Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Avukatlık-Barolar
0 Yorum

TBB : Uzlaşma görüşmeleri asla açıklanamaz !





Tarih 
26.03.2017
Esas 
2016/1021
Karar 
2017/339

* Uzlaşma amaçlı yapılacak görüşmelerde bildirilen hususlar müvekkil yararına da olsa hiçbir şekilde açıklanamaz, kayda alınamaz ve aleyhe kullanılamaz. Bu görüşmelerin kamunun avukata duyduğu güven çerçevesinde yapıldığı asla unutulmamalıdır. Uzlaşma amaçlı görüşmeler asla açıklanamaz delil olarak kullanılamaz.

(Av. Yas. m. 34, 35/A, 134,  TBB Mes. Kur. m. 3, 4)


İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikâyetli avukat hakkında, “… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1456 esas sayılı dosyasında uzlaşma amaçlı olarak şikâyetçi avukat M.A. bürosunda Avukat E.B. ve E.A.’nın buluştukları, görüşme sırasında konuşmaları kayda aldırdığı ve taraf olunan davaya delil olarak sunduğu, kayıt alınırken yönlendirme amaçlı tuzak sorular sorduğu, belli iddialar üzerine ısrarlı vurgular yaptığı, görüşmeyi planlayan ve organize edenin şikâyetli avukat olduğu” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturmasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; Şikâyete konu görüşmenin 4 kişi huzurunda yapıldığını, gizlilik taşımadığını aleni olduğunu, görüşmenin özel hayata ilişkin olmayıp, mesleki konuya ait olduğunu, ortak hukuki kabule göre eğer kişi kendisinin de içinde bulunduğu bir anı ve faaliyeti kayda alıyorsa muhatap kayıttan habersiz olsa dahi bu delilin hukuka aykırı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, avukat iş sahibinin açık olan talimatına karşı koyamayacağını, şikâyetle ilgili olarak savcılığın görüşmenin aleni olması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, M.A. vekili Avukat A.Z. tarafından müvekkili hakkınca icra takibi yapılarak müvekkilinin tahliye ettiği taşınmaza ait gerçekte borçlu bulunmadığı kira paralarının tahsilinin talep edilmesi sebebiyle konuyu sulhen çözmek üzere şikâyetçi vekilinin ofisine gittiklerini, gerçekte müvekkilinin hiçbir borcu olmamasına rağmen takibi ortadan kaldırmak için 20.000,00 TL ödeyerek sulh olmaya razı olduklarını, görüşmenin hemen sonrasında aynı gün kendilerinden 26.000 TL istendiğini, bunu kabul ettiklerini, konuyu sözleşmeye bağlayacakları gün kendilerinden 36.000,00 TL talep edildiğini, müvekkilinin bu talebi kabul etmediğini, yapılan görüşme sırasından kendisinden habersiz olarak müvekkilinin görüşmeyi ses kayıt cihazıyla kaydettiğini, görüşmede şikâyetçi ve vekilinin gerçekte müvekkilinin kira borcu olmadığını açıkça ifade ettiklerini, müvekkilinin bu ses kayıtlarını … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1456 esas sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasında delil olarak sunmasını istediğini, ses kayıtlarının şikâyetçilerin özel hayatı ve mahremiyeti ile ilgili bulunmadığından ve elde ediliş biçimi yasak kapsamında olmadığından ses kaydını dava dosyasına delil olarak bildirdiğini, avukatın görevinin müvekkili tarafından verilen delilin mahkemeye sunmak olduğunu aksi durumda müvekkilinin savunma hakkının kısıtlamış olacağını beyan etmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; M.A.’nın şikâyeti üzerine Baro Yönetim Kurulu’nun 04.12.2014 günlü kararı ile şikâyetli avukat hakkında, disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

 

Avukat A.Z.’nin aynı konudaki şikâyetli üzerine Baro Yönetim Kurulu’nun 11.12.2014 günlü kararı ile şikâyetli avukat hakkında, disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

Avukat A.Z.’nin şikâyeti üzerine aynı konuda yürütülen 2014/90 esas sayılı kovuşturmanın, Baro Disiplin Kurulu’nun 12.06.2015 gün ve 2015/38 sayılı kararıyla 2014/88 esas sayılı dosyasında birleştirildiği,

Cumhuriyet Başsavcılığının şüpheli E.A. hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçundan verdiği kovuşturmaya yer olmadığını dair kararın ve Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin 21.06.2011 gün ve 2010/5-187 esas, 2011/131 karar sayılı ilamının dosyamız içerisinde yer aldığı,

Baro Disiplin Kurulu’nun “Şikâyete konu görüşmenin 4 kişi tarafından yapıldığı ve görüşmeye katılan kişi tarafından kayda alındığı açıktır. Görüşmenin konusu itirazın iptali davasına konu alacak olup kişilerin özel hayatına ilişkin değildir. Görüşmeler her ne kadar tarafların bilgisi ve rızası dışında kaydedilmişse de şikâyetli avukatın müvekkili E.A’nın başkaca delil elde etme olanağının bulunmamasından dolayı haklı olduğunu ispatlamak için görüşmeyi ses kayıt cihazına kaydetmesinde hukuka aykırılıktan söz edilemez.

Şikâyetli avukatın müvekkilinin bildirdiği delili dava dosyasına bildirmesi üstlendiği vekillik görevinin bir parçasıdır. Avukatın müvekkili tarafından bildirilen ve lehine olan bir delili müvekkilinin talimatına aykırı olarak mahkemeye sunmaması doğacak zarardan sorumluluğunu gerektirecektir.

Disiplin kurulumuz, şikâyetli avukatın müvekkili tarafından gizlice kaydedilen görüşme ses kayıtlarını delil olarak mahkemeye sunmasının Avukatlık Kanunu ve Meslek kurallarına aykırı bir eylemi olmadığı kanaatine oy çokluğuyla ulaşmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,

Karşı oy yazısının; “Birleştirilen şikâyet dosyalarındaki şikâyetçiler M.A. ve Avukat A.Z’nin şikâyetleri ile şikâyetli Avukat E.B.’nin savunmalarından, şikâyetli avukatın … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1456 esas sayılı dosyasına konu uyuşmazlığın taraflar arasında sulhen çözülmesi amacı ile görüşme talep ettiği, talebin kabul edildiği ve görüşmenin şikâyetçi avukatın bürosunda yapıldığı, toplantıda şikâyetçi ve şikâyetli avukatlar ile müvekkillerinin hazır bulundukları, şikâyetçi avukat ve müvekkilinin uyuşmazlığın sulhen çözülmesi niyeti ile yaptıkları konuşmaların onlardan habersiz biçimde ve gizlenmiş ses kayıt cihazı ile şikâyetli avukat ve müvekkili veya şikâyetli avukatın müvekkili tarafından kaydedildiği, yapılan ses kayıtlarının şikâyetli avukat tarafından uyuşmazlık konusu yargılama dosyasında delil olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Avukatlık Kanununun 34. maddesinde Avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları bildirilmiştir. Avukatlık Kanununun 134.maddesinde de, Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezalarının uygulanacağı belirtilmiştir.

 

Dava konusu uyuşmazlığın sulh yolu ile çözülmesi için şikâyetli avukat tarafından yapılan teklifin şikâyetçi avukat tarafından kabul edilerek şikâyetçi avukatın bürosunda yapılan toplantıda, meslektaşlar ve onların müvekkilleri arasında sulh müzakeresi sebebiyle sarf edilen sözlerin şikâyetçi avukat ile müvekkilinden habersiz biçimde ve gizlenmiş ses kayıt cihazı ile kaydedilmesinin, ses kaydı kendisi tarafından yapılmış olmasa bile bu ses kayıtlarının şikâyetli avukat tarafından uyuşmazlık konusu yargılama dosyasında delil olarak kullanılmış bulunmasının, avukatların mesleki ilişkilerinde karşılıklı olarak duyulması gereken saygı ve güveni ortadan kaldıracağına, şikâyet konusu eylemin avukatlık görevinin kutsallığına yakışan özenli, doğru ve onurlu bir davranış olmadığına kanaat getirmem sebebiyle ve şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile Disiplin Kurulumuzda oluşan çoğunluk oyuna katılmıyorum.” şeklinde olduğu,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,

Şikâyetçi M.A.’nın 19.10.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Önceki iddialarını tekrarla, izni olmadan alınan ses kaydının Mahkemeye sunulması sebebiyle şikâyetlinin cezalandırılmasına karar verilmesini talep ettiği,

İtiraz dilekçesinin şikâyetliye tebliğ edildiği, şikâyetlinin 15.11.2016 kayıt tarihli savunmasında, önceki savunmalarını yineleyerek, kovuşturma konusu eylemin avukatlık mesleği ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, delilin HMK hükümlerine uygunluğunun Mahkemenin takdirinde olduğunu, haksız itirazı kabul etmediğini belirterek, reddini talep ettiği görülmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 188/3,  “Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz.”

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 189/2, “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliler, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.” hükümlerini amirdir.

Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 10.01.2014 gün ve 2013/587 esas, 2014/7 karar sayılı kararında bildirildiği üzere “…Bilirkişi … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/1041 Esas sayılı dosyasına sunulan 24.03.2011 günlü bilirkişi raporu ve ekinde sunduğu 8 adet fotoğrafta “bu işyeri kamera sistemi ile korunmaktadır” tabelası asılı olduğunun görülmediği, …Şikâyetli avukat tarafından savunma delil olarak dosyaya sunulan 2 adet resimde büyük puntolarla kapı girişi ve odasına “bu işyeri kamera sistemi ile korunmaktadır” tabelası asılı olduğu, görülmektedir. …Avukatlık Yasası Yönetmeliği’nin 16. maddesinde “Uzlaşma Müzakereleri” nasıl yapılacağı düzenlenmiş olup “Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesine göre avukatlar, dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla müvekkilleriyle karşı tarafa ve karşı taraf vekiline yönelttikleri uzlaşma teklifinin kabulü halinde uzlaşma müzakerelerini yönetirler. Uzlaşma müzakereleri sırasında avukatlar, taraflara hukuki durumları hakkında bilgi verir, çözüm önerilerinde bulunur ve uzlaşmaları konusunda tarafları teşvik ederler. Avukatlar, uzlaşma müzakereleri sırasında, uyuşmazlığın tarafları arasında yansız bir şekilde hareket etmeye ve taraflardan hiçbirinin etkisi altında kalmaksızın tarafları uzlaştırmaya özen gösterirler. Uzlaşma önerisinde bulunan avukat, önerinin kabulü halinde, uzlaşma müzakerelerinin yapılacağı yeri ve zamanı karşı tarafa bildirir. Uzlaştırma müzakereleri, aksi kararlaştırılmadıkça yalnızca uzlaşmazlığın taraflarının ve avukatlarının katılımıyla gerçekleştirilir. Uzlaşma müzakereleri sırasında taraflarca veya avukatlarınca yapılan beyan ve ikrarlar, uzlaşmanın sağlanamaması halinde geçerli olmayıp, uzlaşma konusuyla ilgili olarak açılmış ve daha sonra açılacak davalarda taraflar aleyhine delil olarak kullanılamaz. Uzlaşma müzakereleri esnasında anlaşmazlık konusunda beyan edilen hususlar taraflarca ve avukatlarınca hiçbir şekilde açıklanamaz.” hükmünü amirdir.

Görüldüğü üzere “Uzlaşma amaçlı yapılacak görüşmeler de bildirilen hususlar müvekkil yararına da olsa hiçbir şekilde açıklanamaz, kayda alınamaz ve aleyhe kullanılamaz. Bu görüşmelerin kamunun avukata duyduğu güven çerçevesinde yapıldığı asla unutulmamalıdır.” gerekçesinden de görüldüğü üzere uzlaşı amaçlı görüşmeler asla açıklanamaz delil olarak kullanılamaz.

Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” 

Avukatlık Yasası’nın 35/A maddesi, “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler.”

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, Şikâyetli avukatın eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin hukuksal değerlendirme isabetsiz olmakla itirazın kabulü ile Avukatlık Yasası’nın 34, 35/A, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddeleri gereği disiplin cezası tayini gerekiştir.

Sonuç olarak Şikâyetçinin itirazının kabulü ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 08.04.2016 gün ve 2014/88 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, Şikâyetli avukatın “Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”,

2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oybirliği ile karar verildi.

  
6.1.2019 12:38:03

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim