Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin


Adaleti kurtarmak



ADALETİ KURTARMAK.

18 yıllık yargıçlık hayatımın bana  ögrettiği bir şey var:   O da bilinenin aksine Adaletin sadece hakimlerin gayretiyle düzeltilecek bir mevzuu olmadığı. 

Adaleti düzeltecek olan yine siyasettir. Kültürel alt yapı ve toplumsal bilinç mevzunu bir  yana bırakırsak  denklemde  siyasetin olmadığı hiç bir kurum  ve düşüncenin gücü  adaleti  ihya etmeye yetmez.

Peki ama siyaset bunu nasıl başaracak?  

 İşte sorunun kilitlendiği  yer burası. Çıkış noktası siyaset olmasa bile son hamlenin icra mercii burası. Bü ülkede halk ve siyasi aktörler, adalettteki sorunları işsizlikten ve ekonomiden daha öncelikli bir sorun olarak  görmeye başladığında çözüme dair umutlarımızı tazeleyebiliriz.  

Yargı ve adaletin sorunlarına  ilk elden vakıf olanlar  Kürsüde bu işin cefasını  çekmiş ve sorunları hücrelerine kadar yaşamış ideal yargı mensuplarıdır . Mutfaktaki aşçıyı  bertaraf ederek sadece garsonla  yemeğin neden iyi pişmediğini anlayamaz ve daha güzel yemekler yapamazsınız.

Bu ülkede yapılan en büyük  hata, geçmiş  dönemde yapılan  ve hakimleri siyasetten  uzaklaştıran  yasal düzenlemeler olmuştur.

 Bugün bir hakimin milletvekili olma ihtimali yok denecek azdır.   Zİra  seçimlerde aday olup istifa eden hakim, seçimi  kaybedince mesleğine geri dönemiyor.    Bir kaymakam, bir vali , bir maliye bürokratı mesleğine dönerken hakim dönemiyor.   Haliyle emekliliği hak etmeyen  hiçbir hakim bu riski göze alamıyor.   

Oysaki  burada bir çelişki  mevcut . Geçmişinde siyasete girmiş   ve siyasette görev almış bir kişi  partiden  istifa ederek  sonradan hakim olabilirken   hakimliğe ara  verip siyasete giren, mesleğe dönemiyor. Burada açık  bir  çelişkili   var . Önemli olan hakimin siyasete girerek rengini ve düşüncesini ortaya koymak ise  bu durumun diğerinden ne farkı var.  

Bu sorunu çözmenin yolu bu değildir . İntiharları önlemenin yolu urganları  yasaklamak olamaz. Yahut trafik  kazalarını önlemenin yolu arabaların  trafiğe çıkmasını yasaklamak değildır.   Zira her külfet nimetiyle müsavi olmalıdır ,  yani  siz hakimlerin  siyaseten deşifre olmasını  adalet için zararli görebilirsiniz  bu bir siyasi  tercihtir .  Ancak bunu devletin bekasi için çok onemli olan  bir başka soruna yol açarak yapamazsınız  bu açığı başka bir yönden doldurmak zorundasınız. Yani hakimleri  bir başka yönden  siyasette aktif hale gelmesine yol açacaksınız. 

Bu durumda benim önerim; birinci sınıf olmuş hakimlere siyasete girmeleri halinde emekli olma imkanı verilmesidir.. Yani mademki hakim siyasete girdiğinde  mesleģe geri dönemiyor ve bu adalet için büyük bir boşluk oluşturuyor.. . Bu takdirde 1  sınıf olmuş veya   10 yılını doldurmuş hakimlere(eşitsizliği gidermek adına) siyasete girme sarti aranmaksizin emekli olma imkanı getirilmelidir ki siyasetin önü tıkanmış olmasın.. Yahut dönmek isteyen hakimleri mahkemelerden başka birimlerde görevlendirme imkanı verilmelidir.

Hakimler siyasete giremeyince mecliste adalete dair sorunlar hakkıyla gündeme gelemiyor ve sorunlarının kaynağına inilemiyor.   Kaynağa inilemeyince çareler yetersiz kalıyor.    

Nitekim 3 yıl Önce yapılan ve yanlışlığını defaatle dile getiridiğimiz " cezası 2 yılın altındaki suçlarda tutuklama yasağı" nı öngören düzenlemenin  ilk mağduru  adalet bakanı olmuştu. Tüm uyarılarımıza rağmen sorun çözülmeyince devlet itibarı zarar görmüştü. Nitekim sorun hala  çözülmüş değil.  Kaldı ki hakimlerin siyasete girmesi sadece adalette değil adaletin dışında pek çok konuda ufuk açıcı katkılar sağlayacaktır.

Peki adaletimiz ne durumda?

Adaletin bulunduğu seviyeyi gösteren en büyük   kriter,  İnsanların   adalete olan güven duygusudur. Son yıllarda adalete güven konusunda yapılmış net bir araştırma olmadığından son durumu bilmiyoruz. Lakin % 20 lerde seyreden bir güvenin hiç kimseyi tatmin etmeyeceği muhakkak.. 

Bazılarının bahsettiği gibi insanların mahkemeye müracaat etmesi adalete % 100 güvendikleri  anlamına gelmiyor. 
 Ya tutursa mantığı ile bir ihtimal  olarak insanlar bu yolu denemek zorunda kalıyorlar. Aksine alternatif bir metodun olması halinde  durumun net olarak degişeceğini düşünüyorum.   

     Adalet demek özgürlük demek. Adaletteki sarsıntı özgürlüğün sarsıntısıdır. Bazı nimetler var ki onları kaybettiğimizde değerini anlarız .Sağlıklı nefes alan bir insan ne temiz havanın ne de sağlam olarak  çalışan akciğerin kıymetini bilir. Bunu ancak nefes almakta zorlanan bir astım hastasını gördüğünde farkına varır. Bu nedenle özgüklükler de ancak yok olduğunda anlaşılır.

 Adaletin ideal bir noktaya gelmesi için ya tepeden bir müdahale yahut tabandan yani halktan gelen şiddetli bir talebin olması şarttır.. ..

 Bir ara  yol daha var. Talebin arzı zorlaması  bir başka ifade ile aydınlanma ve aydınlatma   Önce adalete inanmış   bir grup  gönüllü insan eksiklerini  tamamlayarak ve ideal manada kendini yetiştirerek halka inmeli  ufuk açıcı  bilinçlendirme kampanyasına başlamalı.   Halkta var olmayan adalet kavramını halkın bilinç altına sokmalıdır.. Çünkü insanlar ne yazık ki  bu ülkede adaletin ne olduğunu bilmiyorlar .Adaletin mahiyeltinden haberdar değiller. Adaletin yokluğunda neler olabilceğini tahayyül bile edemiyorlar. 

 Bilmiş olsalar partilerden iş ve ihale   yerine öncelikle  adalet isterler.

 İnsanlar şu anda adaletsizliğin gediklerinden  ve karadeliklerinden  istifade ettiklerinden  bu durumun çok kârlı bir iş olduğunu sanıyorlar.. 

 Adaletin gediklerinin bir bölümünden istifade edenler bir başka yerde veya bir başka zamanda bu tablonun  hışmına uğrayıp ağır bedeller ödedikleri halde   bunu göremiyorlar. Çünkü  beyinler hala ters çalışıyor.    Zira  her zaman ve her yerde bu imtiyazları ayakta tutup bunu ilanihaye sürdürülebilir kılmak  eşyanın doğasına aykırı.    

Bir örnek vermek gerekirse   
Zengin bir iş adamı ülkede adalet ve denetim olmadığı için   sürekli alkollü araç kullansa ve yakalandığında rüşvetle kurtulsa  bunu kârlı bir iş zanneder,  ama bir gün başka bir alkollü insan  bu iş adamının  oğluna çarpıp öldürdüğünde ....Nerde bu adalet diye isyan eder.

 Hali pür melalilimiz  maalesef bu...






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim