Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

Motivasyon



MOTİVASYONDA

ÖDÜL MÜ CEZA MI?


Bir iş yeri sahibisiniz veya bir devlet kurumunun yönetiminde bulunuyorsunuz. Çalışanlardan maksimum ölçüde verim almak istiyorsunuz. Ödül-Ceza denkleminin nasıl  uygulanacağını biliyor musunuz?


Ceza, mutlaka maddi alemde bir sonuç doğurur ama sizi başarı için nihai hedefe ulaştırmaz. Size sadece ağrı kesiciler gibi geçici tedbirler sağlar. Bu durum arızidir, durum değiştiğinde tablo eskisinden daha kötü hale gelir.


Oysa ki ödül, yani olumlu motivasyon insanın tüm hücrelerini harekete geçirir ve hedefe kilitler . Adeta bir organizmayı aklen, ruhen ve bedenen kollektif olarak başarıya odaklar. Cezalandırmada bu tür olağanüstü başarılar görmeniz mümkün olamaz.


Oysaki baskı, zorlama veya cezada sadece korku vardır. Korku ise kendi içinde başarısızlığı ve kaosu tetikler. Zira korkuda akıl, ruh ve bilinç normal değildir. Dışarıdan bir zorlama vardır ve zorlama insandaki iç dengeyi bozarak yanlış davranışlara sürükleyebilir. Korku bir savunma halidir ve eylem o korkuyu bertaraf edecek miktar üzerine temellenir. Bunun ötesi yoktur.


Bunun yanında insan imkan buldukça korkuya neden olan amili yok edecek bir gayretin içine girer. Yani, enerjisinin bir bölümünü o korkuya neden olan etkeni def etmek için kullanmaktan çekinmez. Zira korku, ilelebet katlanılacak bir eylem değildir.


Akıllı liderler ve yöneticiler korkuyu değil ödülü ana  hedefe koyar. Cezayı ise nadiren ve ancak gerektiği hallerde uygularlar. Zira ceza olmazsa olmaz. Ceza yapılan işin ciddiyetten uzaklaşması ve işin disiplinin  sağlanması için gereken bir uygulamadır. Ancak hiçbir  zaman ödülün  sağladığı  avantajları sağlamaz.


Biz buna olumlu motivasyon diyoruz. Olumlu motivasyon insanı zirveye taşır ve tarihe mal eder, ceza ise sadece insanı yaşadığı devire ve hükümrana kul eder. Dünyadaki büyük başarılar insanın korku duyguları ile değil  zafer  duyguları ile  elde edilmiştir. Hiçbir bilim adamı bir keşfi bir icadı korku nedeniyle yapmamıştır.  Tamamen bir ideal ve dava uğruna yapmıştır.


Korkular insani negatif duyguya mahkum ederken olumlu duygular insanı rahatlatarak manevi doyuma ulaştırır. Korku ile yapılan değil ancak ödülle yapılanlar insana haz verir ve bu haz eylemden sonra da devam eder.


Gençliği motive edemeyen bir millet, geleceğini karanlığa mahkum etmiş demektir. Korkularla sağladığınız disiplin, korku duvarı aşıldıktan sonra yerle yeksan olur.


Cezada tek faktör  vardır; anlık itaat.


Anlık itaatın yanında hayata adanmış motivasyon yani iç motivasyonda insan tüm hayatını bunu odaklar. Gece uyurken bile aklına geleni değerlendirir. Oysaki korku da o atmosferden çıkıldığında her şey unutulur.


SONUÇ.


Bir yerde ceza sık sık uygulanıyorsa orada bir sorun var demektir: Çalışanlardan önce yöneticiler kendilerini sorgulamaları gerekir. Nasıl ki sorunlu bir çocuk gördüğümüzde çocuğu değil ana babayı sorumlu tutuyorsak bir iş yerindeki verimsizlikten tamamen yöneticiler sorumlu tutulmalıdır. Zira hiçbir insan bir iş yerine verimsiz olmak amacıyla girmez. Şartlar ve ortam onu verimsiz olmaya zorlar. Zira bir iş yerindeki motivasyonu bozan en önemli etken adaletsizliktir . Unutmayalım ki  insanlar adil dağıtılan yoksulluğu adaletsiz zengin olmaya tercih ederler..


Avrupa’da bir deney  yapılıyor. İnsanlar ikişerli gruplar halinde deneye çağrılıyor ve kura ile 100 $ parayı alacak adam  belirleniyor. Bu adama  yüz  dolar veriliyor ve diğer partner ile kendi aralarında taksim yapılması isteniyor. Şayet diğer kişi bu taksimi beğenmezse ikisi de parayı iade etmek zorunda.. Testin sonuçları ilginç. Karşı taraf kendine teklif edilen parayı adil bulmadığında teklif reddediyor. Yani parayı alan kişi partnerine 50 doların altında para verdiğinde karşı taraf bunu adil bulmayıp 30 dolarla veya 40 dolarla idare edeyim demiyor ve bu adaletsizliği kabullenmeyip hepten parayı reddederek deneyden çıkıyorlar.


Bu sonuç bize gösteriyor ki adalet ,insanın ruhunda var olan ve maddi ölçülerle tarifi mümkün olmayan bir duygu. Adaleti yok ederseniz insanların iç huzurunu ve ruhunu incitmiş olursunuz. Ruhu incinen insanın bedeni asla huzura kavuşamaz. Adaletsizlik ayni zamanda bunu yapana karşı öfke birikmesine neden olur ve bir gün bu öfkeyi boşaltacağı günün hesabıyla yaşar . Bu durum milli enerjinin negatif kanallara hapsedilmesi anlamına gelir.


Ödül de  adil olmalıdır ceza da... Her ikisini de insanların vicdanlarını örselemeyecek şekilde uygularsanız bir sonuç  elde edebilirsiniz . Ancak siz ödülde bile adil davranmazsanız başarı adına  hiç bir sonuç elde edemezsiniz .


Insan seçtiğini sever...


İnsanlara zorla bir iş yaptırmak despot yönetimlerin argümanıdır. Müreffeh ülkeler insana yaptırdığı her işi sevdirmeyi bilir. Bunun  bilerce metodu var.


Çocuklarına zorla ders çalış diyen babalar hep yanılmıştır . Çocuklarını iç motivasyon ile motive edenler çoğunlukla kazanmışlardır. İleri ülkelere bakalım o çocukları nasıl motive ediyorlar. Aslında insanlar doğuştan motive olmaya hazır olarak yaratılmıştır. Ancak biz insanların bu duyguları tahrip ederek toplumsal barışı bozuyoruz.






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim