Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Türkmenistan vatandaşı olan ve 25/3/2014 tarihinde türkiye'ye giriş yapan başvurucunun istanbul ilinde kalmakta olduğu evde, istanbul 6. sulh ceza mahkemesi hakimliğinin 2014/2975 değişik iş sayılı kararına istinaden 10/12/2014 tarihinde yapıla


Özet:

 BAŞVURUNUN KONUSU 1. Türkmenistan vatandaşı olan ve 25/3/2014 tarihinde Türkiye'ye giriş yapan başvurucunun İstanbul ilinde kalmakta olduğu evde, İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliğinin 2014/2975 Değişik İş sayılı kararına istinaden 10/12/2014 tarihinde yapılan arama sonucu vize süresinin sona erdiğinin tespit edilmesi nedeniyle İstanbul Valiliği tarafından alınan 13/12/2014 tarihli idari gözetim altında bulundurma kararının kaldırılması istemiyle yapılan itirazın İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/12/2014 tarih ve 2014/3771 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine, sınır dışı edilme ve idari gözetim altına alınma sürecinde usul ve yasaya aykırı hareket edildiği, etkili bir hukuki yola başvurma imkanının tanınmadığı, yargısal denetimin gereği gibi yapılmadığı, belirsizlik yaratıldığı, geri gönderme merkezinin koşullarının yaşam ve vücut bütünlüğü yönünden risk oluşturduğu, sınır dışı kararının uygulanması halinde aile bütünlüğünün bozulacağı, yaşam, özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edileceği ileri sürülerek Anayasa'nın 17., 19., 36., 40. ve 41. maddelerinde yer alan hakların ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunulmaktadır.



Esas No:2015/509
Karar No:0/0
K. Tarihi:9.1.2015

 

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

 

 

 

TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR

 

 

 

 

GULBAHAR RAHMANOVA BAŞVURUSU

 

(Başvuru Numarası: 2015/509)

 

 

Karar Tarihi: 19/1/2015

 

 

 

 

 

 

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

ARA KARAR

 

Başkan  

 :

 Serruh KALELİ

Üyeler

 :

 Burhan ÜSTÜN

 

 

 Hicabi DURSUN

 

 

 Erdal TERCAN

 

 

 Zühtü ARSLAN

Raportör

 :

 Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

 :

 Gulbahar RAHMANOVA

Vekilleri

 :

 Av. Zerrin RİŞVAN

I.  BAŞVURUNUN KONUSU

1. Türkmenistan vatandaşı olan ve 25/3/2014 tarihinde Türkiye'ye giriş yapan başvurucunun İstanbul ilinde kalmakta olduğu evde, İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliğinin 2014/2975 Değişik İş sayılı kararına istinaden 10/12/2014 tarihinde yapılan arama sonucu vize süresinin sona erdiğinin tespit edilmesi nedeniyle İstanbul Valiliği tarafından alınan 13/12/2014 tarihli idari gözetim altında bulundurma kararının kaldırılması istemiyle yapılan itirazın İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/12/2014 tarih ve 2014/3771 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine, sınır dışı edilme ve idari gözetim altına alınma sürecinde usul ve yasaya aykırı hareket edildiği, etkili bir hukuki yola başvurma imkanının tanınmadığı, yargısal denetimin gereği gibi yapılmadığı, belirsizlik yaratıldığı, geri gönderme merkezinin koşullarının yaşam ve vücut bütünlüğü yönünden risk oluşturduğu, sınır dışı kararının uygulanması halinde aile bütünlüğünün bozulacağı, yaşam, özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edileceği ileri sürülerek Anayasa'nın 17., 19., 36., 40. ve 41. maddelerinde yer alan hakların ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunulmaktadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 9/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, başvurucunun tedbir talebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Türkmenistan vatandaşı olan ve 25/3/2014 tarihinde Türkiye'ye giriş yapan başvurucunun İstanbul ilinde kalmakta olduğu evde İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliğinin 2014/2975 Değişik İş sayılı kararına istinaden yapılan arama sonucu vize süresinin sona erdiği tespit edilmiş ve başvurucu Aksaray Polis Merkezine götürülerek gözaltına alınmıştır.

6. Başvurucu 12/12/2014 tarihinde vize ihlali ve hastalık sebebiyle İstanbul Kumkapı Geri Gönderme Merkezine teslim edilmiş ve İstanbul Valiliğinin 13/12/2014 tarihli işlemiyle hakkında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (e) ve (d) bentleri uyarınca sınırdışı edilme ve 57. maddesi uyarınca da idari gözetim altında bulundurulma kararı alınmıştır.

7.Başvurucu sınır dışı edilmesine ilişkin işlem yönünden idari yargı kolunda iptal davası açma yoluna başvurmamış olup, idari gözetim altında bulundurulmasına ilişkin karara karşı itirazda bulunmuş ve bu itiraz, idari gözetim altına alma kararının 6458 sayılı Kanuna uygun olarak tesis edildiği gerekçesine yer verilerek İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/12/2014 tarih ve 2014/3771 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

8. İtirazın reddine ilişkin kararın 26/12/2014 günü tebellüğ edilmesinin ardından 9/1/2015 gününde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

9. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53. maddesi şöyledir:

       "Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

       Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

       Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez."

10. 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinde hakkında sınır dışı etme kararı alınacak yabancılar sayma suretiyle belirtilmiş olup, maddenin (d) bendinde, kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar; (e) bendinde ise vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler sınır dışı edilecek yabancılar olarak hüküm altına alınmıştır.

11. 6458 sayılı Kanun'un 57. maddesinin (2) ve (6) fıkraları şöyledir:

       "(2) Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan,Türkiye'ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye'den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır. Hakkında idari gözetim kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.

       (6) İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir."

12. 6458 sayılı Kanun'un 59. maddesinin (a) bendinde; geri gönderme merkezlerinde yabancı tarafından bedeli karşılanamayan acil ve temel sağlık hizmetlerinin ücretsiz verileceği hüküm altına alınmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Başvuru formu ve ekleri incelenip tedbir talebi hakkında gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Türkmenistan vatandaşı olan ve hakkında 13/12/2014 tarihli sınır dışı ve idari gözetim kararı bulunan başvurucu; sınır dışı edilme ve idari gözetim altına alınma sürecinde usul ve yasaya aykırı hareket edildiğini, etkili bir biçimde yargı makamlarına başvuru imkanının tanınmadığını, yargısal denetimin gereği gibi yapılmadığını, belirsizlik yaratıldığını, hukuka aykırı olarak özgürlüğünden mahrum bırakıldığını, geri gönderme merkezinin koşullarının hepatit-c hastası olması nedeniyle yaşam ve vücut bütünlüğü yönünden risk oluşturduğunu, sınır dışı kararının uygulanması halinde aile bütünlüğünün bozulacağını, yaşam, özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edileceğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

15. 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar."

16. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Tedbir kararı" başlıklı 73. maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir:

"Başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir."

17. Anılan Kanun ve İçtüzük hükümlerine göre başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikenin bulunduğu anlaşıldığı takdirde, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir. Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığın bütünlüğünün korunması hakkı Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınmış haklardandır. Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde tedbir kararı verilebilmesi için başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması gerekir (B.No:2013/9673, 30/12/2013, §24).

18. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yolu olup kural olarak ancak kesinleşmiş işlemler aleyhine bu yola başvurulabildiğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru konusu işlem ve kararların uygulanmasına herhangi bir etkisi yoktur. Ancak bir işlem ya da kararın uygulanması halinde bireyin anayasal haklarının ihlali yönünde ciddi bir tehlike ortaya çıkacaksa, 6216 sayılı Kanun ile Mahkemeye bu tehlikeyi önlemek amacıyla tedbir kararı verme yetkisi tanınmıştır. Bu yönüyle tedbir yetkisi istisnai bir yetki olup, ancak işlem veya kararın uygulanması halinde yaşam hakkına ya da bireyin maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik gerçek ve ciddi bir risk doğacaksa tedbire başvurulabilir (B.No:2013/9673, 30/12/2013, §25).

19. 6458 sayılı Kanun'un 'İlgili Hukuk' başlığı altında alıntısı yapılan hükümleri uyarınca, idari gözetim altına alınma ve sınır dışı edilme işlemlerinin hukuki denetimi birbirinden farklı yargılama usullerine tabi tutulmuştur. Bu bağlamda başvurucunun tedbir talebi, hem sınır dışı edilme hem de idari gözetim altında tutulma işlemlerine ilişkin hukuki iddialar ile temellendirildiğinden, tedbir talebi bu iki işlem yönünden ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

a. İdari Gözetim Kararı Yönünden Tedbir Talebinin Değerlendirilmesi

20. Başvuru konusu olayda,  idari gözetim kararı yönünden; İstanbul Geri Gönderme Merkezi koşullarının, insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına olanak vermediği, sağlıklı ve insan onuruna yakışan bir barınmayı sağlamadığı, bu şekilde idari gözetim merkezinde tutulmaları halinde hepatit c hastası olan başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan haklarının ihlal edilmesi suretiyle ruh durumunun ve sağlığının bozulacağı ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.

21. Somut olayda olduğu gibi hakkında sınır dışı edilme kararı bulunan yabancı uyruklu kişilerin koşulları kanunla gösterilen usule uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması mümkündür. Bu bağlamda idari gözetim altına alınan yabancının tutulduğu yerdeki maddi ve fiziki koşulların taşıdığı olumsuzluğun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında bir ihlale vücut verebilmesi için belli bir eşiğe ulaşmış olması gerekmektedir. Bu eşiğin değerlendirilmesi ise koşullarla ilgili tüm verilerin, özellikle de gözetim altında tutulmanın süresine, fiziksel ya da ruhsal etkilerine, mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumuna bağlı olarak değerlendirilmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kafkaris/Kıbrıs, B.No: 21906/04, 12/2/2008, § 95).

22. İdari gözetim altında tutulma koşullarının insan haklarını ihlal edici nitelikte olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılırken, bu muamelenin, tasarlanarak uygulanıp uygulanmadığı,  bedensel yaralanmalar ya da fiziksel veya ruhsal acıya yol açıp açmadığı hususlarının dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, gözetim altında tutulma koşullarının ve muamelenin 'aşağılayıcı' olduğu yönünde bir sonuca varılabilmesi için, şikayete konu koşulların; mağdurları rencide edecek, küçültecek ölçüde ve korku, endişe, aşağılık olma gibi duyguları hissettirecek ağırlıkta bulunması şarttır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kudła/Polonya, B.No: 30210/96, 26/10/2000, § 92).

23.  Bununla birlikte, bir ceza veya muamelenin, 'insanlık dışı' ya da 'aşağılayıcı' olabilmesi için rencide edilme veya ıstırabın, meşru bir muamele ya da cezanın barındırdığı rencide olma duygusu ve ıstırabın ötesine geçmiş olması gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ramirez Sanchez/Fransa, B.No. 59450/00, 4/7/2006, § 157).

24. Başvuru konusu olayda ise, öz olarak; İstanbul Kumkapı Geri Gönderme Merkezinin, insan sağlığını tehdit edecek seviyede kirli olması, temiz hava alma imkanının bulunmaması, kapasitenin üzerinde yabancının tutulması gibi sebeplerle insan haklarını ihlal edecek seviyede olumsuz koşullara sahip olduğu yönündeki iddialar acil tedbir istemine temel alınmaktadır. Ancak 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük hükümleri bağlamında tedbir talebi değerlendirilirken, başvurucuların yaşam hakkı yönünden ciddi bir risk ile karşılaşacağına, işkence ve onur kırıcı kötü muameleye tabi tutulacağına ilişkin yakın, güncel bir riskin varlığı belirleyici olmaktadır. Bu bağlamda, yukarıda aktarılan açıklamalar uyarınca, başvurucunun yaşam ve vücut bütünlüğüne yönelik bir kötü muamelenin varlığı ortaya konulmaksızın, salt geri gönderme merkezinin maddi koşullarına vurgu yapılarak yeterli hijyenin ve temiz havanın sağlanmadığı iddialarıyla, bu durumun başvurucuya yönelik güncel ve kişisel bir risk oluşturduğunun ileri sürülmesi tedbir kararı verilebilmesi yönünden yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemez.

25. Diğer taraftan, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında, devletin, pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve manevi varlığını her türlü riske karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (B.No: 2012/752, 17/9/2013, § 51). Dolayısıyla, 6458 sayılı Kanun'un 59. maddesinin (a) bendinde de hüküm altına alındığı üzere geri gönderme merkezinde tutulan yabancıya acil ve temel sağlık hizmetlerinin ücretsiz olarak verilmesi ve gerektiğinde yabancının fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması amacıyla sağlık kurumuna sevki devletin sorumluluğu dahilindedir. 

26.Açıklanan nedenlerle başvurucunun İstanbul Kumkapı Geri Gönderme Merkezinde gözetim altında tutulması durumunda yaşamına ya da maddi ve manevi varlığına yönelik ciddi bir risk bulunmaması nedeniyle, idari gözetim kararı yönünden bu aşamada koşulları oluşmayan tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

b. Sınır Dışı Edilme İşlemi Yönünden Tedbir Talebinin Değerlendirilmesi

27. Somut olayda başvurucu, İstanbul Valiliği'nin 6458 sayılı Kanun'un 54.maddesinin (e) ve (d) bentleri uyarınca 13/12/2014 tarihinde aldığı sınır dışı etme kararına karşı yargı yoluna başvurmamıştır. Başvurucu, sınır dışı etme işlemine karşı idari yargı kolunda iptal davası açmamasını, bu yolun etkisiz, koruma sağlamayan faydasız bir yargılama süreci olduğunu ileri sürerek gerekçelendirmektedir. Başvurucu, sınır dışı edilmesi halinde de, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat altına alınan yaşam, özgürlük ve güvenlik, aile ve özel yaşam haklarının ihlal edileceğini ileri sürerek tedbir kararı verilmesini istemektedir.

28. Bireysel başvuru yoluna gidebilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinden doğan bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinin başvuru yolları henüz tüketilmeden bir başvuruyu kabul edip incelemesi kural olarak mümkün değildir. Ancak başvuru yolunun tüketilmesinin başvurucunun hakkına yönelik ihlalin giderilmesi açısından herhangi bir etkisi yoksa, başka bir deyişle başvurulacak yol etkisizse ya da başvuru yolunun tüketilmesinin beklenmesi halinde başvurucunun haklarına yönelik ciddi ve geri dönülmesi imkânsız bir tehlike ortaya çıkacaksa anayasal haklara saygı ilkesi Mahkemenin bu başvuruları incelemesini gerektirebilir (B. No: 2013/9673, 30/12/2013, §26).

29. 6458 sayılı Kanun'un 53. maddesinde, başvurucunun iddia ettiğinin aksine; hakkında sınır dışı edilmesi yönünde karar alınan yabancının, idari yargı kolunda iptal davası açma süresi içinde veya dava açıldığı takdirde yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmeyeceği şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmiştir. Bir başka ifadeyle hakkında sınır dışı edilmesi kararı verilmiş olan yabancı, 6458 sayılı Kanun ile sınır dışı edilme kararı verildiği tarihten itibaren sınır dışı işleminin hukuki değerlendirmesinin yapıldığı yargılama süreci sona erinceye kadar sınır dışı edilme riskini ortadan kaldıracak şekilde koruma altına alınmıştır. Dolayısıyla başvurucunun sınır dışı etme işlemine karşı yargı yoluna başvurmamasının sebebi olarak gösterdiği gerekçeler hukuki dayanaktan yoksun olup, sınır dışı işlemine karşı iptal davası açılmasının etkisiz ve hukuki himaye sağlamayan bir başvuru yolu olduğundan söz edilemez.

30. Diğer taraftan başvuru yolunun tüketilmesinin beklenmesi halinde başvurucunun haklarına yönelik ciddi ve geri dönülmesi imkânsız bir tehlike ortaya çıkacaksa tedbir kararı verilebilmesi mümkün ise de, başvurucunun Türkmenistan'a sınır dışı edilmesi halinde sadece kendisi veya bağlı bulunduğu insan grubu ile ilgili öznel duruma işaret ederek büyük bir olasılıkla kötü muamele göreceğini ispat etmesi gerekmektedir. Tedbir talebi değerlendirilirken, gönderileceği ülkenin genel durumu, başvurucunun geçmiş tecrübesi, riskin güncelliği, kişiselliği gibi hususlar göz önünde bulundurulacaktır. Dosya içeriğinde sunulan bilgi ve belgeler uyarınca Türkmenistan vatandaşı olan başvurucunun, sınır dışı edilerek gönderileceği ülke olan Türkmenistan'da yaşam hakkı yönünden ciddi bir risk ile karşılaşacağına, işkence ve kötü muameleye tabi tutulacağına ilişkin bir bilgi, belge sunulamadığı görülmektedir.

31. Bu duruma göre, başvurucunun 6458 sayılı Kanun ile kendisine tanınan ve sınır dışı edilme işleminin hukuki değerlendirmesinin yapıldığı yargılama süreci boyunca sınır dışı edilememesi yönünde etkin bir koruma sağlayan hukuki himayeden faydalanmadan, bir başka ifadeyle bu yargı yolunu tüketmeden; hukuki dayanaktan yoksun bulunan, iptal davasının etkisiz olduğu ve sınır dışı edilmesi halinde özgürlük güvenlik hakkının ihlal edileceği, aile bütünlüğünün bozulacağı yönündeki iddialarıyla gerçekleştirdiği tedbir kararı verilmesi isteminin 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük hükümleri uyarınca reddi gerekmektedir.

V.  HÜKÜM

Açıklanan nedenlerle tedbir kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluşmadığının anlaşılması, diğer iddiaların da esas aşamasında incelenecek olması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (5) numaralı fıkrası ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesi gereğince "tedbir talebinin reddine"  19/1/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.  

 

Başkan

Serruh KALELİ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Hicabi DURSUN

 

 

 

 

 

 

Üye

Erdal TERCAN  

Üye

Zühtü ARSLAN

 

 

 

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Ekleme Tarihi: 17.6.2016 14:54:57.
Bu karar

Yorumlar


Sonuçları

www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.


Okunacaklara Ekle





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim