Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Alıntı Makaleler
0 Yorum

CUMHURBAŞKANINA 'HAKARET'





CUMHURBAŞKANINA “HAKARET”

ODTÜ mezuniyet töreninde bir grup ergenin, ellerinde “Tayyipler Alemi” pankartıyla geçiş yapması kıyamet kopartıyor… Derken haklarında soruşturma açılıyor ve en nihayetinde tutuklanıp içeriye atılıyor…

Ceza hukukçusu olmadığımdan meseleyi hukuki açıdan öte sosyolojik yönden değerlendirmeye çalışacağım…

Malum liderler ve kanaat önderlerinin seveni de nefret edeni de zaman zaman dozaşımına kaçabiliyor… Sıradan bir insana yönelik sempati ve antipati istatistikleri tutulmaz… Toplum tarafından tanınmadıklarından ne ölesiye seveni ne de öldüresiye nefret edenine rastlanır…

Lakin şöhretler için durum farklıdır… Onlar hakkında az buçuk herkeste bir kanaat oluştuğundan nötr bir bakış açısına rastlamak neredeyse imkansızdır… Sevgi ve nefrette ölçü hak getire…

Nefret cephesiyle, sevgi cephesinin kanaatlerini toplayıp, ikiye böldüğünüzde ortalama 5’e tekabül edip geçer not alacağından sonuç aynı kapıya çıkmakta...

Geçenlerde bir ödül töreninde konuşan ünlü aktör Robert De Niro, ABD başkanı Trump’a olmadık sinkaflı küfürler etti… Nitekim seviye sorunu yaşamayan muhatabı da ondan geri kalmayarak aynı düzeyde karşılık verdi… Lakin ertesi gün o sanatçının evinde derdest edildiğine dair bir habere rastlamadık…

Siyaset sosyolojisine bizden daha vakıf olan adamlar işi çözmüşler… Yöneticilere dair bireysel nefret ve öfkenin kartopu misali çoğalıp çığa dönüşmemesi için emniyet supaplarını sonuna kadar açmışlar… İş fiili taarruza dönüşmediği müddetçe nasılsa Botaşla anlaşması yok diye sinkaflı küfürlere bile ses çıkarmıyorlar…

Hatırlayın 28 Şubat günlerini, her gün daha fazla baskıya maruz kalan dindar müslümanların PKK dan bile daha tehlikeli ilan edilerek türlü baskıya maruz kaldıkları günleri… O dönem generallere yönelik radikal manşetlerle had bildiren Akit Gazetesi toplumsal gazı alan en büyük emniyet supabına dönüşmedi mi?

Biraz da o manşetlerin yapmış olduğu terapik etki sayesinde müslümanları terörize etmeye yönelik maksat hasıl olmadı desek, yanlış tespitte bulunmuş olmayız herhalde…

Şahsen, geçmiş vakıalardan ders alan bir yönetici olsam; bırakın bu tür muhalif eylemleri yasaklamayı tam tersine öte tarafta biriken enerjinin salınımı için olmuyorsa bile danışıklı yaptırırım… Sağduyudan yoksun muhalif eylem ve söylemlerin önünü açarak beri taraftaki konsolideye odaklanıp keyif çatardım… Bu meyanda ODTÜ deki bir iki ergenin nefsimi rahatsız eden pankartını çerçeveleterek “bakın diktatörlük var dediğiniz ülkemde insanlar rahatlıkla kendini ifade edebiliyor” diye yabancı ajanslara servis yapardım…

Benim gibi hayatı boyunca bir teşekkür ve takdirname bile almadan ortalamadan not tutturup sınıf geçmekle eğitimini tamamlayan sıradan birisi bunları düşünebiliyor da CV’sinde bunca yabancı dil, sözüm ona batının anlı şanlı okullarında yüksek lisans, doktora yapan bunca danışman dile getirmekten acız mi bilemiyorum…

Bir zamanlar adli kanallar eliyle en çok susturulan kesimin özgürlükler noktasında geldiği aşamaya mı yanarsın yoksa bunca başarı hikayesinin anlık öfkelere kurban verilmesine mi…

Adalete dair, Hz. Ömer’e ait onlarca menkıbeyle övünmesini pek severiz... Fatih Sultan Mehmet’in meşhur kadı hikayesini bayılarak anlatırız... Hz. Ali’nin öldürmek üzere olduğu düşmanının yüzüne tükürmesi üzerine “artık bu işe nefsim karıştı” deyip öldürmekten el çekmesini destansı bir edayla nesilden nesile aktarırız.

Ara nesil olarak ilerde torunlarımızın atalarıyla övünecekleri bir adalet hikayesi bırakmadan gideceğiz ona yanarım.

Allah, cümlemize akıl,basiret, feraset versin...



Abdullah Yaman-Yargıtay üyesi 

  
11.7.2018 13:20:10

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim