Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Davalar-Soruşturmalar-Ceza Hukuku
0 Yorum

Yargıtay : Nikahsız yaşayan kadının sadakat borcu yoktur





T.C.
YARGITAY

1. Ceza Dairesi


Y A R G I T A Y    İ L A M I

Esas No  : 2016 / 4609 
Karar No : 2017 / 5004
Karar T.   : 13.12.2017


.....................

SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : TCK.nun 81, 29, 62, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası.
TEMYİZ EDEN : Katılan vekili.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık E. M.'in maktule Y. K.'ü kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin suç vasfının tasralayarak öldürme olduğuna, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ve sair hususlara yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
 

Ancak;
Maktule Y. K. ile sanık E. M.'in daha önce evli olup 10.04.2013 tarihinde boşandıkları, ancak boşanmadan sonra da görüşmeye devam ettikleri, maktulün başka bir erkekle ilişkisi olduğunu öğrenen sanığın bu nedenle maktule Y. ile tartıştığı ve iple boğazını sıkarak öldürdüğü olayda; sanık ile aralarında resmi evlilik bağı olmayan maktulenin Türk Medeni Kanununun 185. maddesi uyarınca sanığa karşı sadakat yükümlülüğünün bulunmaması karşısında, maktulenin başka birisi ile ilişkisinin olması sanık lehine Haksız tahrik oluşturmayacağı gibi, sanığa yönelik maktuleden kaynaklanan başkaca bir haksız söz veya davranış da bulunmadığı halde, tarafların yeniden evlenme niyeti ile bir araya geldikleri, bu nedenle maktulenin sanığı aldatma özgürlüğünün olmadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçe ile, sanık hakkında tayin olunan cezadan TCK.nun 29. maddesi gereğince indirim yapılması suretiyle eksik cezaya hükmolunması,
 

Kanuna aykırı olup, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İLK DERECE MAHKEMESİNİN GEREKÇESİ ŞU ŞEKİLDEYDİ :

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yukarıda belirtilen ve toplanıp değerlendirilen tüm delillerden, sanığın tevilen ikrar içeren savunmalarından ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere;
Sanık ile maktulun 13/02/2005 tarihinde evlendikleri ve 10/04/2013 tarihinde ise boşandıkları ve suç tarihinde resmi evli olmadıkları,
Gerek sanık savunması ve gerekse dosyaya celp edilen ............ 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/157-255 Esas Karar sayılı ilamından anlaşılacağı üzere, maktulun önceki evliliğinden Ş. C. isminde 04/03/1999 doğumlu bir kızının olduğu, Ş. da evlilik sırasında sanık ve maktulle birlikte kalmaya başladığı, ancak .................8. Ağır ceza Mahkemesi ilamı kapsamında suç tarihi 2005 yılı son ayları - 2010 yılı Kasım ayı arası olacak biçimde sanık hakkında Ş.'ye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cinsel amaçlı hürriyetten alıkoyma suçlarından kamu davası açıldığı, bu dava kapsamında Ş. C.nin sanığın suçu inkara yönelik savunmalarının doğru olduğunu, kendisinin olay tarihlerinde erkek arkadaşı ile bir şeyler yaşadığını, ondan dolayı korktuğu için üvey babası olan sanık hakkında suç isnadında bulunduğunu beyan ettiği, maktulunde sanığı sevdiğini, ancak mağdur Ş. da kızı olduğunu, bu nedenle kızıyla birlikte hareket etmeye karar verdiğini, olaydan kendisininde yıprandığını ifade ettiği, mahkemesince sanığın her iki suçtan CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatina karar verildiği,
Bu olay sonrasında Ş.'nın sanık tarafından babasının yanına gönderildiği, bir süre maktulunde eski eşinin yanına gittiği, evi terk ettiği, ancak sanığın tanıklarca da doğrulanan savunmasına göre maktulu çok sevdiğinden görüşmeye devam ettikleri ve maktulun 2011 yılı Ocak ayında Ş. olmadan tekrar sanığın yanına geldiği, ancak 3-4 ay birlikte kalındıktan sonra maktul kızı Ş. çok sevdiğinden ona dayanamadığı ve tekrar gittiği, bunun üzerine 2013 yılında sanıkla maktulun resmen boşandıkları,
Yargılama aşamasında müşteki sıfatıyla beyanı alınmak istenmekle beraber Ş. C.'ye ulaşılması ve duruşmada dinlenilmesinin mümkün olmadığı,
Sanığın resmen boşandıktan sonra da maktulle onu çok sevdiğinden telefonla görüşmeye devam ettiği, Ş. da büyüdüğünden ve sevdiği birisi olduğundan Ş.'yı evlendirip kendisi ile birlikte yaşamaya devam etmesini ve yeniden evlenmeyi maktule teklif ettiği, maktulunde bu hususları düşünmeye başladığı ve kızıyla beraber kalmakla birlikte ara ara sanığın evine gidip geldiği, gece de kaldıkları ve aksi sabit olmayan sanık savunması ile savunma tanıklarının samimi ve oluşa uygun kabul edilen beyanları dikkate alındığında, karı koca hayatı şeklinde bir arada kaldıklarının da anlaşıldığı, yine sanık savunmasına göre bu birlikteliğin cinsel ilişkiyi de kapsadığı, sanığın 12/04/2015 tarihinde maktulu telefonla arayıp eve davet ettiği, maktulun 15/04/2015 tarihinde sabahleyin geleceğini, temizlikte yapacağını söylediği, bu telefon görüşmesi sırasında sanık savunması ve celp edilen ve saat 19:06 da gerçekleşmiş 2343 saniyelik olduğu gözüken telefon görüşmesi dökümüyle de doğrulandığı üzere, maktulun görüşmeye müteakip telefonunu kapattığını zannettiği, ancak kapatamadığı, sanığında maktulun yanında bir erkek şahıs olduğunu ve onunla konuştuğunu duyarak telefonunu kapatmadığı, 2343 saniyelik görüşmenin yaklaşık 39 dakikalık bir süreye denk geldiği, sanığın aksi sabit olmayan savunmasına göre, açık kalan telefondan anladığı kadarıyla maktulun yanındaki erkek şahısla birlikte bir marketten çıkıp maktulun evine gittikleri, maktulun erkek şahsa uzanmasını,kendisinin de soyunup geleceğini söylediği, yine telefondaki seslerden maktulle bu erkek şahsın cinsel ilişkiye girdiklerini anladığı, maktulun en sonunda telefonunu kapatmadığını farkettiği ve telefonda "Ender ender tüh kapatmamışım" dediği, sanığın bir cevap vermediği, bu şekilde telefonun kapandığı, maktulun ayın 14 ünde sanığı arayarak bir gün sonra sabah gelemeyeceğini, ancak akşam geleceğini söylediği ve sanığında bunu kabul ettiği, bu arada da sanıkla maktulun telefon görüşmesi yaptıkları, ancak sanığın açık kalan bu telefon görüşmesi ile ilgili maktule bir şey söylemediği, 15/04/2015 akşam saatlerinde sanığın maktulu bulunduğu yerden araçla alıp evine getirdiği, yemek yedikleri, konuştukları ve sanığın maktule evlenmeyi düşündüklerine göre şayet hayatında başkası varsa bunu kendisine söylemesi gerektiğini belirttiği, maktulun böyle bir şey olmadığını söylediği, aynı gece ilişkiye de girdikleri, sabahleyin kahvaltı yaparken sanığın maktule 39 dakikalık telefon görüşmesini kastederek "geçen gün kaç dakike telefonla konuştuk" diye sorduğu, maktulun 5-6 dakika diye cevap verdiği, bunun üzerine sanığın 39 dakika görüştüklerine ilişkin olarak telefonunu gösterdiği, bunun üzerine maktulun dinledinmi diye sorduğu, sanığında dinlediğini söylediği, maktulun bu kez aksi sabit olmayan sanık savunmasına göre "ben dul birisiyim, sen bana karışamazsın" demesi üzerine sanığın maktule kızıp tokat attığı, komodinden ipi alıp maktulun boynuna geçirdiği, ancak sıkmadığı, maktulun sanığa kendisini sevdiğini söyleyip yanağından öptüğü, bunun üzerine sanığın ipi bıraktığı ve herşeyi anlatmasını söylediği, beraber salondaki ikili koltuğa oturdukları, ancak maktulun koşarak mutfağa gittiği, sanığın maktulu yakaladığı ve yere yatırdığı, tekrar herşeyi anlatmasını söylediği, maktulun bir şey anlatmadığı, bunun üzerine sanığın maktulu bu iple boğduğu ve otopsi raporundan da anlaşılacağı üzere maktulun bağla boğma sonucu öldüğü, olayın bu şekilde gerçekleştiğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu yönünde mahkememiz heyetince tam bir kanuni ve vicdani kanaate varılmıştır.
Bu şekilde gerçekleşen olayda sanığın eski eşi olan maktule yönelik eylemi TCK 81. Maddesi kapsamında kaste öldürme suçu olarak kabul edilmiş ve sanık bu madde uyarınca cezalandırılmıştır.
Mahkememiz sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin de uygulanması gerektiği kanaatindedir. Zira aksi sabit olmayan sanık savunması ve bunu doğrulayan HTS dökümlerinden de anlaşılacağı üzere, her ne kadar suç tarihinde sanık ile maktul resmen evli olmasalar dahi 2005 - 2013 yılları arasında resmi evli kaldıkları ve resmen boşanmalarından sonra da evlenme düşüncesi ile zaman zaman bir araya geldikleri, maktulun aynı düşünce kapsamında zaman zaman sanıığın evinde kaldığı, temizlik yaptığı, birlikte evde ve dışarıda yemek yedikleri, cinsel ilişkiye girdikleri, tüm bunların evlilik düşüncesi ile gerçekleştirildiği, bununda sanıkla maktulun birbirlerine karşı resmen evli olmasalar dahi bir sanakat yükümlülüğü ile hareket etme sorumluluğunu her ikisine de yüklediği, resmen evli olmamamalarının evlilik niyetiyle bir araya gelmiş ve bir ilişki yürütüyor olmaları karşısında, maktule sanığı aldatma özgürlüğü tanımayacağı, bunun sanık içinde geçerli olduğu, dosya kapsamına göre sanığın olay tarihinde maktulu öldürmesi için bir başka sebebinde ileri sürülemediği, HTS dökümlerinden de anlaşılacağı üzere maktulun hem sanığın savunmasında belirttiği ve 39 dakika süren telefon görüşmesinin ve hemde çok sayıda başkaca telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalarının mevcut olduğu, sanığın henüz HTS kayıtları yokken 17/04/2015 tarihinde GOP C. Savcısına verdiği ifadesinde dahi 12/04/2015 tarihini kastederek yaklaşık 30 dakika süren telefon görüşmesini anlattığı, maktulun kızı olan müşteki Ş.'nın soruşturma aşamasındaki ifadesinde sanık savunmalarını doğrulayarak maktulun sanıkla arasında bir husumet olmadığını, ayda bir sanığın evine ziyaret ve temizlik amaçlı gidip bir gece kalarak tekrar kendisinin yanına döndüğünü, bunu hep böyle devam ettiğini ifade ettiği, bu haliyle sanığın savunmasının samimi ve oluşa uygun olduğunun kabulündeki zorunlulukta dikkate alındığında, sanığın maktule yönelik öldürme eylemini evlenmeyi düşündükleri süreç içerisinde maktulun kendisini bir başka erkekle aldattığına ilişkin şahit olduğu ve duyduğu telefon görüşmesi ile bu hususu maktulden sorduğunda, maktulun bunu doğrulayarak kendisine karışamayacağına ilişkin haksız tahrik niteliğindeki söz ve davranışlarının meydana getirdiği hiddetin etkisiyle gerçekleştirmesinden dolayı hakkında TCK 29. Maddesi tatbik edilmiş, bu davranışların boyutu ve sanıkta meydana getirdiği hiddet dikkate alınarak sanığın cezası TCK 29. Maddesi kapsamında 12-18 yıl aralığı açısından 16 yıl hapis cezasına indirilmiş, geçmişi, yargılama sürecindeki suçtan pişmanlık duyduğuna yönelik samimi tutum ve davranışları dikkate alınarak hakkında TCK 62. Maddesi de uygulanmış, sonuç ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre ve buna göre taşıdığı kaçma şüphesinden dolayı tutukluluk halinin devamına da karar verilmiş ve tüm bunlara dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.

Kaynak : Adalet.Org.-Hakim Derya Konak
  
10.1.2018 22:51:11

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim