Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

İtiraz ve şikayet arasındaki farklar (GENEL HACİZ YOLU İLE İLAMSIZ TAKİPLERDE)



 “İTİRAZ” VE “ŞİKAYET” ARASINDAKİ FARKLAR 


                 I- Şikayette  (İİK. mad. 16); “icra ve iflas organlarının takip hukukuna ilişkin hükümlerinin çiğnendiği” ileri sürülmesine rağmen 

                İtirazda, daha çok maddi hukuka dayanan nedenlerden dolayı takibe karşı konulur.

                Başka bir deyişle,  i t i r a z  “maddi hukuku”,  ş i k a y e t  ise “takip hukukunu” ilgilendirir. Örneğin; itirazda alacaklının maddi hukuk bakımından alacağına itiraz edilir ve alacağın “mevcut olmadığı”, “gününün gelmediği”, “zamanaşımı, takas, ödeme gibi nedenlerle sona erdiği” ileri sürülür. 


            Belirtilen bu “nitelik” yönünden fark yanında ayrıca; 


            a)Başvuru yeri bakımından: Ş i k a y e t, doğrudan doğruya icra mahkemesine yapılmasına rağmen (İİK. mad. 16),  i t i r a z  icra dairesine yapılır (İİK. mad. 62).


            b)Süre bakımından: İtiraz  yedi günlük süreye bağlıdır (İİK. mad. 62). Bazen bu süre beş gün olarak öngörülmüştür (İİK. mad. 168/4, 5).  Şikayet  ise kural olarak yedi günlük süreye bağlı olup, “süresiz şikayet” (İİK. mad. 16/II) halleri olduğu gibi şikayet süresinin beş gün olarak düzenlendiği durumlarda (İİK. mad. 168/3) vardır. 


            İtiraz süresi  tebliğ  ile (İİK. mad. 62/I), şikayet süresi ise  öğrenme  ile (İİK. mad. 16/I) işlemeye başlar


            “Süresiz şikayet halleri”[30] kanunda (İİK. mad. 16/II), doktrinde ve içtihatlarda açıkça öngörüldüğü halde, “süresiz itiraz” halleri kanunda ve doktrinde kabul edilmediği halde, yüksek mahkeme[31] “takas ve mahsup iddiasının, her zaman -bir süreye bağlı olmadan-  itiraz  şeklinde bildirilebileceği” içtihadında bulunmuştur… 


            İtiraz süresinin kaçırılması halinde  gecikmiş   itiraz yoluna (İİK. mad. 65) başvurulabildiği halde, şikayet süresinin kaçırılması halinde “eski hale getirme” yoluna başvurulabilip başvurulamayacağı doktrin ve Yargıtay içtihatlarında tartışmalıdır.[32] 


            c)Etki bakımından: İ t i r a z  takibi durdurduğu (İİK. mad. 66/I) halde,  ş i k a y e t  başlı başına takibi durdurmayıp, icra mahkemesinden bu konuda karar almak gerekir (İİK. mad. 22). 


            d)Yöntem bakımından: İ t i r a z  h a k k ı, sadece borçluya tanındığı halde,  ş i k a y e t  yoluna, hukuki yararı bulunan alacaklı, borçlu ve üçüncü kişiler başvurabilirler.


            Ş i k a y e t i, icra mahkemesi karar bağladığı halde,  i t i r a z ı  icra müdürü değerlendirir ve alacaklının “itirazın kaldırılması” isteminde bulunması -ya da bu değerlendirmeye karşı tarafların “şikayet” yoluna başvurması- halinde icra mahkemesi, itirazı inceler. Alacaklı “itirazın iptalini” isterse, itiraz o zaman mahkemede incelenir.


            II-Bu açıklamalardan sonra, şimdi uygulamada önem taşıyan ve hakkında “itiraz yolu”na mı yoksa “şikayet yolu”na mı başvurulması gerekeceği duraksama konusu olan  ö z e l  d u r u m l a r a  değinelim:


            a)Para alacağına ilişkin olmayan alacak hakkında ödeme emri gönderilmiş olması halinde, icra müdürünün bu işlemi  ş i k a y e t e  yol açar. Çünkü, “ilasız takibin” konusu ancak “para” ya da “teminat” alacağı olabilir. Bu nedenle, alacaklı borçlusundan “bin kg. buğday”, “300 adet Cumhuriyet altını” istemekte ise; icra müdürü bu alacak hakkında “ödeme emri” gönderilmesi istemini reddedecek yerde, kabul eder ve borçluya ödeme emri gönderirse, ödeme emri içeriği nedeniyle, yasaya aykırı olacağından şikayete yol açar.[33]


            b)Rehinle güvenceye bağlanmış bir alacak hakkında haciz yoluyla takibe geçilmesi halinde, bir görüşe göre[34], icra müdürü alacağın rehinle güvence altına alınmış olduğunu ancak tesadüfen öğrenmiş olacağından, haciz yolu ile takibe ait ödeme emrini düzenlemiş (borçluya göndermiş) olması, icra memuru tarafından yasanın çiğnenmesi anlamını taşımaz. Kaldı ki, rehine rağmen alacaklının itirazına göre, önce haciz yolu ile takibe girişmek yetkisi alacaklı ile borçlu arasında geçerli olarak kararlaştırılabileceğinden, böyle bir sözleşmenin varlığını araştırmak da icra memurunun yetkisine girmediğinden, borcun rehinle güvence altına alınmış olduğu ve alacaklıya önce haciz yoluna başvurabilme hakkının sözleşme ile tanınmamış olması halinde, borçlu bu takibe karşı “itiraz yolu ile” karşı koyabilmektedir. Diğer bir görüşe göre[35] ise, eğer alacaklı takip talebinde alacağın rehinle güvence altına alınmış olduğunu bildirmişse, icra memurunun haciz yolu ile takibin mümkün olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerektiğinden bu durum bir “şikayet” sebebi sayılır. Eğer alacağın rehinle güvence altına alınmış olduğu takip talebinde bildirilmemişse icra memuru bunu tesadüfen öğrenebileceğinden, bu durumu kendiliğinden dikkate alamaz. Federal mahkeme[36] ise, aksi görüşü benimsemiş olup, bu varsayımda “İcra ve İflas Kanununun çiğnenmiş olduğunu” kabul etmekte ve bunun borçlu tarafından “şikayet” yolu ile ileri sürülmesini istemektedir. Yargıtay[37] da kararlarında “şikayet” görüşüne katılmıştır.[38]


             c)Alacaklı adına takip talebinde bulunan kimsenin, temsil yetkisine sahip olmaması bir  ş i k a y e t  sebebidir.[39] [40] Çünkü, icra müdürünün, temsilcinin temsil yetkisine sahip olup olmadığını doğrudan doğruya araştırması gereklidir. Temsilcinin temsil yetkisinin bulunmaması halinde, icra dairesinin hiçbir işlem yapmaması gerekir.


             Alacaklı adına vekil sıfatıyla takipte bulunan kimsenin avukat olmaması da   ş i k a y e t  yolu ile ileri sürülür.[41]


             d)Alacağın devrinin hükümsüz olduğu gerekçesiyle, “devralanın takip hakkının mevcut olmadığı” iddiası da bir  i t i r a z  şeklinde ileri sürülmelidir. Çünkü, şikayet, icra müdürünün sahip olduğu yetkiyi yasaya aykırı olarak kullanması halinde sözkonusu olur. Halbuki bu varsayımda, icra müdürü, takip edilen alacağın varlığı ya da yokluğu hususunda karar vermek yetkisine sahip değildir.[42]

 

            e)Alacaklı veya borçlunun  t a r a f  e h l i y e t i n i  veya t a k i p e h l i y e t i n e sahip olmadığı süresiz şikayet yolu ile ileri sürülebilir. [43] [44]


            Buna karşın s ı f a t yokluğu, i t i r a z  yolu ile ileri sürülebilir.[45]


             f)“Konkordato mühleti içinde borçlu hakkında takip yapılamayacağı”na ilişkin İİK. mad. 289/I  hükmüne aykırı olarak, hakkında konkordato mühleti verilmiş olan borçluya karşı takip yapılması halinde[46] -kanımızca- borçlu “süresiz şikayet yolu ile” takibi iptal ettirebilir.


             g)Yabancı uyruklu kişinin mensup olduğu Devlet ile aramızda ikili adli yardım sözleşmesi bulunması halinde, o yabancı uyruklu kişi t e m i n a t  g ö s t e r m e d e n  -2675 sayılı Kanunun 32. maddesi gereğince- Türkiye’de takipte bulunabileceğinden[47], bu durumdaki bir yabancıdan Türkiye’de takip yapabilmesi için teminat istenmesi halinde, bu kişi -kanımızca- “süresiz şikayet yolu ile” bu kararın iptalini sağlayabilir.


             h)Küçüğün babası ile birlikte imzaladığı senetten dolayı sorumlu tutulabilmesi için, MK. mad. 271 uyarınca “hususi bir vasi”nin de iştiraki ve hakimin onayı gerekli olduğundan, bu işlemler yapılmadan küçük hakkında takip yapılamaz. Yapılması halinde, yapılan takibin -kanımızca- “süresiz şikayet yolu ile” iptali gerekir.


             ı)Ödeme emrinin usulsüz olarak tebliğ edilmiş olması halinde, borçlunun bunu öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde, bir taraftan icra dairesine başvurup ödeme emrine  i t i r a z  ederken, diğer taraftan icra mahkemesine  ş i k a y e t  yolu ile başvurup “ödeme emrinin tebliğ tarihinin kendi bildirdiği tarih olduğu” konusunda karar alması gerekir.[48]         


 Av. Talih Uyar


[31] Bknz: 12. HD. 24.3.1994 T. 3619/3950; 9.10.1990 T. 2336/9696; 7.3.1989 T. 7711/3212; 5.11.1987 T. 15063/11202 (Yuk. İİK. mad. 62 § 3, İçt. No:19c) “s:      ”


[32] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR, T. age. s:1590 vd.


[33] POSTACIOĞLU, İ. İcra Hukuku Esasları, 1982, s:148


[34] POSTACIOĞLU, İ. age. s:149


[35] KURU, B. age. s:276 – GÜRDOĞAN, B. Türk – İsviçre İcra ve İflas Hukukunda Rehnin Paraya Çevrilmesi, 1967, s:22 – BELGESAY, M. R. İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 1949, s:363


[36] JdT 1932 II 101 – JdT 1943 II 114 (Naklen; POSTACIOĞLU, İ. age. s:1449, dipn. 4 – POSTACIOĞLU, İ. Ödeme Emrine İtirazın Mahiyeti (İHFM. 1948/1-2, s:288 vd.)


[37] Bknz: 12. HD. 14.5.2004 T. 7669/12429 (Yuk. İİK. mad. 45, İçt. No:1) – 28.2.2002 T. 2614/4111; 18.12.2000 T. 19268/20066; 1.11.2000 T. 14762/16362 vb. (Yuk. İİK. mad. 45, İçt. No:9)


[38] Ayrıca bknz: UYAR, T. İcra Hukukunda Rehnin Paraya Çevrilmesi, 1992, s:57 vd.


[39] KURU, B. age. s:276 – UMAR, B. Postacıoğlu’nun İcra Hukuku Esasları Kitabının Tahlili (İHFM. 1968/3-4, s:345)


[40] Aksi görüş: POSTACIOĞLU, İ. age. s:152 – agm. s:283


[41] KURU, B. age. s:276


[42] POSTACIOĞLU, İ. agm. s:284


[43] KURU, B. age. s:276


[44] Bknz: 12. HD. 28.3.1994 T. 3096/4052; 28.2.1994 T. 2558/2792; 12.5.1992 T. 13298/6458 (Yuk. İİK. mad. 62, § E, İçt. No: § A-1) “s:1605 vd.” 


[45] KURU, B. age. s:276


[46] Bknz: 12. HD. 19.6.1995 T. 9014/9003; 10.10.1994 T. 11648/11961; 13.3.1993 T. 9361/13177 (Yuk. İİK. mad. 16, § E, İçt. No: A-70) “s:1676 vd.”  


[47] Bknz: 12. HD. 26.4.1989 T. 11005/6345 (Yuk. İİK. mad. 16, § E, İçt. No: A-65)   


[48] Bknz: 12. HD. 12.7.1993 T. 8512/12426; 15.5.1990 T. 5211/5679; 29.3.1990 T. 10572/3573 (Yuk. İİK. mad. 16, § E, İçt. No:8) “s:607 vd.”






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim