Müvekkil Şirketin herhangi bir olumsuz tutumu olmadığı gibi sendikadan istifa eden hiçbir işçinin de işten çıkartılmadığını, gerek Müvekkil Şirketin yöneticileri gerek görüşmelerde bulunan diğer kişiler bizzat genel müdür dahi ister tek tek, isterlerse işçileri temsilen seçecekleri temsilci ya da sözcüleri vasıtası ile her türlü sorunlarını çözmeye bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da hazır olduklarını belirtildiğini, talepleri ile ilgili hukuken yapılabilecek her şeyin yapıldığını ve yapılacağının yazılı olarak da taahhüt edildiğini, bu doğrultuda da 10 Haziran 2015 tarihinde net 1000 TL ödeme yapıldığını, 22.06.2015 tarihinde işyerinde yapılan duyuru ile de 2016 ve 2017 yıllarında yapılacak destek ödemeleri konusunda işçilere bilgi verildiğini, müvekkili şirket’in iş barışının sağlanması ve yasaların / hukukun imkan verdiği çerçevede taleplerin karşılanması yönünde gösterilen tüm maddi ve manevi çabaya rağmen ilk olarak, Müvekkili Şirket’in işyerinde, 02.07.2015 tarihinde sabah 07:30 vardiyasında işbaşı yapmak üzere kart basarak 591 kişinin giriş yaptığını, aralarından yaklaşık 150 kişilik bir grup kendilerine gerçeğe aykırı şekilde toplu mobbing uygulandığı iddiası altında üretim alanında toplanarak işbaşı yapmayarak üretimi durdurma eylemi başladıklarını; yasa dışı şekilde üretimi durdurup bulundukları alan itibariyle üretimin yapılmasına engel olduklarını, Müvekkil Şirket yetkililerinin tüm iyiniyetli görüşme taleplerini “ölmek var dönmek yok” sloganları atarak geri çevirdiklerini, sağduyulu davranılması için yapılan tüm çağrı, uyarı ve duyuruları rağmen saat 17:00 vardiyası bitiminde dahi üretim alanını ve işyerini terketmeyerek işyerini işgal ettiklerini, bu durumun mahallinde Gebze 2. Noterliği tarfından tanzim edilen noter zabtı ile de tespit edildiğini; ayrıca vardiyalı çalışan ve aynı akşam iş başı yapacak grubun işyerine gelişi esnasında işçilerin can ve mal güvenliği açısından arzu edilmeyen olayların yaşanmaması için zorunlu ve idari olarak işyerinin tatil edilip ücretli izinli sayıldıklarını; işçilerin 03.07.2015 günü sabahı da yine Müvekkili Şirket’in tüm iyiniyetli görüşme çabalarına, uyarılarına rağmen yasa dışı eylemlerini sürdürüklerini, “ölmek var dönmek yok” şeklinde sloganlarını sürdürdürklerini, 3 Temmuz sabahı saat 00.17 civarı ayrıca işçilere bu yasa dışı eylemlerinin TCK karşısında da suç teşkil ettiğini, sabah 7’ye kadar işyerinden ayrılarak eylemi sona erdirenlere yasal işlem yapılmayacağını, eylemi sona erdirmeyenlerin ise son çare olarak iş akitlerinin tazminatsız feshedileceğinin bildirildiğini, eylemi yine de sona erdirmeyen işçiler için Müvekkili Şirket yetkilileri tarafından yapılan değerlendirmede, tüm görüşme çabalarının reddedildiğini, gerek olaylar esnasında gerek öncesinde ilettikleri tüm taleplerin detaylıca değerlendirildiğini ve yasaların ve hukukun imkan verdiği çerçevede tüm taleplerinin karşılandığını, maddi destek sağlandığını ve taahhüt edildiğini, ancak hukuken mümkün olmayan talepleri karşısında başkaca yapılabilecek bir husus bulunmadığından, işçiler arasında can ve mal güvenliği tehlikesi bulunduğundan, üretim alanında işçilerin bulunması nedeniyle işverenin gerekli kontrolü sağlayamadığından, gerek çalışan-çalışmayan tüm işçilerin can güvenliği açısından gerekse malzemelere gelebilecek zararlar açısından telafisi imkansız sonuçların yaşanmasını önlemek, şirket ve ülke ekonomisini daha fazla zarara uğratmamak adına son çare olarak işçilerin iş akitlerinin, fesih gerekçeleri açıklanarak Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 70. maddesi ile İK m. 25/II. fıkrası bentlerine göre tazminatsız olarak feshedildiğini; ancak iş akitleri feshedilen işçilerin üretim alanını terketmeye yanaşmadıklarını; 04 Temmuz 2015 tarihinde gerek şirket yönetiminde ki ilgili kişiler gerekse savcılık talimatıyla emniyet yetkilirince defalarca kez fabrika dışına çıkmaları gerektiği, iyi niyet çerçevesinde fabrikayı boşaltılmasının gerektiği anlatılmasına rağmen "Ölmek var, dönmek yok" sloganları ile konuşmaları kesilip şirket yönetimince yasa dışı eylemlerini sona erdirirlerse fesih bildirimi yapılmış olsa dahi işlerine geri döndürüleceği, iş başı yaptırılacağının belirtildiği; ancak işçilerin üretim alanından çıkmayı kabul etmediklerini; 05/07/2015 pazar günü uluslar arası işçi dayanışma derneğinin fabrika tel örgüsü dışında organize ettiği, kurduğu ses sistemi ile eylemi diğer destekleyen çalışanlar ile halay çektikleri sırada içeride işyerini işgala devam eden ve artık işyeri çalışanı olmayan işçilerin büyük bir çoğunluğu da tel örgülerin iç kısmında oyun oynamak üzere dışarı çıktıklarını; fabrika içinde 18 eylemci işçinin kalması üzerine emniyet yetkililerinin üretim girişlerinin kapatıldığını ve emniyet tarafından 18 işçinin saat 18;00 civarında işçiler tarafından hiçbir direniş ile karşılaşmadan sorunsuz bir şekilde tahliye edildiklerini; izah ettikleri üzere müvekkili işverenin tüm görüşme çabaları ve yaptığı uyarılara rağmen işi durduran vardiya bitiminde de işi terk etmeyerek eylemi işyeri işgaline dönüştüren hatta iş akdinin sona erdirilmesi akabinde dahi işyerini terk etmeyerek işgali sürdüren işçiler ile bu eylemin devamını dışarıdan destekleyen tahrik ve teşvik eden ve işveren aleyhine itibari zedeleyeceği slogan atanların da son çare olarak iş akitleri haklı nedenle feshedilmek zorunda kalındığını; davacının iş akdinin haklı ve geçerli feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece davacının 06/07/2015 tarihinde izne ayrıldığı ve 06/07/2015-20/07/2015 tarihleri arasında yıllık iznini kullandığı; davacının yıllık izinde olduğu dönemde işveren tarafından işyerinde 02/07/2015-05/07/2015 tarihleri arasında yapılan eylem nedeniyle yapmış olduğu tahkikat sonucu davacının da davalı işyerinde 02/07/2015 tarihinde başlayan 05/07/2015 tarihinde emniyet güçlerinin müdahalesi ile sona erdirilen eyleme katıldığı-destek verdiğinin tespit edilmesi üzerine davacının iş akdinin yasal süre içerisinde işveren tarafından feshedildiği; fesihte davalı işverenin ölçülü davrandığı; davalı işverenin sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasında sendikalı işçiler lehine ya da sendikayı korumaya yönelik herhangi bir eylemi olduğu yönünde somut bir delilinde bulunmadığı; feshin sendikal nedene dayanmadığı; davalı işverenin eyleme katılan-destek veren tüm çalışanların iş akitlerini haklı ve geçerli nedenlerle feshettiği, davacının davalı işveren hakkında açmış olduğu işe iade davasının emsali özellikle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2016 tarih 2016/5536-5729 Esas Karar, aynı dairenin 29/06/2016 tarih 2016/17000-15560 Esas Karar ve yine aynı dairenin 29/06/2016 tarih 2016/17291-15580 Esas Karar sayılı emsal içtihatları da gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 

E) Gerekçe:

Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesi 20.07.2015 tarihli fesih bildirimiyle; işçilerin 02.07.2015 tarihinde başlayan 03-04-05.07.2015 tarihlerinde devam eden işyeri işgal eylemi yaşandığı davacının da bu hukuka aykırı davranışı başlatma, geliştirme, diğer çalışanlara baskı yaparak organize edip yönlendirme faaliyetleri olduğunun diğer çalışanlar tarafından aktarılan şikayetler ile tespit edildiği gerekçesiyle 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 70. Maddesine gerek 4857 Sayılı İş Kanunun 25/II-e maddesine göre haklı nedenle feshedilmiştir.

Davacı vekili, davacının bahsedilen eyleme kesinlikle katılmadığını 4 işçiyle birlikte davacının iş sözleşmelerinin olay bittikten 15 gün sonra aynı nedenle feshedildiğini, hatta iddia edilen tarihlerde raporlu olan .....................’ün dahi iş sözleşmesinin feshedildiğini belirtmektedir.

Davacının işyeri giriş çıkış kayıtları incelendiğinde 02.07.2015 günü sabah mesaisine geldiği ve aynı gün mesai bitiminde çıkış yaptığının görülmekte olduğu gibi, davalı tanığı ... da hatırladığı kadarıyla davacının o gün mesai bitiminde işyerinden ayrıldığını, diğer günler de işyerine gelmediğini beyan etmiştir.

Davalı vekili davacının da olayda dahli bulunduğuna ilişkin ek10 başlığı altında bir kısım sosyal medya paylaşımları sunduğu söz konusu belgelerden davacının eyleme destek verdiği yönünde somut bir delil olmadığı, sosyal paylaşımların bir kısmının tarihinin belli olmadığı, bir kısmının ise 02.07.2015 tarihinden çok önce 29 Mayıs tarihinde yapıldığı görülmektedir. 

Davalı vekili yargılama sırasında davacı hakkında hem diğer çalışanlardan hem de çıkarılan işçilerden eyleme destek verdiğine ilişkin şikayetler geldiği ifade edilip bu yönde somut bir delil sunulmamıştır. 

Mahkemece Dairemizce onama kararı verilen bir kısım emsal dosyalardan bahsedilerek davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı ve geçerli olduğuna karar vermişse de, fesih tarihi ve nedeni dikkate alındığında dosyanın aynı nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (04.04.2008 gün ve 2007/29752 Esas, 2008/7448 Karar sayılı ilamımız).

Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta ispat yükü kendisinde olan davalı işveren davacı işçinin iş sözleşmesini haklı veya geçerli nedenle feshettiğini kanıtlayamamıştır. Her ne kadar davacı feshin sendikal nedene dayandığını iddia etmişse de, feshin sendikal nedene dayandığı hususunun somut ve inandırıcı delillerle de kanıtlanmadığı anlaşıldığından 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:

Yukarda açıklanan gerekçe ile;

1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 

2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 

3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 

4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 

5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6. Davacının yaptığı 244.00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 

7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.800 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 

8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 

Kesin olarak oybirliği ile 27/10/2016 günü karar verildi.




www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Ekleme Tarihi: 11.8.2017 14:07:30.
Bu karar

Yorumlar


www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.


Okunacaklara Ekle





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim