Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Uyuşturucuyla Mücadele Yargı Yoluyla Mümkün mü?

5 1
Genel Haberler
0 Yorum




Uyuşturucuyla Mücadele Yargı Yoluyla Mümkün mü?
                           
     Malum, ülkemizde uyuşturucu ile mücadele bir çok konuda olduğu gibi yargıya ihale edilmiş durumda. Her ne kadar kolluk ciddi riskler alarak büyük operasyonlarla zehir toptancıları ve torbacıları zayıflatmaya çalışsa da bu konuda asıl ve en büyük sorunumuzun uyuşturucu bağımlısı haline gelen çocuklarımızı ve gençlerimizi bataktan kurtarmadaki başarısızlığımız olduğu anlaşılıyor. Öyle ki, Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2015 istatistiklerine göre"Güvenlik birimlerine suça sürüklenme nedeni ile getirilen 118 bin 245 çocuğun 42 bin 557’sinin bağımlılık yapan madde kullandığı ...Bağımlılık yapan madde kullanan çocukların %80,8’ini 15-17 yaş grubu, %17,2’sini ise 12-14 yaş grubundaki çocuklar oluşturduğu... Çocukların %72,5’inin sigara, %5,5’inin sigara ve alkol, %4,9’unun sigara ve esrar, %3,7’sinin esrar, %2,3’ünün ise sigara, alkol ve esrar kullandığı görüldü."[1] Türkiye'de madde bağımlılığı nedeniyle tedavi görme yaşı 13'e kadar düştü.[2]

          Kullandığı uyuşturucunun etkisiyle kendisini kaybeden, ölen çocuk haberleri o kadar çoğaldı ki neredeyse haber değeri bile kalmadı. İçine sinek ilacı dahil çeşitli kimyasallar katılarak içilen bonzai türü uyuşturucular okul önlerinde bile kullanılır ve satılır hale geldi. Yukarıdaki istatistiklerin yalnızca kayıtlara geçenler olduğunu, bir çok vakanın ise adli makamlara intikal etmediğini söylemek gerek.

          Bağımlılar Nasıl İslah Ediliyor?

         Peki bu  denli ciddi bir sorunla başa çıkmak için neler yapılıyor? Kanımca sorun adliyelere ve denetimli serbestlik müdürlüklerine havale edilmiş durumda. Yani bir anlamda sorunla baş ediliyormuş gibi yapılıyor. Çünkü adliyelerdeki iş yükü ve yasaların etkisizliği nedeniyle aslında uyuşturucunun mağduru olan bu çocuklar ve gençleri adli yöntemlerle ıslah etmek, neredeyse olanaksız görünüyor.

        Adli Süreç Nasıl İşliyor?

        Üzerinde uyuşturucu bulunan ya da krize girdiği için karakola getirilen bağımlı hakkında, Cumhuriyet savcılığı tarafından eğer ilk kez yakalanmışsa, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar veriliyor. Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanıyor. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabiliyor. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabiliyor. Eğer fail erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ederse, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alır, kabul eder veya bulundurursa, tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanırsa, hakkında kamu davası açılıyor ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılıyor. Uygulamada çoğunlukla iki yıl hapis cezasından takdiri indirim yapılarak, verilen cezanın ertelenmesi yoluna gidiliyor. Ancak, suçun tekrarı halinde fail cezalandırılıyor.

        İlk kullanımda fail hakkında verilen denetim kararı, Cumhuriyet başsavcılıklarına bağlı Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüklerinde infaz ediliyor. Bu süre zarfında fail, ortalama ayda bir kez müdürlüğe giderek bazı görüşmelere ve seminer çalışmalarına katılıyor. Sosyolog ve psikologlar tarafından kendilerine uyuşturucunun zararları anlatılıyor. Bir yılın sonunda her hangi bir olumsuzluk görülmeyen ve görüşmeleri aksatmayanların dosyaları olumlu görüşle kapatılıyor. Olumsuz rapor verilenler hakkında ise mahkemede kamu davası açılıyor.

       Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüklerinin bu denetimlerinin son derece yetersiz olduğu, uyuşturucu madde kullanımı ile ilgili daha etkili önleyici önlemler alınması gerekiyor. Bir çok olayda, denetime tabi tutulanın dosyası resmi adresine yapılan çağrıya rağmen 10 gün içinde müdürlüğe başvurmadı denilerek mahkemeye gönderiliyor. Halbuki bir çoğu sabit bir yerde ikamet etmiyor. Ya da uyuşturucu kullandığı ailesi tarafından bilinmesin diye yanlış adres bildiriyor. Sıkça yaşanan sorunlardan biri de, trafik ya da iş yerinden izin alamadığı için görüşmeyi kaçıranların durumu: Uyuşturucu kullananların bir çoğu aktif çalışanlardan oluşuyor. Genellikle vasıfsız işlerde çalışan bu gibiler bir görüşmeyi kaçırmakla büyük riske giriyorlar. Çünkü, diğer görüşmeleri aksatmadan denetime gitmeyi sürdürseler de arada bir görüşmeyi bile ikinci kez trafik ya da izin sorunu nedeniyle kaçırsalar dosyaları kapatılıyor. Yolu buralardan geçenlerin anlattıklarına bakılırsa, oralarda verilen derslerin şimdilik yasak savmak dışında etkisi yok.

      Denetimli serbestlik kararlarının infaz edildiği bazı binalar gözlemlendiğinde,  denetimlerin yetersizliği, dahası buralarda denetime gelenlere olan bakış açısının olumsuzluğu anlaşılıyor. Tesadüfen gittiğim en büyük denetimli serbestlik merkezlerinin birinin tuvaletini görmek bile bana bu bakış açısını gösterdi. Tuvalet pislik içindeydi. Alaturka tuvaletin musluğu muhtemelen uzun süredir bozuk, tuvalet kağıdı yoktu. Musluğu zorlayıp açtığınızda, aşırı tazyikle akan su, pis zeminden sıçrayıp mikrop bulaştırmadık yer bırakmıyor. Eski belediye tuvaletlerini andıran tuvaletin sifonunu çektiğinizde, normalim beş misli büyüklüğünde bir mutfak pis su giderinden akan tazyikli su, tuvalet taşında kalanları sifonu çekenin paçalarına boca ediyor. Tuvalet kapısındaki yazılar ürkütüyor. Lavaboyu anlatmaya sanırım gerek yok. Tuvaletin temizliğini denetime gelen mahkumlar yapıyorlarmış.  Sorun tuvaletlerle sınırlı değil elbette. Denetimden gelen bazı sanıklar, uyuşturucu satıcılarının denetimli serbestlik merkezlerinin çevresinde tezgah açtıklarından söz ediyorlar. Öyle ya, bu kadar tüketiciyi bir arada nasıl bulacaklar?

     Hülasa, uyuşturucu batağına saplanmışların yargıya teslim edilerek kurtarılacaklarını sanmak safça bir refleksten öte gidemiyor. Onlara fazla bir katkı sunmayan kapalı mekanlarda zoraki verilen seminerlerle psikolojik olarak kazanmak olanaklı görünmüyor. Tuvalet örneğinden yola çıkarak bakıldığında onları kazanmak için pek de çaba harcamayan denetim bürolarındaki bürokratik işlemlerle bu sorun çözümlenemeyecek gibi. İş ve sosyal çevre sorunu da cabası. Mevcut şartlar altında ıslah olanakları görünmüyor. Üstelik karmaşık ve sürekli değişen mevzuat gereği mahkemelerde sürekli sorun ve ayak bağı gibi görünüyorlar. Sanırım yapılması gereken, özel bölgeler oluşturup, özellikle çocuk bağımlıları oralarda gönüllü uzmanların da katkısıyla rehabilite etmek. Onlara mesleki eğitimler vermek, spor yapma olanakları sağlamak...Yoksa uyuşturucu belası toplumu fena halde vuracağa benziyor.


Nuh Hüseyin Köse -Yargıç 

 

 

[1] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21544, erişim 18 Haziran 2017

[2] http://www.e-psikiyatri.com/uyusturucuda-korkutan-gercek-38851, 18 Haziran 2017
  

18.06.2017 21:36:34

Yorumlar






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim