Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

YİTİK HAZİNE ADALET.

1 kişi beğendi


YİTİK HAZİNEMIZ: ADALET

Yitik bir hazinedir adalet; itibar ve şöhretle birlikte kaybettiğimiz. Onu bulmak için harcadığımız emek ve zaman, onu kaybetmek için harcadığımızdan daha az. Milletleri millet yapan erdem ise devletleri devlet yapan adalettir.  Osmanlıyı cihan imparatoru yapan güç temelde adaletten başka nedir ki?

                Adaletin olmadığı yerde insanlık gölgede kalmış demektir. Adalet, hakikatin şaşmaz ve yanılmaz pusulası. Adaletten uzaklaşmak hakikatten uzaklaşmaktır. İnsanı insan yapan en büyük hakikattir adalet. Adaletin olmadığı bir vicdanda ahlak ve erdemin ne önemi var? Adalet, milletçe sığındığımız bizi zulmün her rengine karşı ve bizi bize karşı koruyan bir üst çatı. Adaletsiz bir insanın erdemi, abdestiz kılınan namaz gibidir.  Bu yüzden çölde pınar arar gibi aramalıyız adaleti. Zira adaletin olmadığı yerde ekmek bile başa bela olmuyor mu?(Harun ve Karun). Adaletin olmadığı bir dünya zindandan ibarettir.

Bir araştırmaya göre toplumun yüzde 85’ i adamına göre muamele yapıldığını düşünüyormuş. Yüzde 75’ i ayrımcılığa uğrama kaygısı taşıyormuş. Böyle bir toplumun kaybedeceği hangi değer var olabilir ki acaba.

Hakkın bende kalmasın

Japonya’ ya giden bir dostum anlattı. Kaçak yollardan Japonya’ ya girdiği için 6 gün sonra polis yakalamış ve sınır dışı etmek üzere havaalanına götürmüş. Bu arada 6 gün çalıştığı fabrikadan polis zoruyla alındığı için ücretini alamamış.  Havaalanında uçak beklerken birden patronun geldiğini görüyor ve şaşırıyor.  Japon patron 4 saatli mesafeden üşenmeden havaalanın olduğu kente geliyor ve bizim Türk işçiye 6 günlük çalışmasının karşılığını veriyor ve şöyle diyor: Bizim için hak çok önemlidir. Seni bir daha göremeyeceğim endişesi ile tüm işlerimi bırakarak otomobille buraya kadar geldim. Şu bende olan paranı al ve bana hakkını helal et ki hakkın bende kalmasın.

                Evet, müslüman olmayan bir Japon, bir müslümana hakkın bende kalmasın diyor. Bizim ülkeye bakalım. Çalıştığı ve istediği halde ücretini alamayan işçiler, yorgun emek sahipleri. Oysaki Kainatın Sultanı ne diyor?” İşçinin hakkını teri soğumadan veriniz”  Hangimiz müslüman. Biz Müslümanlığı mı yanlış anlıyoruz,  yoksa kendimizi mi kandırıyoruz belli değil?  Bir zihniyet devrimine ihtiyacımız var. Kul hakkı üzerine kurulan hiçbir bina temel tutmaz, buna devletler de dahil. Kul hakkını önce devlet kontrol altına almalı ve adaletin serinletici iklimi ile sigorta etmelidir. Bizler ne örnek aldığımız rehberi taklit ediyoruz ne de dünyadaki erdem sahibi başka insanları. Peki hiç düşünmüyor muyuz bu çıkmazdan bizi kim kurtaracak?

İnsanlar bu ülkede ne zamandan beri empati yapmayı unuttular? Empati; acının tüm renklerine, tüm dokusuna ve tüm derinliğine hakim olmak. Bir patron kendini işçi yerine; bir amir kendini memur yerine hiç koymaz mı? Bir işçinin talebi nedir ki? Hakkını almak değil midir sadece? Peki hak almak insanların ve güç sahiplerinin insiyatifinde ise ve insanlar bunu suistimal ediyorsa yapılacak ne var. Sığınılacak tek yer, tek merci olarak adalet kalmıyor mu? Peki adalet de görevini ifa edemiyor ve yaşanan  zulme çare üretemiyorsa bu ülkede iç barışı ve sükuneti kim temin edecek. Ah’ların havada uçuştuğu karanlık bir ülke istemiyorsak adaleti etkin ve yetkin kılmak zorundayız. Aksi halde mazlumların yaydığı enerji bizi helak etmeye yeter de artar bile. Bu yüzden diyoruz ki adalet, erdemi ve ahlakı unutan insanlar için toplumsal bir sigortadır.  

Çocuk düştüğü yerden kalkar. Bizim ayağımıza nerede çelme taktılarsa ve bizi nerede düşürdülerse oradan kalkacağız insanlık adına, erdem adına adalet adına. Biz kaybettiğimiz insani değerleri bulmak zorundayız. Biz helal ve haramın manevi ağırlığının idrakine varmak ve keskin ayrımını hayata geçirmek zorundayız.  Bunun için bir zihniyet devrimi yapmak gerek. İnsanlar fütursuzca yetimin malını, devletin malını yiyebiliyor ve ben insanım diye caka satabiliyorsa ortada mutlaka yanlış giden bir şey var. Bu yanlışa yanlış demeyen ümeranın gaflet ve vebali.

 Bu şeytanın en büyük aldatmacası değil mi?

 Adalet,  kemale dair insanlara tüm güzel huyların kapısını açan nadide bir anahtar. Adaleti içselleştirebilir ve topluma hakim kılabilirsek tüm güzellikler kapımıza gelecektir. Zira adaletin görünmez bir hikmet ve bereketi var. Bunu tarihe bakarak anlayabiliyoruz.  Size ummadığınız hazinelerin kapısını açar.

Oysaki bugün arabamıza biz yokken çarpıp kaçanların ülkesi burası.

Oysaki atalarımız üzüm bağlarında üzüm yerden parasını üzüm dalına asıyordu…

Kanuni, öldüğünde vasiyeti okunur. Vasiyette şu yazar: Beni odamdaki şu sandıkla birlikte gömün.. Yakınları şaşırır ve işin gereği için Şeyhülislam Ebus Suud efendiyi çağırırlar . Ebus Suud efendi de şaşırır: Böyle bir şey olmaz mezara sandık konulmaz der. Sonra merak eder ve sandığı açtırır. Bakarlar ki Kanuninin yapmış olduğu tüm işlerin fetvası o sandığın içinde. Ebus Suud efendi ürperir ve endişe içinde: Ey koca Hünkar sen kendini kurtardın da ben ne yapacağım der.

Evet, devlet sorumluluğu böyle bir şeydir. İnsan yanılan ve yanılması mümkün bir varlıktır. Hz Ömer gibi bir insan kendi kızını toprağa diri diri gömebilecek bir cehalet içinde olabiliyorsa ve aklen bunu sorgulayamıyorsa kimse ben zekiyim yanılmam diyemez.

En büyük güç, adalet olmalı.  Bir ülkede şayet adalet en büyük güç değilse mutlaka o güç bir grubun hükümranlığına dönüşür. Sonra başka bir güç o gücü ezer. Bu durum kan davası nispetinde silsile -vari devam eder. Zira insan şeytan ve nefis arasında salınan bir varlık olduğu için aldanmaya meyyaldir.

Hz. Peygamber:” Yarabbi beni bir an bile nefsimin eline bırakma” demiyor mu?  Peki Peygamber(sav) bu endişeyi taşırken biz kim oluyoruz ki kendimizi kurtarılmışlar zümresinde görüyor ve aldanıyoruz. Bu temel değerlerimizi yozlaştırmakta bir endişe görmüyoruz. Oysaki bizim kabrimize konulmasını isteyeceğimiz bir sandığımız bile yok. 

Bu yüzden milletçe yozlaşmalara karşı bizi sigorta edecek bir otokontrol sistemine ihtiyacımız var. Bunun adı adalettir. Bundan sonra ahlak ve erdem gelir. Adaleti inşa edemeyen milletler ahlak ve erdeme geçiş yapamazlar.






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim