Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Cinsel suçlara ceza uygulamasına dair değerlendirmeler



Cinsel suçlara ceza uygulamasına dair değerlendirmeler

3 4 veya 18 yaşındaki bir çocuğa tecavüz ederek öldüren birine, yaptığının karşılığı cezayı bu dünyada ödetebilecek bir yaptırım var mıdır?

Mevcut hukuk sistemimizde ödetici adalet sistematiği gereği bu suça hapis cezası uygun bulunuyor ki, zamanımızda maalesef benzer suçlar bu bakış tarzı gereği katlanarak artmaktadır.

Halbuki böylesi suçlarda faile, bu dünyada yaptığının karşılığını ödetebilecek bir müeyyide söz konusu değildir. Ancak günümüzde yargı sistemi uygun cezayı takdir edemediği için, bu ceza koğuş infazı suretiyle tecelli etmektedir. Lakin bu suçlar, günümüz ceza hukukunda insanlığa karşı işlenmiş suç vasfını kazanmışlardır ki ceza i müeyyide de bu vasıf ilişikli olmalıdır. Faile ancak bu suçları önlemek ve toplum vicdanını rahatlatmak için önleyici hukuk sistematiği gözetilerek yaptırım uygulanması gerekir.

Konuya bu zaviyeden bakıldığında esasen hapis cezası da idam cezası da yapılan menhiyatın karşılığı bir ceza olamaz. Ancak toplum dengesi ve suçu önleme gayesi ile bir müeyyide öngörülecek ise en azından idam söz konusu olmalıdır.

İslam hukukunda yer alan kısas da bu gibi suçlara karşı müeyyide anlamında uygun olmayacaktır. Tecavüze uğrayan ve öldürülen çocuğu için, babaya teklif edilecek parayı, onun, diğer çocuklarının geleceğini düşünerek kabulü dahi ilahi adaleti rendice edecektir. Bu suçlar, kişilere karşı işlenen suçlar olma vasfından, işlendikleri anda çıkmışlar ve insanlığa karşı işlenmiş suç vasfını kazanmışdır ki ceza i müeyyide de bu vasıf ilişikli olmalıdır.

Geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde teşhir edilerek idam ve tabii ki suç ve suçlunun hiçbir karanlık nokta bırakılmaksızın aydınlatılacağı, tüm çıplaklığı ile gerçeğin ortaya konulacağı bir yargılama şartı ile, suçsuz bir insanı öldürmek de unutulmamadır ki tüm insanlığı öldürmek gibidir.

Bu coğrafyada Cumhuriyet öncesi ceza uygulamasında konunun değerlendirilmesine örneklik açısından bir iki pasaj aktaralım: Ebussud Efendi “mesele: Zeyd, Hindin evine girip, cebr ile tasarruf eylemek isteyip, Hind Zeydi ahar tarikle def’e kadir olmamakla, balta ile vurup mecruh eyleyip, Zeyd o cerahetten fevt olsa, Hinde nesne lazım olur mu?

El cevap: Gaza etmiş olur” Başkasının canına, malına ve ırzına yapılacak saldırı da bu kapsamda görülmüştür. Bunun için, namusa saldıran kişiyi ölüm pahasına olsa dahi defetmek gerekir. Hatta, Udeh, erkeğe tecavüze imkan vermeyi, bir başka deyişle imkanı varken karşı
koymamayı haram olarak nitelendirir. 36 Bir kadına tecavüze girişeni gören kişinin de, kadını kurtarabilmek için, öldürerek de olsa saldırganı def etmesi gerekir ki başka çare bulamazsa öldürmesi farzdır. Muttalip Yılmaz, İslam Hukukunda Zaruret Hali, 2. Baskı, 2008, Ankara, s. 237-238 - Düzdağ, a.g.e., s. 1
II. Bayezid Kanunnamesi’nde, zina suçu aynı Fatih Kanunnamesinde olduğu gibi düzenlenmiştir. Ancak II. Bayezid Kanunnamesinde ırza geçenin “tenasül uzvunun kesilmesi” öngörülmüştür. Yavuz Sultan Selim Kanunnamesi’nde, “bir kimse başka birinin karısını veya kızını öpse, yahut yolda peşine takılıp laf atsa, mahkeme tarafından sopa atılma cezasına çarptırıldıktan gayri, her iki sopa başına bir akçe ceza alınır. Keza, birinin cariyesine laf atan ve zorla öpen de aynı ceza ile cezalandırılır. Eğer bir kadın veya bir kız, bana filan kimse zorla tecavüz etti dese, o kimse de bunu inkar etse o zaman şahit dinletilir. Tanık, kızın veya kadının yalan söylediğini ve sanığa iftira ettiklerini ispatlarsa o zaman kadın veya kız sopa cezası ile cezalandırılır. Ve hem de sopa başına bir akçe ceza alınır.

Bir kimse, bir kadının arkasına düşse veya evine girip saçını tutsa, yahut külodunu ve elbisesini çıkarmaya çalışsa ve bu durum mahkemece tespit edildiği takdirde adam hapis cezası alır. "

Esasen bu aralar gündeme getirilen cinsel suçlarda hadım cezası söylemi de yanlıştır. Konu cinsel organ ile işlenen suça yönelik organı cezalandırma ile değil, o organı o suça bulaştıranı cezalandırma bağlamında değerlendirilmelidir. Nitekim nice suç çeşidinde suçlu sapkın duygularını tatmin için alet edavat dahi kullanmakta ve mağdurun vücuduna yabancı cisim sokmaktadır. En münasip ceza suçun karşılığı ceza ne olmalı muhakemesi ile değil, bu tarz suçlara nasıl mani olunabilir muhakemesi ile ortaya konulmalıdır. Zira cinsel suçlara dünyada karşılığı cezayı tasavvur etmek insan idrakının fevkindedir. Bendenizin önerisi sahih bir yargılama ile suçu sübut bulunan cinsel suça bulaşmış olanların en hafifinden tecrid ile suç vahşetinin ağırlığına mütenasip kademeli ceza uygulaması makul olandır ki bu zaviyeden değerlendirilecek olursa hadım ve idam da söz konusu edilebilir.

Son olarak ülkemizde idam cezası ile ilgili düzenleme yapılması mümkün olabilir mi zaviyesinden bakalım: Uluslararası antlaşmalar, hukukumuza göre anayasamızın da üstünde normlar olarak kabul edilir, dolayısıyla AB müktesebatı gereği tarafı olduğumuz bu antlaşmalardan çekilmedikçe, idam cezasını hukukumuza getiremeyiz. Yani öyle bazılarının sandığı gibi bir KHK ile olacak işler değildir ve malum şu an cumhur ittifakı Mecliste anayasayı değiştirecek oy çoğunluğuna da sahip değildir. En iyi ihtimal toplumsal beklentileri de gözeterek özellikle cinsel suçlarda bir ceza düzenlemesi yapılması mümkündür ki, mevzu ceza hukukuna varana kadar 100 batman düzenlemenin yapılması gereken bir meseledir. Zira coğrafyamızda “henüz girmiş onüç ondört yaşına, edalı işveli köylü güzeli” türküleri halen büyük bir beğeni ile dinlenilebilmekte ve hatta 15 yaşında şarkı söyleyen kız çocuklarının giyim kuşamları gençler arasında moda olmaktadır. Bu minvalde yapılacak en son düzenleme yargı alanında olmalıdır.

Av.İsmail ARSLAN






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim