Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Rekabet kurulu kararı - dikey anlaşma - 5 yıl sınırı - akaryakıt bayilik sözleşmesi - intifa bedeli - sebepsiz zenginleşme


Özet:

Diğer taraftan, Mahkemece hükme bağlanan bakiye intifa bedeline uygulanacak faizin başlangıcı bakımından yeterli inceleme yapılmaksızın hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 101. maddesi hükmüne göre; borcun ifa edileceği gün taraflarca müttefikan tayin edilmemiş ise muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi hükmünde de 818 sayılı BK'nın 101. maddesi hükmüne paralel bir düzenleme yapılmış ve 117. maddesinin 2. fıkrasında; borçlunun sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşeceği ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirimin şart olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda Mahkemece, 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri de gözetilerek yukarıda belirtilen kanun hükümleri tartışılıp değerlendirilmek suretiyle somut olayda faizin başlangıç tarihleri saptanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 

Fıkra:Tümü-0

T.C.
Yargıtay
19. Hukuk Dairesi


Esas No:2014/5341
Karar No:2015/2103
K. Tarihi:18.2.2015

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) 30. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 27/11/2013

NUMARASI : 2011/294-2013/331

      


Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı  davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri  tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av....'ın  gelmiş olmasıyla duruşmaya başlanarak hazır olan taraf vekillerinin sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -


Davacı vekili,  davalı ile imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkili lehine tesis edilen 15 yıl süreli intifa hakkının Rekabet Kurulu'nun kararları doğrultusunda 18.09.2010 tarihi itibariyle geçersiz kaldığını ileri sürerek bakiye intifa süresine, kıstelyevm usulü hesaplama sonucunda isabet eden 119.902,11-TL nin KDV si ile birlikte iktisap  ettiği tarihten itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV sinin, anaparanın dava tarihine kadar davalılar yedinde kaldığı sürede, bu iktisap sayesinde davalının elde ettiği tüm semerelerin karşılığı olarak da 286.809,18-TL nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV si ile birlikte, davalının maliki olduğu taşınmaz üzerindeki intifa hakkı, terkin harcı ve sair işlem masrafının davalı malik nam ve hesabına müvekkilince ödenmek suretiyle terkin edilen toplam 39.754,83-TL tutarındaki terkin harcının sarf tarihinden itibaren avans faizi ve faizin KDV si ile birlikte, taraflar arasında dikey anlaşmanın tesis edildiği tarihte öngörülen süresinden daha erken bir tarihte sonlanması nedeniyle istasyon zemin betonu, istasyon bina inşaatı ve bunlarla sınırlı olmamak üzere benzeri ayrılmaz parça niteliğinde yapıların ödeme kalemlerinden geçersiz kalan bakiye süreye isabet eden kısmının dava tarihi itibariyle ÜFE ile uyarlanıp amortisman uygulanarak güncellenmiş 9.265,85-TL nin değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV si ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar  verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılan bu davada 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davaya konu benzin istasyonunun dava tarihinden önce 08.11.2010 tarihinde satılmış olduğundan müvekkiline bu davada husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin malvarlığında bir artışın söz konusu olmadığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, tapudaki intifa şerhinin 23.09.2010 tarihinde müvekkili tarafından 33.660,00 TL terkin harcı ödenerek kaldırıldığını, taraflar arasında imzalanan 12.03.2009 tarihli sözleşmenin tarafların karşılıklı mutabakatı ile 18.09.2010 tarihinde sonlandırılmış olduğundan sebepsiz zenginleşme davası açılamayacağını, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığı gibi aksine davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 

Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi heyet raporuna göre; taraflar arasında bayilik ilişkisinin sözleşmenin 26.5.2003 tarihinden bu yana intifa hakkı verilmesiyle süre geldiği, 12.3.2009 tarihli ve 2002/2 sayılı rekabet kurulu tebliği uyarınca  fiilen 18.9.2010 tarihinde sona erdiği, 1.6.2007 tarihinde yenilenen sözleşmenin 5 yıl süre ile akdedilmesine rağmen ancak 18.9.2010 tarihine kadar devam edebildiği,  sözleşme hizmet bedelinin sözleşmenin 15 yıl süreceği ve  sürenin uzunluğu inancı ile verilmiş bulunması, rekabet kurulu kararının önceden öngörülmeyen, taraflarca beklenilmeyen bir hal olması, sözleşmenin 5 yıl sürmesi ihtimaline istinaden kimsenin 236.225,70-TL gibi bir meblağı karşılıksız bırakmasının hayatın olağan kurallarına aykırı bulunması karşısında denkleştirici adalet ilkesi uyarınca sözleşmenin uygulanmayan dönemine tekabül eden kısmı bilirkişi heyetince Yargıtay uygulamalarına uygun olarak yapılan güncellenmiş hesaplamaya göre 120.603,76-TL lik intifa ve inkişaf bedelinin davacıya sebepsiz zenginleşmenin başlangıç tarihi davacının talebe hakkı olduğu 18.9.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte iadesi, davacı intifanın terkini için 39.754,83-TL harç ve masraf yaptığından bu bedelden de davalının sorumlu olduğu, davacının talep ettiği sabit yatırım bedeli yönünden ise;  davacının bayisi tarafından petrol istasyonu olarak kullanılmakta olan taşınmaz üzerine davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı(sabit) yatırımların işletme sözleşmesinin gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlardan olduğu, sökülmeyen aksamlarının dağıtım şirketince vergi boyutu ile her zaman amortisman olarak ayrılmak suretiyle vergi muafiyetinden yararlanmasının her zaman mümkün olduğu,  malzeme ve teçhizatın içeriğine bakıldığında bunların teknik bir yatırım niteliği taşıdığı, taşınmazın değerini arttırıcı bir özellik arzetmediği, davacının bu yönü ile de talebinin yerinde olmadığı, bu nedenle davacının sözleşmenin öngörülen süreden kısa sürdüğü gerekçesi ile sözleşmenin geçersiz kaldığı döneme ilişkin sabit yatırım bedelini istemekte haklı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.603,76- TL  intifa ve ivaz bedeli ile  39.754,83- TL  terkin harcı bedeli olmak üzere toplam 160.368,49- TL' nin  120.603,76- TL lik kısmına  18/09/2010 tarihinden itibaren,  39.754,83- TL lik kısmına 31/12/2010 tarihinden itibaren, değişen oranda avans faizi yürütülmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  fazlaya ilişkin  semere ve sabit yatırım bedeli isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıda belirtilen bentlerin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 

2-  Davacı vekilinin temyizi yönünden; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi uyarınca davacı tarafından inşa edilmiş bina ve eklentileri gibi sabit yatırımların mevcudiyeti ve bu tesislerin halen davalı tarafça kullanılmaya devam edilmesi halinde sebepsiz zenginleşme hükümleri de gözetilerek bunların bedelinin talep edilmesi mümkün olduğundan mahkemece mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra sabit yatırım bedeline ilişkin talep yönünden deliller hep birlikte değerlendirilip, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.                                               

Öte yandan, dava dilekçesinde bakiye intifa bedeli ile birlikte bakiye intifa bedelinin faizi ve faizin KDV'si ile birlikte tahsili talep edilmiştir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu'nun 24/c maddesinde KDV matrahına faizin de dahil olduğu belirtildiği halde mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeksizin davacının faizin KDV'sine ilişkin talebinin reddinde isabet görülmemiştir. 

3-Davalı vekilinin temyizi yönünden; dava konusu intifa hakkının terkini sebebiyle yatırılması gereken tapu terkin harcının davalı tarafından yatırıldığına dair makbuz örneği dosyaya sunulmuş olmasına rağmen mahkemece bu belge üzerinde durulup inceleme ve araştırma yapılmadan tapu terkin harcının davacı tarafından yatırıldığı ve davalıdan rücuen talep edilebileceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 

Diğer taraftan, Mahkemece hükme bağlanan bakiye intifa bedeline uygulanacak faizin başlangıcı bakımından yeterli inceleme yapılmaksızın hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 101. maddesi hükmüne göre; borcun ifa edileceği gün taraflarca müttefikan tayin edilmemiş ise muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi hükmünde de 818 sayılı BK'nın 101. maddesi hükmüne paralel bir düzenleme yapılmış ve 117. maddesinin 2. fıkrasında; borçlunun sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşeceği ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirimin şart olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda Mahkemece, 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri de gözetilerek yukarıda belirtilen kanun hükümleri tartışılıp değerlendirilmek suretiyle somut olayda faizin başlangıç tarihleri saptanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 

SONUÇ : Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (3) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı ve davalı yararına takdir edilen 1100'er TL duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak bir diğerine ödenmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 18.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  

Ekleme Tarihi: 26.11.2018 11:57:48.
Bu karar





Bu Kararla İlgili "Vatandaş Soruyor"daki Sorular



Yorumlar

Adınız Soyadınız:




Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
www.hukukmedeniyeti.org


Okunacaklara Ekle

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.




Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim