Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin
Yargıtay
0 Yorum

İlamla ilamsız takip yapılması konusunda YBGK kararı






İlamla ilamsız takip yapılıp yapılmayacağı konusunda toplanan Yargıtay Büyük Genel Kurulu içtihadı birleştirme evrakının, talebi incelemekle görevli YARGITAY İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yüksek Birinci Başkanlığına tevdiine karar verdi.


T. C. Y A R G I T A Y BÜYÜK GENEL KURUL 

ESAS : 2014/1 KARAR : 2017/2 

TARİH : 17.03.2017 

ÖZÜ: İlamların genel haciz yolu ile ilamsız takibe konu edilip edilmeyeceği hususunda YARGITAY BÜYÜK GENEL KURULUNDAN İÇTİHATLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ İSTEMİ VE KARŞI OY YAZISI DİKKATLE İRDELENMELİDİR.Faydalı olması dileklerimle.....

I. GİRİŞ 

A. İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KONUSUNDAKİ BAŞVURULAR Avukat ….. ve Avukat ….08.10.2013 tarihli dilekçesiyle ilama dayalı para alacağının tahsili için ilamsız takip yoluyla takibe geçilip geçilemeyeceği konusunda Hukuk Genel Kuruluyla Daireler arasında ortaya çıkan görüş ayrılıklarının BİRLEŞTİRİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. 

B. YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIK KURULUNUN KARARI VE İÇTİHADI BİRLEŞTİRMENİN KONUSU YARGITAY Birinci Başkanlık Kurulunun 06.11.2014 gün ve 183 sayılı kararıyla "ilamların ilamsız icra takibine konu edilip edilemeyeceği" konusunda Hukuk Genel Kuruluyla Daireler arasında görüş aykırılığı bulunduğu ve farklı uygulamaların sürdüğü sonucuna varılarak, bu aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesine ve toplantı günü daha sonra belirlenmek üzere raportör üye olarak 19. Hukuk Dairesi üyesi …. atanmasına KARAR VERİLMİŞTİR. 

C. GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR İstem sahibinin dilekçesinde sunduğu kararlar: Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2004 gün ve 2004/13-722 E.-2004/707 K. ve 16.02.2005 gün ve 2005/12-57 E.-2005/72 K; Dördüncü Hukuk Dairesinin 08.06.1990 gün ve 1989/10029 E.-1990/4992 K.; Onikinci Hukuk Dairesi 25.10.2005 gün ve 2005/16562-20786 E.K.. 10.06.2013 gün ve 2013/10325-21720 E.K., 27.05.2013 gün ve 2013/9819-19458 E.K., 23.05.2000 gün ve 2000/7926-8433 EK.. Onüçüncü Hukuk Dairesi 22.10.1990 gün ve 1990/1571-6573 E.K. ve 28.03.2003 gün ve 2002/12176 E.-2003/3621 K. SAYILI KARARLARDIR. Ancak yapılan araştırmada Sekizinci Hukuk Dairesinin de bu yönde kararlarının BULUNDUĞU ANLAŞILMIŞTIR. D. GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLARDA BELİRTİLEN GÖRÜŞLERİN ÖZETLERİ 1. İlama Bağlanmış Para Alacakları İçin Genel Haciz Yoluyla İlamsız Takip Yapılabileceğine İlişkin Karar Veren Hukuk Genel Kuruluyla Dairelerin Görüş Özetleri Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı, Dördüncü Hukuk Dairesi, Dokuzuncu Hukuk Dairesi ve Onüçüncü Hukuk Dairesi görüş yazılarında özetle para alacaklarının cebri icra yoluyla tahsilinde alacaklının elinde herhangi bir belge bulunmasının yeterli görüldüğü, elinde ilam veya ilam niteliğinde bir belge bulunan alacaklının ilamsız icra takibi yapmasını engelleyen yasal bir düzenlemenin bulunmadığı; alacaklının kendisi için daha avantajlı olan "ilamlı takip" yapmak yerine avantajlı olmayan "ilamsız takip" yoluna başvurmasının salt icra inkar tazminatı alabilmek amacıyla bu yola gittiğinin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, öte yandan borca haksız şekilde itiraz ettiği tartışmasız olan borçlunun da talep halinde inkar tazminatına mahkum edileceğini bilebilecek durumda bulunduğunun açık olduğu vurgulanarak ilama bağlanmış para alacakları için ilamsız takip yapılabileceği GÖRÜŞÜ AÇIKLANMIŞTIR. 2. İlama Bağlanmış Para Alacakları İçin Genel Haciz Yoluyla İlamsız Takip Yapılamayacağına İlişkin Karar Veren Dairelerin Görüş Özetleri Sekizinci Hukuk Dairesi ve Onikinci Hukuk Dairesi görüş yazılarında özetle İcra ve İflas Kanunu'nun 24, 25, 26, 30 ve 32 nci maddelerinin bir arada yorumlanmasından takip talebi ekinde ilam sunulması halinde icra müdürünün "icra emri" çıkartmak zorunda olduğu ve ödeme emri çıkartılmasının yasaya uygun düşmediği; aksinin kabulü halinde borçlunun tehir-i icra (İİK. m. 36) imkanından yararlanma hakkının elinden alınacağı ve takibin devamının engellenebilmesi için elde kalan tek yol olan "itiraz" yolunun kullanılması halinde de tazminat sorumluluğunun (İİK. m. 67, 68) doğacağı, bu hususun da Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29/1 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu belirtilerek ilama bağlanmış para alacakları için ilamsız takip yapılamayacağı GÖRÜŞÜ AÇIKLANMIŞTIR. II. ÖNSORUN VE ÖNSORUN İNCELEMESİ A. ÖNSORUN YARGITAY İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında esasa geçilmeden önce: - 2012 yılı öncesinde Onikinci Hukuk Dairesinin elinde para alacağının tahsiline ilişkin ilam bulunan alacaklının ilamsız takip yapabileceğine dair kararlar verirken, bu tarihten sonra görüş değiştirdiği ancak Hukuk Genel Kurulunun ve Onüçüncü Hukuk Dairesinin bu tarihten sonra verilmiş aksine bir kararının bulunmadığı, - Hukuk Genel Kurulunun çelişkili olduğu ileri sürülen (15.12.2004 gün ve 2004/13-722 E.,- 2004/707 K. sayılı) kararının asıl konusunun "ilamların genel haciz yoluyla ilamsız takibe konu edilip edilmeyeceği" noktasında olmadığı, sadece gerekçenin açıklanması sırasında bir değinmeden ibaret kaldığı ve anılan kararın bu konuyla ilgili olduğunun kabul edilemeyeceği, - Hukuk Genel Kurulunun çelişkili olduğu ileri sürülen kararının mahkemece verilmiş bir ilama (HMK. ın. 301/2) değil, hakem kararına ilişkin olduğu ve Hukuk Genel Kurulunca bu kararın "ilam" niteliğinde olmadığının benimsendiği; uyuşmazlığın esasının ise kötüniyet tazminatının şartlarında toplandığı, bu haliyle aykırılığı ileri sürülen Hukuk Genel Kurulu kararının gerçekte tarihsel öncelik ve konu bakımından yeni oluşan Daire kararlarında benimsenen görüşle aykırılık içermediği ve YARGITAY Kanunu'nun 16 ncı maddesinin 5 inci bendindeki düzenleme karşısında içtihadı birleştirme görevinin YARGITAY İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunda değil YARGITAY İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunda olduğu, nitekim aynı Yasanın 15 inci maddesinin 2 nci bendinin (b) alt bendinde bu yönde açık hüküm bulunduğu ileri sürülerek önsorun GÜNDEME GETİRİLMİŞTİR. Önsorunun kabul edilip edilmemesi hususunda yapılan görüşmeler sırasında YARGITAY Kanunu'nun "İçtihadların birleştirilmesini istemek yetkisi ve bağlayıcılığı" kenar başlıklı 45 inci maddesinin ikinci fıkrasında "Diğer merci veya kişilerin gerekçe göstererek yazılı başvurmaları halinde, içtihadı birleştirme yoluna gitmenin gerekip gerekmediğine Birinci Başkanlık Kurulu karar verir. Bu karar kesindir" hükmünün bulunduğu, bu kesinliğin inceleme görevinin Birinci Başkanlık Kurulunca görevli olarak belirlenen ve kendisine tevdi edilen Kurulu da bağlayacağı; Birinci Başkanlık Kurulunun incelemesi sırasında aykırılığı değerlendirerek işin Büyük Genel Kurulda çözülmesi yönünde verdiğin kararın tartışılamayacağı ileri sürülmüş ise de içtihatları birleştirmeye ilişkin görevlendirmenin de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1 inci maddesinde ifadesini bulduğu şekilde kamu düzenine ilişkin olduğu ve Büyük Genel Kurulun görev hususunda karar verebileceği gerekçesiyle önsorunun İNCELENMESİNE GEÇİLMİŞTİR. 

B. ÖNSORUN İNCELEMESİ VE GEREKÇE Önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede içtihatların birleştirilmesine ilişkin incelemenin hangi Kurul tarafından yapılacağı hususunun açıklığa KAVUŞTURULMASI GEREKMİŞTİR. YARGITAY Kanunu'nun "YARGITAY Büyük Genel Kurulunun Görevleri" kenar başlıklı 16 ncı maddesinin 5 inci bendi: "Hukuk Genel Kurulunun benzer olaylarda birbirine aykırı biçimde verdiği kararlarıyla Ceza Genel Kurulunun yine benzer olaylarda birbirine aykırı olarak verdiği kararları veya Hukuk Genel Kuruluyla Ceza Genel Kurulu; Hukuk Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi; Hukuk Genel Kurulu ile bir ceza dairesi veya Ceza Genel Kurulu ile bir ceza dairesi; Ceza Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi veya bir hukuk dairesi ile bir ceza dairesi arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını gidermek ve içtihatları birleştirmek" görevini Büyük Genel KURULA BIRAKMIŞTIR. Aynı Yasanın "Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının Görevleri" kenar başlıklı 15 inci maddesinin 2 nci bendi ise "Hukuk daireleri arasında veya ceza daireleri arasında içtihat uyuşmazlıkları bulunması" halinde bu aykırılığın giderilmesi görevini Hukuk Genel KURULUNA VERMİŞTİR.


Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2004 gün ve 2004/13-722 E.-2004/707 K. sayılı kararının asıl konusunun hakem kurulu kararının ilam niteliğinde sayılıp sayılmayacağı ve buna dayalı olarak girişilen ilamsız icra takibine itiraz üzerine verilen kararda kötüniyet tazminatına karar verilip verilemeyeceği olduğu; bu bakımdan kararda geçen "Kaldı ki, anılan belge ilam hükmünde olsa bile, bozma ilamında da açıklandığı üzere, elinde ilam hükmünde bir belge bulunan alacaklının ilamsız icra takibi yapmasını engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur" ibaresinin sadece açıklama amacıyla karara dercedildiği ve o karara konu uyuşmazlığın çözümüyle ilgisinin bulunmadığı; bu haliyle esas uyuşmazlığa temas etmeyen ibarenin Hukuk Genel Kurulunun nihai görüşünü yansıtmadığı KABUL EDİLMİŞTİR.


Bu durumda Hukuk Genel Kurulunun anılan kararıyla YARGITAY Dairelerinin kararları arasında çelişki olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır YARGITAY Kanunu'nun 15 inci maddesinin ikinci bendindeki görev düzenlemesine dönüldüğünde, ortada sadece hukuk daireleri arasında içtihat aykırılığı bulunduğu gözetilerek içtihatları birleştirme görevinin Büyük Genel Kurulda değil YARGITAY İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunda olduğu tartışmasızdır, Önsorunun görüşülmesi sırasında Hukuk Genel Kurulu kararının yoruma elverişli olmayacak kadar açık biçimde hukuki görüş ortaya koyduğu ve bu haliyle anılan kararın, yukarıda listelenen kararlarla bir arada değerlendirilmesiyle aykırılık kapsamında bulunduğu ve içtihatların birleştirilmesi görevinin YARGITAY Kanunu'nun 16 ncı maddesinin 5 inci bendi uyarınca YARGITAY İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kuruluna ait olduğu ileri sürülmüşse de yukarıda belirtilen nedenlerle bu GÖRÜŞ BENİMSENMEMİŞTİR. Açıklanan gerekçelerle içtihadı birleştirme evrakının, talebi incelemekle görevli YARGITAY İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yüksek Birinci Başkanlığına tevdiine karar VERMEK GEREKMİŞTİR.


III. SONUÇ "İlamların genel haciz yoluyla ilamsız takibe konu edilip edilmeyeceği" hususunda içtihatların birleştirilmesi isteminin incelenmesi görevinin YARGITAY İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kuruluna ait olduğu anlaşılmakla, evrakın adı geçen Kurula gönderilmek üzere Yüksek Birinci Başkanlığına tevdiine 17.03.2017 günlü oturumda oyçokluğuyla KARAR VERİLMİŞTİR. 

KARŞI OY


YARGITAY İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu önünde görüşülen içtihatların birleştirilmesi isteminin konusu "ilamların genel haciz yoluyla ilamsız takibe konu edilip edilmeyeceği”dir. YARGITAY Kanunu içtihatların birleştirilmesi görevini iki ayrı kurula vermiş ve bunlar arasındaki görev ayrımını, somut olayla sınırlı olarak, çelişkili olduğu kabul edilen kararlar arasında Hukuk Genel Kurulunca verilmiş bir karar olup olmaması KRİTERİNE BAĞLAMIŞTIR. Gerçekten de YARGITAY Kanunu'nun "YARGITAY Büyük Genel Kurulunun Görevleri" kenar başlıklı 16 ncı maddesinin 5 inci bendine göre "...Hukuk Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi..." arasındaki içtihat uyuşmazlıklarını gidermek ve içtihatları birleştirmek görevi Büyük Genel KURULA AİTTİR. Eğer çelişkili olduğu ileri sürülen kararlar arasında Hukuk Genel Kurulunca verilmiş bir karar bulunmuyorsa bu kez, aynı Yasanın "Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının Görevleri" kenar başlıklı 15 inci maddesinin 2 nci bendi uyarınca bu görev Hukuk Genel KURULUNA BIRAKILMIŞTIR. Büyük Genel Kurul önüne getirilen önsorun Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2004 gün ve 2004/13-722 E.-2004/707 K. sayılı kararında içtihatların birleştirilmesi istenen konuda bir hukuki sonuca varılmış olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre birleştirme talebinin Büyük Genel Kurulca mı, yoksa Hukuk Genel Kurulunca mı inceleneceği NOKTASINDA TOPLANMIŞTIR. Mahkeme kararlarının gerekçesi -kural olarak- bağlayıcı değilse de mahkemenin hukuki görüşünü ortaya koyması ve vardığı sonucun dayanağını teşkil etmesi noktasında kararın ayrılmaz ve önemli BİR PARÇASIDIR. Gerekçesiz bir kararın, tekemmül etmiş bir karar olarak kabulü mümkün değildir; bu husus sıradan bir hukuki anlayış olmayıp Anayasayla getirilmiş mutlak bir düzen kuralıdır (m.141/111). Hukuk yargılamasında gerekçe hukuki dinlenilme hakkının (HMK. m. 27/2-c) ve aleniyet ilkesinin (HMK. m. 28/3) TARTIŞMASIZ GÜVENCESİDİR. Öte yandan gerekçe, karar için öylesine ayrılmaz bir parçadır ki kararın tefhimi (HMK. m. 294/4, 321/2), yazılması (HMK. m. 297/1-e, 298/2-3, 353/1-ğ) ve temyiz süresinin başlaması gibi usuli hakların doğumuna ve hatta kaybedilmesine ilişkin işlemlere temel TEŞKİL ETMEKTEDİR. Gerekçenin önemi kendisini, sonucu itibariyle doğru olan kararlar bakımından da istinaf ve temyiz incelemeleri sırasında üst derece mahkemelerince "değiştirilebilir" ve "düzeltilebilir" olmasında da göstermektedir (HMK. m. 353/1-b-3, 370/4). Gerçekten de tarafların eksik ya da hatalı gerekçeyle sonuca gidilmesiyle yaşadıkları hukuki tatminsizliği gidermenin gerekliliği yasa koyucu tarafından benimsenmiş ve bu suretle gerekçenin, infaz bakımından değilse de hukuki dayanağı göstermesi bakımından olmazsa olmaz şart (condictio sine qua non) niteliğinde bulunduğu yönünde bir hukuki ve normatif KABUL OLUŞMUŞTUR. Sırf gerekçesizlik dahi kararın bozulmasına tek başına YETER SEBEPTİR. Gerekçenin önemine dair bu açıklamalardan sonra "ratio decidendi" üzerinde de durmakta YARAR VARDIR. Bilindiği gibi anglo-sakson hukuk sisteminde kararın temel dayanağı ve uyuşmazlığın çözümü noktasında merkez alınan ilkeler ratio decidendi olarak nitelendirilir. Bu ilkeler mahkemenin her benzer olayda dikkate alacağı temel hukuki anlayışı ifade eder. Ratio decidendi dışında kalan ve karara etkisi olmayan kısımların (obiter dictum) bir BAĞLAYICILIĞI YOKTUR. Bu nitelemenin Türk hukuku için de dikkate alınması gerektiği kabul edilebilir. Somut olaya dönüldüğünde; Hukuk Genel Kurulunun anılan kararında açıkça "Kaldı ki, anılan belge ilam hükmünde olsa bile, bozma ilamında da açıklandığı üzere, elinde ilam hükmünde bir belge bulunan alacaklının ilamsız icra takibi yapmasını engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur" BELİRLEMESİ YAPILMIŞTIR. Yukarıdaki açıklamalardan ve Hukuk Genel Kurulunun anılan kararında kullanılan belirgin ifadenin değerlendirilmesinden varılan sonuç, gerekçede yer alan ve özellikle vurgulanan bir hukuki belirlemenin artık o karar bakımından temel ilke (ratio decidendi) SAYILMASI GEREKTİĞİDİR. Hukuk Genel Kurulu kararlarının ait olduğu dava bakımından bağlayıcı olduğu, benzer diğer dosyalar için de içtihat niteliğinde bulunduğu ve yol gösterici vasıf taşıdığı düşünüldüğünde, kararda vurgulanan görüşün, mahkemenin hukuki değerlendirme ve iradesini yansıtmayacağını (veya "öylesine" oraya yazıldığını) düşünmek, bunu "obiter dictum" saymak yönünde oluşan çoğunluk kabulü BENİMSENEBİLİR DEĞİLDİR. Gerekçede yer alan bu netlik karşısında Hukuk Genel Kurulunun ilamların genel haciz yoluyla ilamsız takibe konu edilebileceği yönündeki hukuki görüşünün varlığı ve bunun açıkça izhar edildiği inkar edilemez. Varılan noktada Hukuk Genel Kurulunun anılan kararının, içtihadı birleştirme istemi konusunda çelişen kararlar arasında sayılması ve YARGITAY Kanunu'nun 16 ncı maddesinin 5 inci bendi çerçevesinde inceleme görevinin Büyük Genel Kurula ait olduğu düşüncesiyle çoğunluğun kararına katılamıyoruz.

Kaynak :Efe Efekentli


İlamın ilamsız takibe konulması - hangi daireler hangi görüşte - içtihadı birleştirme usulü




Özet:

İlamla ilamsız takip yapılıp yapılmayacağı konusunda toplanan Yargıtay Büyük Genel Kurulu içtihadı birleştirme evrakının, talebi incelemekle görevli YARGITAY İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yüksek Birinci Başkanlığına tevdiine karar verdi.




1. İlama Bağlanmış Para Alacakları İçin Genel Haciz Yoluyla İlamsız Takip Yapılabileceğine İlişkin Karar Veren Hukuk Genel Kuruluyla Dairelerin Görüş Özetleri


Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı, Dördüncü Hukuk Dairesi, Dokuzuncu Hukuk Dairesi ve Onüçüncü Hukuk Dairesi görüş yazılarında özetle para alacaklarının cebri icra yoluyla tahsilinde alacaklının elinde herhangi bir belge bulunmasının yeterli görüldüğü, elinde ilam veya ilam niteliğinde bir belge bulunan alacaklının ilamsız icra takibi yapmasını engelleyen yasal bir düzenlemenin bulunmadığı; alacaklının kendisi için daha avantajlı olan "ilamlı takip" yapmak yerine avantajlı olmayan "ilamsız takip" yoluna başvurmasının salt icra inkar tazminatı alabilmek amacıyla bu yola gittiğinin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, öte yandan borca haksız şekilde itiraz ettiği tartışmasız olan borçlunun da talep halinde inkar tazminatına mahkum edileceğini bilebilecek durumda bulunduğunun açık olduğu vurgulanarak ilama bağlanmış para alacakları için ilamsız takip yapılabileceği GÖRÜŞÜ AÇIKLANMIŞTIR.


2. İlama Bağlanmış Para Alacakları İçin Genel Haciz Yoluyla İlamsız Takip Yapılamayacağına İlişkin Karar Veren Dairelerin Görüş Özetleri


Sekizinci Hukuk Dairesi ve Onikinci Hukuk Dairesi görüş yazılarında özetle İcra ve İflas Kanunu'nun 24, 25, 26, 30 ve 32 nci maddelerinin bir arada yorumlanmasından takip talebi ekinde ilam sunulması halinde icra müdürünün "icra emri" çıkartmak zorunda olduğu ve ödeme emri çıkartılmasının yasaya uygun düşmediği; aksinin kabulü halinde borçlunun tehir-i icra (İİK. m. 36) imkanından yararlanma hakkının elinden alınacağı ve takibin devamının engellenebilmesi için elde kalan tek yol olan "itiraz" yolunun kullanılması halinde de tazminat sorumluluğunun (İİK. m. 67, 68) doğacağı, bu hususun da Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29/1 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu belirtilerek ilama bağlanmış para alacakları için ilamsız takip yapılamayacağı GÖRÜŞÜ AÇIKLANMIŞTIR.

  
20.5.2017 00:23:25

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim