Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Türkiye'de kısa dönem ikamet izni verilmesi istemiyle yaptığı başvuru sırasında hakkında iki adet yurda giriş yasağı kararı bulunduğundan bahisle 26/5/2014 tarihind


Özet:

  BAŞVURUNUN KONUSU 1. Türkiye'de kısa dönem ikamet izni verilmesi istemiyle İstanbul Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı başvuru sırasında hakkında iki adet yurda giriş yasağı kararı bulunduğundan bahisle 26/5/2014 tarihinde gözaltına alınan ve 29/5/2014 tarihli İstanbul Valiliği işlemiyle sınır dışı edilmesi ve idari gözetim altında bulundurulması yönünde işlem tesis edilen Bangladeş asıllı İngiltere vatandaşı olan başvurucu, sınır dışı edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 6/11/2014 tarih ve E.2014/1471, K.2014/1990 sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine, sınır dışı edilmek üzere gözetim altına alınması sürecinde usul ve yasaya aykırı hareket edildiğini, etkili ve adil yargısal denetim yapılmadığını belirterek Anayasa'nın 17., 19. ve 36. maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğini ve sınır dışı edilmesi halinde yaşam hakkının ve maddi, manevi bütünlüğünün tehdit altında olacağını  ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmaktadır.

Fıkra:Tümü-0


Esas No:2015/757
Karar No:0/0
K. Tarihi:27.6.2014

 

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

 

 

 

TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR

 

 

 

 

A. K. K. BAŞVURUSU

 

(Başvuru Numarası: 2015/757)

 

 

Karar Tarihi: 20/1/2015

 

  

 

 

 

 

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

ARA KARAR

 

Başkan  

 :

 Alparslan ALTAN

Üyeler

 :

 Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

 Osman Alifeyyaz PAKSÜT

 

 

 Recep KÖMÜRCÜ

 

 

 M. Emin KUZ

Raportör

 :

 Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

 :

 A. K. K.

Vekilleri

 :

 Av. Uğur YILDIRIM

 

I.  BAŞVURUNUN KONUSU

1. Türkiye'de kısa dönem ikamet izni verilmesi istemiyle İstanbul Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı başvuru sırasında hakkında iki adet yurda giriş yasağı kararı bulunduğundan bahisle 26/5/2014 tarihinde gözaltına alınan ve 29/5/2014 tarihli İstanbul Valiliği işlemiyle sınır dışı edilmesi ve idari gözetim altında bulundurulması yönünde işlem tesis edilen Bangladeş asıllı İngiltere vatandaşı olan başvurucu, sınır dışı edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 6/11/2014 tarih ve E.2014/1471, K.2014/1990 sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine, sınır dışı edilmek üzere gözetim altına alınması sürecinde usul ve yasaya aykırı hareket edildiğini, etkili ve adil yargısal denetim yapılmadığını belirterek Anayasa'nın 17., 19. ve 36. maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğini ve sınır dışı edilmesi halinde yaşam hakkının ve maddi, manevi bütünlüğünün tehdit altında olacağını  ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmaktadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 12/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, başvurucunun tedbir talebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

 

5. Bangladeş asıllı İngiltere vatandaşı olan başvurucu 13/2/2014 tarihinde Türkiye'ye giriş yapmış ve vize süresinin dolmasının ardından kısa süreli ikamet izni verilmesi amacıyla İstanbul Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvuruda bulunmuştur.

6. Başvurucu, 26/5/2014 tarihinde ikamet izni işlemleri için Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittiğinde hakkında 'genel güvenlik' ve 'adli işlem yapılmış olması' nedeniyle verilmiş  3/3/2014  ve 1/4/2014 tarihli iki ayrı tahdit kararı bulunduğunun ve yurda girişinin yasak olduğunun anlaşılması üzerine gözaltına alınarak Gürpınar Polis Merkezi Amirliğine teslim edilmiştir.

7. İstanbul Valiliğinin 29/5/2014 tarihli işlemiyle, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (d), (e) ve (h) bentleri uyarınca sınır dışı edilmesi ve aynı Kanun'un 57. maddesi uyarınca idari gözetim altında bulundurulması yönünde karar alınan başvurucu, 11/6/2014 tarihinde uluslararası koruma talebinde bulunmuş ve 27/6/2014 gününde mülakata alınmıştır. Ancak, bu talep 4/7/2014 tarihli Göç İdaresi Genel Müdürlüğü işlemiyle reddedilmiştir.

8. Başvurucu, idari gözetim altında tutulmasına ilişkin karara karşı itirazda bulunmuş ve İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 7/8/2014 tarih ve Değişik İş No:2014/113 sayılı kararıyla idari gözetimin sonlandırılmasına karar verilmesi üzerine 8/8/2014 tarihinde salıverilmiştir.     

9. Başvurucunun sınır dışı edilmesine ilişkin 29/5/2014 tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 06/11/2014 tarih ve E.2014/1471, K.2014/1990 sayılı kararıyla; hakkında ülkeye giriş yasağı bulunmasına rağmen bu yasağı ihlal eden, vize süresi dolmuş bulunan ve uluslararası koruma talebi de Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından reddedilen başvurucu hakkında 6458 sayılı Kanun'un 54.maddesine uygun olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine yer verilerek 6458 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

10. Davanın reddine ilişkin karar 11/12/2014 tarihinde tebellüğ edildikten sonra 12/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

11. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Başvuru formu ve ekleri incelenip tedbir talebi hakkında gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. İdari gözetim ve sınır dışı edilme kararının alınması sürecinde usul ve yasaya aykırı hareket edildiği, yargılama sürecinde maddi vakaların doğru değerlendirilmediği, etkin ve adil bir yargılama yapılmadığı belirtilerek Anayasa'nın 17., 19. ve 36. maddelerinde yer alan hakların ihlal edildiği, başvurucunun sınır dışı edilmesi halinde ise yaşam hakkının ve maddi, manevi bütünlüğünün tehdit altında olacağı ileri sürülerek bireysel başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.

 

 

B. Değerlendirme

14. 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar"

15. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Tedbir kararı" başlıklı 73. maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir:

"Başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir."

16. Anılan Kanun ve İçtüzük hükümlerine göre başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikenin bulunduğu anlaşıldığı takdirde, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir. Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığın bütünlüğünün korunması hakkı Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınmış haklardandır. Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde tedbir kararı verilebilmesi için başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması gerekir (B.No: 2013/9673, 30/12/2013, §24).

17. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yolu olup kural olarak ancak kesinleşmiş işlemler aleyhine bu yola başvurulabildiğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru konusu işlem ve kararların uygulanmasına herhangi bir etkisi yoktur. Ancak bir işlem ya da kararın uygulanması halinde bireyin anayasal haklarının ihlali yönünde ciddi bir tehlike ortaya çıkacaksa, 6216 sayılı Kanun ile Mahkemeye bu tehlikeyi önlemek amacıyla tedbir kararı verme yetkisi tanınmıştır. Bu yönüyle tedbir yetkisi istisnai bir yetki olup, ancak işlem veya kararın uygulanması halinde yaşam hakkına ya da bireyin maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik gerçek ve ciddi bir risk doğacaksa tedbire başvurulabilir (B.No: 2013/9673, 30/12/2013, §25).

18. Diğer taraftan bireysel başvuru yoluna gidebilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinin başvuru yolları henüz tüketilmeden bir başvuruyu kabul edip incelemesi kural olarak mümkün değildir. Ancak başvuru yolunun tüketilmesinin başvurucunun hakkına yönelik ihlalin giderilmesi açısından herhangi bir etkisi yoksa, başka bir deyişle başvurulacak yol etkisizse ya da başvuru yolunun tüketilmesinin beklenmesi halinde başvurucunun haklarına yönelik ciddi ve geri dönülmesi imkânsız bir tehlike ortaya çıkacaksa anayasal haklara saygı ilkesi Mahkemenin bu başvuruları incelemesini gerektirebilir (B.No: 2013/9673, 30/12/2013, §26).

19. Başvuru konusu olayda, Bangladeş asıllı İngiltere vatandaşı olan başvurucu; hakkında verilen tahdit kararları ve uluslararası koruma talebinin reddedilmiş olmasının bir sonucu olarak sınır dışı edilmesi halinde, dini ve etnik kimliği nedeniyle İngiltere'de yaşam hakkının ve maddi, manevi bütünlüğünün tehdit altında olacağını ileri sürerek, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 73. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

20. Sınır dışı edilecek olan kişinin, sadece kendisi veya bağlı bulunduğu insan grubu ile ilgili öznel duruma işaret ederek büyük bir olasılıkla kötü muamale göreceğini ispat etmesi gerekmektedir. Tedbir talebi değerlendirilirken, gönderileceği ülkenin genel durumu, başvurucunun geçmiş tecrübesi, riskin güncelliği, kişiselliği gibi hususlar göz önünde bulundurulacaktır. Dosya içeriğinde sunulan bilgi ve belgeler uyarınca Bangladeş asıllı İngiltere vatandaşı olduğu anlaşılan başvurucunun, sınır dışı edilerek gönderileceği ülke olan İngiltere'de yaşam hakkı yönünden ciddi bir risk ile karşılaşacağına, işkence ve kötü muameleye tabi tutulacağına ilişkin bilgi, belge sunulamadığı görülmektedir.

21. Bu bağlamda; İngiliz Gizli Servisi tarafından takip edildiği, ajanlık teklifi yapıldığı, reddetmesi üzerine psikolojik baskı gördüğü ve evinin arandığı yönündeki soyut iddiaları dışında İngiltere'de daha önce kötü muamele veya işkenceye maruz kaldığına ilişkin bilgi, belge sunmayan başvurucunun, öznel durumu nedeniyle yaşam ve vücut bütünlüğüne yönelik bir riskin varlığını ortaya koymaksızın,  İngiltere'de İslam karşıtlığı olarak tezahür eden toplumsal olayların şahsına yönelik güncel ve kişisel bir risk oluşturduğunu ileri sürmesi tedbir kararı verilebilmesi yönünden yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemez.

22. Ayrıca, kişilerin hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemeyeceği yönünde düzenleme getiren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (1) numaralı ve anılan Yönetmeliğin dayanağı olan 6458 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile uluslararası hukuk açısından geçerli bir ilke konumunda bulunan "zulüm tehlikesi altında bulunan yere geri gönderilmeme (non -refoulment)" ilkesi de dikkate alındığında bu aşamada, sınır dışı edilerek İngiltere'ye gönderilecek olan başvurucu açısından koşulların oluşmadığı görülmektedir.

23. Açıklanan nedenlerle başvurucunun vatandaşı olduğu İngiltere'ye sınır dışı edilmesi durumunda yaşamına ya da maddi ve manevi varlığına yönelik bir risk bulunmaması nedeniyle bu aşamada koşulları oluşmayan tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

V.  HÜKÜM

Başvuru konusu olayda başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik bir tehlike olduğu iddialarının ciddi bulunmaması, diğer iddiaların da esas aşamasında incelenecek olması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (5) numaralı fıkrası ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesi gereğince "tedbir talebinin reddine"  20/1/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.  

 

Başkan

Alparslan ALTAN

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

 

 

 

 

 

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

M. Emin KUZ

 

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Ekleme Tarihi: 17.6.2016 14:55:01.
Bu karar

Yorumlar


www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.


Okunacaklara Ekle





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim