Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

İZLER BİRBİRİNE KARIŞIRKEN-HER NEFİS FETÖ'YÜ TADACAKTIR

5 1
Hukuk Medeniyeti
0 Yorum




“HER NEFİS FETÖ'YÜ TADACAKTIR”
Geçenlerde aralarında büyük oğlumun da bulunduğu bir kısım emniyet mensubu açığa alındı...
Devlet kendini sağlama almak için işten el çektirdiğine göre, yıllardır haşhaşilere karşı yazıp çizmiş biri olarak benim de kişisel güvenlik açısından peşi sıra evden uzaklaştırmam gerektiği kanaatine vararak delil için Emniyet yetkililerinin kapısını çalıp bilgi almak istedim…
Heyhat hepsinin işi başından aşkınmış… Kimsenin size ayıracak vakti yok… Hem görüşse bile ne diyecek ki? Liste Emniyet Genel Müdürlüğünün kendi tasarrufu değilmiş… Başka yerden (MİT) gelmiş ve herhangi bir delil veya belge de eklenmemiş… Gaipten gelen listeyi “ne yapalım” diye sordukları cevval yetkili: “Derhal hepsini açığa alın, sonrasını düşünürüz” demesi üzerine gereği emir bihakkın yerine getirilmiş…
Ortada FETÖ şüphelisi olmak gibi bir durum söz konusu olduğuna göre olay terör suçlarına bakan adli birimlere intikal etmiş olmalı diye, C.Başsavcılığına sordum… Listeden haberdar olmadıkları gibi, bu konuda açılmış olan herhangi bir soruşturma da bulunmadığını söylediler…
Birçok yerden listeyi MİT hazırlamış demeleri üzerine bir de oradakilere sorayım dedim… Heyhat onların da bu listede dahli yokmuş…
Bu durumda maazallah bir an suizanna kapılarak muhterem hocaefendiden şüphelenmeye başladım… Öyle ya HSYK’ya vitrin süsü yaptığı Nesibe ablanın ağzından tutanaklara geçirdiği isimlerden biri de ben değil miydim… Öyleyse doğru adres orası olmalı diye kendileriyle görüşebileceğim bir telefon numarası aradım… Lakin bırakın ulaşmayı Pensilvanyaki kadehlerin dudak izlerinden bile bir şey sezinleyemedim…
Son seçenek CİA, MOSSAD ve KGB kalıyordu ki, maalesef oralarda tanıdık kimsem yok…( Bu kurum ve kuruluşlarda dayısı, emmisi, halası, çalışan arkadaşlar varsa bir zahmet kendilerine “son listeyi siz mi hazırladınız” diye sorup; cevabı özelden gönderirlerse çok memnun olacağım)
Sizin anlayacağınız koskoca devletimiz eline nereden ulaştığı belli olmayan bir liste ile yüzlerce elemanını kapı önüne koyuyor, delili bir yana bıraktık, listeyi kimin hazırladığını bile öğrenemiyoruz…
Bu durumda henüz aklanmayan bir FETÖ şüphelisiyle aynı evde kalmanın ne tür riskler içerdiğini izah etmeme gerek var mı bilemiyorum… Gerçi sağ olsunlar vaktin bereketine binaen bir teheccüt vakti bizi uyandırma nezaketinde bulunan KOM görevlilerince silah ve kimliğine el konularak şahsi güvenliğim bir şekilde teminat altına alınmış oldu ama yetmiyor… Ekmek bıçakları henüz yerli yerinde duruyor…
Daha öncesinde de yazmıştım… Sosyal medyada çokça yazıp çizdiğimiz için bizi etkili ve yetkili zanneden birilerinin Ankara’daki Marko Paşası olduk…
Her seferinde vitesi boşa atılmış konuşmaların arasına reklam gibi girerek “devlettir, döver de öper de… Hem Allah dilemezse yaprak bile kımıldamayacağına göre, var bunda da bir hayır” diyerek sabır tavsiyesinde bulunduk...
Şimdi aynı durumu yaşayınca farklı bir şey söylemeken en azından tutarsızlık olurdu…
Bu kez özüme dönerek: “ her şeyi devletten bekleme, otur kendi kendini terapi et" diye bir müddet tefekkür ettim... Sonrasında ne kadar da çok şükredecek şeyimiz varmış diye aklımdan geçenleri bir bir sıraladım...
Nasıl mı?
1- Eskiden bizi bir halt zannederek iki de bir kapıma dayanıp iş/aş isteyen tanıdıklara KPSS kazanmak dışında memur olma seçeneği bulunmadığını defaatle söylememe rağmen bir türlü ikna edemiyordum… Ama ne zaman ki küçük oğlum ŞOK market zincirinde kendi imkanıyla iş buldu rahata erdim… Şöyle ki, sürekli masa başı işi isteyen tanıdıklara, “isterseniz benim oğlumun çalıştığı yerde iş bulabiliriz deyince” neredeyse sevinçten uçuyorlardı… Öyle ya koskoca Yargıtay üyesinin oğlu kimbilir hangi masa başı işte çalışıyordu… Kendi evladı da aynı yere yerleşip konfora erecekti… Lakin bizim küçüğün otobüs muavinliğinden sonra Şok markette asgari ücretli tezgâhtarlığa terfi ettiğini duyduklarında yüzlerinde doğan derin ifadeyi tasvir edemem… İçlerinden “ulan bu adamın kendi çocuklarına bile hayrı yok, nerde kaldı gayrıya himmet ede” şeklinde iç geçirdiklerine adım gibi emindim… Nitekim küçük oğlumun işini öğrenen dostlar bir daha kapımı çalmayarak İŞKUR’a rakip olmaktan kurtardılar… 
Şimdi bu son hadiseden dolayı FET֒ü mağduru olanlar: “kelin yağı olsa başına çalar” deyip, baharatçılara yönelecekler… Böylelikle çaresiz dinleme seanslarından kurtulduğum için şükrettim…
2- Yıllardır aleyhlerine yazıp çizmekten ötürü bana gıcık olan FETÖ cü kardeşlerimin(!) başıma gelenlerden ötürü teşehhüt miktarınca sevindirik olma ihtimaline şükrettim…
3- Bugüne dek Abdullah Yaman’ın kaleminden bir şekilde mağdur olmuş değişik kesimdeki insanların ellerine verilen bu kozdan dolayı Rablerine bir nebze olsun şükredecek olmalarına şükrettim…
4- Artık, Bankasya, dersane, sendika, ByLock’u çıkan insanları ihraç etmek vakayı adiyeden sayıldığı için, hakkında hiçbir delil bulunmayan memurları ihraç etme gereği hisseden erbabı siyasetin takva ile amel ediyo olmasına şükrettim…
5- Annesiyle biz X-Ray cihazlarının önünde kuyruk beklerken, tüm tembihime rağmen polis kimliğini göstermek suretiyle yandan geçerek ayrıcalıklı olduğunu hissettirme gereği hisseden oğlumun sıradan kullara karışmasına şükrettim…
6-Bu arada ortada hiçbir mahkeme kararı olmadığı halde durumdan vazife çıkararak kredi kartı ve maaşlara bloke koymak suretiyle kariyer planlamasında alternatif yol ve yöntem keşfeden Vakıfbank yetkililerinin AR-GE çabalarına şükrettim…
7- Tattırdığı ufacık bir musibete karşılık bunca kelamın sarfına ilham ve izin verem rabbimin keremine şükrettim…
"Kahrı da hoş, lütfu da hoş"

Abdullah Yaman
  
16.5.2017 23:38:17

Yorumlar


Adınız:





Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim