Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Hukuk Medeniyeti
0 Yorum

Adli-İdari yargıda tazminat-alacak - icra takibinden önce sulh yolu zorunluluğu getiriliyor





Taslağı Bakanlığımızca hazırlanan "659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı" 21/02/2018 tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarına görüşe gönderilmiştir.

26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname), genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesi, bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanması ve idarenin taraf olduğu uyuşmazlıklarda sulh yoluna yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla çıkarılmıştır. Ancak bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesinden itibaren yaklaşık yedi yıl geçmesine rağmen bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak düzenlenmiş olan sulh yoluna ilişkin hükümlerin etkin ve yeterli bir şekilde uygulanmadığı görülmektedir. Bunun sebebi olarak, hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonlarının uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümlenmesinde görüş vermekle görevli olmaları, bu komisyonların sürekli olarak görev yapmayıp her uyuşmazlık için yeniden oluşturulması, anılan komisyonda görev yapan personelin karar verme noktasında görev ve yetkilerini kullanmamaları, bu kişilerin yeterli hukuki korumaya sahip olmaması ve sulh yolunun zorunlu olmaması gösterilmektedir. Bu hususlar göz önüne alınarak Tasarıyla sulh yolunun daha etkin ve verimli şekilde uygulanmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmaktadır.

Bu doğrultuda;

-Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun ismi sulh komisyonu şeklinde değiştirilerek üye sayısının artırılması,

-Komisyonların sürekli görev yapması, taşrada sulh komisyonu kurulabilmesi ve iş yoğunluğu dikkate alınarak merkez ve taşrada birden fazla komisyon kurulabilmesi,

-Sulh komisyonlarının beş yüz bin Türk Lirasına kadar olan uyuşmazlıkları nihai olarak sonuçlandırabilmesi, bu miktarın üstündeki uyuşmazlıklar için ilgili makamlara sulh konusunda görüş bildirmesi,

-Adli yargıda tazminat ve alacak davası açmadan veya bu konuda icra takibine başlamadan önce sulh yolunun denenmesinin zorunlu olması,

-Sulh komisyonu üyelerine, inisiyatif alabilmeleri amacıyla hukuki koruma getirilmesi,

-İdarelerin kendi aralarında ortaya çıkan uyuşmazlıkların sulh komisyonlarının müşterek olarak toplanmasıyla çözümlenmesi,

-Devlet tüzel kişiliği içinde olmaları sebebiyle, Bakanlıklar arasındaki uyuşmazlıkların müşterek komisyonca çözümlenememesi halinde Başbakanlık Sulh Komisyonunca kesin olarak çözümlenmesi,

-659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedeki değişikliklere uyum sağlamak amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Görevli olmayan yerlere başvurma” kenar başlıklı 9 uncu, “İptal ve tam yargı davaları” kenar başlıklı 12 nci ve “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” kenar başlıklı 13 üncü maddelerinde değişiklik yapılması,

öngörülmektedir.

Tasarıyla, gerçek ve tüzel kişiler ile idarelerin taraf oldukları uyuşmazlıkların en az masrafla, hızlı ve dostane bir şekilde çözümlenmesi ve yargının iş yükünün azaltılması amaçlanmaktadır.


Adli uyuşmazlıklarda sulh

MADDE 9‒ (1) İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya icratakibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır.

İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine

başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe

davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek

veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir

süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz

veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir.

Adli uyuşmazlıklarda sulh

MADDE 9‒ (1) İdarenin, gerçek ve tüzel kişiler aleyhine; gerçek

ve tüzel kişilerin ise idare aleyhine, adli yargıda alacak veyatazminata ilişkin dava açmadan veya bu hususta icra takibi

başlatmadan önce sulh yoluna başvurmaları zorunludur. Ancak

bu hüküm, mahkeme ilamlarına dayanan icra takipleri

bakımından uygulanmaz.

  1. Sulh talebinde ve sulhe davet yazısında;

a) İlgilinin, varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı,

Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adresi ile varsa telefonu ve

elektronik iletişim bilgileri,

b) İlgili tüzel kişi ise unvanı, adresi, vergi kimlik numarası, ticaret

sicil numarası ile varsa telefonu ve elektronik iletişim bilgileri,

c) Uyuşmazlığın konusu, sebebi, delilleri ve varsa miktarı,belirtilir.


  1. İdareler arasında çıkan her türlü adli uyuşmazlıkta, idarelerin

birbirleri aleyhine adli yargıda dava açmadan veya icra takibine

başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmeleri zorunludur. Budurumda kabul şartı aranmaksızın idarelerin sulh komisyonları

müşterek komisyon olarak çalışır. Müşterek komisyonun 11 inci






















(2) Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre

verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir.


(3) Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir.

madde hükmü uyarınca onay gerektiren kararlarının ilgili makamlarca onaylanması halinde sulh gerçekleşir. Müşterek

komisyonca uyuşmazlık çözümlenemediği takdirde idarelerin

yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. Ancak bakanlıklar

arasındaki uyuşmazlıklar, müşterek komisyonca çözümlenemediği

takdirde, Başbakanlık Sulh Komisyonu tarafından kesin olarak

çözümlenir. Bu Komisyona uyuşmazlığın tarafı olan bakanlıkların

sulh komisyonu başkanları da katılır. Bu durumda, Başbakanlık

Sulh Komisyonuna uyuşmazlıkla ilgili birimden gelen üye

katılmaz. Oyların eşit olması halinde başkanın oyu yönünde karar

verilmiş olur. Başbakanlık Sulh Komisyonunun onay gerektiren

kararlarından 11 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bendi

kapsamında olanlar Başbakanın, (ç) bendi kapsamında olanlarBakanlar Kurulunun onaylaması halinde sulh gerçekleşir.


(4) Dava dilekçesine ve icra takip talebine, sulhün gerçekleşmediği veya gerçekleşmemiş sayıldığına ilişkin belgelerin eklenmesi gereklidir. Sulh yolu işletilmeden açılan dava, 6100 sayılı Kanunun 115 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının birinci

cümlesi hükmü uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden

reddedilir. Bu yol işletilmeden başlatılan icra takipleri de reddedilir.


(5) İşin mahiyeti gereği sulh yolunun uygulanma imkânının

bulunmaması halinde, doğrudan dava açılabilir veya icra takibi

yapılabilir.


(6) Sulh yolunun uygulanabileceği uyuşmazlıklarda, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilir. İhtiyati haciz veya

ihtiyati tedbir kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren on

beş gün içinde sulh yoluna başvurulması zorunludur.


(7) Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir

kararları kendiliğinden kalkar:

a) İhtiyati haciz veya tedbir kararının tefhim veya tebliği










(4) 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır.

tarihinden itibaren on beş gün içinde sulh yoluna başvurulmaması. b)Sulh yoluna başvurulmasından sonra 10 uncu maddenin beşinci

fıkrası hükmü uyarınca kanuni sürelerin yeniden işlemeye

başladığı tarihten itibaren on beş gün içinde dava açılmaması veya

icra takibi yapılmaması.

c) 10 uncu maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen takip yasağına

ilişkin sürenin veya vadenin bitiminden itibaren on beş günün

geçmesi.

ç) Sulh anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmiş olması.


  1. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır.


  1. Sulh talebine veya sulhe davete, talepte bulunma ya da tebliğ

tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde cevap verilir. Sulhe davetin veya sulh talebinin kabul edilmesi halinde aynı süre içinde

dosya sulh komisyonuna gönderilir. Bu süre içinde cevapverilmemesi veya olumsuz cevap verilmesi halinde sulh

gerçekleşmemiş sayılır.


  1. İdareye yapılan sulh talebinin ikinci fıkrada belirtilen şartları

taşımaması halinde, idare tarafından usulüne uygun talepte

bulunması için ilgiliye on beş gün süre verilir. Bu süre içinde talepte bulunulmadığı veya yeni talep usulüne uygun olmadığı

takdirde sulh gerçekleşmemiş sayılır ve bu husus karşı tarafa

tebliğ edilir. Bu durumda, dava açılabilir veya icra takibi

yapılabilir. Usulüne uygun yapılan sulh talebi, idarece sulh

komisyonuna gönderilir.


  1. Sulh talebine konu uyuşmazlığın birden fazla idareyi ilgilendirmesi ve talebin usulüne uygun olması halinde, talepte bulunulan idare diğer idareye bildirimde bulunur. Bildirimi alan

idarenin kabul etmemesi halinde başvuru, sulh talebinde bulunulan idare tarafından sonuçlandırılır; diğer idarenin kabul


etmesi halinde ise ilgili idarelerin sulh komisyonları müşterek bir

komisyon olarak çalışır. Müşterek komisyonun 11 inci madde

hükmü uyarınca onay gerektiren kararlarının idarelerin ilgili

makamlarınca onaylanması halinde sulh gerçekleşir.

(5) Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içindesonuçlandırılmamışsa

istek reddedilmiş sayılır.

(12) Sulh işlemleri, usulüne uygun talepte bulunulmasından veya

sulhe davetin kabul edilmesinden itibaren en geç altmış gün içinde

sonuçlandırılmak zorundadır. Tarafların kabulü halinde bu süre

bir defaya mahsus olmak üzere otuz gün daha uzatılabilir. Sulh

işlemleri bu süreler içinde sonuçlandırılmamışsa sulh

gerçekleşmemiş sayılır.


(13) Sulhle sonuçlanmayan uyuşmazlıklarda, ödeme teklifleri ve

taksitlendirme talepleri hariç olmak üzere bir daha sulh yoluuygulanmaz.


(14) Taraflarca kabul edilmesi halinde birinci fıkra kapsamı

dışında kalan adli uyuşmazlıklara da sulh yoluna ilişkin hükümleruygulanabilir.

MADDE 12- 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


“MADDE 9‒ (1) İdarenin, gerçek ve tüzel kişiler aleyhine; gerçek ve tüzel kişilerin ise idare aleyhine, adli yargıda alacak veya tazminata ilişkin dava açmadan veya bu hususta icra takibi başlatmadan önce sulh yoluna başvurmaları zorunludur. Ancak bu hüküm, mahkeme ilamlarına dayanan icra takipleri bakımından uygulanmaz.

(2) Sulh talebinde ve sulhe davet yazısında;

  1. İlgilinin, varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adresi ile varsa telefonu ve elektronik iletişim bilgileri,

  2. İlgili tüzel kişi ise unvanı, adresi, vergi kimlik numarası, ticaret sicil numarası ile varsa telefonu ve elektronik iletişim bilgileri,

  3. Uyuşmazlığın konusu, sebebi, delilleri ve varsa miktarı, belirtilir.

(3) İdareler arasında çıkan her türlü adli uyuşmazlıkta, idarelerin birbirleri aleyhine adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmeleri zorunludur. Bu durumda kabul şartı aranmaksızın idarelerin sulh komisyonları müşterek komisyon olarak çalışır. Müşterek komisyonun 11 inci madde hükmü uyarınca onay gerektiren kararlarının ilgili makamlarca onaylanması halinde sulh gerçekleşir. Müşterek komisyonca uyuşmazlık çözümlenemediği takdirde idarelerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. Ancak


bakanlıklararasındaki uyuşmazlıklar, müşterek komisyonca çözümlenemediğitakdirde, Başbakanlık Sulh Komisyonu tarafından kesin olarakçözümlenir. Bu Komisyona uyuşmazlığın tarafı olanbakanlıkların sulh komisyonu başkanları da katılır. Bu durumda,Başbakanlık Sulh Komisyonuna uyuşmazlıkla ilgili birimden gelenüye katılmaz. Oyların eşit olması halinde başkanın oyu yönündekarar verilmiş olur. Başbakanlık Sulh Komisyonunun onay gerektirenkararlarından 11 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bendikapsamında olanlar Başbakanın, (ç) bendi kapsamında olanlarBakanlar Kurulunun onaylaması halinde sulh gerçekleşir.

  1. Dava dilekçesine ve icra takip talebine, sulhün gerçekleşmediği veya gerçekleşmemiş sayıldığına ilişkin belgelerin eklenmesi gereklidir. Sulh yolu işletilmeden açılan dava, 6100 sayılı Kanunun 115 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddedilir. Bu yol işletilmeden başlatılan icra takipleri de reddedilir.

  2. İşin mahiyeti gereği sulh yolunun uygulanma imkânının bulunmaması halinde, doğrudan dava açılabilir veya icra takibi yapılabilir.

  3. Sulh yolunun uygulanabileceği uyuşmazlıklarda, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilir. İhtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde sulh yoluna başvurulması zorunludur.

  4. Aşağıda belirtilen hallerde ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları kendiliğinden kalkar:

  1. İhtiyati haciz veya tedbir kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde sulh yoluna başvurulmaması.

  2. Sulh yoluna başvurulmasından sonra 10 uncu maddenin beşinci fıkrası hükmü uyarınca kanuni sürelerin yeniden işlemeye başladığı tarihten itibaren on beş gün içinde dava açılmaması veya icra takibi yapılmaması.

  3. 10 uncu maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen takip yasağına ilişkin sürenin veya vadenin bitiminden itibaren on beş günün geçmesi. ç) Sulh anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmiş olması.

  1. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır.

  2. Sulh talebine veya sulhe davete, talepte bulunma ya da tebliğ tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde cevap verilir. Sulhe davetin veya sulh talebinin kabul edilmesi halinde aynı süre içinde dosya sulh komisyonuna gönderilir. Bu süre içinde cevap verilmemesi veya olumsuz cevap verilmesi halinde sulh gerçekleşmemiş sayılır.

  3. İdareye yapılan sulh talebinin ikinci fıkrada belirtilen şartları taşımaması halinde, idare tarafından usulüne uygun talepte bulunması için ilgiliye on beş gün süre verilir. Bu süre içinde talepte bulunulmadığı veya yeni talep usulüne uygun olmadığı takdirde sulh gerçekleşmemiş sayılır ve bu husus karşı tarafa tebliğ edilir. Bu durumda, dava açılabilir veya icra takibi yapılabilir. Usulüne uygun yapılan sulh talebi, idarece sulh komisyonuna gönderilir.

  4. Sulh talebine konu uyuşmazlığın birden fazla idareyi ilgilendirmesi ve talebin usulüne uygun olması halinde, talepte bulunulan idare diğer idareye bildirimde bulunur. Bildirimi alan idarenin kabul etmemesi halinde başvuru, sulh talebinde bulunulan idare tarafından sonuçlandırılır; diğer idarenin kabul etmesi halinde ise ilgili idarelerin sulh komisyonları müşterek bir komisyon olarak çalışır. Müşterek komisyonun 11 inci madde hükmü uyarınca onay gerektiren kararlarının idarelerin ilgili makamlarınca onaylanması halinde sulh gerçekleşir.

  5. Sulh işlemleri, usulüne uygun talepte bulunulmasından veya sulhe davetin kabul edilmesinden itibaren en geç altmış gün içinde sonuçlandırılmak zorundadır. Tarafların kabulü halinde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere otuz gün daha uzatılabilir. Sulh işlemleri bu süreler içinde sonuçlandırılmamışsa sulh gerçekleşmemiş sayılır.

  6. Sulhle sonuçlanmayan uyuşmazlıklarda, ödeme teklifleri ve taksitlendirme talepleri hariç olmak üzere bir daha sulh yolu uygulanmaz.

  7. Taraflarca kabul edilmesi halinde birinci fıkra kapsamı dışında kalan adli uyuşmazlıklara da sulh yoluna ilişkin hükümler


uygulanabilir.”

GEREKÇE

MADDE 12- Maddenin birinci fıkrasında, idarelerin gerçek ve tüzel kişiler aleyhine; gerçek ve tüzel kişilerin ise idare aleyhine, adli yargıda alacak veya tazminat davası açmadan veya alacak veya tazminata ilişkin icra takibine başlamadan önce sulh yoluna başvurmak zorunda oldukları hükme bağlanmaktadır. Ancak, mahkeme ilamlarına dayanan icra takipleri bu zorunluluk dışında bırakılmaktadır. Böylece uyuşmazlıkların yargı mercilerine başvurulmadan sulh yoluyla çözümlenmesi ve yargı mercilerinin iş yükünün azaltılması amaçlanmaktadır. Burada zorunlu olan uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümlenmesi değil, sulh yolunun denenmesidir.

Maddenin ikinci fıkrasında sulhe davet yazısında ve sulh talebinde bulunması gerekenler belirtilmektedir.

Uygulamada, idarelerin kendi aralarında ortaya çıkan uyuşmazlıkları da dava yoluyla çözmeyi tercih ettikleri görülmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, idareler arasında ortaya çıkan her türlü adli uyuşmazlığın öncelikle idareler bünyesindeki sulh komisyonlarının müşterek bir komisyon olarak çalışması suretiyle çözümlenmesi öngörülmektedir. Sulhe davet edilen idarenin daveti kabul etmesi, ilgili idarelerin sulh komisyonlarının müşterek olarak toplanması ve sulh yolunun denenmesi zorunludur. Ayrıca, idareler arasındaki uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümlenmesinde uyuşmazlığın alacak veya tazminata ilişkin olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın müşterek komisyonlarca sulh yoluyla çözümlenememesi halinde idareler yargı yoluna başvurabilecektir. Ancak bakanlıklar arasındaki uyuşmazlıklar müşterek komisyonlarca çözümlenemediği takdirde, uyuşmazlık Başbakanlık Sulh Komisyonu tarafından kesin olarak çözümlenecektir. Bu durumda Başbakanlık Sulh Komisyonuna, Başbakanlığın ilgili biriminden gelen üye katılmayacak, uyuşmazlıkla ilgili bakanlıkların sulh komisyonu başkanları katılacaktır. Bu komisyon karar verirken oyların eşit olması halinde Başkanın oyu yönünde karar verilmiş olacaktır. Başbakanlık Sulh Komisyonunun onay gerektiren kararları miktara göre Başbakan veya Bakanlar Kurulunun onaylaması halinde sulh gerçekleşecektir.

Maddeyle, alacak veya tazminat davası açılmadan önce sulh yolunun denenmesi zorunlu hale getirildiğinden, dördüncü fıkrada bu yola başvurulmadan açılan davaların usulden reddedileceği hükme bağlanmaktadır. Düzenlemeyle, sulh yolunun denenmesi dava şartı haline getirilmekte, bu şart yerine getirilmeden dava açılması halinde bu noksanlığın giderilmesi için süre verilmeden 6100 sayılı Kanunun 115 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi hüküm altına alınmaktadır. Aynı şekilde sulh yolu denenmeden icra takibine başlanması halinde takip talebi reddedilecektir.

Beşinci fıkrada, işin mahiyeti gereği sulh yolunun uygulanma imkânının bulunmaması halinde doğrudan dava açılabileceği gibi icra takibinin de yapılabileceği belirtilmektedir.

Altıncı fıkrada, hak kayıplarına neden olunmaması açısından sulh talebi veya sulhe davetten önce ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı verilebileceğine ilişkin düzenleme yapılmakta; yedinci fıkrada ise altıncı fıkra uyarınca verilen ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararlarının kendiliğinden ortadan kalkacağı hallere yer verilmektedir. Buna göre, tefhim veya tebliğinden itibaren on beş gün içinde sulh yoluna başvurulmaması halinde bu kararlar kendiliğinden kalkacaktır. Ayrıca, bu süre içinde sulh yoluna başvurulmuş olsa da 10 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca kanuni sürelerin yeniden işlemeye başladığı tarihten itibaren on beş gün içinde dava açılmaması veya icra takibi yapılmaması, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen takip yasağına ilişkin sürenin veya vadenin bitiminden itibaren on beş günün geçmesi ve sulh anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmiş olması durumunda daihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararları kendiliğinden kalkacaktır.

Dokuzuncu fıkra uyarınca taraflar, sulh talebine veya sulhe davete, talepte bulunma veya tebliğ tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde cevap vereceklerdir. Sulhe davetin veya sulh talebinin kabul edilmesi halinde dosya aynı süre içinde sulh komisyonuna gönderilecek, bu süre içinde cevap verilmemesi veya olumsuz cevap verilmesi halinde ise sulh gerçekleşmemiş sayılacaktır.

Maddenin onuncu fıkrasında yapılan düzenlemeyle, idareye yapılacak sulh talebinin ikinci fıkrada belirtilen şartları taşımaması halinde idarenin karşı tarafa başvurusunu usulüne uygun şekilde yapması için on beş gün süre vermesi, bu süre içinde talepte bulunulmaması veya usulüne uygun talepte bulunulmaması halinde sulhün gerçekleşmemiş sayılacağı hükme bağlanmaktadır. Bu durumda dava açılabilecek veya icra takibi yapılabilecektir. Sulh talebinin usulüne uygun olması halinde başvuru idare tarafından sulh komisyonuna gönderilecektir.

Maddenin on birinci fıkrasına göre sulh talebine konu uyuşmazlığın birden fazla idareyi ilgilendirmesi halinde talepte bulunulan idare diğer idareyi sulh görüşmelerine katılmak üzere davet edecek, bu davetin diğer idare tarafından kabul edilmesi halinde idarelerin sulh komisyonları müşterek komisyon olarak çalışacaktır. Müşterek komisyonun kararı üzerine veya kararın 11 inci madde uyarınca onay gerektirmesi halinde idarelerin ilgili makamlarınca onaylanması halinde sulh gerçekleşecektir. Diğer idarenin yapılan daveti kabul etmemesi halinde başvuru, sulh talebinde bulunulan idare tarafından sonuçlandırılacaktır. Burada müşterek komisyonu oluşturacak idareler, bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki idarelerden ibarettir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın ilgili olduğu idarelerden bir veya daha fazlasının bu Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olmaması halinde sulh yoluna ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

On ikinci fıkra uyarınca sulh işlemleri, komisyonlar tarafından en geç altmış gün içinde sonuçlandırılmak zorundadır. Tarafların kabulü halinde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere otuz gün daha uzatılabilecek, bu süre içinde de sulh işlemlerinin tamamlanamaması halinde sulh gerçekleşmemiş sayılacaktır.

On üçüncü fıkrada, sulhle sonuçlanmayan uyuşmazlıklarda, ödeme teklifleri ve taksitlendirme talepleri hariç olmak üzere bir daha sulh yolunun uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.

On dördüncü fıkrada, sulh yolunun uygulanması zorunlu olmayan adli uyuşmazlıklara, taraflarca kabul edilmesi halinde sulh yoluna ilişkin hükümlerin uygulanabileceği düzenlenmektedir. Buna göre alacak veya tazminat dışındaki uyuşmazlıklara da tarafların kabulü halinde sulh yolu uygulanabilecektir.


  
27.2.2018 13:38:12

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim