Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

BİR HAKİM ÖLMÜŞ DİYELER



BİR HAKİM ÖLMÜŞ DİYELER

En mükemmmel adalet vicdandır.
V.. Hügo


Hayatımıza dair renkli olan ne varsa flulaşmaya ve siyah- beyaz olmaya doğru ilerliyor adeta. Komşuda cenaze varken düğünü erteleyen bir kültürden uzaklaşıp cenazenin olduğu gün eğlence partisinden imtina etmeyen bir nesle evriliyoruz. Başkasının kederini dert etmeyenler kendi kederlerini şimdiden sahipsizliğe terk etmiş  oluyorlar farkında olmadan.


Bir meslektaşımız bir yıl önce isteği dışındaki tayinle geldiği bir ilde kalp krizinden vefat ediyor. Bu olay nedeniyle varsa kendini sorumlu hissedenler için vicdan terazisi elbette hükmünü icra edecektir. 

Burada sorulması gereken şu: Neyi paylaşamıyoruz bu dünyada. İnsanların ruh ve gönül dünyasında verilen emanet yetkilerle telafisi imkansız hasarlar açıyorsak burada kullanan kim, kullanılan kim iyi düşünmemiz gerekmiyor mu?.


Yaşanan hiçbir şeyi sorgulamaz olduk. Belki süreci değiştirecek umudumuz ve gücümüz olmadığı için teslimiyeti seçiyoruz. Peki bu teslimiyet bizi kurtarır mı sanıyoruz. Asla, onu da iyi biliyoruz. Bugün dünden ne kadar iyi, yarın bugünden ne kadar iyi olacak bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey kontrol edemediğimiz bir geminin içinde bir bilinmeze doğru yol alıyor oluşumuz.


Bir insanın ölümünden daha önemli ne var ki bu dünyada. Ölüm küçük kıyamettir ölen için, yakınları için ise büyük bir travma.. Bir hayat sona eriyor. Elbette ecel ve kadere inancımız tam..Lakin sebepleri ve olayları irdelemek de bizim hakkımız değil mi? Meslekteki irtifa kaybını nerede durduracağız bilmiyorum. Adalete güvenin dip yaptığı bir dönemde bu tür ölümlere galiba alışacağız.


En kötüsü meslektaşlar arasında yaşanan umutsuzluk ve rolanti hali.. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyeti en büyük esaret nedenimiz. Sana dokunmayan yılan bir başkasının canını yakıyorsa başkasına dokunmayan yılan da senin canını yakacak demektir. Kollektif esaret ..


Zulüm umumileşirse felaket kaçınılmaz olur ve felaketin boyutu gün geçtikçe daha da artar.

Mesleğin ağır stresi altında bir yılda kaç hakim kalp krizi geçiriyor bilmiyoruz. Lakin mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamımızın olmadığı kesin. Bugün bir fırsat verildiğinde teşkilatın % 30 unun emekliliği tercih edeceğinden şüphem yok benim. İnsanlar yorgun, adalet yorgun, hakimler yorgun ve umutsuz .Yarının bugünden daha iyi olacağı umudundan yoksun bir meslek grubu geliyor.

Yaptığımız her haksızlığın bizi hakikate ulaşma yolundan fersah fersah uzağa atmış olduğunu idrak etmek zorundayız. Bir başka ifade ile kirlenen vicdanımızın temizlenmesini imkansız kılacak günahlar işliyoruz bugün.


Çaresizlik içinde çaresizlik yaşıyoruz. Ne mesleği bırakmak çare oluyor bizim için ne mesleğe devam etmek.. Şairin dediği gibi: öyle bir yerdesin ki ne bir adım ileri gidebilirsin, ne de bir adım geri ne de olduğun yerde durabilirsin.

Tam bir pat hali..


Şeyh Edebali der ki insanı yaşat ki devlet yaşasın. İnsanı yaşatamazsak o insanın çocuklarına nasıl bir dünya, nasıl bir hülya bırakıyoruz. Sevgiyi öğrenmeden öfkeyi öğrenen bir nesil geliyor farkında mıyız?

Adaleti öğrenmeden haksızlığı ve kayırmacılığı öğrenen; paylaşmayı öğrenmeden bencilliği öğrenen bir neslin kurbanı olmak üzereyiz.

Değerlerimizi kaybetmek bize acı vermiyorsa kendimizi ve hayatımızı kaybetmek de acı vermemeli.


İnsan ne için yaşar?

İnsan erdemi için, onuru için, inancı için, namusu için, ailesi ve milleti için yaşar..

Bunun yanına hukuk adamları için bir ilave yapmak gerekirse onlar bir de adalet için yaşar.

Bize kaybettiğimiz anda acı veren nimetler sunuluyor esaret tadında. En büyük esaret elindekini kaybetme korkusu ile daha büyük faleketlere razı olmak değil midir?


Emekli olup köşemize çekildiğimizde ne ile gurur duyup ne ile mutlu olacağız.

Neyi düzelttik ki adalet adına.

Ne kendimizi mutlu edebildik ne adalet arayanları.

Sadece kin ve nefret tohumları ektik birbirimizin içine.


Şimdi düşünmek vakti olsun. Hep birlikte düşünelim.

Nereden geldik, ne oluyoruz ve nereye gidiyoruz. Gittiğimiz yerde geriye dönüp baktığımızda neler göreceksek onu bugünden yaşayalım isterseniz.

 Düşünmenin bir adım ötesi paylaşmak ve arayış içinde olmaktır. İkinci evreye geçebiliyorsak umutlanabiliriz demektir bu..


Unutmayalım ki ölüm bir kez kapımızı çalar ancak esaret binlerce kez.

Haksızlığın esiri olmak istemiyorsak adaletin kölesi olmak zorundayız.


Sürçü lisan ettiysek affola..






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim