Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Genel Haberler
0 Yorum

Bitmeyen dava Sansaryan Han





SİRKECİ’deki meşhur Sansaryan Han’ın mülkiyeti için Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Sansaryan Vakfı Mütevellisi Türkiye Ermenileri Patrikliği arasındaki hukuk savaşı 7 yıldır devam ediyor.

Mıgırdıç Sansaryan tarafından fakir Ermeni çocuklarının eğitimi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 1895’te mimar Hovsep Aznavur’a yaptırılan Sansaryan Han 24 Mayıs 1929’da Sansaryan Vakfı olarak tapuya tescil edildi. Daha sonra İstanbul İl Özel İdaresi’ne geçen ve bir dönem İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve İstanbul Adliyesi olarak kullanılan Han için Türkiye Ermenileri Patrikliği, 2011’de İstanbul 13’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’ne iade davası açtı. Mahkeme, 2014’te iade talebini reddetti. Karara yapılan itiraz üzerine Yargıtay 1’inci Hukuk Dairesi ret kararını oy çokluğu ile bozdu. Yargıtay 1’inci Hukuk Dairesi’nin bozma ilamında tapu kaydında mülkiyet hakkındaki bir değişikliğin ancak mahkeme kararı ile yapılabileceği vurgulayarak, “Taşınmazın 24 Mayıs 1929’da Sansaryan Vakfı adına tescil edildiği, vakfiyesinde Ermeni milletinin fakir çocuklarının eğitim ve öğretim ihtiyaçlarının karşılanması amacına yönelik olarak vakıf taşınmazlarının sürekli bir amaca özgülendiği, İl Özel İdaresi için oluşturulan tapu tescilinin, davacı vakıfı bağlamayacağı ve yolsuz tescil niteliğinde olduğunu kabulü gerekir” denildi.

CEMAAT DEĞİL, MAZBUT VAKIF


Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1’inci Bölge Müdürlüğü ise avukatı aracılığıyla Yargıtay 1’inci Hukuk Dairesi Başkanlığı’na dilekçe vererek, Yargıtay 1’inci Hukuk Dairesi’nin bozma kararının kaldırılarak usul ve yasa uygun yerel mahkeme kararının onanmasını talep etti. Dilekçede şöyle denildi: “Sonuç olarak, tüzel kişiliği dahi bulunmayan Türkiye Ermeni Patrikliği’nin, Vakıflar Umum Müdürlüğü İdare Meclisinin 18 Kasım 1936 tarihli kararı ile mazbut vakıflar arasına alınan Sansaryan Vakfı adına dava açması ve yürütmesi hukuken mümkün değildir.”

SANSARYAN ÜNLÜLERİ

Han bir dönem işkencelerle ve tabutluk denen hücreleriyle de gündeme geldi. Nâzım Hikmet, Vedat Türkali, Ece Ayhan, Attila İlhan, Mihri Belli, Ahmet Arif, Ruhi Su’nun yanı sıra 68 kuşağından Cihan Alptekin, Ömer Ayna , 1944 Irkçılık-Turancılık davası sanıkları Alparslan Türkeş ve Nihal Atsız tabutluklarda kalan isimlerden.



1. Hukuk Dairesi         2017/3455 E.  ,  2017/7312 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ... ... PATRİKLİĞİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı ... vekilleri tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, 969 ada 5 parsel sayılı taşınmazda bulunan ... ... ’ın 24 Mayıs 1929 tarihinde ... Vakfı adına tapuya tescil edildiğini, vakfın mütevellesinin ... Patrikhanesi olduğunu, ... İl Özel İdaresinin ( ... Vilayeti İdare-i Hususiyesi) 341 senesi ... Bütçe Kanununun 4. maddesi gereğince aleyhine açtığı dava neticesinde hanın yönetiminin davalı ... ... İdaresine geçtiğini, bilahare idari yoldan ... ... ... İdaresi adına tescil edildiğini, yapılan tescilin yolsuz olduğunu, son olarak ... ... Müdürlüğünün 7044 ve 3533 sayılı Kanunlar gereğince ... İl Özel İdaresi aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davasının kabulü sonucu davalı ... adına tecil edildiğini, uzun yıllar ... amacına uygun olarak kullanılan dava konusu taşınmazın yolsuz ve hukuksuz tescili nedeni ile ...nin elinden alınarak amacı dışında kullanılmaya başlandığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ... Vakfı adına tapuya tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., Patrikhanenin hükmi şahsiyeti bulunmadığından dava açma ehliyetinin olmadığını, dava konusu taşınmazın ait olduğu Mıgırdıç Sanasaryan Vakfının T.C ... ... Müdürlüğü İdare Meclisinin 18/11/1936 tarih ve 835/759 sayılı idari kararı ile mazbut vakıflar arasına alındığını, idari karar iptal ettirilmedikçe, genel mahkemelerin idari kararı inceleme ve karar verme görevi bulunmadığından, davanın görev yönünden reddi gerektiğini; davalı ... İl Özel İdaresi vekili ise, vakfın mazbut ... olduğunu, Patrikhanenin aktif dava ehliyeti olmadığını, mülkiyet hakkı mahkeme kararı ile sona erdiğinden pasif husumet ehliyeti bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin idari kararın halen geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği, toplanan delillerden ve noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen belgelerden; dava konusu 969 ada 5 parsel sayılı 1.505m2 miktarlı kargir han mağazaları müştemil ... Hanı demekle maruf kargir han nitelikli taşınmazın 31.12.1987 tarihli hükmen tescille davalı ... adına kayıtlı olduğu, davacı vakfa ilişkin şerh bulunduğu, vakfın vakfiyesine göre ... Devleti ... tebasından ve ... milletinden olup vefat etmiş olan ... ... ... ’in vasiyeti ile ... ...’de bulunan birtakım taşınmazların vakfedildiği, zikrolunan yerlerin mütevelli tarafından ... ... ... ile kiraya verilip elde edilen gelirden önce tamir vs. masrafların karşılanması, kalanın ...’da bulunan okuldaki ... milletinin fakir çocuklarının ihtiyaçları için harcanacağının düzenlendiği, taşınmazın 24.05.1929 tarihinde kadimen ... Vakfı adına tescil edilmiş iken, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.10.1930 tarih 1930/367-277 sayılı kararı ile davacı ... tarafından davalı İl ... İdaresi(... ... İdaresi Hususiyesi) aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davası neticesinde hanın idaresinin İl ... İdaresine geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, kararın deracattan geçerek 08.01.1949 tarihinde kesinleştiği, bu karar üzerine İl ... İdaresinin taşınmazın adına tescilini talep ettiği, ... Tapu Müdürlüğünce “bahsi geçen ilamda hüküm olmadığı ve kayıt maliki vakfın da tahsis talebinde bulunmadığı” gerekçesiyle talebin reddedildiği, idari birimlere yapılan diğer itirazların da reddedildiği, son olarak valiliğin ... Genel Müdürlüğü’ne başvurusu neticesinde “Valilik talebinin 743 sayılı Medeni Kanun 642. maddesine uygun bulunmaktadır.” görüşü ile birlikte, İl ... idaresi adına 10.05.1952 tarihinde tescil edildiği, bilahare ... tarafında İl ... İdaresi taraf gösterilmek suretiyle 7044 sayılı yasa gereği tapu iptal tescil davası açıldığı, ... Yüksek Dereceli Hukuk Mahkemesinin 26.06.1987 tarih 1985/50 Esas, 1987/52 Karar sayılı kararı ile ... adına tescile karar verildiği, kararın 04.11.1987 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 1027/1 maddesi “İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir..."şeklinde olup, tapu kaydında mülkiyet hakkında değişiklik ancak mahkeme kararı ile yapılabilir. 
Dava konusu taşınmazın, 10.05.1952 tarihinde ... İl ... İdaresi adına oluşturulan tescil kaydının, mahkemenin mülkiyet hakkına ilişkin hükmü olmaksızın, ... valiliğinin başvurusu üzerine ... Genel Müdürlüğü'nün İdari yazısı üzerine oluştuğu, ... adına tescil kaydının ise, ... İl ... İdaresi aleyhine açılan davada 04.11.1987 tarihinde kesinleşen kararla hükmen oluştuğu saptanmıştır. 
Bu durumda, idari kararla oluşan ilk tescil ile davacı vakfın taraf olmadığı mahkeme kararıyla oluşan tescil işlemlerinin, davacı vakıfı bağlamayacağı gözetildiğinde her iki işlemin yolsuz tescil niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. 
Somut olayda, çekişme konusu taşınmazın kadastrodan 24.05.1929 tarihinde ... vakfı adına tescil edildiği, ... kurucusunun ... milletinden ... Muğradiç ... olduğu, Vakfiyesinde, (7 Şubat 316) ... milletinin fakir çocuklarının eğitim ve öğretim ihtiyaçlarının karşılanması amacına yönelik olarak ... taşınmazlarının sürekli bir amaca özgülendiği, davacı Vakfın 743 sayılı Medeni Kanundan önce önce kurulmuş ve tüzel kişilik kazanmış olması nedeniyle ... vakfı niteliği taşıdığı açıktır.
Bilindiği üzere, 20.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Yeni ... Kanunun 2.maddesi ile cemaat vakıfları ayrı bir ... türü olarak benimsenmiş ve gösterilmiş, böylece cemaat vakıfları mühlak ... statüsünden çıkarılmış, keza, aynı yasanın 12. maddesinin 1. fıkrası ve Geçici 7.maddesi ile ayrıca, 22.08.2011 tarih, 651 sayılı KHK'nın17 maddesi ile 5737 sayılı kanuna eklenen geçici 11. madde ile cemeaat vakıflarına yeni haklar tanınmıştır.
Ne var ki, mahkemece davacı vakfın cemaat vakfı olduğu ve yukarıda sözü edilen kanun maddeleri uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği gözardı edilerek sonuca gidilmiştir. 
Hal böyle olunca, belirtilen yasal düzenlenmeler çerçevesinde toplanan ve toplanacak taraf delillerinin değerlendirilmesi hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın reddedilmesi doğru değildir. Davacının, temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı ... Müdürlüğünün vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

-KARŞI OY-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre hüküm onanmalıdır. Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.
  
5.8.2018 07:24:25
Kaynak: Mobil
http://mobil.hurriyet.com.tr/gundem/bitmeyen-dava-sansaryan-han-40918467

Haberin devamını Okumak İçin Tıklayın

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim