Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Alıntı Makaleler
0 Yorum

NOTERLİĞİN SERENCAMI !





NOTERLİĞİN SERENCAMI



Devekuşu, kuş mudur yoksa deve mi? Penguenler için de, “balık mı, kuş mu” diye benzer bir soru akla gelebilir...
Böylesi birden fazla türün özelliklerini bir arada barındıran canlılar için tasnifte bulunmak çok da kolay olmasa gerek…

Benzer tereddütler bazı meslek dalları için de geçerli… Hakim-savcılığın kamu görevi, Avukatlığın ise “serbest meslek” olduğu hususunda herhangi bir tartışma yaşanmaz… Gerçi Ankara’daki bazı avukat meslektaşlarımız kendilerini takdim ederken “serbest avukat” tabirini kullanmayı çok severler ama “bunun grekoromeni de mi var” şeklinde yanlış anlaşılmasın lütfen ... Onlar daha ziyade kurum avukatı olmadıklarını vurgulamak için böylesi bir tanımlamaya ihtiyaç duyarlar…

Gelelim asıl mevzuya, yani Noterlere… Atama, nakil ve Bakanlıkla ilişkiler nazara alındığında daha çok kamu görevlisini andırıyorlar… Ama, sabit ücretli olmayışları ve performansları oranında gelir elde etmeleri ve hele hele bazı yerlerde vergi rekortmeni olacak derecede kazanç elde etmelerine bakılırsa özel sektör havası vermekteler… Hem özel olacaksın hem de rekabet gibi sıkıcı problemlerle baş etmek durumunda kalmacaksın…

Hal böyle olunca, mesleğe intisap etmek için sıra bekleyen binlerce hukukçuya rastlarsınız… Bu sıra öyle bildiğiniz sıralardan değil… Yazıldıktan sonra araya başka meslek alıp tam unutmak üzereyken “geldim” diyen bir sıra… Öyle ki, bir çok hakim savcının bile “madem dünyaya geldik, biraz dünyalık edinmeden ayrılırsak maksada ayıp olmaz mı” düşüncesiyle emeklilik sonrasına tehir ettikleri ikinci ekmek kapısı…

Bu şekilde sürekli emekli olanların öne geçmesiyle, orta yaşlarda mesleğe intisap edebiliyorsan şanslı kullardan sayılırsın… "İlerde büyük şehirlere atandığımda nasılsa telafi ederim" beklentisiyle ilk birkaç yılı fakrü zaruret içinde geçirdiğin ilginç tezatlar mesleği…

Amma velakin mesleğin başında bir yıl gibi geçen günler, 65 yaş sınırına doğru birer saniye misali akmaya başlar… Emeklilik gelmeden evvel küpünü doldurdun, doldurdun… Değilse sıradan bir tekaüt maaşıyla bakiye ömrünü tamamlamak zorunda kalırsın…

Geçenlerde bir iş nedeniyle evime en yakın noktadaki Etimesgut noterliğine gittim… Aman Allah’ım! sanki noterliğin outleti açılmış... Kıyamet gibi sıra var… 10 civarındaki banko talebi karşılamaya yetmiyor. Sıramatikten aldığınız numara ile en az bir saat bekliyorsunuz…

En nihayetinde eşimle birlikte oğlumuz için vereceğimiz bir taahhütnameye imza atacağız… Elimizde emsal de var… Bir iki satırlık bir yazı, attın mı altına imzaları işlem bitecek sanıyorsun… Lakin sıramız gelip de, bir iki memur arasında paslaşmaya konu olduğunda anlıyorsun ki “kazın ayağı öyle değilmiş”…

Elimizde Sincan Noterliğinden alınma örneği gösteriyoruz bankodaki bayan “olmaz biz başka türlü yapıyoruz” diyor… Özel locasında çayını yudumlayan noter beyin keyif arasına reklam gibi dalıp meramını izah etmeye çalışıyorsun o da görevlinin dediğini tekrar etmekle yetiniyor…

Her iki eşin de aynı taahhütnameye imza atması halinde ayrıca birbirine muvafakat etmelerine gerek bulunmadığını Yargıtay kararıyla da ispat etmeye çalışıyorsun, ama nafile… Sonuçta kanun koyucunun eşleri maddi bakımdan korumak için getirmiş olduğu bir müessese, eşlerin daha fazla para ve zaman harcamalarıyla sonuçlanacak bir noter anlayışının kurbanı oluyor… Giden zamana aldırmaksızın tek işlemden iki post çıkarılıyor…

Önünde onlarca kişinin kuyruk beklediği bir noter bunu yapıyorsa (sözüm dostlardan dışarı) gayrısı neler yapıyor tahmin etmekten acizim…

Yanılmıyorsam hali hazırda Sincan’da en az beş noterlik bulunmakta… Ankara’nın nüfusu en hızlı artan ve şu anda takriben 700.000 kişinin bulunduğu bir ilçeyi sadece bir noterlikle götürmeye çalışan mantığı anlamaktan acizim…
Eğer yetkili merciler bu noterin hizmetinden çok memnun ve gelirinin bölünerek mağdur olmasından endişe ediyorlarsa ufak bir mevzuat değişikliğiyle Etimesgut’un muhtelif semtlerine şube açmasına müsaade ederek vatandaşı da bir nebze olsun rahatlatabilirler…

Geride üçüncü bölgelerde sıra bekleyen bunca noter kardeşimiz eş ya da baba desteğiyle hayatını idame etmeye çabalarken, birinci bölgede adeta darphane gibi çalışan noterliklerin yanı başına neden bir ikincisi açılmaz, hep merakımı celp etmiştir…

Diğer yandan gerekli gereksiz bir sürü evrakta noter tasdiki isteyerek noterleri bir nevi “sen har(a)cı kes, yarı yarıya bölüşelim” diyen yıllanmış yönetim anlayışından ne zaman kurtulacağız bilemiyorum…

Eskiden lisede Milli Güvenlik dersi adında bir dersimiz vardı… O derste alkımda kalan yegane tarif şuydu: “İhtiyaçları devlet tarafından deruhte ve temin edilen rütbesiz askere, er denir.”

Bundan yola çıkarak noterler için acizane: “Kazançları devlet tarafından deruhte, temin ve garanti edilen serbest meslek erbabına noter denilir” şeklinde bir tarif geliştirirsem, telif haklarına girmiş olmam, inşallah...



Abdullah Yaman-Yargıtay Üyesi 

  
26.12.2017 18:32:09

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim