Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

ADALETİN ŞEFKAT YÜZÜ -2




ADALETİN ŞEFKAT YÜZÜ- 2    (Yol Haritası)




Adaletin şefkat yüzü isimli yazıma okurlarımdan gelen tebrik ve yorumlarda özlenen bu tabloya yani adaletin şefkatli yüzüne ve kucaklayıcı adalete nasıl ulaşacağız şeklinde sorular da vardı. Bugün bu konuyu ele almaya çalışacağız.




Adaleti ihya etmek sanıldığı kadar kolay değil. Zira adaletin pek çok bileşeni, pek çok faktörü ve karşılıklı etkileşim içinde olduğu sayısız yan odacıkları var. 




Adalet, bir kültürün ürünüdür. Sizin kültürünüz adaleti mükemmelleştirecek enstrümanlardan yoksunsa kısa sürede sonuç almanız mümkün olmayabilir.


Sadece hakim savcıları veya sadece mevzuatı değiştirmekle bu mümkün olsaydı her şey çok kolay olurdu. Adalet bir yönden eğitime benzer. Olsun deyince olacak cinsten değil. Paranız varsa köprü, yol, hastane, tünel yapar veya yaptırırsınız ancak paranız olsa da adaleti ve eğitimi ihya edemeyebilirsiniz. Onun için yetişmiş insan gücü, sahip olduğunuz bilgi birikimi ve çok iyi organizatörlerinizin olması gerekir.




Bu yüzden gelişmekte olan ülkelerin en çok zorlandıkları alan adalet ve eğitim. Esasen bir ülkenin kalkınmasında en önemli faktör bunlardadır. Zira bunlar olmadığında bütün kazanımlarınız bir gecede tuz buz olabilir. Zenginlikler bir gecede el değiştirir ve piyasada dönen haksız para helal parayı geride bırakır.


Bu nedenle sorunun çözümü için madde madde ilerleyelim.


1-      Anayasalar bir ülkenin adeta kullanım klavuzudur. Anayasamızın hukukla ilgili maddeleri mutlak adalete uygun hale getirilmeli. Adaletin icrası için pek çok eksiğin olduğu muhakkak. Bu nedenle işe anayasadan başlamak gerek.  Örneğin coğrafi yer teminatı anayasamızda yok . Bu kural olmadığı müddetçe adalette neyi düzeltirseniz düzeltin düzlüğe ulaşma imkan ve ihtimaliniz yoktur. Coğrafi yer teminatı demek bir hakimi talebi olmaksızın veya hakkında bir soruşturma olmaksızın başka bir yere tayin ettirememek demektir. Adaletin bağımsızlığının en önemli faktörlerinden biridir bu.


 


2-      Kanunları ve mevzuata saygının yerleştirilmesi gerek. Ne yazık ki ülkemizde kanun ve kurallara saygının olduğunu söylemek çok zor. Bugün bu toplumda insanların büyük çoğunluğu kanunlara saygıdan dolayı veya ona inandıkları için değil, sadece müeyyideleri nedeniyle uymaktadır. Örneğin trafik polisinin veya kameranın olmadığı bir yerde ışık ihlali yapmak insanlara bir hak gibi geliyor.  Oysaki bir ülkede kurallara içten gelerek riayet etme kültürünün yerleştirilmesi gerekir. Bu uzun soluklu bir mücadele . Bunun için belki bir ya da iki kuşağın geçmesini bekleyebiliriz.


 


3-      Adaletin iş yükü mutlak surette azaltılmalı, her ihtilaf, her dava, her olay adalete gelmemeli ve hakimlerin adeta bir sanatkar edasıyla dosyalara yaklaşmaları sağlanmalıdır. Bir insanın makul bir seviyede kaldırabileceği iş yükünden fazla bir iş yükü ile bir ülkede siz adaleti özlenen noktaya getiremezsiniz. Avrupa’da hakimler için tanınan iş yükü potansiyeline kavuşmak zorundayız. Günde 3 dosyayı sonuçlandırabilecek hakimin önüne 50 dosya koyarsanız o hakim o dosyalara adalet gözüyle değil bir an önce elinden çıkarılması gereken iş olarak görmeye başlar. Ve niteliğinin hesabını yapamaz.


 


4-      Gerek adaletin içinde ve gerekse adaletin yan koridorlarındaki kurumlarda ehliyet ve liyakat tavizsiz olarak uygulanmalıdır. Yükselme kriterleri ve denetlemeler işin doğasına uygun ve kusursuz şekilde işletilmelidir.


 


 5-      Hakimler çok iyi yetiştirilmeli başarılı oldukları alana göre uzmanlaştırılmalıdır. Küçük adliyeler kapatılmalı ve iş yükü verimli ve dengeli hale getirilmelidir.



 


6-      Soruşturmadan infaza kadar tüm kademeler gözden geçirilmeli ve sistemi tıkayan her engel ortadan kaldırılmalıdır.


 


 7-      İnsanların hak arama özgürlüğüne vurulan darbeler en şedit bir şekilde cezalandırılmalıdır. Bir insan adliyede hakkını aradığı için zarar görüyorsa bu eyleme uygulanan müeyyide normalin en az 3 katı tatbik edilmelidir. Örgütlü suçlarla özel mahkemeler ve özel soruşturma usulleriyle mücadele edilmelidir.



 


8-      Cezalar son derece caydırıcı olmalı ve suç işlemek sıradan bir davranış olmaktan çıkarılmalıdır.


 


 9-      Mücadeleye küçük suçlardan başlanmalıdır, küçük suçların önlenemediği bir ülkede büyük suçlar adeta çerez haline gelir. Trafik kuralları bile tek bir ihlal sektirilmeden kusursuz olarak tatbik edilmelidir.



 


10-   İnsanlar adalet konusunda eğitilmelidir. Adalet eğitimi okullarda başlanmalı ve adalete riayet bilinci küçükten itibaren şuur altına yerleştirilmelidir.  Kuralları riayet etmeyen herkes adalet seminerlerine alınmalı ve kurallara uymanın ve uymamanın ne demek olduğu son derece ayrıntılı ve doyurucu bir usulle anlatılmalıdır.


  


11-   Mevzuatımızda adalete sekte koyan çok sayıda maddelerin olduğunu biliyoruz. Bunlar ayıklanmalı ve sahada yaşanan sorunlar mevzuat bankasına aktarılarak kanunlar kusursuz hale getirilmelidir.


 


12-   Hakimler ve adliye personeli liyakatli, mutlu ve huzurlu olmalıdır.” Mutlu olmayan insan başkasına mutluluk yaşatamaz” ilkesi uyarınca stres yumağı  olan bu mesleğin acilen sükunete  kavuşturulması gerekir. Belirsizlikler içinde görev yapan yargı mensubunun ne kendisi ne ailesi mutlu olabilir. Ailesi mutlu olmayan bir hakimin mesleğinde verimli olması ve şefkatli davranması beklenemez.


 


 13-   Şefkati sadece sanıklara merhamet olarak algılamak hata olur. Zira suçluya şefkat mazluma ihanettir. Cezanın hakkı ne ise o tatbik edilmelidir.. Suçluyu affetmek şefkat değil toplumu kaosa sürüklemektir. Aflar ve örtülü aflar çok özel ve çok hassas uygulanması gereken bir kavramdır yerinde ve isabetli kullanılmadığından toplumdaki suçlulara yalama eder ve suçların körüklenmesine vesile olur..



 


14-   Adli personel dünya kalite standardını yakalamış insan grubundan seçilmeli ve çok iyi eğitilerek özendirilmelidir.


  


15-   İki taraf arasında cereyan eden bir olayda sanık işlediği suçtan samimi pişmanlık duymadıkça iyi haller ve lehe olan indirimler kesinlikle uygulanmamalıdır veya en azından mağdurun rızasına çok büyük önem verilmelidir. Mağdurun razı olmadığı hiçbir indirim uygulanmamalıdır.


 


16-   Helalleşme kavramı çok etkin bir şekilde kullanılmalı mağdurun helalliğini alan sanık için iyileştirmeler cazip olmalı. Helalleşme adliyeye intikal ettirilmeden icra edilmeli. Helalleşme imkanı vermeyen sanık etkili bir müeyyideye tabi olmalıdır. Zira insanlar helalleşmeden ayrıldığında yeni bir suçla adliyenin önüne gelebilmektedirler. Helalleşme kavramı diyalog ve konuşma kültürünü de etkileyecek ve insanlar empati yeteneklerini geliştirmiş olacaklardır. Bu ülkenin temel sorunu empati yoksunluğu ve iletişim eksikliğidir. İletişimi ise ancak eğitim ile mümkündür. Bu yüzden adaletin ihyası ancak eğitimle birlikte ele alınmalıdır.


  


17-   Güven endeksi 3 ayda bir tazelenmeli ve sürekli yukarı doğru seyreden bir ivme halini almalıdır. Yol haritamızı halkın adalete güvenini tespit ve tayin eden bu araştırmalar ortaya koyacaktır.


 


18-   Adliyelerde bakanlık personelinden oluşmayan bir başka ifade ile tarafsız uzmanlardan oluşan bir iletişim birimi kurulmalı. Halkın tüm şikayet ve talepleri bu birime aktarılmalı bu şikayetler uzman birimler eliyle incelenmeli ve adalet bakanlığı bürokratları ile analiz edilerek eksiklikler giderilmelidir.


Zira bizim için aslolan o suçun mağdurudur suç sabit olmuşsa mağdurun yaşadığı acıyı bitiremesek de burkulan yüreğini soğutmak adaletin bir fonksiyonu olmalıdır. Temel felsefe şudur. İnsanlar ister sanık olsun ister mağdur olsun ister alacaklı olsun ister borçlu, adliyeden çıkarken bu ülkede gerçek bir adalet var kimsenin yaptığı yanına kar kalmıyor algısı ile adliyeden ayrılabiliyorsa o ülkede adalet işliyor demektir.


 


Necati DAŞTAN








Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim