Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Ateşli silahlar - kamu düzeni - taksirli suçlar - hukuka aykırılık - temel hak ve hürriyetler - kamu yararı - hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Ekleyen:

Oktay Demir
Düzenleyen:

Hukuk Medeniyeti


Özet:



6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7.maddesinin son fıkrasında: Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan veya bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı altı aydan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile ateşli silâh taşıma ve bulundurma izni verilemez,kuralına yer verilmiştir....

Bu durumda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca mahkemenin sanığın müsnet suçu işlediği kanaatine varmakla birlikte şartlarının oluşması halinde hakkında mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişilerin de yargılaması devam eden şahıslar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açık olup Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16.maddesinin 4. fıkrasında madde kapsamında sayılan suçlardan dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemlerinin yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı hükmüne aykırılık içermeyen dava konusu Genelge hükmü doğrultusunda tesis olunan işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir....

Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak Kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olmakla birlikte, silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış temel bir hak ve özgürlük olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir....

İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır....

Fıkra:Tümü-0

T.C.
Danıştay
15. Daire


Esas No:2014/3817
Karar No:2016/1468
K. Tarihi:08.03.2016



T.C.
D A N I Ş T A Y
ONBEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2014/3817
Karar No : 2016/1468

Davacı :
Vekili :

Davalılar : 1

Davanın
Savunmaların 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesi hükmüyle, hiç bir şekilde silah taşıma ve bulundurma izni alamayacaklar belirlendikten sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesinin öngörüldüğü, Bakanlar Kurulu'na verilen yetki çerçevesinde düzenlenen Yönetmelik'in 16. maddesi 1. fıkrasında hiçbir şekilde silah ruhsatı verilemeyecek veya verilmiş ruhsatları iptal edilecek kişilerin sayıldığı, 4. fıkrasında ise "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emenete alınır." hükmüne yer verildiği, iptali istenen genelgenin ve buna dayalı işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerekeceği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi : Güven Bahadır
Düşüncesi : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı : Gülten Hatipoğlu
Düşüncesi : Dava, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18.04.2013 tarih ve Bakanlık Genelge No: 20, EGM Genelge No: 39 sayılı Ruhsat İşlemleri Birleştirilmiş Genelgesinin 7.13. "Yargılanması Devam Edenler" başlığı altında düzenlenen genelge hükmü ile İl Emniyet Müdürlüğünün 27/03/2014 tarih ve 77692028-35221-(62709)-14/67 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7.maddesinin son fıkrasında: Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan veya bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı altı aydan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile ateşli silâh taşıma ve bulundurma izni verilemez,kuralına yer verilmiştir.

91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin Silah Ruhsatı Verilmesini Engelleyen Haller başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet,hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, karapara aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşviksuçlarından birinden hüküm giymiş olanlara hiç bir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği ve verilmiş ruhsatların da iptal ediliceği kurala bağlanmış,maddenin 4.fıkrasında: Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden şahıslarınruhsat verilme ve yenileme işlemleri, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emanete alınır, kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Emniyet Genel Müdürlüğünün 18.04.2013 tarih ve Bakanlık Genelge No: 20, EGM Genelge No:39 sayılı Ruhsat İşlemleri Birleştirilmiş Genelgenin 7.13 Yargılanması Devam Edenler başlığı altında düzenlenen bölümünde; "91/1779 sayılı Yönetmelik'in 16'ncı maddesine girebilecek eylemler nedeniyle denetimli serbestlik veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde talep sahiplerinin durumlarının yukarıda anılan "yargılanması devam edenler" kapsamında değerlendirilmesi, ancak denetimli serbestlik veya hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair süre sonunda kamu davasının düşürülmesine dair kararın ibraz edilmesi halinde silah ruhsat işlemleri" yapılması gerektiği belirtilmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun yargılamayı sona erdiren hükümleri 223.maddede beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi olarak sayılmış; ara karar niteliğindeki tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulamalarına ilişkin kararlar ise yargılamayı sona erdiren hükümler arasında sayılmış olup tedbir süresi boyunca sanığın yükümlüklerini yerine getirip getirmeyeceğinin takip edilmesi nedeniyle bu süreçte yargılama devam etmektedir.
Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 231.maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise , mahkumiyet hükmünün sanık hakkında doğurduğu adli para cezası, hapis cezası mükerir sayılma, adli sicil kaydı oluşması şeklinde ortaya çıkan sonuçlardan hiç birisi ile koşullu olarak karşılaşılmadığı ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bir karar türüdür.
Hakkında hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilen kişi, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranması halinde geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanunun 223.maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Yukarıda bahsolunan yasal mevzuat çerçevesinde bakıldığında , dava konusu Genelgenin iptali istenilen 7.13 "Yargılanması Devam Edenler" başlığı altında yer alan düzenleme, yukarıda bahsolunan yasal düzenlemelere aykırılık taşımadığı dayanağı6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. Maddesinde yer alan düzenlemeye aykırılık içermediği gibi Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemeyi aşar bir düzenleme getirmediği yönetmelik hükmünü tamamlayıcı nitelikte olduğu bu sebeple iptalini gerektirecek hukuka aykırılık nedenlerinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu işleme gelince; dava dosyasının incelenmesinden; Hopa Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan davacının 24.03.2014 tarihinde ne yapmış olduğu başvurusunda Ankara İI Emniyet Müdürlüğü Kamu Görevlisi Silah Taşıma Defterinin 62684/578 sırasında Halil İbrahim Kızıldere adına kayıtlı Smith Wesson marka, 38 Cal. çap ve BFR5938 seri numaralı tabancayı devir alarak adına Kamu Görevlisi Silah Taşıma Ruhsatı tanzim edilmesi talebinde bulunduğu bunun üzerine idarece yapılan araştırmada; davacının, Biga Asliye Ceza Mahkemesinin E: 2009/65 ve K:2012/9 sayılı kararıyla kasten yaralama suçundan 8 ay 3 gün hapis ,kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı verilen her iki cezanın da 5278 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bahisle dava konusu Genelge hükmü uyarınca davacının 01.03.2012 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile 01.03.2017 tarihine kadar silah devir alarak Kamu Görevlisi Silah Taşıma Ruhsatı talebinin durdurulduğuna dair dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca mahkemenin sanığın müsnet suçu işlediği kanaatine varmakla birlikte şartlarının oluşması halinde hakkında mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişilerin de yargılaması devam eden şahıslar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açık olup Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16.maddesinin 4. fıkrasında madde kapsamında sayılan suçlardan dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemlerinin yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı hükmüne aykırılık içermeyen dava konusu Genelge hükmü doğrultusunda tesis olunan işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava, davacının tarafına kamu görevlisi silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddedilerek silah ruhsat işlemlerinin hakkında devam eden ceza yargılamaları olduğundan bahisle durdurulmasına ilişkin 27.03.2014 tarihli işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 'nın 18.04.2013 tarih ve 2013/20 sayılı Silah Ruhsat İşlemleri Birleştirilmiş Genelgesinin "Yargılaması Devam Edenler" başlıklı 7.13. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafından, Genelgenin 7.13. maddesinin tamamının iptali istenilmişse de, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemin anılan maddenin; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hallerde talep sahiplerinin durumlarını düzenleyen 1. alt bendinde yer alan: "91/1779 sayılı Yönetmelik'in 16'ncı maddesine girebilecek eylemler nedeniyle denetimli serbestlik veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde talep sahiplerinin durumlarının yukarıda anılan 'yargılaması devam edenler' kapsamında değerlendirilmesi; ancak, denetimli serbestlik ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair süre sonunda kamu davasının düşürülmesine dair kararın ibraz edilmesi halinde silah ruhsat işlemlerinin yapılması" şeklindeki düzenleme uyarınca tesis edildiği anlaşıldığından, iptal istemi sadece anılan alt bent ile sınırlı olarak incelenmiştir.
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde belirlenmiş, beşinci bendinde, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış, maddenin devamında silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmü getirilmiş, son fıkrasında da ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara, affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceği hükmüne yer verilmiştir.
6136 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükmüyle, ateşli silahla cürüm işleyenlerle taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları kurala bağlandıktan sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüş; bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir.
91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 3. maddesinin 1. fıkrasında taşıma ve bulundurma ruhsatlarının onay tarihinden itibaren beş yıl için geçerli olduğu ve yenileme harcı alınmak şartıyla her beş yılda bir yenileneceği, 16.maddesinde, silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumların neler olduğu düzenlenmiş olup, bu kapsamda maddenin (d) bendinde, taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara ateşli silah taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; yukarıdaki fıkranın (a), (b), (c), (d), (e).. bentleri kapsamına girenlere affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, bu fıkra hükmünün 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlara uygulanmayacağı, dördüncü fıkrasında ise; bu madde kapsamında sayılan fiilerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemlerinin, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı ve yargılama sonucuna kadar silahın ilgili birimce emanete alınacağı hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan davacının Smith Wesson marka, 38 Cal. çap ve BFR5938 seri numaralı tabancayı devir alarak adına Kamu Görevlisi Silah Taşıma Ruhsatı tanzim edilmesi istemiyle 24.03.2014 tarihinde 'ne başvurduğu, Valilik tarafından silah ruhsat işlemlerine esas alınmak üzere yapılan araştırmada; davacının Biga Asliye Ceza Mahkemesinin E:2009/65 ve K:2012/9 sayılı kararıyla "kasten yaralama" suçundan 8 ay 3 gün hapis, "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verildiğinin tespit edildiği, bu tespit üzerine 'nın 18.04.2013 tarih ve 2013/20 sayılı Silah Ruhsat İşlemleri Birleştirilmiş Genelgesinin "Yargılaması Devam Edenler" başlıklı 7.13. maddesinde yer alan "91/1779 sayılı Yönetmelik'in 16'ncı maddesine girebilecek eylemler nedeniyle denetimli serbestlik veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde talep sahiplerinin durumlarının yukarıda anılan 'yargılaması devam edenler' kapsamında değerlendirilmesi; ancak, denetimli serbestlik ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair süre sonunda kamu davasının düşürülmesine dair kararın ibraz edilmesi halinde silah ruhsat işlemlerinin yapılması" hükmü uyarınca denetim süresi boyunca silah ruhsat işlemlerinin durdurulmasına ilişkin dava konusu 27.03.2014 tarihli işlemin tesis edildiği, davacı tarafından anılan işlemin ve dayanağı Genelge hükmünün iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak Kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olmakla birlikte, silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış temel bir hak ve özgürlük olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Diğer yandan; 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri sayılmış olup, ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara, affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceği belirtilerek genel bir sınırlama getirilmiş ve Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlar silah ruhsatı verilebilmesi için valiliklere takdir yetkisi verilmiştir. İdarelere tanınan takdir yetkisi sınırsız olmayıp, bu yetkiyi kullanan kamu görevlileri kamu yararı ve hizmetin gereği olarak değerlendirme yapmak zorundadırlar. Ayrıca valilere tanınan takdir yetkisinin Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılacak düzenleyici işlemlerle objektif bazı esaslara bağlanması da mümkündür.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik 5. fıkrada; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder." düzenlemesi yer almıştır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur:
İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.
Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte sanık bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır.
Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm niteliğindedir.
Bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, bu kararın davacı yönünden hukuki bir sonuç doğurması ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve Mahkemenin belirlediği 5 yıllık denetim süresinde, yargılanan şahsın sanık sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekeceğinden, hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan kişilerin durumunun yukarıda aktarılan Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında değerlendirilerek, ancak denetimli serbestlik veya hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair süre sonunda kamu davasının düşürülmesine dair kararın ibraz edilmesi halinde silah ruhsat işlemlerinin yapılabileceği yolundaki Genelge hükmünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının tarafına kamu görevlisi silah taşıma ruhsatı verilmesi isteminin hakkında devam eden ceza yargılamaları olduğundan bahisle durdurulmasına ilişkin 27.03.2014 tarihli işleminin iptal istemi incelendiğinde ise;
Davacı hakkında, Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi kapsamında bulunan, taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile yargılandığı dava sonucunda, Biga Asliye Ceza Mahkemesi'nin E:2009/65 ve K:2012/9 sayılı kararıyla "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verildiği ve denetim süresinin devam ettiği, dolayısıyla davacı hakkında silah ruhsatı almasına engel devam eden ceza yargılaması bulunduğu görüldüğünden, denetim süresince silah ruhsat işlemlerinin durdurulmasına ilişkin bireysel işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak 'na verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyizen başvurulabileceğinin taraflara duyurulmasına, 08/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Üye

Üye
www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.
Ekleme Tarihi: 27.12.2016 14:12:09.
Bu karar

Başlıksız içtihat
www.hukukmedeniyeti.org

Hukukmedeniyeti.org sitesinde yayınlanan yargısal kararlar kaynak ve kaynağa ait url adresi gösterilmek suretiyle kısmen kullanılabilir ,bütün halinde ise ancak siteye aktif link verilerek yayınlanabilir. Bireysel kullanımlarda bu zorunluluk yoktur.


Okunacaklara Ekle





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim