Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

NEDEN TEPKİSİZ BİR TOPLUM OLDUK



NEDEN TEPKİSİZ BİR TOPLUM OLDUK?


Gün geçmiyor ki toplumda bir haksızlık hukuksuzluk ve zorbalık görmeyelim. Bir ticarethane helalinden para kazanır oraya bir çıkar grubu çöker ve haraç ister. Esnaf çaresizdir, devlete gitse çoğunlukla sonuç alamayacağını bildiği için önünde sadece iki yol vardır. Ya o mafyaya boyun eğecek yahut ona direnmeyi deneyecek. Kendi direnme gücü yoksa başka bir güce sığınacak. Bu şekilde toplum, devletin dışında bir takım güçlerin palazlandığı bir toplum olur çıkar. Şimdi akla soru gelebilir, devlete niye gitmiyor.


Pratikte bu o kadar kolay değil. Bir kere bu yapılan eylemi ispatlamanız gerekir. Zaten bu örgütler profesyonel olduklarından arkada fazla delil bırakmazlar. Şayet ispatlayamazsanız ki zaten devlete şikayet etmekle o mafyanın husumetini fazlaca üzerinize çekmiş olursunuz.


Sonrasında neler olacağını bilemezsiniz. İspatlasa dahi etkili bir müeyyide çıkma ihtimali nedir ki zira suç tamamlanmamıştır. Teşebbüs aşamasında kalmış suç, cezanın yarısı veya dörtte üçüne kadar indirilir.


İnsanların en büyük imtihanı korku ile imtihan edilmeleridir. Siz, bir tarafta canınıza ve çocuklarınıza kast etmiş bir örgüt, diğer tarafta sonucun ne olacağı belli olmayan bir hukuk serüveni arasında kalırsınız. Genellikle insanlar korku ve umitsizlik nedeniyle hukuka gitmemeyi tercih ederler. Ki bu konuda yaşananlarin çoğu hukuka aksetmediği için bizler bu vakaların sayısını net olarak bilemiyoruz.

Bir de bu örgütlerin devletin içini sızmış uzantıları varsa işiniz hepten zor demektir. Başınıza gelmedik iş kalmaz.


Sonuçta hukukun ve adaletin zayıf kaldığı ve zorbalığın ve gücün etkin olduğu bir sistemle karşı karşıya kalırsınız.

İnsanlarımızda ego fazlasıyla hakim. Herkes kendini diğerinden üstün görme telaşında. Kimse karşıdakini anlamak istemiyor. Örneğin Avrupa’da kavşakta yeşil yandığı halde hareket etmeyen bir araç görseler olumluya yorarak adamın bir sağlık problemi olduğunu düşünürler. Bizim ülkemizde henüz sarı ışık yanar yanmaz arkadan kornalar çalmaya başlar. Nezaketi ve kibarlığı unutan bir millet şiddete daha yakın demektir.


Biz ki çok susuz kalmış olsak bile önce karşımızdakine su ikram eden bir kültürün torunlarıyız. Nasıl bu hale geldik acaba?


İnsanlar birbirini anlamıyor, anlamak için çaba sarf etmiyor. Ön yargılar hepimizi esir almış durumda . İnsanın neler yaşadığı, içinde ne fırtınaların olduğu, hangi badirelerden geçtiği düşünülmüyor, varsa yoksa kendi menfaatimiz. Kendi işimiz görülsün başkasından bize ne..


Haksızlığa uğrayıp da adalet yolunda hakkını alamamış olmak kadar bir insanın kimyasını bozan başka bir şey tanımadım ben hayatta..Bu nedenle adalet diyoruz . Adaletin ne olduğunu anlamak için adaletsizliğin ne olduğunu bilmek gerek.. Bunun için de empati yapmak gerek.


İnsanlarımız duyarsız. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı hakim çoğunlukta. Sana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın ama başkasına dokunmayan yılan da senin için yaşıyor.. Bu hakikati göz ardı etmemek lazım..


Sokakta kuralsızlıklar yığınla almış başını gidiyor. Kimse kimseye karışamıyor. Polisin her yere yetişmesi imkansız. Kırmızı ışıkta geçenler, hatalı sollayanlar, makas atanlar, küfürlü konuşanlar vs. Sanırım toplumda öğrenilmiş bir çaresizlik hakim. Zira daha önce görmüş olduğu bir haksızlığa karşı duyarlılık gösterip de müdahale etmiş insanlar ağzının payını aldıktan sonra ve kötü bedeller ödetildikten sonra artık duyarsız kalmaya ve bana ne demeye başlamışlardır. Zaten bu, bulaşıcı bir hastalıktır. Toplumun çoğunluğu bu kafa yapısına sahip olunca azınlık buna ister istemez uyacaktır. Sosyoloji bilimi böyle söyler.


Anlattıklarımızı daha da somutlaştırmak gerekirse. Bu ülkede sokakta insana meydan dayağı atmanın cezası nedir bakalım. Şayet adamda kemik kırığı vs. yoksa TCK 86/2 ye göre kabaca 120 gün adli para cezası, onu da 20 TL den paraya çevirin 2400 Tl para cezası . Zaten adamın sabıkası yoksa onu da 5 yıl ertelersiniz alın size ödül gibi bir ceza. Peki sokakta size bir meydan dayağı atılsa ve sanıklara 2400 TL Ceza verilse ve hakim bu cezayı ertelese ne düşünürsünüz. Topluma olumlu veya olumsuz yön veren etkenlerin başında hukuk sistemi gelir. Amerika’da kanunlar o kadar güçlü ki insanlar polisten ve hakimden değil kanunlardan ve kanunların şaşmaz bir şekilde uygulanmasından korkuyorlar.


Maalesef bizim ülkemizde terör estiren insanlar bile Amerika’da dut yemiş bülbüle dönüyorlar. Bu da gösteriyor ki insanımızda sorun yok. Sorun hukuk sistemi ve onun uygulama tarzında..


Yıllar önce bir mafya lideri Amerika’da yaşayan bir Türk iş adamından yüklü bir miktar haraç ister ve vermezsen seni ayağından vurdururum vs. der. İş adamı şöyle konuşur: “Beni iyi dinle.. Burası Türkiye değil. Beni bir daha rahatsız edersen federal polisi ararım. Böyle azılı bir mafya lideri beni ölümle tehdit ediyor ve benden haraç istiyor derim. Vallahi seni 24 saatte sınır dışı ederler ve bir daha bü ülkeye adım atamazsın “der. O günden sonra bu iş adamını kimse rahatsız etmez.


Şimdi aynı olayın ülkemizde yaşandığını hayal edin ve neler olabileceğini. Morallerinizi bozmamak için detaylara fazla girmek istemiyorum.


İnsanları terbiye eden çok çeşitli faktörler vardır. Kimi nasihatle, kimi eğitimle, kimi güzellikle. Ancak bazı insanlar var ki onları kanundan başka hiçbir şey durduramaz. Zaten bunlar toplumun en sorunlu kişileri olduğundan en zor terbiye edilen grup bunlardır. Bunlara karşı kanun da etkisiz hale gelmişse o ülkeye geçmiş olsun. Zira artık o ülkede mafyacıklar türemeye başlar. Korkutma ve sindirmenin bir kazanç kapısı olduğunu gören herkes bu yola soyunmaya başlar.


O halde yapılması gerekenler:


1-Kanunları gözden geçirerek suç işlemeyi teşvik eden maddeleri ihya etmek. Suç işlemenin ödül gibi algılandığı maddeleri tamamen yok etmek.


2-Sanıkla mağdur arasındaki dengesizliği gidererek mağduru koruyacak, yüceltecek ve güçlendirecek düzeltmeler yapmak. Şu anda ceza kanunumuza genel olarak baktığımızda hükümlerin çoğunun sanık lehine olduğunu görmekteyiz ne yazık ki..


3-Haksızlıklarla mücadele ve toplumsal duyarlılığı artırmak için kurumlar, örgütler ve dernekler devlet tarafından teşvik edilmeli..


4-Adaletin, hukukun, ahlakın ve erdemin ne olduğu insanlara çok iyi anlatılmalı. İlk okuldan itibaren okullarda bu konu hakkıyla işletilmeli..


5-Kul hakkı kavramı sloganik bir söylemden çıkarılarak olması gerektiği gibi anlatılmalı.


6-Haksızlık yapan ve zorbalık edenler vergi yüzsüzlerine yapıldığı gibi deşifre edilmeli ve toplumda utanç duyacakları bir pozisyona sokulmalı..






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim