Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Davalar-Soruşturmalar-Ceza Hukuku
0 Yorum

Havludaki derin şüphe





Emniyet müdürü Ömer Lütfi Evci 2014’te, otel odasında bıçaklanarak öldürüldü. Üç yan odada kalan Bayram Çakır, odasındaki havluda ‘maktule ait gözle görülemeyecek ölçüde küçük kan lekesi’ bulununca müebbet hapse çarptırıldı.Başmüfettiş, Evci’nin odasından çıkıp Çakır’ın odasına giren polisin üzerindeki tulumdan ya da her iki odadaki eşya üzerine bırakılan numaratörden kan bulaşmış olabileceği sonucuna vardı. Ancak zamanaşımı süresi dolduğu için polislere ceza uygulanamadı.
BAYBURT Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü Ömer Lütfi Evci (43), tayin olduğu Bayburt’ta bekar yaşadığı için apart otele yerleşti. Otelde Evci’nin yanı sıra teknisyen polis Samet Gültekin gibi kamu görevlileri ve Bayram Çakır gibi üniversiteli gençler kalıyordu.

25 BIÇAK DARBESİYLE ÖLÜM

Evci, 13 Kasım 2014 gecesi Gültekin’in dördüncü kattaki 420 numaralı odasına gitti. Evci, gece yedinci kattaki 711 numaralı odasına geçti. Gültekin, saat 01.30’da Evci’ye mesaj yollayarak, “İyi geceler müdürüm” diye yazdı. Evci, 14 Kasım’da işe gitmeyince meslektaşları otele gitti. Polis müdürü, çıplak ve 25 yerinden bıçaklanmış haldeydi. En son görüştüğü Samet Gültekin’in odasında kanlı atlet bulundu. Gültekin tıraş olurken yüzünü kestiğini anlatmakla yetindi. Soruşturmanın seyri, Evci’nin üç oda yanında, 708 numarada kalan üniversite öğrencisi Bayram Çakır’a yöneltildi. Çakır, 14 Kasım günü sabah okulda sınava girmiş ve ‘Termodinamik’ sınavını beklemeden dönmüştü. Eşyasını toplayıp hafta sonunu geçirmek için memleketi Trabzon’a gitmişti. Termodinamik sınavına girmeyeceğini bir gece önce sosyal medyada yazmıştı.

MİKROSKOBİK LEKE VE ODA IŞIĞI

Bayburt Emniyeti 17, 19 ve 22 Kasım’da Çakır’ın odasında üç kez arama yaptı. İkinci aramada el havlusunda ‘gözle görülemeyecek ölçüde mikroskobik kan lekesi’ çıktı. Kan lekesinde Evci’nin DNA’sı vardı. İkinci kanıt ise şuydu: Evci’nin odasındaki kanlı ayakkabı izleriyle Çakır’ın bir gün önce giydiği spor ayakkabı uyuşuyordu. Son olarak, kamera kayıtlarında Evci ile Çakır’ın oda ışıkları incelendi. Evci’nin ışığının saat 04.33’te söndüğü, Çakır’ın ışığının ise 04.36’da yandığı saptandı. Bu durum, Bayburt Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında, “Evci’nin ışığının sönmesinden 2 dakika 30 saniye sonra sanığın odasındaki yanmıştır. Sanığın ışığı yandıktan sonra, maktulün odasında bir daha ışık yanmamıştır” denildi. Ancak aynı dakikalarda koridor ışığının yanıp yanmadığı belli değildi. Kapı zorlanmamıştı. Bayram Çakır, 26 Kasım’da tutuklandı. İfadelerinde, “Ben öldürmedim” dedi. Çakır’a göre iki kez karşılaşmışlardı. Birincisi; bir gün önce Evci’nin izniyle odasına girerek, kaloriferin yanıp yanmadığını kontrol etmişti. İkincisi; tatlı ikramı için Evci’nin kapısını çalmıştı. Mahkeme, 10 Ekim 2015’te, Çakır’ın ‘tespit edilemeyen bir sebeple, tespit edilemeyen yöntemle’ Evci’yi öldürdüğü sonucuna vardı ve ağırlaştırılmış müebbet hapis verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 6 Haziran 2018’de cezayı müebbete çevirdi. Mahkeme, 2 Ağustos’taki duruşmada, Evci’nin odasında parmak izleri çıkan iki polisin cinayet soruşturmasında görevlendirilip görevlendirilmediğini Emniyet’e sormaya karar verdi.

44 POLİSE İDARİ SORUŞTURMA



Bayram Çakır’ın babası Habip Çakır’ın şikâyeti üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı, ‘Evci’nin öldürülmesinde kasıt ve görevini kötüye kullanma’ suçlamasıyla 44 emniyet müdürü, komiser ve polise idari soruşturma açtı. Başmüfettişin 28 Şubat 2018’de bitirdiği idari soruşturma çerçevesinde; havludaki kan lekesinin ‘uzman olmayan personelce ya da dikkatsiz ve özensiz çalışan olay yeri görevlileri tarafından’ bir odadan diğerine taşınmış olabileceği belirlendi. Raporda, “DNA’nın Evci’nin odasından Çakır’ın odasına, üzerinde kan lekesi olduğu düşünülen tulumla çalışma yapan görevli tarafından taşınmış olabileceği” ifade edildi. Ayrıca Evci’nin odasında kanlı kıyafetler üzerine konulan 5 No’lu numaratörün, Çakır’ın odasındaki havlunun üzerine de bırakıldığı saptanarak “Her iki odada da aynı 5 No’lu numaratör sterilize edilmeden kullanılmış ise bunun da kontaminasyon (bulaşma) oluşumuna sebep olmuş olabileceği” vurgulandı. Başmüfettiş, 28 polis için suç duyurusunda bulundu. Fakat iki yıllık zamanaşımı dolduğu için istenen cezalar uygulanamadı.

‘OĞLUMUN ÜZERİNE YIKTILAR’

ÇAKIR Ailesi’nin avukatı Adem Hacıahmetoğlu, söz konusu havlunun bir tanık yokluğunda alındığını ve bu yüzden kanıt sayılmaması gerektiğini ifade etti. Soruşturmanın genişletilmesi, başkaca faillerinin araştırılması gerektiğini vurgulayan Hacıahmetoğlu, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün de dosyaya müdahil olmasını istedi. Baba Habip Çakır da “Oğlum bu cinayetin hiçbir yerinde değil. Benim tahminim, bu cinayeti bir polis işledi. En yakında olması hasebiyle benim oğlumun üzerine cinayeti yıktılar. Çocuğumun hiçbir alakası yok. Oğlum masumdur” dedi. Yargılamada, daha düşük ceza alması için oğluna “Suçu kabullen, tahrik etti de” demesinin tavsiye edildiğini anlatan baba Çakır, “Oğlum, ‘Ben ölen adama iftira mı atacağım’ diye tepki gösterdi. Masumiyetinin ispatlanıp beraat etmesini istiyoruz” diye konuştu.

İsmail SAYMAZ-Hürriyet 
  
8.8.2018 09:31:08
Kaynak: Mobil
http://mobil.hurriyet.com.tr/gundem/havludaki-derin-suphe-40921632?utm_source=t.co

Haberin devamını Okumak İçin Tıklayın

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim